Ertuğrul Özkök
3 Ocak Cumartesi akşam üzeri: ABD Maduro’yu New York’a götürürken Suriye’de ne oldu?
3 Ocak 2026, dünya tarihine Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela Devlet Başkanı’nı yatak odasından alıp götürdüğü gün olarak geçecek.
O gün bütün dünya Maduro’ya odaklanmışken, bizim sınırımızdaki Suriye’de çok garip bir şey yaşandı.
O günü hatırlayalım…
Bir ABD uçağı, Maduro ve eşini Iwo Jima uçak gemisinden alıp New York uçağına götürdüğü saatlerde, İngiliz ve Fransız Hava Kuvvetlerine bağlı jetler Suriye’de bir noktayı vurmaya başladı.
İlk bakışta sıradan bir olay gibiydi.
Nitekim dünya medyası da pek önemsemedi.
Oysa o gürültü içinde bazı insanlar şu soruyu soruyordu:
İngiltere ve Fransa durup dururken niye birden Suriye içindeki güçler tablosuna girmişti?
DÜNYA BUNU İNGİLİZ SAVUNMA
BAKANINDAN DUYDU
Dün bu olayın peşine düştüm.
Dünya bu olayı İngiltere Savunma Bakanı’nın açıklamasıyla öğrendi.
İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetlerine ait “Typhoon FGR4” tipi uçaklar katılmış.
Aynı anda Fransa Hava Kuvvetlerine ait uçaklar da bu ortak operasyona dâhil olmuş.
Fransızların çok amaçlı Dassault Rafale tipi uçaklar kullandığı tahmin ediliyor.

OPERASYONA KATILAN TANKER
UÇAĞINDAN ÇIKAN SORU
Operasyon sırasında “Voyager” tipi tanker uçakları da kullanılmış.
Tabii tanker uçaklarının kullanılması, “Acaba bu uçaklar nereden kalktı?” sorusunu da beraberinde getirdi.
Bu saldırı ile ilgili bulabildiğim haberlerin hepsini okudum.
ChatGPT’de bir araştırma yaptım.
Hiçbir resmî kaynakta uçakların nereden kalktığı konusunda bilgi verilmemişti.
İNGİLİZ UÇAKLARI NEREDEN
GELDİ, FRANSIZLAR NEREDEN
Ama savunma çevreleri, İngiliz uçaklarının büyük bir ihtimalle Güney Kıbrıs’taki “RAF Akrotiri” üssünden havalandığını belirtiyor.
Fransız uçaklarının kalktığı yer ise daha ilginç.
Bu uçakların ya Birleşik Arap Emirlikleri’nde, Abu Dhabi yakınlarındaki “Base 104” üssünden ya da Ürdün’deki “H-5” Hava Üssü’nden kalktığı tahmin ediliyor.

TÜRKİYE SINIRINA KUŞ
UÇUŞU 580 KM’DEKİ HEDEF
İngiliz ve Fransız uçaklarının hedefine gelince…
Suriye’de Palmira yakınındaki “İŞİD” yeraltı cephaneliklerinin bombalandığı söyleniyor.
Orta Suriye’de, Türkiye’nin Gaziantep-Kilis sınırına kuş uçuşu 580 km mesafede bir yer.
Bir anlamda Suriye’nin “Efes Harabeleri” diyebilirsiniz.
İngiliz Savunma Bakanı, bombalanan hedeflerin “sivil yerleşim” bölgelerinde bulunmadığını özellikle vurguladı.
Sonuç ne oldu?
Bu konuda ayrıntılı bir bilgi yok.
Sadece “Hedeflerin başarılı biçimde vurulduğu” belirtiliyor.
İNGİLİZ BAKAN NİYE ISIS
DEĞİL DE DAESH DEDİ
İngiliz Savunma Bakanlığı’nın açıklamasında dikkatimi çeken bir ayrıntıyı aktarayım.
Bakan, daha önce kullanılan “ISIL” veya “ISIS” kelimesi yerine Arapça “DAESH” kelimesini kullanmış.
Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da tercih ettiği kavramı tercih etmiş.
Bu kelimede “İ” harfi olmadığı için herhalde örgütün adındaki “İslami” atfın algılanmayacağı düşünülüyor.
Gerçi Arapça ifadede de “İslami” kelimesi geçiyor.
Sadece “İ” harfi yok.
Ama haberi yayımlayan gazetelerin çoğu bunun yanına “ISIL” kelimesini de eklemişler.
ESAD’IN DEVRİLMESİNDEN SONRA
İLK İNGİLİZ-FRANSIZ OPERASYONU
Suriye ve İngiltere, 2014 yılından itibaren Suriye’deki İŞİD hedeflerini vuruyordu.
Ancak 2019 yılından sonra bu operasyonlar azalmıştı.
Esad devrilip Şara devlet başkanı olduktan sonra bu iki ülke ilk defa Suriye toprağında bir hedefi vuruyordu.
Ancak nedendir bilinmez, bu operasyon iki ülkenin kendi medyasında bile fazla önemsenmedi.
Küçük birer haber olarak geçti.
Hiçbir gazete olayın ayrıntılarına girmedi.
BU OPERASYONDAN İKİ GÜN SONRA
YAYILAN BİR SUİKAST DEDİKODUSU
Şimdi o günden iki gün sonrasına gidelim.
Yani 5 Ocak 2026 gününe…
Herkes Maduro’ya odaklanmışken, sosyal medyada birden şu dedikodu yayıldı.
30 Aralık 2025 günü Suriye Devlet Başkanı El Şara’ya suikast girişimi yapılmıştı.
Suriye resmî kanalları bunu yalanladı.
Ama dedikodu, dün bu yazıyı yazarken hâlâ yayılıyordu.
Şöyle de bir ayrıntı vardı:
Korumasını yapan iki HTŞ grubu arasında çatışma çıkmış, Şara da hafif sıyrıklar almıştı.
BANA GÖRE İNGİLİZ-FRANSIZ
HAREKÂTININ AMACI ŞU
Bütün bunlar 48 saat içinde oldu.
Şimdi dönüp aynı soruyu soralım:
İngiltere ve Fransa durup dururken niye Suriye toprağında aniden bayrak gösterdi?
Evet, İŞİD tekrar terör eylemlerine başlamıştı ama Amerikan uçakları zaten o bölgeyi vuruyordu.
Neden iki ülke de devreye girdi?
Benim yorumum şu:
İngiltere ve Fransa, bu bölgede “biz de varız” diyorlar.
Ve dün gece bir son dakika gelişmesi: İngiltere ve Fransa Ukrayna'da bir barış anlaşması halinde asker göndereceklerini birlikte açıkladılar.
BUGÜN İTİBARIYLA
SURİYE’DE KİMLER VAR
Böylece Suriye bugün itibarıyla; Türkiye, ABD, İsrail, Fransa, İngiltere’nin doğrudan sahnede olduğu bir ülke hâline geldi.
Geri planda Mısır, BAE, Katar, Ürdün de Arap nomenklaturası olarak orada.
Bunun bize gösterdiği gerçek şu:
Esad devrildi ama Suriye’de işler düzene girmedi.
Hatta daha kötüye gittiğine dair işaretler çoğalıyor.
Bu da “Şara iktidarda kalabilecek mi?” sorusunun daha yüksek sesle telaffuz edilmesine yol açıyor.
SURİYE HAVA SAHASI YENİDEN BİR ANTİ
İŞİD KOALİSYONUNUN KONTROLÜNE GİRİYOR
48 saat içinde yaşanan olaylar bana bir de şunu söylüyor:
Suriye’de inisiyatif tekrar 2019 öncesindeki gibi “anti-İŞİD bir mücadele eksenine” kayıyor.
Yani Suriye fiilen uluslararası bir ittifakın inisiyatifine geçiyor.
En önemlisi de hava sahası kontrolü tamamen ABD, İsrail, İngiltere, Fransa etkisindeki bir koalisyona teslim ediliyor.
TÜRKİYE HÂLÂ SURİYE
ÜZERİNDEKİ EN ETKİLİ GÜÇ MÜ
Türkiye’ye gelelim.
Bütün bunlar, Esad’ın devrilmesi ertesinde Türkiye’ye atfedilen büyük rolün hâlâ büyük olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor.
Şahsi kanaatim şu:
Erdoğan-Fidan-Kalın üçlüsü başından beri “Türkiye’nin çok ön planda görünmesini” pek arzulamayan bir “hayalet bayrak dalgalandırma” stratejisi yürütüyor.
Yine şahsi kanımca bu doğru bir strateji.
Çünkü kabul edelim ki Türkiye bugün ne Orta Doğu’da ne dünyada “sempatik bir görünüme” sahip değil.
Ortada fazla görünmek hem öteki bölge ülkelerini hem de Şara’yı rahatsız edebilir.
İktidara yakın bazı şuursuz konuşan kafalar her gün “Suriye’yi biz yönetiyoruz” havasında konuşuyorsa da bilelim ki bu, lehimize olacak bir algı yaratmaz.
SURİYE VE SDG KONUSUNDA BİR
PARADİGMA DEĞİŞİMİ ZAMANI
Neticede geldiğimiz şu gün itibarıyla Suriye konusunda ilgimiz ve etki alanımız, SDG’nin statüsünün belirlenmesine indirgenmiş görünüyor.
Ancak yukarıda anlattığım tablo bize şunu anlatıyor:
Artık Suriye stratejisinde bir “paradigma değişimi” için düşünce egzersizi yapma zamanı geldi.
Bugüne kadar yürüttüğümüz Kürt politikasını daha gerçekçi bir bakışla bir kere daha değerlendirmeliyiz.
“Sınırımızda bir Kürt oluşumu istemiyoruz” takıntısı ve ısrarı giderek anlamını yitiriyor.
KUZEY IRAK SPİRALİNDEN
KURTULMA ZAMANI
Kuzey Irak’la ilgili tartışmaları hatırlayalım.
Yine böyle ısrar ettik, ettik ve sonunda ne oldu?
Gerçekçi bir değerlendirme ve paradigma değişimi sonucunda orada federatif bir oluşumu kabul ettik.
Bugün o oluşumla çok iyi ilişkilerimiz var.
Suriye’ye gelince…
Aynı paradigma değişimini Suriye’de de yapamaz mıyız?
Öcalan’la masaya oturma gerçekçiliği ve cesaretini gösteren bir Ankara, Suriye Kürtleri ile çok daha rahat bir diyaloğu kurabilir.
BU SURİYE KAOSU İÇİNDE
EN İSTİKRARLI GRUP KÜRTLER
Bu politikada ısrar edersek, korkarım ki üç-beş yıl sonra Suriye haritasından tamamen silinebiliriz.
Çünkü belli ki Suriye karışacak.
Ve bilelim ki o karışıklık içinde en istikrarlı grup yine Kürtler olacak.
Ve orada üniter yapıyı koruyabilmek öyle kolay olmayacak.
Suriye, tek devlet yapısını ancak Alevisine, Dürzisine, Kürt’üne, Hristiyan’ına kendini güvende hissedebileceği garantilerle sağlayabilir.
Belkemiği El Kaide’den ayrılmış HTŞ ve Lazkiye olaylarında yapısını gördüğümüz ÖSO ile Suriye’yi bir arada tutmak her geçen gün zorlaşıyor.
Oradaki hastalığın bize de sirayet etmesini önlemek istiyorsak, “Kürt paradigmamızı” değiştirmemiz şart.
İKİNCİ PARADİGMA
İSRAİL İLE İLİŞKİLER
İkinci bir paradigma da İsrail ile ilişkiler.
Onda da en azından bir üslup değişimine gitmemiz şart.
Türkiye, Suriye ve Gazze politikasını şahsi takıntılar ve kişisel belagat kıskacından kurtaramazsa, bu bölgede “yapıcı büyük oyuncu” olarak kalmak zorlaşacaktır.
O nedenle siz de düşünün:
İngiltere ve Fransa durup dururken niye Suriye’deki hedefleri vurmaya başladı?
YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.