Ergün Aydoğan
Olmayan normalleşmenin sonu!
Özellikle ‘’başkancı’’ sistemle birlikte artan enflasyon, ekonomide yaşanan fiyat dengesizlikleri toplumun şaşırma duygusunu ortadan kaldırdı. Çarşıda, pazarda, markette öylesine fiyat farklılıkları var ki, o fiyatlar; yok artık bu kadar da olmaz detirtirken fiyatları ölçme, fiyatları kıyas yapma yetisini de yok etti. Öyle ki, denetleyici mekanizmaların yok olduğu, serbest piyasa mantığının kendi içindeki ‘’görünmez eline’’ emanet edilen otokontrol tamamen ortadan kalkmış olması kimseyi şaşırtmaz hale geldi! Kapitalist ‘’sadece kendi kazancını düşünür’’ ama ‘’görünmez bir el onu niyetinin parçası olmayan bir sonuca taşır.’’
SİYASETİN ŞAŞIRMAMA HALİ…
Ekonomide böyle de, siyasette durum farklı mı; siyasette de artık olmaz diye bir şey kalmadı!
Siyasi kulislerde günlerdir konuşulan bakan değişiklikleri Adalet ve İçişleri bakanlarının değişimiyle sınırlı kaldı. Adalet Bakanı İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek. İçişleri Bakanı Erzurum valisi Mustafa Çiftçi oldu. Bu iki bakanlık değişimi hiç olmadığı kadar ses getirdi.
Adalet Bakanı olarak atanan Akın Gürlek ‘’başkancı’’ sistemle birlikte muhaliflere yönelik tartışmalı tüm siyasi davaların hakimi olarak birçok önemli davaya imza atmış, daha sonra siyasi görev olan Adalet Bakan Yardımcılığına atanmış, siyasi görevden sonra tekrar dönmemesi gereken İstanbul Başsavcılık görevine atandıktan sonra, Ekrem İmamoğlu ve onlarca belediye başkanları ve çok sayıda bürokratla ilgili davalar sürecine imza atan, CHP’lileri yargısal operasyonlarla etkisizleştirmenin aktörü olan bir isim olması tartışmaları beraberinde getirdi.
İçişleri Bakanı olarak atanan Erzurum valisi Mustafa Çiftçi, Akın Gürlek kadar tanınmış bir isim olmamakla birlikte kamu görevi süresince milli bayramları hiç kutlamaması, Kurtuluş Savaşı karşıtı İskilipli Atıf’a dönük ‘anma, ziyaret’leri yapması, övücü ifadeler kullanması kamuoyunca tartışılmasına yol açtı.
Birkaç gündür kamuoyu bu isimlerin atanmasının nedenlerini, zihinsel kodlarını okumaya çalışıyor. Bu atamaların iktidarın önümüzdeki süreçte muhaliflere ve iktidara karşı olanlara dönük daha da sert uygulamalarla, kutuplaştırmayı artırarak iktidar saflarını sıklaştıran uygulamalar için bu atamaların yapıldığı kanaati hakim.
Akın Gürlek İstanbul Cumhuriyet (SÜPER!) Başsavcısı olarak ‘’siyasi’’ olmadığı iddia edilen Ekrem İmamoğlu ve İBB davalarını açan isim. Görülmeye başlanan davalar hakkında karar verecek hakimler aynı zamanda HSK (Hakimler Savcılar Kurulu) Başkanı da olan Adalet Bakanı Akın Gürlek’e bağlı. Hakimler Savcılar Kurulu Başkanı olarak, o hakimler savcılar Akın Gürlek’e özlük hakları olarak bağlı durumdalar. Akın Gürlek isterse bir savcıyı, bir hakimi istediği yere atar, birinci sınıfa yükseltir veya yükselmelerini engelleyebilir, disiplin soruşturması başlatabilir. Şimdi bu şartlarda onun açtığı arkasında durduğu o davalarda hakimler nasıl karar verecek. Hele ki, masumiyet karinesini yok sayarak davanın adını ‘’İmamoğlu suç örgütü’’ olarak ilan eden. Bakan olarak ilk çıktığı A Haberde dava ile ilgili açık kanaatini açıkladıktan sonra… Önceki Bakan Yılmaz Tunç’un olmasa bile! ‘’Türkiye bir hukuk devletidir’’ sözlerinin gereği gibi mi kararlar verilecek? Yoksa dava ile kanaati baştan belli olan Adalet Bakanına göre mi?
Böylece 2024 yerel seçimlerinden sonra ‘’gerçek’’ olmasa bile başladığı iddia edilen ‘’siyasette normalleşme’’ fiilen sona ermiş, iktidarın ‘’kutuplaştıran, ötekileştiren, ayrıştıran’’ muhalifleri önce DEM’lileri, şimdi de CHP’lileri kriminalize eden siyasete geri döneceği kanaati oldukça yüksektir. Çünkü iktidarın müesses nizam dediği ‘’kurulu düzen’’e karşı oluşturduğu vesayet sistemini yıkma ve kendi vesayet düzenini kurma adına kurulu düzen ve onun savunucularına karşıtlık oluşturarak kendi müesses nizamını kurma hedefi halen devam etmektedir.
ATANMIŞLARIN İKTİDARI…
Bu iktidarın en büyük hedefiydi ‘’atanmışlar’’ değil ‘’seçilmiş’’lerin ülkeyi yönetmesi!
Milletvekilleri bile ‘’atama’’ yoluyla belirlendiği ve milletvekillerinin uygulanmakta olan ‘’başkancı’’ sistemde etkinliğinin giderek azaldığı, bakanların dışardan atandığı, denetlenemediği, sözlü soruların sorulamadığı; yürütmeye bağlı olduğu, atanma dahil tüm yetkilerin bir kişilik yürütmede olduğu bu sistem ‘’atama’’ yönetim anlayışının hakim olduğu bir sistemdir.
Son atanan Adalet ve İçişleri Bakanları ile birlikte bakanlar arasında Murat Kurum dışında seçilmiş tek bir bakan yoktur. Genel Kurmay Başkanı Yaşar Güler MSB bakanı. MİT Başkanı Hakan Fidan Dışişleri Bakanı. İstanbul İl Sağlık Müdürü Kemal Memişoğlu Sağlık Bakanı. Hacı Bayram Üniversitesi Rektörü Yusuf Tekin Milli Eğitim Bakanı. Karayolları Genel Müdürü Abdülkadir Uraloğlu Ulaştırma Bakanı olarak bürokrasiden ya da dışardan atamadır. Yani bir anlamdan geçmişte çok eleştirilen ‘’bürokratik oligarşi’’ şu anda baskın ve etkin durumdadır.
Sonuç olarak, hükümetle devlet iç içe geçmiş, hükümet devlet ayrımı ortadan kalkmış ve son atamalarla araçsallaştırılmış yargı eliyle siyaset üzerinde CHP’ye yönelik kurultay davası ve belediye başkanları üzerinden baskılar daha da artacaktır.
YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.