Erol Çevikçe
S. GENÇ, S. ERGÜL, H. BELOVACIKLI
CHP kadar olmasa da, benim politik yaşamımda da, “Umudumuz Ecevit” sloganını yaratan, ülkenin dört bir yanına yayan CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı Süleyman Genç ve devamı Başkanlar Sabri Ergül ve Hasan Belovacıklı’nın ayrı bir yeri vardır.
Süleyman Genç, 1970’lerin sağ-sol çatışma ortamında eline silah almadan devrimci gençliği sosyal demokrat kesimde (CHP’de) toplanmasını sağlayan bir gençlik önderi olmuştu. 1961’de Harbiye öğrencisi iken darbeci Talat Aydemir’in emrinde ayaklanmaya zorunlu olarak katılmış ve fakat Başbakan İsmet İnönü’nün affıyla okuldan çıkarılmışlardandı. Yüksekokulu bitirdikten sonra da demokratik siyasete CHP’de devam etti
Hızlı bir yükseliş gösterdi ve önce Bülent Ecevit’in genel Başkanlığı sonra da 1973 seçiminde CHP’nin başarısı için yollara düştü. 1973 seçiminde İzmir’den Milletvekili olarak TBMM geldi. Beraber olduğumuz o yıllarda gerek CHP Meclis Grubunda gerek TBMM Genel kurulun da olağanüstü aktif bir sol görüşlü genç politikacı örneği sergiledi. Hem derin devletten hem de faşizan kesimlerden canlar alan gizli ve sinsi odaklara kürsülerden adeta savaş açan ilk politikacılardandı.
Evinin kurşunlandığı gün koştuğumuzda bizlere, “demokrasi ve insan hakları yolunda olur böyle şeyler” derken yüzündeki gülüşü hiç bir zaman unutmamışımdır. 12 Eylül darbesinden sonra askeri cezaevinde yattı ama gördüğünü tahmin ettiğimiz halde “görmedim!” diyen işkence mağduruydu. Süleyman Genç, 1980 sonrası erken yaşta sağlığı bozuldu ve yine soyadı gibi genç bir siyaset önderi olarak en olgun yaşında yitirdik.
Aynı tarihlerde tanıdığım Sabri Ergül de CHP Gençlik kolları Genel Başkanıydı. S. Genç ile birlikte O’da parti için çok emek verdi. 1995’teki seçimde O’da İzmir’den milletvekili seçildi. CHP’nin barajı geçemediği 1999 seçiminde İzmir gibi güçlü-zorlu bir ilde yapılan önseçimde de liste başı olmuştu. Milletvekili olarak TBMM’deki çalışkanlığı, cesareti, doğruluğu yanında asıl Meclis dışındaki insan haklarını savunması ile ün kazanmıştı.
Sabri Ergül deyince, Türkiye ve dünya kamuoyunda insan hakları konusundaki ve özellikle Manisa işkence olayındaki güçlü hukuk savaşımı akla gelir. Manisa’da polisin sırf solcu oldukları için körpecik çocuklara yaptığı işkenceleri Ergül belgeleriyle gün yüzüne çıkardı. Ve en güç koşullarda işkencecilerin üstüne, üstüne gitme cesaretini gösterdi. Sonuca da ulaşan ve belki de Türkiye’de işkence yapanların ceza almasını sağlayan ilk avukat Sabri Ergül’dür. O haklı sonuç, yıllarca derin devletten ve askeri darbelerden en büyük kötülüğü görmesine karşın, sanki CHP’yi devlet vesayetinin yanında göstermeye çalışan çevrelere en anlamlı yanıttı.
Hasan Belovacıklı, bu üçlü ile beraber CHP için gençlik ve geniş halk indinde aynı kazanımlara ve başarılara katkısı olan, bence hep gölgede duran ama CHP örgütünde çok sevilen sayılan önderlerdendi. Ankara’da sokak çatışmaları süren yıllarda, yanına aldığı bir-kaç arkadaşı ile Van-Hakkari yolundaki rakımı en yüksek yerleşim yeri Başkale’de, elleriyle okul binası yapan bir partili emekçiydi.
Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirmiş bir genç ve ergin olarak bütün özel yaşamını CHP ile özdeş kılmıştı. Genç yaşta ölümüne kadar adeta varlığını CHP’nin iktidar umudu için harcadı. Sakin, soğukkanlı ve tam bir alın terinden yana olan yaşam felsefesinden ödün vermeden geçti gitti. Yakın tanıdığım için kuşağında çok büyük bir hüzün bırakan nadir CHP’lilerin başında gelir.
YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.