Ertuğrul Özkök

Ertuğrul Özkök

Yemek masası jürisinden Ayşe Arman, Özlem Gürses ve Fatih Altaylı’ya kaç puan verdim

Bir karnaval yaşadım, hayatım değişti.
Bu yıl Adana Portakal Çiçeği Festivali’ne ilk defa katıldım.
Tek kelimeyle gözlemim şu:
“Şaa haaa neydi…”
Bütün Adana’yı kutluyorum.

5d609854-9f6a-48ba-8ccf-1041acabdd79.jpg

PORTAKAL ÇİÇEĞİNİN BU
YILKİ DÖRT YILDIZI VARDI

Bu yılki festivalin bana göre 4 yıldızı vardı.
Popülarite sıralamasına koyarsam…
Fatih Altaylı, Özlem Gürses, Ayşe Arman…
Ve bir de perde gerisindeki star.
Festival Komitesi Başkanı Ali Rıza Bozkurt…
Bugün size bu festivalde 48 saat içinde gördüklerimi ve hissettiklerimi anlatmak istiyorum.
Biraz abarttığımı düşünürseniz şunu hatırlayın.
Gerçek duygularımı ve coşkumu abartmadan anlatamıyorum.

1144042f-296b-4457-a0f6-d74d8cbec1a3.jpg

BENİM İÇİN FESTİVAL BİR
JÜRİ MASASINDA BAŞLADI

48 saatlik festival gezime, geçen cuma sabahı Adana Sheraton Oteli’nin bahçesinden başlayacağım…
Bahçeye küçük stantlar kurulmuş, birçok yerel üretici ürünlerini tanıtıyor.
Başlarında portakal çiçeklerinden taçlar ve rengarenk karnaval kıyafetleriyle kadınlar dolaşıyor.
Adana Portakal Çiçeği Festivali, tam anlamıyla burada başlıyor.
Bahçenin bir ucunda büyük bir sahne kurulmuş.
Tam karşısında ise üç uzun masa.

79b5ba0c-62d5-407f-b115-a045e50762a9.jpg

MASADA ÜÇ GAZETECİ
İKİ GASTRONOMİ HOCASI

Soldaki yerel tatlılar; ortadaki genel yemekler; sağdaki ise yerel yemek ve çorba jürilerinin masası.
Ortadaki masanın beş kişilik jürisinde ben de varım.
Jürinin öteki üyeleri Fatih Altaylı, gastronomi yazarı Ebru Erke, Özyeğin Üniversitesi Le Cordon Bleu Gastronomi bölümü öğretim üyelerinden Francesco di Marzio ve Özyeğin Üniversitesi Le Cordon Bleu Türkiye Direktörü Defne Ertan Tüysüzoğlu.
En büyüğü 27 yaşındaki genç şeflerin yaptığı yemekleri tadıyoruz.
Aralarında bazıları 2006 doğumlu.
Çoğu öğrenci.
Cıvıl cıvıl, tutkulu ve güzel çocuklar.

675ac972-ecf4-432a-b29d-868bf680c2b1.jpg

70’LERDE OCTAVIO PAZ’I OKUMAYA
BAŞLADIĞIMDAN BERİ FESTİVAL TUTKUNUYUM

1970’li yıllarda Meksikalı yazar Octavio Paz’ı okuduğumdan beri festivaller ve karnavallar, sosyolog olarak hep çok ilgimi çeken insan birliktelikleri.
Octavio Paz gibi ben de karnaval ve festivallerin toplumun bütün kesimlerini bir araya getiren mutluluk vahaları olduğuna inanıyorum.
Bu jüri masasından aşağı doğru bakıyorum…
Biraz aşağıda Seyhan Nehri ve üzerindeki köprüler şehre inanılmaz bir modernite veriyor.
Sol tarafımda Sabancı ailesi tarafından yaptırılan 6 minareli Sabancı Merkez Camii…

YAŞAR KEMAL VE ORHAN KEMAL’İN
ŞU CÜMLELERİNİ HATIRLIYORUM

Bu şehir Orta Doğu ile Batı arasında gerçek bir örnek yaratıyor.
Yaşar Kemal geliyor aklıma…
“İnce Memed’in ayak bastığı her yer Çukurova’nın kaderidir…”
Ve Orhan Kemal’in cümleleri:
“Fabrika düdüğü çaldı mı, Adana’nın kalbi atmaya başlar…”
Şimdiyse festivalin düdüğü işte bu jüri masasının önünde çalmaya başlıyor ve Portakal Çiçeği’nin kalbi atmaya başlıyor.

40a90e16-b2d6-4bf9-a962-1c96a13af982.jpg

KORTEJDE ÇOK DENGELİ
BİR GAZETECİ DAVETLİ

Öğleden sonra yıllardır televizyondan, sosyal medyadan izlediğim o efsane kortej başlıyor.
Çok sayıda gazeteci davetli…
Dikkat ediyorum, hem yeni bağımsız medyadan isimler var.
Hem klasik medyadan…
Hem iktidar kesimini destekleyen medyanın isimleri…
Hem de yeni medyanın isimleri vardı.
Doğrusu bu kompozisyon çok hoşuma gitti.

HEM YENİ MEDYADAN HEM HÜRRİYET,
SABAH, POSTA’DAN GAZETECİ VARDI

Çok ilginçtir.
Buradaki medya mensuplarının yüzde 90’ını tanıyorum.
Şunu da söyleyeyim.
İktidar yanlısı medyadan da ilgiyle izlediğim ve sevdiğim çok sayıda gazeteci vardı.
Hürriyet, Sabah ve Posta’dan arkadaşlarla sohbet ettik.
Bir de şunu gördüm.
Meğer Hürriyet nasıl muazzam bir okulmuş…
Yıllarca birlikte çalıştığım 40’a yakın arkadaşım oradaydı.
Hepsi hâlâ çok başarılı işler yapıyorlar.

41131342-4d3f-4129-a24a-325a54ce71c7.jpg

KORTEJİN ÜÇ MEDYA
STARI KİMLERDİ

Bu kortejin üç starı vardı ve üçü de yeni ve bağımsız medya mensubuydu.
Fatih Altaylı…
Özlem Gürses…
Ve “01 Ayşe…”
Yani Ayşe Arman.

1.5 KİLOMETRELİK KORTEJ
GÜZERGAHI HINCA HINÇ

Üstü açık otobüsten gördüğüm manzara şuydu.
Bir buçuk kilometreye yakın bir güzergâh.
Etraf hıncahınç insan dolu.
Ön tarafların neredeyse tamamı kadınlar.
Çoğu festival için özel giysiler veya takılar hazırlamış.
Çok ama çok coşkulu insanlar.

ÖNDE BİR “PİKAÇU” GRUBU
ARKADA BİZ YOLA ÇIKIYORUZ

Uzun kortejin önünde benim deyişimle bir “Pikaçu” grubu.
En başlarında sapsarı kostümü ile gerçek bir “Pikaçu” yürüyor.
Arkasında Disney kahramanları, çizgi roman tipleri…
Rengarenk…
Arkasında valiyi taşıyan bir araç.
Başka şehirlerden gelmiş bando takımları.
Ve araçlar üzerinde rengarenk giysili festival insanları.
Ortalarda bir yerde bir otobüsün üzerinde de bizler.

DAHA İLK DAKİKADA FATİH
ALTAYLI SLOGANLARI

Daha otobüse bindiğim anda yolun iki tarafından da Fatih Altaylı sloganları başlıyor…
Ondan biraz daha az ama en az onun kadar coşkulu Özlem Gürses sloganları.
Ve bu sloganlar ve coşku kortej geçişinin bittiği yere kadar hiç kesilmeden devam ediyor.
Şunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Fatih Altaylı burada bir halk kahramanı olmuş.
Özlem Gürses özellikle kadınların gözünde bir star…
İkisine de gösterilen bu ilgi ve sevgi bence siyaseti aşan bir şey.
Başka bir ilgi bu.

FATİH ALTAYLI’YA BRAD PİTT ÖZLEM
GÜRSES’E GİNA LOLOBRIGIDA PROTOKOLÜ

Fatih’e “Sana Brad Pitt protokolü yapmışlar” diyorum.
Gerçekten Brad Pitt’e, son filmini çektiği Hydra Adası’nda gösterilen ilgiyi hatırlatan video paylaşımlarına benzeyen bir ilgi bu.
Fatih Altaylı, “Özlem’e gösterilen ilgi de Gina Lollobrigida” diyor…

“ABİ TEK SIKINTIM BİRAZ
FAZLA KONUŞMAYA BAŞLADIM”

Biraz Altaylı ile ilgili gözlemlerimi de anlatayım.
Cezaevi’nden çıktıktan sonra Fatih’i ikinci defa görüyorum.
Onu yıllardır tanıyorum.
Çok farklı bir Fatih… Kendinle barışık, kendinle dalga geçmeyi biliyor.
“Abi tek sıkıntım çok konuşmaya başladım” diyor gülerek.
“Fatih sus, bende de aynı durum var. Galiba giderek Çetin Abi’ye (Çetin Altan) benzeyeceğiz” diyorum.

2c0a822f-d9f1-49ad-bd02-c3ecf8e6f851.jpg

EŞİ HANDE’NİN BENİ KAHKAHA
İLE GÜLDÜREN ESPRİSİ

Zaten ilk gördüğümde eşi Hande Altaylı da şakayla, “Ertuğrul en büyük korkum bu adama evde hapis cezası vermeleriydi” demişti.
Aslında hüzünlü ama yine de bize hayatı daha güzel kılan espriler bunlar…
Ne yapalım, bu acılı esprilerle bile biraz rahatlamaya çalışıyoruz.

ALTAYLI’NIN 11 KİŞİLİK “FORMULA 1 PİST
KOMİTESİ” ÜYESİ OLDUĞUNU ÖĞRENDİM

Uzun bir Formula 1 sohbeti yaptık.
Bu arada Fatih’in dünyadaki 11 kişilik F1 Pist Komitesi üyesi olduğunu öğrendim.
Çok önemli bir şey bu.
O, bu yıl arabalara eklenen elektrik motorlarının yarış keyfini bozduğu görüşünde.
Ben ise çaylak pilotlara avantaj sağladığı için memnunum.

HALKLA TEMASTA FATİH Mİ
ÖZLEM Mİ DAHA BAŞARILI

Hem Fatih, hem Özlem, her ikisi de halkla temasta başarılı ama ikisinin tarzları farklı.
Özlem halkla temasta Fatih’e göre daha iştiyaklı ve hamleci…
Fatih kendine yapılan bütün tezahürata el sallayarak, gülerek, seslenerek, biraz daha mesafeli ama sıcak cevap veriyor.
Kendisiyle selfie yapmak isteyen kimseyi kırmıyor.
Ama Özlem, yapılan tezahürata karşılık vermede Fatih’e göre sanki daha tecrübeliydi.
Fatih daha rasyonel, Özlem daha emosyoneldi.

SEYİRCİLERDEN BİRİ BENİ
GÖSTEREREK FATİH’E SESLENİYOR

Bana gelince…
Benimle ilgili anlatabileceğim tek şey, kalabalıkta bir kişinin Fatih’e seslenerek, “Fatih Abi sen burada kal, yanındaki liberal gitsin” demesiydi.
Herhalde “liboş” diyecekti ama yine de zarif davrandı.
Ben de gülerek, “Allahım bu ne kaderdir. Hürriyet’in başında yıllarca liberallerden dayak yedim. Şimdi de ulusalcılardan liberalim diye dayak yiyorum…”
Ne yapalım, alın yazımız…
Neyse Fatih ve Özlem beni teselli ettiler.

“ŞİMDİLİK İYİSİN HENÜZ
KİMSE FATİH BABA DEMİYOR”

Korteji izleyenlerin çoğu Altaylı’ya “Fatih abi” diye sesleniyordu.
“Şimdilik iyisin. Henüz kimse ‘Fatih baba’ demiyor” dedim.
“Bundan böyle ben de sana ‘Fatih abi’ diyeceğim” diye de ekledim.
Söylemez olsaydım.
İki dakika sonra kalabalıktan biri “Fatih baba” diye seslendi.
“İşte bu senin bittiğin yerdir” diyerek bu muhabbeti noktaladım.

“01 AYŞE’YE” ÖZEL BİR
YER AYIRMALIYIM

Ayşe Arman’a özel bir yer ayırmalıyım.
48 saat boyunca sırtında “01 Ayşe” yazan bir tişörtle hiç durmadan oradan oraya koştu.
Pazar günü kortejden önce “Habib Kebapçısı’na” bile bu tişörtle geldi.
Kebap düşkünü değilim ama Habib’in çok iyi olduğunu söyleyebilirim.
Bu festivalin bir kurucu abisi ve ablası var.
Abisi, Karnaval Komitesi Başkanı Ali Rıza Bozkurt.
Ayşe de “kurucu ablası” diyebilirim.
Onun Adana’ya yaptığını gerçekten çok büyük takdirle izliyorum.
Keşke her şehrin, kasabanın böyle taşıyıcı insanları olsa.

SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARINDA
GÖRMEDİĞİMİZ MEDYA STARI

Tabii festivalin sosyal medya paylaşımlarında görmediğiniz bir medya starı daha vardı.
T24 yazarı Mehmet Yılmaz.
O da iki gece düzenlenen eğlencelerin starıydı.
Bir de dergiler, Milliyet, Radikal ve Posta’dan tanıdığı eski arkadaşlarını görünce sahneden zor indirdik.
Gözüm orada Posta’nın eski genel yayın yönetmeni Rıfat Ababay’ı aradı.
Ekibi oradaydı.

BİG CHEF’İN PATRONU BURADA DA
BİR BAŞARI HİKÂYESİ YAZMIŞ

İkinci akşam Big Chef’s’in bize verdiği yemekteydik.
Adana tam bir kebap şehri.
Big Chef’s’in kurucusu Gamze Cizreli’yi bir kere daha takdir ettim.
Burada da bir başarı hikâyesi yazmış.
Bu kız nereye elini dokunsa başarıyor.

GECE FATİH HOCA’DAN
GELEN TELEFON

Tabii Adana’da festival yapılacak ve Fatih Terim olmayacak…
Olur mu…
Olmaz tabii.
Daha otururken telefonum çaldı ve Fatih Hoca arıyordu.
“Adana’ya geleceksin, benim haberim olmayacak mı sandın” dedi.
Hoca’yla epeydir sohbet etmiyorduk ama orada vakit bulamadık.
İstanbul’da buluşacağız.
Fatih Hoca da Adana’nın gönüllü tanıtım insanı…

BİR GECE ÖNCE BELEDİYE BAŞKANI
ZEYDAN KARALAR’IN ÇOK ÖNEMLİ MESAJI

Kortej yürüyüşünden bir gece önce Adana’nın seçilmiş belediye başkanı Zeydan Karalar bizi Onur Kebapçısı’na davet etti.
Eşi öğretmen Nuray Karalar da vardı.
Çok güzel bir sohbet ettik.
Tabii Fatih’le ikisi Silivri’de aynı zamanda yattılar.
Zeydan Başkan dertli.
Göreve iade edilmeyi bekliyor.
Ve şunun altını sık sık çiziyor:
“Türkiye böyle gitmez. Bir yerde buluşmamız lazım. Bu sertliği kaldırmaz ülke…”
Ben de bütün gönlümle katılıyorum buna.

BANA GÖRE FESTİVALİN EN
ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ NEYDİ

Şimdi en önemli gözlemimi aktarayım.
Festivalin bence en güzel tarafı 48 saat boyunca “siyasete ara verilmesiydi…”
Bu festivalin bir sahibi yok.
Yani içinde devletin katkısı da var ve çok iyi yapıyor.
Mesela güvenlik önlemleri çok iyiydi.
Bana söylenene göre 14 yıldan bu yana öyle ciddi hiçbir polisiye olay olmamış.
Belediyelerin katkısı var.
Ama 48 saat boyunca hiçbir yerde bir parti bayrağı görmedik. Tek siyasi slogan atılmadı.
Ali Rıza Bozkurt, “Bizim sloganlarımızdan biri şu: Kimsenin kimseyi ötekileştirmediği festival…”
Başarmışlar da bunu.

SAVAŞAN ORTA DOĞU’NUN 150 KM
DİBİNDEKİ MUTLULUK VAHASI

Düşünün bu şehir Suriye sınırına 100-150 km, Irak sınırına 500 km, İran sınırına 800 km mesafede.
Sınırın öteki tarafında benim doğduğumdan bu yana savaşlar var.
Ve “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi ile kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti 100 yıldır savaş görmüyor.
Ve savaşın sınırlarında şehrin bütün insanlarının omuz omuza eğlendiği bir festival düzenliyor.
Üstelik 1 milyon kişi katılıyor.
Bravo Adana…

BİZİM JÜRİNİN BİRİNCİ
SEÇTİĞİ YEMEK

Bizim jüri oy birliği ile Esra Tekin’in “yoğurtlu rezene eşliğinde portakallı içli köftesini” birinci seçti.
Bu şehirde 48 saat boyunca her şeyin içinde portakal çiçeğini hissediyorsunuz.
Benim jüriden, festival komitesi başkanı Ali Rıza Bozkurt’a ve şehrin gönüllü tanıtım hemşehrisi Ayşe Arman’a ve katkıda bulunan valilik, belediye, sivil toplum kuruluşları ve sponsorlara da 10 puan…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.