Naim Babüroğlu

Naim Babüroğlu

25 Nisan 1915 Çanakkale Kara Muharebeleri’nin 111. yıl dönümü-1: Mustafa Kemal’in tarih sahnesine çıkışı

18 Mart’ta Çanakkale’yi denizden geçemeyen düşman bu kez 25 Nisan’da kara harekatı başlatır. Karşılarında korkusuz Türk subayı Mustafa Kemal ve Mehmetçik vardır. Tarihe geçen zafer kazanılır. 18 Mart 1915’te, işgal donanması Çanakkale Boğazı’nı geçemez. Ve Osmanlı Devleti’nin başkenti İstanbul’u ele geçirme hayali söner. Boğaz’ın sadece donanmayla geçilemeyeceğini anlayan İtilâf devletleri, 25 Nisan 1915 günü Kara Harekâtı’nı başlatır.  Kara Muharebeleri 8.5 ay, tam 260 gün sürecekti. TARİH: 25 NİSAN İşgal Kuvvetleri Komutanı İngiliz Orgeneral Ian Hamilton, kuvvetlerini Limni Adası, Gökçeada, Bozcaada ve Semadirek adalarındaki üslere yerleştirmişti. Hava koşulları nedeniyle, Gelibolu yarımadasına çıkarma tarihi 25 Nisan 1915 Pazar gününe alındı.  ★★★ Çanakkale Cephesi’ni savunan Türk 5’inci Ordu Komutanı, Alman Orgeneral Liman von Sanders’tir. Yarbay Mustafa Kemal’in 19’uncu Tümen’i, ordu ihtiyatı olarak Gelibolu Bigalı’dadır. 19’uncu Tümen, 24-25 Nisan 1915 gecesi Conkbayırı istikametinde tatbikat yapmakta idi. Bu sırada, top ve silah sesleri duyuldu. Cephede bulunan 9’uncu Tümen’den saat 5.30’da yazılı bir rapor geldi: “Düşmanın Arıburnu ile Kabatepe arasına çıkarma teşebbüsünde bulunduğu, şimdi Arıburnu’na asker çıkardığı...” KRİTİK YER: ARIBURNU Mustafa Kemal telaşlandı. Arıburnu kritik noktaydı. Düşmanın kesinlikle durdurulması gerekirdi. Yoksa İstanbul’un, başkentin yolu açılırdı. Mustafa Kemal, bağlı olduğu kolordu ve ordu komutanlığına telefon etti, ancak cevap alamadı. Süvari Bölük Komutanı’na: “Bölüğünle Kocatepe’ye git, durumu net olarak öğren. İvedi olarak bana bilgi getir. Eğer düşman ilerliyorsa izin vermeyeceksin. Son askerine kadar tepeyi savun.” EMİR BEKLEMEDİ Mustafa Kemal’in tümeni ordu ihtiyatıydı ve normalde ordudan emir almadan hareket etmemesi gerekirdi. Fakat düşmanın ilerlemesi devam ediyordu. Bir anlık gecikme, büyük felakete yol açabilirdi. Genç komutan, zaman kaybetmemek için üst komutanlıktan emir beklemedi. Riski göze aldı, inisiyatif kullandı. Bir alay ve bir dağ bataryasıyla, çıkan düşmana taarruz için koşar adımla hareket etti. STRATEJİK BİR KARAR Mustafa Kemal, taktik bir konumda, tümen komutanıydı. Ama, stratejik bir karar vermişti. Stratejide bir saniyelik kaybın giderilmesinin mümkün olmadığını biliyordu. Şu anda hem ordu hem de tümen komutanı gibi davrandı. Bu büyük bir sorumluluktu ve herkesin alacağı bir karar değildi. Belki suçlu görülecek, askerlikten ihraç edilecek ve vatan haini damgası yiyecekti. İdam bile edilebilirdi. Bu genç komutan, bu kaygıları önemsemedi. Vatan savunması, her türlü kaygıdan ağırdı. 57.Alay’a ilk görev 57’nci Alay, erkenden kalkmış sabah çorbasını da içmişti. Dağ bataryası da hazırdı. Mustafa Kemal, alay ve bataryanın toplanma yerine gitti. Tebessüm ederek, yüksek sesle şu emri verdi: “Arkadaşlar, bugün yine tatbikata gideceğiz. Ancak, bugün artık hayal değil gerçek düşmanla karşılaşacağız. Düşman Arıburnu’na çıkmış. Kocaçimen’i tutacağız.” Cephedeki en stratejik kararlarda Yarbay Mustafa Kemal’in imzası vardı. ‘Cephaneniz yoksa süngünüz var’ Birliklerin önüne geçti ve hızla düşmana doğru hareket ettiler. Yolda, yanında bulunan komutanlara ayrıntılı emrini verdi. İntikal yolu, yürümeye elverişli değildi; fundalık, kayalık ve derelerle kaplıydı. Mustafa Kemal, sahilin gözetlenmesinden sorumlu 27’nci Alay’ın bir müfrezesinin Conkbayırı’na doğru kaçtığını görür. Yara bere içinde, giysileri yırtıktı. ‘KAZANDIĞIMIZ AN...’ Bu askerlerin önüne çıkar ve emrini verir: “Niçin kaçıyorsunuz? dedim. ‘Efendim düşman!’ dediler. ‘Nerede?’ dedim. ‘İşte!’, diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler. ‘Düşmandan kaçılmaz’, dedim. ‘Cephanemiz kalmadı’, dediler. ‘Cephaneniz yoksa süngünüz var’, dedim’, bağırarak süngü taktırdım ve yere yatırdım.” Türk askerinin ateş edeceğini düşünen ANZAK (Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu) müfrezesi de yere yattı. Mustafa Kemal, “Kazandığımız an, bu andır” diyecekti. ‘Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum’ Ve işte tam burada, savaş tarihinde örneği olmayan ünlü emrini verir: “57’nci Alay Komutanı’na bütün alayı ile gösterdiğim istikamette taarruz etmesini emrettim. Ve dedim ki... ‘Size ben taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında, başka kuvvetler ve komutanlar yerimizi alabilir...” 25 Nisan 1915 Pazar günü saat 10.00’du. Binbaşı Hüseyin Avni Bey, 57’nci Alay’ını hazırladı. Conkbayrı’ndan aşağı, savaşın kaderini değiştirecek olağanüstü bir taarruz başladı. Mustafa Kemal, bu taarruz için şunu söyler: “Herkes öldürmek ve ölmek için düşmana atılıyordu. Bu öyle sıradan bir taarruz değildi. Herkesin başarılı olmak veya ölmek isteğiyle hareket ettiği bir taarruzdu.” Genç Komutan, bataryanın yanında ateşi sevk ve idare ediyordu. ANZAK birlik komutanı, Avustralyalı Tulloch bu anı şöyle anlatır: “Korkusuz bir Türk subayı, 900 metre kadar ileride ateşi idare ediyordu. Ancak onu vurmayı başaramadım.” Bu korkusuz Türk subayı, Mustafa Kemal’di... Çatışmaların yaşandığı o bölge… CESUR VE GÖZÜ KARA O tarihe kadar, dünya savaş tarihinin en büyük çıkarma harekâtı olan Çanakkale Cephesi’nde... Savaşın ilk saatlerinde, Mustafa Kemal başkent İstanbul’u, Osmanlı’yı kurtarıyordu. İşte bu anda, Mustafa Kemal Türk milletinin huzuruna çıkar. Ve tarih sahnesine, adımını atar. Genç, cesur, gözü kara ve yakışıklı bir Türk subayı... 34 yaşındadır... Kader ağını örmeye başlamıştı... Mustafa Kemal’in kaderi, ulusunun kaderi olacaktı. Ve ok yaydan çıkmıştı... YARIN: Mustafa Kemal’in doğum yeri KEMALYERİ ve cepheden kaçan alay

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.