Ertuğrul Özkök: Deniz Göktaş’ın ilk yazılı mizahı kaç kişiye ulaşır? Bir “Haaland Yürüyüşüne” kaç sinyal gelir?

Ertuğrul Özkök: Deniz Göktaş’ın ilk yazılı mizahı kaç kişiye ulaşır? Bir “Haaland Yürüyüşüne” kaç sinyal gelir?

Ertuğrul Özkök bugünkü köşesinde " Deniz Göktaş’ın ilk yazılı mizahı kaç kişiye ulaşır? Bir “Haaland Yürüyüşüne” kaç sinyal gelir?" başlıklı yazısını kaleme aldı.

Son haber şu:
Deniz Göktaş cezaevinde mizah kariyerinin yeni bir aşamasına geçti.
Dün avukatı aracılığıyla “X” üzerinden öylesine bir metin yayınladı ki…
Harika bir genç stand-upçımız oldu derken, şimdi bir de harika Aziz Nesin’imiz oldu bile diyebiliriz.
İçinde, alaturka tuvaletten, ters kelepçe video çekimlerine, Behzat Ç. muhabbetinden, Gibi’nin Feyyaz’ına, Dünya Kupası'nı anlatan Nihat Kahveci’ye, 4 saniye süren “Şanlı direnişten” “Şişman Ronaldo’ya” kadar her şey var…
Eminim bu metin, bir Aziz Nesin kitabından çok çok daha büyük bir okuyucuya ulaşacak 48 saat içinde.

ŞİMDİ CEZAEVİ DIŞINDAKİ
MEMLEKET GERÇEĞİNE DÖNELİM

Ama şimdi “Memleketin cezaevi dışındaki gerçeklerine götüreceğim biraz.”
Sizi biraz rakama boğacağım… Benim yazımdan sıkılırsanız, Deniz Göktaş’ın yazısına dönebilirsiniz.
Geçen pazar günü Milli Eğitim Bakanının ağzından o lafların çıktığı saatlerde, Türkiye’den uzak bir yerlerde bambaşka gelişmeler oldu.
Ama önce o lafların söylendiği saatlere dönelim.

PAZAR GÜNÜ TSİ 17’DE BİR
SPOR REKORU KIRILDI

Türkiye saatiyle 17’de Londra’nın Silverstone denilen pistinde Formula 1 yarışlarının 9’uncu etabı yapılıyordu.
Bu yarışta muazzam bir dünya rekoru kırıldı.
İki gün boyunca Silverstone denilen yarış alanına gelen biletli seyirci sayısı 554 bini geçti.
Yarım milyon kişi önlerinden 300 km hızla geçen bu teknoloji harikalarını izledi.

AYNI GECE DÜNYA KUPASI'NIN MAÇLARINI
BİLETLİ İZLEYEN SAYISI 5 MİLYONU GEÇTİ

Aynı hafta Amerika Birleşik Devletleri’nde oynanan Dünya Kupası maçlarında da tarihi bir rekor kırıldı.
Grup aşamasındaki 72 maçta toplam 4.644.549 kişi biletli olarak tribünlerde yer aldı.
Son 16 turunun ilk maçlarıyla birlikte toplam biletli seyirci sayısı 5 milyonun üzerine çıkmış durumda.
Bu, Dünya Kupası tarihinin en yüksek biletli maç izleme rekoru oldu.
Türkiye’nin Milli Eğitim Bakanı karşısına üç beş kişiyi oturtup bu lafları söylerken, aynı saatlerde dünya realitesi buydu.
Yani o saatlerde insanlar çok daha eğlendirici şeyleri seyrediyordu.
Ama bu işin daha dramatik yanı var.

ÖNÜMÜZDEN VINNN DİYE GEÇEN
MAKİNALARI KİMLER İZLİYOR

Bakan tarikatlar desteğinde “Milli müfredatın yükü hafifletilirken” spor âleminde “Performansın ölçüleri” ağırlaşıyor.
Formula 1 dünyanın en önemli sporlarından biri hâline geliyor.
Geçen sezon bu yarışları izleyen insan sayısı 1 milyar 839 milyon kişi oldu.
Her Formula 1 yarışını 80 milyona yakın insan izliyor.
Üstelik seyircinin yüzde 40’ı kadın…
Ne izliyor bu insanlar?
Sadece önlerinden 300 km hızla vınnn diye geçen makineleri mi?
Hayır…
F1 dünyanın en gelişmiş “Ölçümleme” ve “Dijital Veri” sistemi…
Bir strateji oyunu.
Matematik, fizik, hava raporu, ihtimal hesabı…
Ve insan zekâsı…
Şimdi size bazı bilgiler vereceğim.
Newsweek dergisi bu haftaki kapağını Formula 1’e ayırdı…
Başlığı da şöyle:
“Dünyanın en teknik sporu nasıl bu kadar insani kalabildi…”

BİR FORMULA 1 ARACI ÜZERİNDE
300-500 SENSÖR BULUNUYOR

(*) Modern bir Formula 1 aracında yaklaşık 300–500 sensör bulunuyor. Bunlar motor, hibrit sistem, şanzıman, frenler, süspansiyon, lastikler, aerodinamik, yakıt sistemi ve elektronik sistemleri sürekli izliyor.
(*
) O aracı kullanan pilot üzerinde de 10–20 sensör var.
Bunlar kalp atış hızı, emniyet kemeri kuvvetleri, kulak içi sıcaklık, biyometrik veriler ve G kuvveti gibi ölçümleri kapsıyor.
Çünkü bir F1 pilotu, yarış boyunca bir F-35 savaş uçağı pilotununkine yakın G kuvveti altında kalıyor.

whatsapp-image-2026-07-07-at-21-39-18-3.jpeg

PİT DUVARINA 1 MİLYARIN
ÜZERİNDE BİLGİ ÇARPIYOR

Bu 600 sensörden Pit Duvarı denilen arabanın kontrol merkezine ne kadar sinyal ve bilgi gelir?
(*) Yaklaşık 300–500 sensörden her biri saniyede 10 ila 1.000 kez ölçüm yapabiliyor.
Bu da 300 kilometrelik bir Grand Prix sırasında 1 milyarın üzerinde sensör okuması (sinyal) üretilmesi anlamına geliyor.
Yani o kontrol merkezine 1 milyarın üzerinde bilgi geliyor.
Demek ki bir F1 aracı hafta sonu boyunca 1–1,5 terabayt civarında veri üretebiliyor.
O zaman Haaland yürüyüşüne dönelim.

whatsapp-image-2026-07-07-at-21-39-18-1.jpeg

HAALAND YÜRÜYÜŞÜNÜ
KEŞFETTİĞİMİZ GECE

Dünya, pazarı pazartesiye bağlayan gece “Haaland Yürüyüşü” diye bir şeyi keşfetti…
Erling Haaland, Norveç’i ilk 8’e götüren golcü futbolcu.
Brezilya’yı eledikten sonra başını öne iterek yaptığı üstü çıplak yürüyüş, sosyal medyanın olayı hâline geldi.
Bir “Viking Yürüyüşü” olarak algılandı.
Ve o gece futbolda, iddiasız bir ülkenin, kibirli ve çok iddialı bir ülkeyi yenip zafer kazanmasını simgeliyordu bu yürüyüş.
Ama o yürüyüşün arkasında da muazzam bir performans ölçümleme sistemi vardı.

whatsapp-image-2026-07-07-at-21-39-18.jpeg

HAALAND’IN VURDUĞU TOPTAN
SANİYEDE KAÇ SİNYAL GELİYOR

Futbolda oyuncular üzerinde fiziksel sensör yok; “Görüntü tabanlı” bir sistem bu…
(*) Sahadaki 25-27 kişi (22 futbolcu + hakemler) kameralarla takip ediliyor.
(*
) 12-16 stadyum kamerası her oyuncunun 29 vücut noktasını izliyor.
(*) Topun içinde 1 adet IMU (ataletsel ölçüm) sensörü var.
(*
) Her kaleyi izleyen 7 yüksek hızlı kamera (toplam 14 kamera) kullanılıyor.
(*) Haaland’ın birinde kafayla, ötekinde ayağıyla vurduğu toptan saniyede 500 veri gönderiliyor.

BİR MAÇTA 7 MİLYAR
OYUNCU VE TOP VERİSİ

(*) 16 optik takip kamerasının her biri saniyede 50–100 kare çekiyor.
Bu da 16 × 100 × 5.400 saniye = 8,6 milyon görüntü karesi ediyor.
(*
) Her karede yaklaşık 25 kişi × 29 vücut noktası analiz ediliyor.
Buna hakem ekipmanı, saatler, iletişim sistemi ve VAR verileri de eklendiğinde 90 dakikalık bir Dünya Kupası maçından sistemler şunları aktarıyor:
2,7 milyon top sensörü verisi,
8–9 milyon kamera karesi,
6–8 milyar oyuncu ve top konum verisi,
Yani bir Haaland Yürüyüşü maçı, veri üretimi açısından Formula 1 ile birlikte dünyanın en yoğun spor organizasyonları arasında yer alıyor.

whatsapp-image-2026-07-07-at-21-39-18-2.jpeg

TAM O SAATLERDE MEMLEKETİN
MİLLİ VE YERLİ HAKİKATİ NE DURUMDA

Fazla kafa yorduk.
Bu baş döndürücü kozmografyadan “Memleketin gerçeklerine” dönelim isterseniz.
Dönüyoruz ve ne görüyoruz bu “milli ve yerli hakikat dünyamızda…”
Aynı saatlerde Milli Eğitim Bakanımız, karşısındakilere “Kurtuluş Savaşı'nda kimden kurtulduk ki” diyecek kadar kendinden geçmiş bir belagat şehveti ile konuşmaya devam ediyor.

KONUŞMANIN DEĞERİNİ
ÖLÇECEK TEK SENSÖR YOK

Üzerinde bir tek sensör yok…
Dolayısıyla ağzından çıkan lafların performansını, değerini ölçecek bir Pit Duvarı da, onu değerlendirecek insan da yok.
Anlayacağınız çocuklarımızı ölçülebilir gerçekler dünyasına hazırlayacak bakanlığın başında ne yazık ki böyle ölçümsüz, dolayısıyla ölçüsüz bir bakan var.
Ama neyse ki onu ciddiye alan ve rızkını bakanlıktan çıkaran üç beş tarikat mensubundan başka kimse yok.

SAYIN BAKAN ANTHROPIC MYTHOS 5
GEÇEN HAFTA TÜRKLERE DE AÇILDI

Bakanın o sözleri söylediği hafta dünyada şöyle bir gelişme daha oldu.
Şu an için en gelişmiş yapay zekâ programı sayılan “Anthropic Mythos 5”, ABD dışındaki ülkelerin vatandaşlarına kapatılmıştı.
Bakanın konuşmasından 3 gün önce herkese açıldı…
Sensör çağının Türk çocukları da artık o programı kullanabilir.
Yani bakan bu Kurtuluş Savaşı lafını sınıflarda çocuklara zorla anlatır.
Ama pek takan olmaz.

ANNELER BABALAR İÇİN
DENİZ GÖKTAŞ FORMÜLÜ

Ne diyordu ters kelepçeli stand-upçımız Deniz Göktaş;
“Anne beni oraya gönderin. Sabah onlar beynimi yıkar, akşam geldiğimde siz düzeltirsiniz…”
Hiç de fena formül değil yani…
Bakan ve tarikatları ideolojik tatminini yaşar.
Anne, baba, çocuk, Anthropic Mythos 5, el ele bir nesli ölçülebilir performanslar dünyasına hazırlar.
Deniz Göktaş da bu “Ölçülebilir performans” kuşağından.
Videosu 2 haftada 12 milyon kere izlendi.
Cezaevinden ilk yazılı metnini X üzerinden kaç kişinin okuduğunu da öğreneceğiz…
Yani arkadaş;
Yürüyeceksen Haaland gibi yürü, yenileceksen Vozihna gibi kaybet…

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.