Ergün Aydoğan
Satılık Köprüler ve Otoyollar: İşletme Hakkı Devri
Ormanlar, dağlar, topraklar yüz binlerce maden ruhsatıyla yabancı, vahşi madencilere; denizler liman işletmelerine ve balık üretme çiftliklerine; ırmaklar HES’lere; yollar ve köprüler ise KÖİ (Kamu-Özel İşbirliği) yöntemiyle yabancı sermayeye, gelir garantili uzun süreli haklar şeklinde devrediliyor. Dampingli konut satışlarıyla birlikte vatandaşlık satışı da sürüyor.
Ve en son, "satış mı yoksa işletme hakkı devri mi" tartışması yapılan, AKP öncesi dönemde inşa edilmiş köprüler ve yollar satıldı. Buna satış demeyip "uzun süreli işletme hakkı devri" denmesi, yapılan işlemin bir satış olduğu gerçeğini değiştirmez. Daha önce bu tartışmalar gündeme geldiğinde, köprü ve yolların bakım maliyetlerinin çok yüksek olması hasebiyle işletme hakkı devrinin yapılacağı bizzat ilgili bakan tarafından dile getirilmişti.
Yani bırakınız öz kaynaklarınızla yol ya da köprü yapabilmeyi, iktidarınızdan önce yapılmış yol ve köprülerin bakım masraflarına bile ayıracak bütçenizin olmaması sizce de biraz garip değil mi?
Cumhurbaşkanı kararıyla biri Süleyman Demirel, diğeri ise Turgut Özal döneminde yapılan 2 Boğaz köprüsü, 8 otoyol ve 2 çevre otoyolunun 30 yıllığına özelleştirilmesi kararı alındı. Bu yolların 30 yıllığına işletme hakkının devredilecek olması tam bir imtiyaz hakkı devridir.
Yeni Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın hesabına göre, devletin işlettiği 2 Boğaz köprüsü ve 8 otoyolun 2025 yılı toplam kârı 600 milyon dolar. 30 yıllık toplam kârı ise 18 milyar dolar; yani güncel kurla 871 milyar 920 milyon lira.
İktidar 600 milyon dolar gelir, 300 milyon dolar masraf olduğunu iddia ederken; Karayolları mali raporu 806 milyon dolar gelir, 126 milyon dolar gider yazıyor.
"Zarar ediyor" gerekçesiyle yapılan özelleştirmeleri bir kenara bıraksak bile, yüzde doksan beş kârlılığı olan köprü ve otoyolların özelleştirilmesinin mantığı, ekonomik bir iflas veya seçim kazanma gayesiyle kaynak yaratma hesabı değilse nedir?
Maliyeti yıllar önce vatandaşın vergileriyle karşılanmış ve yıllardır devletin yüksek kârla işlettiği (AKP’den önce tek geçişte ücret ödenirken, yapılan değişiklikle gidiş ve dönüş olarak iki kez ücretlendirilen) köprüleri, otoyolları ve çevre otoyollarını özelleştirmek vatandaşın sırtına yeni bir yük bindirmek değil de nedir?
Bu halktan yana değil, sermayeden yana sergilenen neoliberal bir ekonomik tercihtir!
Bu tercih, yolların işletme hakkını 30 yıllığına alan yabancı şirketin sürekli zam yapmasının önünü açmaktadır. Karşılarında rekabet edecek veya zamların ölçüsünü ayarlayacak bir mekanizma olmadığı ve şirket de yatırdığı paranın karşılığını kârıyla birlikte almak isteyeceği için köprü ve otoyollar daha pahalı hâle gelecek demektir.
AKP iktidarının ekonomi anlayışı; yatırımları ve kamu varlıklarını tasarrufla ya da öz kaynakla yapmak yerine, neoliberal anlayışın gereği olarak sermayeye uzun süreli gelir garantisiyle "Yap-İşlet-Devret" ya da KÖİ yöntemi sunmaktır. Var olan varlıkların gelirleri karşılığında, 30 yıllık gelir hakkını daha düşük bir payla devretmektir.
Bu durum, tam bir sıkışmış esnaf ve tüccar mantığıdır! Acil ve zorunlu ihtiyaçlar için gelecekte daha yüksek gelir elde edeceğiniz bir kaynaktan vazgeçip bugün daha düşük bir gelire razı olmak, çek ve senet kırdırmak gibidir!
AKP, kendi ifadesiyle ülkeyi bir şirket mantığıyla yönetmeye çalışıyor; ancak zararın faturasını halk öderken kârı bir avuç azınlık sermaye grubu elde ediyor. Hesaplara göre vatandaş, 2025’te özelleştirilecek köprü ve otoyollara 23,6 milyar lira ödeyecek. Devlet ise aynı yıl KÖİ kapsamında yapılan döviz garantili köprü ve otoyollara 85 milyar lira ödedi.
Kârlar iktidarın tercihi doğrultusunda vahşi kapitalist sermaye gruplarına aktarılıyor, fatura ise vatandaşa kesiliyor. Mesele yol yapmak değil, yolunu bulmak; yani rant devşirmektir…
Bir başka gerçeklik ise "NAS" diyerek yola çıkılmasına rağmen, 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi verilerine göre hükümetin bu yıl faize toplam 2 trilyon 742 milyar TL ödenek ayırmış olmasıdır. Bu durum, devletin günde ortalama 7,5 milyar TL faiz ödediği ve toplanan her 5 liralık verginin yaklaşık 1 lirasının faize gittiği anlamına gelir.
Özelleştirmeci, serbest piyasacı ve neoliberal kapitalist sermaye gruplarının çıkarlarını önceleyen iktidar anlayışının derdi, vatandaşın uygun fiyatla köprü ve otoyol kullanması ya da kaliteli hizmet alması değil, sermayenin kârlılığıdır.
YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.