Ergün Aydoğan

Ergün Aydoğan

İkinci tur Cumhurbaşkanlığı seçimi

                                              

Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur…

Tarihi seçim sonuçları bir haftadır değerlendiriliyor, kamuoyu araştırma şirketleri hariç ‘herkes bir bilen’ oldu! Elbette bizim de söyleyeceğimiz çok şey var. Seçime kadar çok yazdık, ama seçimlerden sonra yazmak içimizden gelmedi, yazamadık; öyle veya böyle, böylesi bir sonuç beklemiyorduk!

Biraz kamuoyu araştırma sonuçları, biraz çevremiz ve doğal olarak ‘yankı odamızın’ etkisinde kaldık. Olması gerekenleri, ihtiyatımızı ve tereddütlerimizi dile getirmek istediğimizde ‘yok yok o öyle değil’ itirazlarıyla olmasını istediklerini sıralayarak ‘bu ekonomik kriz karşısında yorgun iktidarın seçim kazanmasının zor’ olduğu ve kazanıldığı görüşü oldukça baskındı.

Sonuç olarak bunca yorgunluğuna, ağır ekonomik krize, tarihin görülmemiş yolsuzluk iddialarına, depremde çuvallamasına, hukuku yok saymasına, liyakatsizliği esas almasına, devleti parti devletine dönüştürmesine, keyfi yönetim anlayışına rağmen Cumhur İttifakı Meclis çoğunluğunu elde etti. AKP oy kaybetmesine rağmen %35,40 ile 266 milletvekiliyle yine birinci. Beklentilerin aksine MHP yine alabileceği en yüksek %10,07 oyu alarak 51 milletvekili çıkardı. HÜDA-PAR’dan 4, YRP’den 5 milletvekili AKP listelerinden Meclise girdi. Meclis daha da sağa kaydı, radikalleşti.

Başta anayasanın ilk dört maddesi, özerklik, federasyon ve Türk Bayrağı denilmesine karşı çıkan HÜDA-PAR ile MHP aynı ittifakın içinde Meclis’te birlikte siyaset yapacaklar.

Millet İttifakı’nın en büyük iddiası CHP’nin %25,36 ile 168 milletvekili, İYİP’nin %9,84 ile 44 milletvekili elde etmesiyle ‘Parlamenter sisteme’ geçiş iddiaları askıda kaldı.

Şimdi hedef Erdoğan %49,49, Kılıçdaroğlu %44,79, Oğan %5,29 oy oranlarıyla birinci turda hiçbir adayın yeterli elli artı bire ulaşamaması sonucu ikinci turda seçilebilecek oranı elde etmek. Bütün gözler beklenenin üzerinde oy alarak seçimlerin ikinci tura kalmasını sağlayan Sinan Oğan’da. O da ‘siyasi talep pazarında’ taleplerini en üst perdeden kamuoyuyla paylaşıyor, muhataplarına iletiyor!

Erdoğan Meclis çoğunluğunu elde etmiş olmanın ve önde bitirmenin psikolojik üstünlüğüyle rahat gözükmeye çalışıyor. Az da olsa risk görmüş olacak ki, sayıya bile katmam dediği Sinan Oğan’la görüşme ihtiyacı hissederek görüştü.

Millet İttifakı’nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu ilk tura göre pozisyon değiştirerek sevgi dilinden daha sert-radikal söylem diline geçti. İlk turda montajlı kasetlerle terörle ilişkilendirmenin olumsuz sonuçlarına bakarak, iktidarın iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve esas olarak iktidarın bugüne kadar terör liderleriyle ilişkilerini öne çıkarıyor. Son haftanın çok daha sert geçeceği anlaşılıyor.

Ancak bunun böyle olacağı belliydi. İktidarın stratejisi yakıcı ekonomik sorunlarla ilgili alandan uzaklaştırmak, istikrar vurgusuyla güvenlikçi alana çekmekti ve bunda başarılı oldu. Bu seçimde gördüğümüzü daha önce 1995 seçimlerinde görmüştük. Gittiğimiz her yerde siz, o zamanki adı HEP olan partiyi Meclise taşıdınız suçlamasıyla karşılaşmıştık. Bugünde aynen o zaman olduğu gibi siz HDP ile ortaksınız, HDP’ye bakanlık vereceksiniz, PKK’yi Meclise taşıyacaksınız suçlamalarıyla karşılaştık. Biz ne kadar anlatırsak anlatalım iktidar sayısız TV kanalları, iletişim araçları ve devlet gücüyle uzun süredir bu yönde algıyı çoktan oluşturmuş, kitleleri ikna etmişti, özellikle; Anadolu’da ve kırsalda.

Neyse her türlü sonuçta, ikinci tur sonrası konuşulacak çok şey var. Şimdi ne yapılmalı ona bakalım?

Birincisi bu sistemin ruhu gereği ‘kuvveler birliğinin’ şimdiye kadar bedelinin çok ağır olduğu, yasamayı alan Cumhur İttifakının yürütmeyi de almaması gerektiği, yürütmenin Millet İttifakı’na verilmesiyle ülkenin kontrolsüz yönetim anlayışından kurtulması, denge denetlemenin sağlanmasıyla sorunların uzlaşıyla daha kolay çözülebileceği anlatılmalı. Bugün topal ördek olur diyenlerin, bu sistemi savunurken Meclis çoğunluğu olmasa bile ülkenin daha iyi yönetilebileceğini söyledikleri, sistemin esas güzelliğini bu olduğunu iddia ettikleri unutulmamalı.

Millet İttifakına yeterince katkı sağlamadığı görülen sağ parti liderleri Karamollaoğlu, Babacan, Davutoğlu, Uysal’ın özellikle az oy alınan İç Anadolu ve Karadeniz illerinde sahaya inmeleri, STK ve kanaat önderleriyle birebir çalışmalar yapmalıdırlar.

Oy kullanmayan yaklaşık 8 milyon seçmen üzerinde ciddi çalışma yapılmalıdır. İlk kez oy kullanacak gençler ve genç seçmene yönelik ikna edici dil bulunmalıdır; oy kullanmayan ciddi bir genç seçmen kitlesi sandığa yönlendirilmelidir.

Gözlerin üzerinde olduğu Sinan Oğan’ın aldığı bütün oyları işaret edeceği yere yönlendirebilmesi mümkün değildir. Alınan oyların içinde Kılıçdaroğlu’na gelmesi zor gözüken klasik milliyetçi oylar ve Muharrem İnce’nin oyları vardır. Oğan’ın oyları ağırlıklı olarak iki ittifakta da aradığını bulamayan protest oylardır.

Türkiye’nin değişime ihtiyacı vardır, bu talep doğru değerlendirilmelidir. Elbette herkesin söyleyeceği çok şey vardır ama o gün bugün değildir.

Kullanılan araçlar her zaman amaçlara eşittir; Başarmak zordur, imkansız zaman alır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.