Konuk Yazar Zihni Erdem: Özel’e FETÖ Göndermesi Yapan Kılıçdaroğlu FETÖ İle Hep İlişkideydi

Konuk Yazar Zihni Erdem: Özel’e FETÖ Göndermesi Yapan Kılıçdaroğlu FETÖ İle Hep İlişkideydi

Gazeteci - Yazar Zihni Erdem, Kemal Kılıçdaroğlu'nun FETÖ ile olan ilişkisini yazdı.

Mutlak Butlan ile CHP Genel Başkanlık koltuğuna oturan Kılıçdaroğlu’nun, “FETÖ artıklarını zamanında fark edemediğim için özür dilerim” diyerek CHP Genel Başkanı Özel’I hedef alması kendisinin 13.5 yıllık dönemindeki ilişkilerini bir kez daha gündeme taşıdı.

CHP’de “çizgi sapması” olarak da yorumlanan ve çok tartışılan “Yeni CHP” söylemiyle hareket ederek; asırlık partinin kurucu değerleri ve siyasi kodlarıyla oynayan Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlık döneminde FETÖ-Ülkücüler ile ilişkilerinde öne çıkan temas ve duraklara biraz daha yakından bakalım.                                                              

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP’nin 38. Olağan Kurultayın ilişkin verdiği “mutlak butlan” kararıyla Genel Başkanlık koltuğuna zoraki bir şekilde oturan Kemal Kılıçdaroğlu hem parti genel merkezindeki bayramlaşma konuşmasında hem de TBMM’de gerçekleştiremeyince genel merkezde yapmak durumunda kaldığı grup toplantısında “hedef saptırmaya” dönük mesajlar verdi. “FETÖ artıklarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum” mesajıyla seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel cehpesini ima eden Kılıçdaroğlu’nun bu tutumu 13.5 yıllık genel başkanlık dönemi hatırlandığında cemaatle ve ülkücülerle olan temaslarını gündeme taşıdı. Suçladığı seçilmiş mecvut genel başkan Özel, Cematin AKP iktidarı ile gerçekleştirdiği Ergenekon operasyonlarına karşı mücadele eden CHP Cezaevi Komisyonu’da görev yaptı. 15 Temmuz Darbe girişiminde ceketini bile giymeden TBMM’ye geldi ve dışarıda can pazarının yaşandığı en sıcak saatlerde burada darbeye direnen milletvekilleri arasında yer aldı. Defalarca “Darbe olursa tankın üzerine çıkacağım” diyen Kılıçdaroğlu ise edilgen bir vatandaş gibi tankların arasından geçerek dönemin Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu’nun evinde gelişmeleri televizyon başında çayını yudumlayarak seyretti.

2010’da FETÖ-AKP iktidarı yapımı olduğu sonradan belgelenen kaset skandalıyla Deniz Baykal’ın boşalttığı koltuğa oturan Kılıçdaroğlu’nun kimilerince “çizgi kayması” kimilerince “sağa sapma” olarak yorumlanan “Yeni CHP” söyleminin zaman içinde adeta asırlık partinin kurucu temel değerlerini ve siyasi kodlarını değiştirdiği ortaya çıktı. Kılıçdaoğlu’nun Yeni CHP söyleminin altını doldurmaya yönelirken zaman zaman FETÖ ve ülkücü kesim ile de kesişen duraklarına kronolojik bir projeksiyonla baktığımızda birbirinden ilginç ilişkiler, temaslar ve portreler karşımıza çıkıyor. İşte Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisinin çizgisini değiştirirken süreç içinde öne çıkan bazı başlıklar:  

KK’DAN CEMATE İLK PAS PM VE VEKİL LİSTESİNDE

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Gülen Cemaatine yakınlık duyması ve ilişkiye geçmesi henüz AKP – Cemaat ilişkilerinde çatlağın ortaya çıkmadığı yıllara kadar gider. Kılıçdaroğlu’nun bu tutumu o dönemlerde siyaseti yönlendirmede “etkinliği” oy aritmetiğinde de “ağırlığı” olduğu genel kabul gören cemaatin zimni desteğini arkasına alma amacı taşıdığı açıktır.  2010’daki kaset skandalının ertesinde yapılan kurultayda koltuğa oturan Kılıçdaroğlu yanında Hakkı Süha Okay ile gittiği ve ayağının tozuyla çıktığı Cemaat’in yayın organı konumundaki Samanyolu televizyonunda türban yasağını kaldıracağının müjdesini verdi! Önder Sav ve arkadaşlarını tasfiye ettikten sonra topladığı ilk kurultaydaki  Parti Meclisi listesinde cemaatle sıkı fıkılıkları aleni olarak bilinen ilahiyat kökenli Muhammet Çakmak, Çukurova Grubuna yakınlığıyla da tanınan Faik Tunay gibi isimlere de yer vererek adeta cemaate ilk pasını vermiş oldu. Kılıçdaroğlu bu tutumunu aynı isimlerin yanına bir de yine cemaatle yakınlığı bilinen Aykan Aydemir’i de ekleyerek 2011 genel seçimleri vekil listesinde de aynen devam ettirdi. O dönemlerdeki TESEV ile birlikte meşhur arayış toplantılarında “CHP Genel Merkezi’nin duvarlarını yıkıp halka açalım” gibi rijit söylemlerle dikkat çeken ilahiyatçı Çakmak, her fırsatta Gülen okullarını göklere çıkarırken; Fethullan Gülen için de popüler bir deyimi tercih ederek “fenomen” tanımını yaptı. Aynı Çakmak cemaate mesafeli olup itirazlar yapan ve ABD güdümünde yapılanma tespitini savunan isimlere ise “Marksist jargonlullar” yaftasını yapıştırdı. Bu nitelikteki kimliğini saklamayan Çakmak’ın 2016’daki 15 Temmuz sürecinden sonra bile 2023’e kadar KK’nın danışman listesinde yer bulduğunu notlarımıza iliştirelim. İlk pasın sahiplerinden Tunay ise “Sağcı olduğumu bilerek beni aldı” derken cemaate sempatisini de hiç bir zaman saklama gereği duymadı. Vekil sıfatı taşıdığı dönemde dört kez Gülen’i ABD’de ziyaret etmesi de kayıtlara geçti. “CHP’ye FETO sızması” tartışmasını başlatan Kılıçdaroğlu’na eski İstanbul Milletvekili, Halk Müziği sanatçısı  Sabahat Akkiraz haklı olarak, “2011’de ‘FETÖ ile CHP’yi barıştıracağım’ diyen zatı İstanbul’da vekil adayı yapan Kemal Bey, neyi fark etmediniz?” diye sordu. (Akkıraz, Faik Tunay ve Muhammed Çakmak ile birlikte İstanbul 3. Bölgeden milletvekili adayı idi. Tunay seçildi, Çakmak ise seçilemedi.)

ABD’Deki cemaat kuruluşlarının değişmez ziyaretcisi Akademisyen Aykan Erdemir önce KK’nın PM’sinde ardından vekil listesinde yer alarak Meclis’e taşındı. Erdemir, 15 Temmuz’dan sonra Türkiye’den kaçarak kayıplara karıştı.

Kılıçdaroğlu’dan cemaatten kadro devşirmesi çalışmaları, örgütün AKP ile arasının açılmasından sonra daha da hızlandı. Kılıçdaroğlu çok sayıda Gülenci akademisyene CHP’nin kapılarını ardına kadar açtı. Kimini danışman; kimini ise PM üyesi veya milletvekili adayı olarak yanına aldı.  Bunlardan biri olan Doç. Dr. Fatih Gürsul, Kasım 2015 seçimlerinde Elazığ’dan milletvekili adayı gösterildi, kazanamadı.  Daha sonra Gülencilerin gizli haberleşme ağı ByLock kullanıcısı olduğu iddia edildi. Önce üniversiten uzaklaştırıldı, ardından da FETÖ’nün İstanbul Üniversitesi'ndeki akademik yapılanmasına ilişkin davada yargılandı.  Savunmasında ByLock kullanmadığını söylemesine karşın Gürsül,  6 yıl üç ay hapis cezasına çarptırıldı.

Doç. Dr. Koray Çalışkan da Kılıçdaroğlu’nun danışman ordusunda yer aldı. Çalışkan, iktidar içindeki çatışmada, “Anadolu Ajansı FETÖ diye bir şey yazmış. Terör örgütüymüş cemaat. Vesayetçiler bile bu kadar ileriye gitmemişti” ifadeleriyle cemaate sahip çıktı. 1 Kasım 2015’te milletvekilliği için CHP’ye başvurdu. MYK’nın  hazırladığı listede İstanbul 3. Bölge 9. sırada iken, PM’de itirazlar sonucu listeden çıkartıldı. Gözaltına alınan Çalışkan, “FETÖ/PDY propagandası yapmak” suçlamasıyla yargılandı.

Kılıçdaroğlu, Cemaat ile bağlantılı Hacettepe Üniversitesi TIP Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alper Keten’i önce genel başkan tarafından belirlenen BYKP listesinden PM’ye aldı, ardından 1 Kasım 2015 seçimlerinde Kahramanmaraş 2. sıradan milletvekili adayı yaptı. ByLock kullandığı gerekçesiyle hakkında yakalama kararı çıkartılan Keten yurt dışına kaçtı. 2016’da Hacettepe Üniversitesi’ndeki görevinden ihraç edildi.

Cematle ilişkili bir başka isim ise Prof. Dr. Caner Yenidünya idi. Kayyum olarak CHP’nin başına geçtikten sonra “FETÖ’cü sızmayı önlemeyediği için özür” dileyen Kılıçdaroğlu, tarafından önce başdanışman sonra PM üyesi 7 Haziran 2015 seçimlerinde de Kastamonu 1. sıradan aday gösterildi. Seçimde kazanamadı ve 1 Kasım’da yeniden aday gösterilmedi. Üniversite’ye geri döndü. 1 Eylül 2016 tarihinde yayınlanan 672 Sayalı kararname ile Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı öğretim üyeliğinden ihraç edildi.  

*CEMAATLE YURDIŞINDA ORTAK ORGANİZASYON

Kılıçdaroğlu, 26-27 Nisan 2012’de Bosna Hersek’e yaptığı ziyaretle bir ilke de imza attı. Bu ziyaret Gülen Cemaati ile birlikte organize edildi. Dışişlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu da resmi heyetteydi ama cemaatle yakın ilişkileri bulunan Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak ve Parti Meclisi Üyesi Muhammet Çakmak ön plandaki isimlerdi.

CHP heyetine mihmandarlık edenler de Gülen Cemaatinin mensuplarıydı. Cemaatin medya yapılanmasında önde gelen isimlerinden Adem Yavuz Arslan’ın da ziyaret boyunca Kılıçdaroğlu’nun yanından hiç ayrılmaması dikkatlerden kaçmadı. Organizasyonu cemaate ait Sema Eğitim Kurumları, Fidan Tour ve Novo Vremya Gazetesi yaptı. Dahası Kılıçdaroğlu’nu Cemaat’in okullarında okuyan öğrenciler karşıladı. Akşam onuruna verilen yemekteki şölende cemaate ait Türk Koleji’nin kız öğrencileri türküler söyledi.

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, o dönemde Cumhuriyet yazarı olarak Kılıçdaroğlu’nu izleyen gazeteciler arasındaydı. “CHP’de ‘zarif dindarlık’ dönemi” başlıklı yazısında Kılıçdaroğlu’nun “din öğelerinin” yoğun olduğu bir program gerçekleştirdiğine dikkati çekti.

*YENİ CHP GÜLEN VAKFININ ABANT TOPLANTISINDA

Gülen Cemaati’in etkinliklerinden uzak duran CHP,  Kılıçdaroğlu ile birlikte bu yaklaşımını da değiştirdi. Cemaatin organizasyonu olarak bilenen Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın (GYV) 9-12 Mart 2012’de düzenlediği 26. Abant Toplantısına katılma kararı aldı. Oysa bir önceki genel başkan Baykal kendisine gelen bu davetlere hiç itibar etmemişti. Kılıçdaroğlu’nun iş tutuş tarzı ise epey farklıydı. Kılıçdaroğlu, davet gelince Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak ve PM Üyesi Muhammet Çakmak’ı bu toplantıda CHP’yi temsil etmekle görevlendirmekte sakınca görmemişti. Gündemi  “Yeni Anayasanın çerçevesi” olarak belirlenen toplantıda AKP’yi TBMM  Başkanı Cemil Çiçek gibi isimlerle üst düzeyde temsil edildi. Açış konuşmasını yapan Çiçek yeni anayasa için “elimizi değil başımızı taşın altına koyacağız” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Toprak yaptığı konuşmada ilk defa geniş bir anayasa yapma olanağının ortaya çıktığını, bunun heba edilmemesini istedi. Toprak’ın orada ne söylediği değil, toplantıya katılması önemliydi. Nitekim bunu farkeden Milliyet Gazetesi de toplantıyı “Abant’ta CHP sürpizi” başlığı ile haberleştirdi.

*KILIÇDAROĞLU’NUN ABD’DEKİ TEMASLARI CEMAAT TARAFINDAN AYARLANDI

Gülen Cemaatinin ABD İmamı olarak bilinen Türk Amerikan Birliği (TAA) Başkanı ve beraberindeki bir heyet 26 Ocak 2012’de Kılıçdaroğlu ile CHP Genel Merkezi’nde bir görüşme yaptı. Bu ziyarete ilişkin haber bir süre  http://arsiv.chp.org.tr/?p=58880 adresinde durdu. 15 Temmuz girişiminden sonra ise kaldırıldı.

Genel Merkez’de kurulan ilişki daha sonra da devam etti. AKP’liler suyolu yaptıkları Amerika’yı CHP’liler cemaat sayesinde adeta yeni yeni keşfediyordu. TAA’nın Washington’da 13 Mart 2013 tarihinde yapılan 3. kongresinde AKP’liler ile birlikte CHP’liler de katıldı. THY, Halk ve Ziraat Bankası ile cemaatin kuruluşu TUSKON da sponsordu. CHP’li bir başka heyet, Mayıs ayında cemaatin bir kuruluşu olan Ana-Pasifik Enstitüsü’nün Los Angeles ’da düzenlediği, “Anadolu’da  gıda ve kültür” adlı festivalin davetlileri arasındaydı.

Kılıçdaroğlu, Faruk Loğoğlu ve Erdoğan Toprak’ın ABD’ye giderek alt yapısını oluşturmalarından sonra 30 Kasım - 4 Aralık 2013’te ABD’ye gitti. Burada Gülen Cemaatinin kuruluşları Türk Amerikan Dernekleri Asamblesi (ATAA) ve Türk Amerikan Bilim Adamları ve Akademisyenleri Derneği (TASSA) çatı kuruluşlularıyla bir araya geldi. Bu kuruluşların yöneticileri ile fotoğraflar çektirdi. ABD’de iken Irak’ın işgalinde önemli bir rol oynayan Morton Abramowitz, Eski Ankara Büyükelçisi Eric Edelman ile de görüştü. ABD Kongresi Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nden Alan Markovksy ile bir yemekte buluştu. Yemeğe Amerikan Yahudi Komitesi (AJC), Ulusal Güvenlik İşleri Yahudi Enstitüsü (JINSA) ve New York merkezli İnkâr ve İftiraya Karşı Birlik (ADL) temsilcileri de katıldı.

Kılıçdaroğlu daha sonrada TAA ile “tanışma ve sohbet” toplantısına katıldı. Bu buluşmaya hemen hepsi cemaat kuruluşu olan TAA Başkanı Faruk Taban, Orta Atlantik Türk Amerikan Federasyonu (MAFTAA) Başkanı Mahmut Yeter, Avrasya Amerikalılar Turkuaz Konseyi (TCAE) Başkanı Kemal Öksüz, Türk Amerikan İş Grubu (TABN) Başkanı Talha Saraç’ın da bulunduğu çok sayıda dernek yöneticileri katıldı.

*CEMAATTEN KILIÇDAROĞLU’NA SEÇİM DESTEĞİ

CHP içinde 2014 yerel seçimler öncesi  ve sonrasında Cemaatin seçimlerde desteklediği tartışmaları yapıldı. İlk tartışma Uşak Belediye Başkanı adayının belirlenmesi sırasında çıktı. Cemaatçi Uşak Belediye Başkanı Ali Erdoğan,  MHP’den ayrılmak zorunda kalınca CHP’den aday gösterilecekti. Uşak Milletvekili Dilek Akagün ve örgüt ise bu operasyona karşı çıktı. Sonuçta Ali Erdoğan aday gösterilemedi, ancak hatırı kalmasın diye de 1 Kasım 2015’teki genel seçimlerde 2. sıradan milletvekili adayı yapıldı. (Birinci sırada ise CHP’ye yönelik operasyonlar kapsamında otelde bir kadın ile yakalanan, bu nedenle de CHP’den ihraç edilen sonra da itirafçı olan Yalım Özkan vardı. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın belediye başkan adaylığına karşı muhalefet eden Dilek Akagün’ü  de liste dışı bıraktı.) Ali Erdoğan sonraki süreçlerde FETÖ davalarından yargılandı.

AKP’nin kazandığı yerel seçimlerden bir gün sonra Kılıçdaroğlu, cemaatle işbirliği iddiaları için, “Cemaatle işbirliği tamamen AKP’nin uydurması. Ellerinde bilgi ve belge varsa çıkarsınlar” diyerek reddetti. Fakat Artvin’de seçimi kaybeden Belediye Başkanı Emin Özgün, 2 Nisan’da Sabah’a, “Seçimden önce Gülenciler bana geldi. ‘Bizim bin oyumuz var. Sizi destekleyeceğiz’ dediler. Yine de kaybettim. Demek ki böyle bir oyları yokmuş Artvin'de. Buradan şu anlaşılıyor ki, Gülencilerle ittifaka girmekle, onlarla kol kola girmekle büyük yanlış yaptık” diyerek adeta Kılıçdaroğlu’nu kendi açmazıyla baş başa bıraktı.

Cemaatle seçim işbirliği Kılıçdaroğlu’nun kadın milletvekilleriyle yaptığı toplantıda da gündeme geldi. Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, “Cemaat AK Parti ile suç ortağı, 12 yıldır müttefik. Ancak siz ve parti yöneticileri, cemaate karşı sert tavır almadığınız için bizim üzerimize yapıştı. Çıkıp, cemaate sert eleştiri getirilseydi, böyle olmazdı. Zekeriya Öz’ün neredeyse heykelini dikecektik. Kaç masumun kanına girdiğini hatırlamıyoruz, sahip çıkacağımız başka hukukçu mu yoktu? Öz’ün kız kardeşinin hakkının peşine dahi düşüldü” diye isyan etti.

Kılıçdaroğlu, eleştirilere, “Oy veriyorlarsa niye veriyorsunuz demeyiz. Ama bizim cemaatle herhangi bir işbirliğimiz olmadı” diye yanıt verdi. Aynı tartışma PM’de de  sürdü. İlhan Cihaner, Birgül Ayman Güler ve Çetin Soysal’ın cemaatle işbirliği algısının parti tabanını ürküttüğü yönündeki eleştirilerine şu yanıtı verdi:

“Cemaatle işbirliği yapmadık. Özel bir görüşmemiz olmadı. Özel anlaşmamız olmadı. Bazı yerlerde cemaat destek vermiş olabilir ama bize oy verme mi deseydik?”

Kılıçdaroğlu, Cihaner’in, Başdanışman Aydın Ayaydın’ın Fethullah Gülen’in Türkiye temsilcisi ile yaptığı konuşmayı hatırlatarak, “İstanbul adayı için Mustafa Sarıgül’ün ismini Gülen’in temsilcisine söylüyor. Bunun bir açıklamasının olması lazım” eleştirisi yapması üzerine de kızarak, “Yapsaydık ‘yaptık’ derdim. 17 Aralık sürecinin ardından cemaatin yayın organları bizim söylediklerimizi büyüttü. Bugünkü algının nedeni bu” ifadelerini kullandı.

Tartışma burada da bitmedi. İzmir Milletvekili Prof. Dr. Birgül Ayman Güler, EĞİTİM-İŞ Kastamonu Şubesinin düzenlediği bir konferansta partide bazı ittifaklar gerçekleştirildiğini ve bunun önemli bir problem olduğuna dikkati çekerek, “Sözlerin kimi siyasi sebeplerle hafifletilebilir. Çok zor ama uygulamalar çok önemli. Her ne kadar parti yönetimimiz inkâr etse de 30 Mart seçimlerinde bir ittifak yaptı, cemaatle ittifak yaptı. İllerde ve ilçelerde cemaatin çeşitli unsurlarının Cumhuriyet Halk Partisi ile yürüdüğünü hepimiz gördük” deyince “geçici ihraç” istemiyle disipline sevk edildi. Güler bazı örnekler vererek iddiasının arkasında dururken, disiplin sürecini beklemeden partiden ayrıldı. Güler’in örnek gösterdiği ama adını vermediği “başkan” İzmir İl Başkanı Ali Engin idi. Engin, Cemaatin Emniyet’teki yapılanmasına yönelik operasyonları 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nde yaşananlara benzetti. Zaman’a yaptığı bir açıklamada da Hizmet Hareketinin, 30 milyar dolar ihracat yaptığını, böylesi bir hareketi ‘Haşhaşi’ gibi göstermeyi vicdanla bağdaşır bulmadığını söyledi.

Cemaat konusunda Kılıçdaroğlu o dönemde daha sonra partiden ayrılan emekli Müftü İhsan Özkes tarafından uyarıldı. Kılıçdaroğlu’nun son açıklamalarında FETÖ ile ilgili sözlerini hayretle dinlediğini belirten Özkes, aralarında geçen bir diyaloğu şöyle anlattı:

“CHP-FETÖ ilişkisi başlamış olmalı ki 2013 gibi Sayın Kılıçdaroğlu Genel Merkez’de makamında bana, ‘Cemaat bize yakınlaşmak istiyor, sen ne diyorsun?' dedi. 'Şayet CHP ve Cemaat işbirliği yapacaksa; Cemaat menfaati için bize yakınlaşabilir. Ancak bu yakınlaşma CHP kimliğine ters düşer. Bunun partimize ve ülkemize zararı olur' dedim. Sayın Kılıçdaroğlu bozuldu, hiçbir şey söylemedi.” 

*KILIÇDADOĞLU’NUN CHP’Sİ FETÖ MEDYASINA KALKAN OLDU

Cemaat yapılanması 26 Şubat 2014’te yapılan MGK’da terör örgütü kapsamına alındı. Örgütün yargı ve polis yapılanması tasfiye edilmeye başlandı. Sıra medya yapılanmasındaydı. 14 Aralık 2014’te Zaman ve Bugün gazeteleriyle, Samanyolu TV’ye operasyon yapıldı.  Bazı CHP’liler bu operasyonu protesto amacıyla düzenlenen basın toplantısına katıldı. O dönemde milletvekili olan ve cemaatlerden haz etmeyen Oktay Ekşi de, “meslektaşlarla dayanışma” amacıyla katılımcılar adasında yer aldı. Kılıçdaroğlu ise operasyonları darbe sürecine benzeterek, “Biz her zaman mazlumların yanında olacağız” dedi.

Kılıçdaroğlu, FETO’ya ait radyo ve televizyonlar, 27 Eylül 2015’te Tivibu; 3 Ekim 2015’te Turkcell TV+;  8 Ekim 2015’te Digiturk, 12 Ekim 2015’de de Teledünya ile KabloTV platformlarından çıkarılmasına da itiraz etti.

Türksat  Samanyolu grubuna ait 13 televizyon kanalı ve radyonun uydu yayınlarını 13 Kasım 2015’te kesti. 28 Ekim’de de yine Cemaate yakınlığı ile bilinen Koza-İpek Grubuna ait Kanaltürk ve Bugün TV’ye kayyım atandı ve bu televizyonların yayınları kesildi.  Aynı akşam Kılıçdaroğlu da destek vermek amacıyla Mecidiyeköy’de bulunan Bugün TV, Kanaltürk ile Bugün ve Millet gazetelerinin faaliyetlerini sürdürdüğü binaya gitti.

İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine 4 Mart 2016’da Zaman, Meydan, Today’s Zaman gazeteleri ile Cihan Haber Ajansı ve Aksiyon dergisinin de aralarında bulunduğu yayın organlarının sahibi olan Feza Gazetecilik AŞ’ye kayyum atanmasına karar verdi.

Enis Berberoğlu, Gürsel Tekin, Barış Yarkadaş, Mahmut Tanal, Eren Erdem, Sezgin Tanrıkulu, Şafak Pavey, Selina Doğan’dan oluşan CHP’li milletvekilleri destek için Zaman gazetesindeydi.  Eren Erdem, daha sonra Zaman’a Kılıçdaroğlu’nun yardımcısı Berberberoğlu üzerinden kendilerine verdiği talimat üzerine gittiklerini açıkladı.

Tanal ise Kılıçdaroğlu’nun son açıklamalarındaki “FETÖ’cü sızması” ile ilgili sözlerine “Zaman’a onun talimatıyla gittik. Eğer biz FETÖ’cü isek O da FETÖ’cüdür” diyerek tepki gösterdi. 

15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra da Samanyolu TV tamamen kapatıldı. Kılıçdaroğlu CNN Türk’te bu karara, “Niye kapatıyorsun kardeşim?” diyerek itiraz etti. Ahmet Hakan’ın “Örgütün yayın organı mı olsun?” sorusuna da  şu yanıtı verdi:

“Hayır, efendim. Şimdi bakın, o televizyonlar sadece örgütün değil, ben o televizyon kanallarında pek çok kişinin haber, program yaptığını biliyorum.”

Partisinin Adana mitinginde, Cemaatle ilişkili ve Ergenekon operasyonlarında rolleri nedeniyle yargılanan Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Atilla Taş, Ali Bulaç ve Şahin Alpay gibi isimleri de okuyarak CHP’lilere alkışlattı. Tepkiler gelince kendini “Ben bilmiyor muyum, o gazeteciler geçmişte ne yaptı? Ben ‘Balyoz kumpastır’ derken, onların beni eleştirdiklerini bilmiyor muyum? Bu insanlar AKP’nin değirmenine su taşıyorlardı, AKP ile işbirliği yapıyorlardı. Ben o zaman da hukuku ve demokrasiyi savunuyordum” ifadeleri ile savundu.

**************

İKİNCİ BÖLÜM:

*KILIÇDAROĞLU’NUN ÜLKÜCÜLERİ CHP’Yİ TESLİM ALMAYA GELDİLER

AKP’nin butlan kararını bekleyen Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, partinin seçilmiş yöneticileri  kararlaştırılan toplantı saatini beklemeden 24 Mayıs 2026 sabahı saat 07.30’da CHP Genel Merkezini teslim almaya geldi. CHP Milletvekilleri Orhan Sarıbal, Deniz Demir, Müslim Sarı, Mahir Polat, Hasan Öztürkmen ve Hüseyin Yıldız’ın da içinde olduğu bir grup polis gözetiminde Genel Merkez’e doğru yürüyüşe geçti. Grubun içinde “Kılıçdaroğlu’nun ülkücüleri” denilen çok sayıda partili olmayan kişi de vardı. CHP yöneticileri bunları “mafyatik tipler” diye tanımladı. Tabii içeri alınmadılar.

Az sayıda partili Genel Merkezi savunmak için sandalye ve koltuklardan barikatlar oluşturdu. Bir süre sonra  Emniyet güçleri Kılıçdaroğlu’nun “binayı boşaltın” talebi üzerine demir kapıyı kırdı. Milletvekillerine ve partililere birer gazı sıkarak içeri girdi. Makam odasında gelişmeleri izleyen Özgür Özel’e kayyım kararı tebliğ edildi. Kararı yırtan Özel, Genel Merkez’den ayrıldı ve TBMM’ye doğru yürüyüşe geçti. Çevrede bekleyen partililer de peşine katıldı.

Daha sonra Genel Merkez’in 12. katında çekildiği belirtilen bir fotoğrafta Kılıçdaroğlu’nun eski başdanışmanı ülkücü Ramazan Kubat ve arkadaşlarının Bozkurt selamı verdikleri görüldü. Fotoğraftaki yer alan bir diğer  ülkücü ise 1980 öncesi Ankara Bahçelievler’de Abdullah Çatlı’nın liderliğinde masum 7 TİP’li öğrencinin katliamından yargılanan ve hapis cezasına çarptırılan Haluk Kırcı ile de fotoğrafı olan biriydi.

*KK İŞE BAHÇELİ VE ÇİLLER’İN ÜLKÜCÜ DANIŞMANLARIYLA BAŞLADI

Kılıçdaroğlu, genel başkanlığı döneminde kendisinden önceki genel Başkan Deniz Baykal’ın tam aksine sayısız danışman ile çalıştı. Adeta bir danışmanlar ordusu kuran Kılıçdaroğlu’nun danışmanları içinde çok sayıda ülkücü kökenli isim de vardı. Bunların en dikkat çekici olanlarından biri MHP’nin 2007 ve 2009 seçim kampanyalarını yürüten  Rasim Bölücek idi. MHP kökenli Bölücek Gülen cemaatiyle de ilişkili biriydi.  Bölücek, CIA istasyon şefi Ruzi Nazar ile bağlantısı olan eski bir MİT mensubu olan Enver Altaylı’nın da arkadaşıydı.  FETÖ davalarında yargılanan Altaylı’nın kendisini bin 159 kez telefonla aramasını arkadaşının “hiperaktifliği” ile açıkladı.

Bölücek ile birlikte göreve başlatılan bir diğer isim de Şükrü Karaca idi. Karaca 1995 yılında DYP Genel Başkanı ve Başbakan Tansu Çiller ile çalıştı. Çiller’in 3 Kasım 1996’da Balıkesir’in Susurluk ilçesinde bir trafik kazasıyla ortaya çıkan “mafya-siyaset-devlet” ilişkilerini örtmek için kullandığı “Bu devlet için kurşun atan da kurşun yiyen de şereflidir” sözleri Karaca’nın da içinde yer aldığı Analitik ekibinin buluşuydu. Karaca daha sonra ANAP’ı canlandırmaya çalışan Erkan Mumcu’ya da danışmanlık yaptı.  ANAP bir türlü canlanmayınca Kılıçdaroğlu boş durmadı ve Karaca’yı da danışmanlar ekibine dahil etti. Son durağı da burası olan Karaca 2014 yılında geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

*KILIÇDAROĞLU’NUN DANIŞMANI AYHAN BORA KAPLAN OLAYINA KARIŞTI

Kılıçdaroğlu’nun ilk ülkücü kökenli profesyonel danışmanları Bölücek ile Karaca idi. Onları profesyonel olmayan çok sayıda ülkücü danışman da izledi.

Eski Ülkü Ocakları Başkanı Alaaddin Aldemir 3 Mayıs 2018’de bir grup arkadaşı ile CHP’ye üye oldu. Rozetlerini bizzat Kılıçdaroğlu taktı. Aldemir sıradan bir MHP’li değildi. 1981 yılında MHP davası nedeniyle tutuklandı. 7 yıl sonra tahliye olurken “bedel ödemiş” biriydi. Ama Devlet Bahçeli ile yıldızı barışmadı. Fethullah Gülen, medyasına akreditasyon yasağı koyan Devlet Bahçeli’nin tavrını Zaman’da Alpaslan Türkeş’in tutumunu örnek göstererek eleştirdi.

Kılıçdaroğlu, 30 Mayıs 2021’de Burcu Çetinkaya ile evlenen eski Ülkü Ocakları Başkanı ve eski MHP Ankara İl Yöneticisi Ramazan Kubat’ın düğün törenine katıldı. Bununla da yetinmeyerek bir yıl sonra Kubat’ı 22 Ekim 2022’de başdanışmanlığa atadı. 

Kılıçdaroğlu’nun 4 Haziran 2023’de  görevine son verdiği danışmanlar arasında Kubat da vardı. Ama Kılıçdaroğlu O’na 10 Ekim 2023’te “Yeniden Kuvayı Milliye Platformu Koordinatörlüğü görevi verdi. 27 Ekim’de, Gazi Üniversitesi  Mimarlık-Mühendislik Kafeteryasının ihalesini kazandıktan sonra çıkışta, 150-200 kişiden oluşan ülkücü bir grubun saldırısına uğradı.

Kubat’ın adı daha sonra Ayhan Bora Kaplan soruşturmasına karıştı. Kubat, bu soruşturmada 19 Mayıs 2024’te, gizli tanık olarak ifade veren Serdar Sertçelik’in Çakarlı araçla yurt dışına kaçırılmasında rol aldığı gerekçesiyle tutuklandı.

*“SEÇİMİ KAZANSAYDIK YERE GÖĞE SIĞDIRAMAYACAKLARDI”

Kılıçdaroğlu, 2023’teki cumhurbaşkanlığının 2. turu öncesinde de atamalarını sürdürdü. 28 Mayıs’a iki gün kala Kadın ve Aileden Sorumlu Başdanışmanlık görevine yaptığı atama başını fena ağrıttı. Son anda atamasını yaptığı danışmanı, 27. Dönemde Batman’da AKP adayı olan, yerel gazetelerde yazarlık yapan Perinaz Mahpeyker Yaman idi.  Danışman olunca geçmişte sosyal medyada yaptığı paylaşımları ortaya döküldü. Laiklik ve Atatürk ile ilgili bir mesajında, “Laikler hem ‘maymundan geldik’ diyorlar hem de ‘Atatürk atamızdır’ diyorlar, söyleyeceklerim bu kadar buyurun söz sizin” diye yazmıştı. Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Genel Başkan Yardımcısı Eren Erdem, Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka peş peşe yaptıkları açıklamalarda, Kılıçdaroğlu’nun böyle bir danışmanı olmadığını söylediler. Yaman, Kılıçdaroğlu’nun ıslak imzalı atama yazısını ortaya çıkarınca CHP yöneticilerinin de gardı düştü. Tepkiler ise sürdü. Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, “Atatürk’ün kurduğu ve laikliğin bayraktarlığını yapan partimizde, laiklik karşıtı, Atatürk düşmanı bir kişinin hem de kadın ve aile politikalarından sorumlu danışman olarak bulunması, görevden alınmış dahi olsa kabul edilemez!” dedi.

Yaman, 2 Eylül 2023’de sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada mesajları danışmanının yazdığını belirterek özür diledi. Bu tartışmaları izleyen Kılıçdaroğlu sessizliğini bozduktan sonra şu manidar açıklamayı yaptı:

“Bir arkadaşımın tavsiyesi ile danışman olarak atadım. Bu mesajlarını bilseydim elbette atamazdım. Eğer seçimleri kazansaydık o zaman belki bizim politikamızı yere göre sığdıramayacaklardı.”

Yaman’ı Kılıçdaroğlu’na tavsiye eden “arkadaşı” Hasan Cengiz idi. Başdanışman değildi ama Genel Merkez’de kendisine oda tahsis edilmişti. Kendisini de, “Türkçü, Turancı ve Enver Paşacı” diye tanımlıyordu. Kimse o günlerde “ne işi var CHP’de Enver Paşacının?” diye sormadı. Kamu diplomasisi yaptığı ve fikir ürettiklerini söylediği Avrasya Yerel Yönetimler Birliği’nin (AYYB) Başkanıydı. Bu kuruluş, Ankara Büyükşehir Başkanı olduğu dönemde İ. Melih Gökçek tarafından desteklendi. 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ı destekledi. Ama sonra yolları ayrıldı. 2017’de düzenlediği bir iftar yemeğine Kılıçdaroğlu’nu da davet etti. Orada yolları kesişti.

Yaman ile ilgili tartışmalara katılan Cengiz, KK’nın etrafında ördüğü halkaya yeni inciler ekledi ve “Neden kimse Kemal Bey'in mason danışmanlarını konuşmuyor?” sorusunu ortaya attı. 6 Ağustos 2023’te Facebook üzerinden yaptığı paylaşımda Kılıçdaroğlu’nun Dışişlerinden Sorumlu Başdanışmanının 33. dereceden mason olduğunu ifade etti. Sarayla bağlantılı olduğu da ileri sürülen Cengiz bu iddiaları ise şu yanıtı verdi:

“Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı için oluşturulan ekibin başkanlarından biriydim. Kemal Bey’in adaylığının hazırlama sürecinde; daha Millet İttifakı yokken ben, Kemal Bey’in aday olması için kamuoyu oluşturdum. Kanaat Önderleri toplantıları buna örnektir. Bu kamuoyu oluşturan ekibin başkanlarından biriydim. Ama saraydan kaynaklı değil millet bunu istediği için.”

*BİR TRAJİ KOMİK ÜLKÜCÜ DANIŞMAN ÖYKÜSÜ

Kılıçdaroğlu, Zafer Partisi’nin gençlik yapılanması Ayyıldız Hareketi’nin eski kurucu Genel Başkanı Gökşen Anıl Ulukuş’u 31 Mayıs 2023 tarihinde danışman olarak atadı.  Fakat CHP’den 7 Temmuz 2023’te basın mensuplarına geçilen bilgi notunda  4 Haziran 2023 öncesi atanan tüm danışmanların görevi sona ermiş olup, ilgili tarihten sonra Engin Özkoç, Hacer Foggo ve Özgür Yici dışında danışman atanmadığı belirtilen notta, İstanbul Milletvekili Namık Tan’ın da “Dış politikadan sorumlu Genel Başkan Başdanışmanı” görevine devam ettiği ifadesine yer verildi.

Ulukış bunun üzerine Kılıçdaroğlu’nun danışman atamasına ilişkin ıslak imzalı belgeyi X platformundan yayınladı. Genel başkan ile danışmanları görevden almasından sonra konuştuğunu ve ona dört kere ‘Ben hâlâ danışman mıyım?’ diye sorduğunu ifade eden Ulukış “Her seferinde ‘burada 90 tane danışman vardı, bu karar onlar için. Sen devam et’ cevabını aldım. Kaldı ki ilk açıklamayı yaptığım gün yine konuştuk. Baskılara dayanamamış olabilirsiniz ama her şeyin bir usulü var! ‘Gerçeği yansıtmıyor’ şeklinde itibar zedeleyici bir tavır CHP’ye yakışmıyor” dedi. 11 Temmuz 2023’de de X platformundaki biyografisinden CHP Genel Başkan Danışmanı unvanını kaldırdı.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri için gözler Zafer Partisi’ne ve onun adayı Sinan Oğan’ın oylarına çevrildi. Oğan’ın 22 Mayıs’taki açıklaması üzerine Hakan Ünser (Eski Ülkü Ocaklara Başkanı), Şevket Bülend Yahnici (Eski MHP yönetici ve milletvekili) Bahadırhan Dinçaslan (Tamgaturk sitesinin sahibi), Yılma Durak (eski MHP Yöneticisi), Yılmaz Alpaslan (Alparslan Türkeş Vakfı Genel Sekreteri), Fikret Eren (akademisyen, yazar), Konuralp Ercilasun (Yazar) İskender Öksüz (Milli Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi) ve Azmi Karamahmutoğlu (Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı) sosyal medyada Kemal Kılıçdaroğlu’na destek veren videolar paylaşarak, “Milliyetçi Çağrı” adlı bir kampanya başlattılar.

Bu süreçte Zafer Partisi ile Oğan’ın yolları ayrıldı. ZP Genel Başkanı Ümit Özdağ, Kılıçdaroğlu ile bir protokol imzaladı ve onu destekleme kararı aldı.  İçeriği kamuoyunda çok tartışılan “gizli protokol’ün CHP için en inticici maddesi, “Anayasamızın ilk 4 maddesi ve 66. Maddede yer alan Türk Vatandaşlığı konusundaki tanımı ve içeriği korunacaktır” şeklindeki 1. Maddesiydi. Zafer Partisine verilen bakanlıklar, MİT Müsteşarlığı gibi maddeler dışında CHP’nin Genel Başkanı sıfatını taşıyan Kılıçdaroğlu’nun, Anayasanın değiştirilemez ilk 4 maddesi ile Türk vatandaşlığı ile ilgili maddesini bir başka parti genel başkanı ile yaptığı görüşmede protokole bağlamak zorunda kalması başlı başına zayıflık ve eleştiri konusuydu.

Zafer Partisi’nin desteğini alan Kılıçdaroğlu aynı gün Çankaya’da, Zübeyde Hanım Sosyal Tesisleri’nde “ülkücü kanaat önderleri” ile bir araya geldi. Burada AKP ve MHP’den kendisine yönelik ‘terörle işbirliği yapıyor’ suçlamalarının gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Kılıçdaroğlu ülkücüler arasında yer alan Yılmaz Durak’a özel ilgi gösterdi. (Durak, 1980 öncesinde Erzurum’da, “Doğu’nun Başbuğu” olarak ün yapmış biriydi) Onu, “Yılma Bey, bir dönem ülkücü hareketin en köklü ve en sevilen isimlerinden birisiydi. Bugün de sanıyorum, bu hareketin size minnet borcu var. Büyük çabalar harcadınız. Erzurum’un efsane isimlerinden birisiydiniz” diyerek övmekten geri durmadı.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerini ikinci turunu da kaybeden Kılıçdaroğlu kendisini destekleyen ülkücüleri unutmadı.  9 Temmuz 2023’te Keçiören’deki kahvelerine giderek onlarla dertleşti. “Kazanamadık ama dünyanın sonu değil. Yapılan ilk seçim değil son seçim de değil. Vatandaşla oturup konuşacağız vatandaşı ikna etmemiz lazım”dedi.

ülkücülerin bir kısmı da O’nu unutmadı. Kılıçdaroğlu’nun 38. Kurultayda genel başkanlık seçimi kaybetmesinden sonra, “Yeniden Kuvayı Milliye Platformu Koordinatör” lük görevi sona eren Ramazan Kubat, Kılıçdaroğlu ile birlikte CHP’ye geri döndü. AKP yargısının kararı ile Emniyet güçlerinin gazlı ve plastik mermili operasyonu ile Kılıçdaroğlu’na teslim edilen CHP Genel Merkezi’nde kazanılan “zaferi” kutlamaya gelen dostları, Kubat’ı oturduğu odasında “Bozkurt” işareti ile selamladı.

*Zihni Erdem Ankara’da uzun yıllar Parlamento ve CHP muhabirliği yaptı. “CHP’nin Üzerindeki Eller” kitabının da yazarı.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.