Raziye Özdemir Tüfekçi

Raziye Özdemir Tüfekçi

Davranıştan Politikaya Dönemeyen Çevrecilik Yeterli Midir?

Son yıllarda çevrecilik, giderek bireysel alışkanlıklar üzerinden yürütülen bir ahlak anlayışına dönüştürüldü. Bez çanta kullanmak, plastik pipeti reddetmek, termos taşımak, Duş süresini 3 dakika gibi kısa bir zamana indirgemek… Bunların hepsi elbette değerli davranışlar. Ancak ortada belirgin bir çelişki var. Çevre krizinin büyüklüğü ile önerilen çözümlerin ölçeği arasında ciddi bir fark var. Sorun insanların davranışlarının önemsiz olması değil. Yalnızca davranış düzeyinde kalan çevreciliğin, sistemsel olarak karşılığının yetersiz olması.

Modern çevre söylemi bireye sürekli aynı mesajı dayatıyor: Doğayı sen kirletiyorsun, sen kurtaracaksın. Böylece çevre meselesi politik bir tartışma olmaktan çıkıp kişisel bir erdem meselesine dönüşüyor. Karbon ayak izi hesaplayıcıları, tek kullanımlık ürün suçluluğu, markette geçirilen içsel muhasebeler… İnsanlar doğayı korumaya çalışırken aynı zamanda görünmez bir ahlaki baskı altında yaşıyor. Oysa atmosfer bireysel iyi niyetlerin toplamına göre değil, fizik kurallarına göre çalışır. Bir kişi plastik pipet kullanmadığında okyanus yeteri kadar temiz olamaz; fakat bir ülke plastik üretimini sınırlandırdığında üretim gerçekten azalır.

Bugün küresel emisyonların büyük sebebi; üretim modelinin çevre konusunda sınırlı olmasıdır. Bunlara örnek olarak; enerji üretim biçimleri, ulaşım altyapısı, endüstriyel tarım, plansız kentleşme ve aşırı üretim ekonomisi verilebilir. Bireysel davranışlar bu sistemin içinde gerçekleşir, sistemin dışında değil. Arabaya mecbur bırakılmış bir şehirde bisiklet seçmek bir tercih değil risk almaktır. Toplu taşımanın yetersiz olduğu bir yerde özel araç kullanımını ahlaki mesele haline getirmek sorunu yanlış yere yerleştirmektir. Bu noktada çevreciliğin davranıştan politikaya taşınması zorunludur.

Çevre politikasında değişmesi gereken temel örneklerden biri ambalaj atıklarına yaklaşım şeklidir. Mevcut sistem üretimi sınırlamak yerine sorumluluğu vatandaşa yükleyip geri dönüşümü çözüm gibi sunar, ancak tek kullanımlık ambalajların serbestçe piyasaya girdiği bir yerde ayrıştırma yalnızca hasarı yavaşlatır. Çünkü geri dönüştürülen miktar üretilenin küçük bir kısmıdır. Bu nedenle hedef sıfır atık kapsamında; geri dönüşüm oranını artırmak değil, depozito-iade zorunluluğu, yeniden doldurulabilir şişe standardı ve belirli hacim üzerindeki tek kullanımlık ambalajların yasaklanması gibi düzenlemelerle bu ürünlerin ekonomik olarak mümkün olmaktan çıkarılması olmalıdır. Çünkü çevre sorunu insanların şişeyi nereye attığı değil o şişenin neden üretilebildiğidir.

Fakat çevrecilik çoğu zaman politikaya dönüşmez, çünkü politik çevrecilik sorumluluğu dağıtır; davranış çevreciliği ise sorumluluğu bireye yükler. Politik çözüm üretimi sınırlandırmayı, bazı sektörleri dönüştürmeyi, ekonomik alışkanlıkları değiştirmeyi ve büyüme fikrini tartışmayı gerektirir. Bunlar rahatsız edici kararlar içerir. Davranış temelli çevrecilik ise kimseyi gerçekten yeteri kadar durdurmaz; yalnızca insanlara daha iyi tüketici olmayı öğretir. Böylece sistem korunur, vicdan rahatlar.

Gerçek çevrecilik bireyin davranışını küçümsemekle değil, onu doğru yere konumlamakla başlar. Bez çanta önemlidir ama yasa kadar değil. Geri dönüşüm önemlidir ama üretim azaltımı kadar değil. Enerji tasarrufu önemlidir ama enerji politikası kadar değil. Davranışlar kültürü değiştirir, politikalar dünyayı değiştirir. Eğer çevrecilik yalnızca gündelik alışkanlıklar alanında kalırsa bir yaşam tarzı olur; politikaya dönüştüğünde ise bir gelecek meselesi haline gelir. Bugün eksik olan şey insanların doğayı sevmesi değil, doğayı koruyacak çıkar gözetmeksizin mantıklı kararların alınmasıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.