Erol Çevikçe
KARDERŞİM NİŞAN
Hrant Dink’i duyar duymaz hemen aklıma Nişan gelmişti. Olayı benden duymuştu. Sanki suçlu bendim. O, her zamanki ağırbaşlılığı ile "Asos’u sabah aldım, çantamda, Hrant’in son yazısını henüz okumadım" derken, benden daha soğukkanlı ve yürekli idi.
Amasya, "12 Haziran Tamimi" ile Mustafa Kemal'in önderliğinde halkın, egemenliğini dünyaya ilan ettiği, Cumhuriyete sahip çıkan bir Aydın Anadolu kentidir. 1950'lerin başında kentin nüfusunun görünür bir oranı Ermeni asıllı yurttaşlarımızdan oluşmaktadır. Amasya’nın ve o bölgenin un fabrikaları başta olmak üzere, meyvecilik, şarapçılık, tüm zanaatkârlık işleri ve ticaret, Ermenilerce yürütülmektedir.
Amasya’da mahallem Çevikçe’deki yakınlarımızın en başında kapı bir komşumuz Yağlıyan (1960’dan sonra Yağlıoğlu yaptılar) ailesi gelirdi. Ermeniler arasında önderliği olan ve kentin zenginlerinden sayılan ailenin babası Ohannes Yağlıyan, benim üniversite yıllarımda, bir hapishane kaçkını tarafından vuruldu. Olayı izleyen aylarda, kalan Ermenilerin hemen tamamı Amasya'dan göçtü.
Biz Yağlıyan ailesi ile sanki akraba gibiydik. Ailenin benle yaşıt olan tek oğlu ODTÜ mezunu makine mühendisi Nişan Yağlıoğlu hâlâ hayattaki yakın arkadaşlarımın en başında gelir.
Öngörüsü daha ileri olan Yağlıoğlu ailesi oğulları Nişan’ı Kayseri'deki Talas Amerikan Koleji'ne göndermişlerdi. Ortaokulu birincilikle bitirdiğim için benim de İstanbul’da iyi bir lisede okumamı istediler. Onların desteği ile ben de, ilerideki başarılarımın temeli olacak Kabataş Erkek Lisesi'nde yatılı öğrenci olma olanağını elde etmiş oldum.
1973'te, CHP'den Adana milletvekili olmakla başlayan politika yaşamımın son seçimi 1999'da İstanbul 3. bölgeden aday oldum. Bu bölgenin Zeytinburnu semtinde, eski CHP'liler çoktu. Ama beş bin dolayında oy potansiyeli olan o eski Ermeni dostlar, belediye başkanından şikâyetle, artık CHP'ye çok uzaktılar.
Verilen bilgi, oyların tamamının ANAP'a gideceği yolundaydı. Hemen kardeşim Nişan Yağlıoğlu’nu aradım. Nişan beni Ermeni cemaati önderleri ile bir araya getirdi.
Bir-kaç kez ziyaretimizde, 1950 öncesi yıllardan beri CHP'nin meclis grubunda Ermenilerin ve diğer dinlerden yurttaşlarımızın var olduklarını, partinin program ve tüzüğü ile laik demokratik çizgisinden hiç ödün vermediğini ve vermeyeceğini Nişan ile birlikte anlatmaya çalıştık.
Seçim sandıkları açıldığında, o bölgeden sıfır oy alacağı varsayılan CHP, Ermeni yurttaşlarımızdan üç binin üzerinde oy aldı.
Hiç eksilmeden kardeşliğimiz sürdüğü 2017 yılında (yani ikimizde 80 yaşındayız) bir akşam saatlerinde Nişan beni telefonla aradı, “Erol Adadan döndüğümde Karaköy iskelesinde iki sivil beni çevirdiler ve kimliğimi sordular, ben de onların kimliğini göstermelerini istedim. Ama beni apar topar karakola getirdiler” dedi.
“Yanındaki en üst rütbeli polis memurunu telefona ver” dedim. Komisere kendimi tanıttım ve “Nişan benim doğduğumuzdan beri tanıdığım kardeşim bir önemli sanayici yurttaşımızdır, lütfen bilgi verin” dedim. Üç dakika sonra baş komiser, “özür dileriz bir yanlışlık olmuş dedi.
Ertesi sabah bana teşekkür ettiğinde, telefonda sevgili kardeşim Nişan'a, "suçlu benim devletimin değişmeyen yönetim anlayışı” derken, yüzüm kızarıyordu. Hırant davası hala sürüyor. Bu tohumları atanlara nalet olsun.
YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.