Ergün Aydoğan

Ergün Aydoğan

Roma'da şarap festivali değil, spor organizasyonu

                     

Kısır siyaset çekişmesi uluslararası başarılarda ‘ortak sevinme’ duygusunu bile yok etti. Ekrem İmamoğlu ‘hazımsızlığı’ seçimlerin bitmesine rağmen, en çok istenen İstanbul’un üçüncü kez kaybedilmesine rağmen ‘sıcak siyasi’ tartışmaları bitirmedi.

Sadece iktidar medyası değil, muhalefet medyası da günlerdir kendine göre ‘Roma gezisi’ eleştirileri yapıyor. Ağırlıklı olarak İmamoğlu’nun İBB üzerinden THY’den kiralanan Boeing 737 uçakla ‘seçili’ 36 gazeteci, 73 kişilik heyetle Roma’ya gidilmesi güncel yakıcı sorunların önüne geçerek tartışılıyor; daha uzun süre de tartışılacak gibi de gözüküyor.

Sanki ilk kez özel uçak kiralanıyor, sanki ilk kez ‘seçili’ gazeteciler bir siyasetçiyle özel uçuş yapıyor. Tabi ki bugüne kadar yapılagelmiş olması, sürekli yapılacağı, yapılanın doğru olduğu anlamına gelmez ama el insaf! Temel soru şu, bu konuda hassasiyet gösteren kişi ve çevreler bugüne kadar yapılanlara bu derece tepki göstermezken Roma gezisine aşırı duyarlılık göstermesi; Erdoğan’ın İmamoğlu’nu hedef almasından mıdır acaba?

Önce kısaca ne olduğuna bakalım…

İtalya’nın başkenti Roma’da, İstanbul’un 2027 Avrupa Oyunları’na ev sahipliği yapmasına ilişkin mutabakat zaptının imzalandığı programa 36 gazeteci masrafları İBB tarafından karşılanan organizasyon yapılıyor. Kamuoyu ve siyaset bu geziyi etik olup olmadığı üzerinden tartışıyor.

İmamoğlu kendisine yöneltilen eleştiriler karşısında ‘’Avrupa Oyunları, İstanbul tarihinde ilk kez yapılıyor. Biz 5,5 yıllık görev süremiz içerisinde ilk kez yurt dışındaki bir organizasyona ilk defa İBB’nin kendi bütçesiyle gazetecileri getirdiğimiz bir organizasyon yaptık. Etik kurallar üzerinden eleştiriler dinliyoruz. Bir eksiğimiz varsa bakarız, bir sonrakine yapmayız, ama ilk kez yapıyoruz’’ dedi.

İmamoğlu Avrupa Oyunları’nın ilk kez İstanbul’da yapılacak olmasının öneminden dolayı böyle bir gezinin yapıldığını ‘’bir eksiğimiz varsa bakarız, bir sonrakinde yapmayız’’ diyerek eleştirileri dikkate aldığını gösteriyor.

Peki bu siyasetin kısır çekişmesine heba edilecek kadar önemsiz bir organizasyon mu?

2027 Avrupa Oyunları’nın İstanbul’da yapılacak olmasına, uluslararası medya büyük ilgi göstermiş, yurt dışı basında geniş yer almış, onlarca habere konu olmuş, Türkiye/İstanbul dünya basınında yer almıştır. 2027 Avrupa Oyunları 150 ülkede canlı yayınlanacak, İstanbul’un tanıtımına katkı sağlayacağı gibi, ek turistlerle ciddi turizm geliri sağlaması bekleniyor.

Hadi, cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sayısız uçakla akredite gazetecilerle ‘maaile’ yurtiçi, yurtdışı geziler yaptığını… bakanların her yere özel uçaklarla gittiği. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş 50’nin üzerinde ülkeye heyetler halinde geziler düzenlerken… İktidar etik kuralları ortadan kaldıralı çok uzun süre olmasına, itibardan tasarruf olmaz diyerek israfın dibine vururken Roma organizasyonunu ‘etik ve israf’ tartışmasına sıkıştırmak ne kadar sahicidir.

Ayrıca CHP Kahramanmaraş milletvekili Ali Öztunç’un açıkladığına göre 9 Eylül 2013’te Erdoğan, dönemin İBB Başkanı merhum Kadir Topbaş’la birlikte kalabalık bir heyetle Olimpiyat oyunları için gidilen Brezilya’ya, masrafı 450 bin dolar (14.4 milyon TL) olmuş.

Buna benzer onlarca örnek sırlanabilir de hadi bir soruda biz soralım, milli takımın olmadığı Katar Dünya kupasına Erdoğan kaç özel uçakla, kaç bakan, milletvekilleri, eşleri, yakınları aile taallukat, kimler gitti acaba? Yapılan harcamaları bilen var mı?

Erdoğan ‘etik ve israf’ iddialarının anlamsız olacağını bildiği için bu organizasyonla ilgili ‘’Belediyelerin görevi, özel uçaklar tutup gazetecileri şarap festivallerine götürmek değildir’’ diyor. Yani olayı önemsizleştirdiği, değersizleştirdiği gibi ‘şarap festivali’ diyerek işin içine inançsal boyut katıyor.

Oysa geziye katılan kendisine ben artık gazeteci değil gözlemciyim diyen Ertuğrul Özkök seyahatin şarap festivali olmadığını, şarap veya alkol ikramının yapılmadığını viskiyi kendisinin alarak içtiğini söylüyor.

Gazetecilerin bu ve benzeri organizasyonlara katılmaması, masraflarının çalıştıkları kurumların karşılaması gerektiği ‘etik değer’ tartışmaları karşısında. Gani Müjde bunun çok eskilerde kalan bir argüman olduğu ‘’artık gazetecilerin çoğunun arkasında kurumsal bir destek yok. Gazeteciler güçlü medya şirketlerinde çalışmıyorlar. Youtube, internet sitelerinde gazetecilik yapanların yurtdışı haberlerine gidecek paraları var mı diye soran yok. Avrupa oyunlarının imza töreni bir haberdir, gazetecilerin oraya götürülmesi kadar doğal başka bir şey yoktur.’’

Özgür basını ortadan kaldıran, gazetecileri çalışamaz hale getirerek bir yerlere bağımlı kılan siyaset gazetecilerden çok şey bekliyor…

İktidar gücünü kullananların her türlü davranışı yapma hakkını kendinde gördüğü bir süreçte eleştiri okları her zaman olduğu gibi yine muhalif siyasileri üzerine odaklanıyor. Özellikle Erdoğan’ı oldukça tedirgin eden İmamoğlu’nda…

‘’Hiç kimse kendi aklından şikayetçi değildir, çünkü kendi aklını beğenmemesi için kendi aklından ötesini görmesi gerekir…’’ Montaigne

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.