Ertuğrul Özkök

Ertuğrul Özkök

Hülya’nın “roasted domuz” fırçası reytingi arttırdı mı, düşürdü mü?

Ramazan hoş bir tartışma ile başladı…
İleriki yıllarda, mesela bu dönem geçip, TRT’nin yine milletin TRT’si olacağı yıllarda, “Türkiye’nin geçmiş ramazanları” hatırlanırken, bu Ramazan’ı da, ATV’de yayınlanan “Aynı Yağmur Altında” dizisinin “domuz kızartma yedirme” sahnesi ile hatırlayacağız.
Peki nasıl hatırlayacağız?
Tabii ki Hülya Avşar’ın o meşhur “haşin, kararlı ve tehditkâr muhafazakâr bakışlarını” attığı yemek masasındaki o sahneyle…

e104686b-a796-44e8-a1bc-eef9b4798b1e.jpg

BİR “NİŞANTAŞI ZÜPPESİ” İLE “BAŞAKŞEHİR
MUHAFAZAKÂRI” AYNI MASADA OTURURSA

Masada bir “Nişantaşı kokonası” ile “Başakşehir muhafazakârı” sembolü iki kadın görüyoruz…
Biri ne kadar iticiyse öteki o kadar kararlı…
Biri ne kadar “halktan kopuksa” öteki o kadar “halk adına konuşan biri…”
Sanki tarihi bir hesaplaşmaya tanık oluyoruz masada.
“Yepyeni Türkiye’nin” muteber kadını, “Eski Türkiye’nin” “kibirli ve şımarık laikine” haddini bildiriyor, “Burası bizim memleketimiz” dersi veriyor.

3c94fd84-6861-4c3c-a4b7-4bcf7a8bb5a6.jpg

TARİHE GEÇECEK
BİR DİYALOG

“Muhafazakâr ve geleneksel aileden gelmiş Hülya Avşar, ilk bölümde başı örtülü…
Sonradan şehir hayatına “uyum” sağlıyor, başörtüsünün yerini bere alıyor. Küpeler sarkıyor.
Ama değişse de hâlâ “millî ve yerli…”
Karşısındaki ukala “Nişantaşı elitine”, “Şimdi sen masaya ne yemeği getirdin” diye sorunca, yukarıdan bakan gözler ve aynı hizadan gelen bir sesle şu cevabı alıyor:
“Roasted porc with carrots”
Vay vay vay… Hem de İngilizce…
Havuçlu domuz rosto…

ALLAHIM 78 YAŞIMA GELDİM BEN
NİYE BÖYLE BİR MASADA OTURMADIM

78 yaşındayım.
78 yıldır ülkemin, başka ülkelerin Müslüman, Hristiyan, ateist, deist sofralarında yemek yiyorum.
Hayatımda ne bir gün, ne bir kimse önüme böyle bir menü koydu.
Altı yıl Paris’te yaşadım, 78 yıldır birçok ülkeden tanıdığımın evine yemeğe gittim…
Orada böyle bir masa görmedim…
Neyim eksik benim, niye mahrum oldum böyle bir sahneden, niye böyle muazzam bir tarihi hesaplaşmaya tanık olamadım diye hayıflandım seyrederken…
Hem filmin yönetmenine, hem Hülya Avşar’a bu ülkenin bütün laiklerine haddini bildiren bu olağanüstü yaratıcı sahne için teşekkür ediyorum.
Sayelerinde biz de bu tarihi anda, Yeni Türkiye’nin bu ibret dolu sahnesinde “being there” duygusu yaşadık.

5c9d1a23-87b1-4f89-a6ce-c2c9d516fb3b.jpg

BOYA KÜPÜNE DÜŞMÜŞ
İKİ VATANDAŞ PROTOTİPİ

Bu duygularla ve heyecanla, bu tarihi hesaplaşma anının aktörlerine dikkatli bir gözle baktım.
Özellikle bu arenanın iki kadın gladyatörüne tabii…
İkisi de boya küpüne girmiş iki kutuptan birer klişe vatandaş prototipi…
Visconti’nin “Venedik’te Ölüm” filminde, Hotel des Bains’in bahçesindeki yemek sırasında masaya gelen müzisyenin, çürük dişleriyle sırıtarak “Şirokko” deyişi geldi gözümün önüne…
Onun kadar abartılmış, onun kadar rüküş bir boyamaç…
Adeta İtalyan Commedia dell’Arte’si, Japon Kabuki tiyatrosu ile ortak kültür tatbikatı yapıyor.

İSMAİL SAYMAZ NİYE
BU KADAR SAYDIRDI HÜLYA’YA

Bizim mahalle bu diziye çok sinirlendi.
İsmail Saymaz çok fena saydırdı Hülya’ya…
Ben galiba tuhaf bir adamım.
Nedense çok sevdim sahneyi.
Vallahi de billahi de sevdim.
Çünkü kahkahalar attım, defalarca kahkahalar atarak izledim.
Neticede bu sinema…
Yönetmen ve senarist istediği kişiye istediği karakteri verir.
Biz de o filmi istediğimiz gibi seyrederiz.

b9398732-cc2f-4439-ac6d-d65c45f0d9ed.jpg

HÜLYA’NIN MAKYAJI, RECEP
İVEDİK’İN BOYAMA SAKALI

Ben mesela bir komedi filmi gibi seyrettim bu sahneyi.
Bir Recep İvedik filmi kadar sevdim.
Çünkü Hülya Avşar’ın makyajı ve konuşma tarzı, Recep İvedik’in boyama sakalı ve konuşması kadar “gerçekçi” ve komikti.

SİNAN ÇETİN KISA METRAJI
KADAR İDEOLOJİ TIKIŞTIRILMIŞ

Diyaloglar ise bir Sinan Çetin filmi gibiydi. Yönetmen onun kadar maharetli biçimde, 10 dakikalık kısacık sahneye ondan bile daha abuk bir ideolojik takıntıyı tıkıştırmayı başarmış…
Hani yaptığı kısa metrajlı o inanılmaz “Tek Parti döneminde yasaklanan Türk müziği” filmi vardı ya…
Türk müziği çalmak da dinlemek de “yasahtır” günlerinde, hücre gibi bir evde gizlice Türk müziği çalıp dinleyen zavallı “underground” köylülere baskın yaparak dipçiklerle zulüm eden Tek Parti jandarmalarını anlattığı sahne…
Ne kadar gülmüştüm ona da sinirlerimi tutamayıp.
Al birini tıkıştır ötekine… “Mübalağa” diye bir sanat varsa, “copycat” iki başeser…

HANGİSİ DAHA BAŞARILI
HÜLYA MI DOĞU MU ALİ Mİ

Bu sahneyi seyrederken düşündüm.
Son zamanlarda yeni ve çok başarılı bir “yükselen muhafazakâr mizah” var.
Mesela Doğu Demirkol…
Mesela onun “Ebu Huzeyfe” parodisi…
“Ölen yengenin Chanel No. 5, misk-i amber kokusu” parodisi…
Ali Congun’un stand-up parodileri…
Bu sahneyi işte onların bayağı ve seviyesiz bir versiyonu gibi izliyorum.
Olsun, ben “kitsch’i” de çok severim.

SAKIN TELEFONA SARILIP
CİMER’E İHBARDA BULUNMAYIN

Aman dikkat…
Lütfen siz de benim gibi seyredin, yemin ediyorum çok eğleneceksiniz.
Ciddiye almayın.
Ciddiye alırsanız maazallah, bu sahneyi çok bayağı ama çok “ağır bir provokasyon” gibi görürsünüz.
Öyle bakıp, sakın ola hemen telefona sarılıp CİMER ihbar hattına, “Halkın bir bölümünü aşağılamak ve öteki bölümünü ona karşı kin ve nefretle bölmek” falan gibi şeylerle ihbar etmeye kalkmayın.
Alt tarafı başarısız bir mizah…
Komik bir Ramazan eğlencesi deyin, gülün geçin…

BU DİZİNİN İLK BÖLÜMÜNÜ
2,5 MİLYON KİŞİ İZLEMİŞ

AKP iktidarı bir zamanlar “Beraber yürüdük aynı yağmurun altında” şarkısını çok sevmişti.
Seçim şarkıları yaptırmıştı ondan.
Merak ettim.
Acaba halk aynı ismi taşıyan bu diziyi ne kadar sevdi?
ATV gibi, ana akım medyanın en büyük iki televizyon kanalından birinde yayınlandı ve kaç kişi izledi?
Dizinin ilk bölümü 9 Şubat 2026 gecesi yayınlandı.
O gece 3,2 reyting yapmış.
Uzman bir arkadaşımın yaptığı hesaba göre o gece 2,5 milyon kişi seyretmiş.

8f4e40dc-2343-4a2e-b6f7-0bb54c8a964f.jpg

SEYREDEN SAYISI RAMAZAN’DAN BİR
GECE ÖNCE BU BÖLÜMDE NİYE DÜŞTÜ

İkinci bölümü ise 16 Şubat gecesi, yani Ramazan’ın ilk sahuruna kalkılandan bir gece önce yayınlanmış.
O gece reytingi 2,63’e düşmüş.
Seyreden insan sayısı da 2,5 milyondan 2,1 milyona inmiş.
“Hayret” dedim.

OYSA NİŞANTAŞI ELİTİNİ GÜLSE BİRSEL
ANLATTIĞINDA REYTİNG REKORU KIRIYORDU

Türk halkı bu kadar güzel bir komediyi sevmedi mi…
Oysa yıllar önce, “Eski Türkiye” döneminde aynı televizyon kanalında Nişantaşı elitlerini Gülse Birsel de yapmıştı…
O diziler reyting rekorları kırmıştı…
Acaba bu ülkenin sekülerleri “Nişantaşı elitlerini” ti’ye almayı muhafazakârlardan daha mı iyi beceriyor…
Bence Ramazan’da YouTube’dan Gülse’yi izlemek çok iyi bir fikir olabilir.
Kalite bakımından güzel bir karşılaştırma da yapabilirsiniz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.