Raziye Özdemir Tüfekçi

Raziye Özdemir Tüfekçi

Savaşta Can Çekişen Doğa

Savaş denildiğinde aklımıza çoğu zaman sınırlar, ordular ve siyasi çatışmalar gelir. Oysa savaşların görünmeyen ama en ağır bedel ödeyen taraflarından biri doğadır. Patlayan her füze yalnızca hedef aldığı yapıyı değil, toprağı, havayı, suyu ve tüm ekosistemi de derinden yaralar. Savaş alanına düşen mühimmatlar; kurşun, ağır metaller ve çeşitli kimyasalların toprağa karışmasına neden olur. Bu maddeler yalnızca toprağı kirletmekle kalmaz; toprağın florasını bozarak, bitkilerle simbiyotik ilişki kuran bakterileri ve diğer mikro yaşam formlarını da yok eder. Oysa sağlıklı bir toprak, yalnızca bitkilerin değil, milyonlarca görünmez canlı türünün ortak yaşam alanıdır.

Savaşın bir diğer ağır etkisi hava kirliliği üzerinden ortaya çıkar. Patlamalar ve yanmalar sonucunda atmosfere yayılan ince partiküller, özellikle PM10 ve daha tehlikeli olan PM2.5 parçacıklarıdır. Bu mikroskobik parçacıklar akciğerlerin en derin noktalarına kadar ulaşabilir ve hatta kana karışabilir. Bunun sonucunda solunum yolu hastalıkları, kalp krizi, astım ve çeşitli kanser türlerinin görülme riski artar. Bir savaş yalnızca cephedeki insanları değil, kilometrelerce uzakta yaşayan sivilleri bile soludukları hava aracılığıyla etkileyebilir.

Doğal yaşam da savaşın en kırılgan kurbanlarından biridir. Bombardımanlar ve askeri operasyonlar sırasında ormanlar tahrip edilir, ağaçlar yok olur ve yeşil bitki örtüsü ciddi şekilde azalır. Bunun sonucunda fotosentez kapasitesi düşer; yani doğanın oksijen üretme gücü zayıflar. Aynı zamanda tarım alanları zarar görür, toprağın verimi düşer ve meyve-sebze üretimi azalır. Bu durum yalnızca ekolojik bir kayıp değil, aynı zamanda gıda güvenliği açısından da ciddi bir risk anlamına gelir.

Savaşın etkileri bununla da sınırlı değildir. Çatışmalar sırasında şehirlerin su altyapısı büyük zarar görür. Su tasfiye hatlarının kirlenmesi veya tahrip olması, içme suyunun güvenliğini ortadan kaldırır. Kirli su ise kolera, dizanteri ve çeşitli enfeksiyon hastalıklarının hızla yayılmasına neden olur. Böylece savaş yalnızca doğayı değil, doğa aracılığıyla toplum sağlığını da tehdit eder.

Kısacası savaşın yıkımı yalnızca binalarda ve şehirlerde görülmez; toprağın derinliklerinde, havanın görünmez parçacıklarında ve suyun akışında da iz bırakır. Doğa savaşın tarafı değildir ama çoğu zaman en ağır yarayı o alır. Bu nedenle barışı konuşurken yalnızca insan hayatını değil, gezegenin geleceğini de düşünmek gerekir. Çünkü savaş bittiğinde şehirler yeniden kurulabilir; fakat kirlenen toprakların, yok olan ormanların ve bozulan ekosistemlerin iyileşmesi çoğu zaman onlarca yıl alır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.