ÖLMEKTEN KORKAN KORKMAKTAN ÖLÜR

  Vatandaşlar, hayat pahalılığı karşısında düşük kalan ücretlerinin arttırılması, akaryakıt zamlarının geri alınması, ek vergilerin iptali, konut kiralarının sınırlandırılması, fahiş araç ve konut fiyatlarının gerçek fiyatlarına çekilmesi vb. haklı talepleriyle sokağa çıkıp demokratik protesto haklarını kullanmalıdırlar. Ama bir korku imparatorluğu kurulmuş durumda, iktidar bunu algı operasyonu yöntemiyle sağlıyor. Kimileri algı operasyonunun parçası olarak, kimileri de alıklıklarından bu operasyonun propagandasına katılıyorlar. 
   Sokağa inilmesi iktidarın işine yararmış. Bilmem kaç milyon yandaş sığınmacılarıyla kaçaklarıyla birlikte sokağa inilmesini bekliyorlarmış. Mış mış mış da mış mış mış... "İktidar sokağa çıkılmasını istiyor; sokağa çıkanları silindir gibi ezmek, dövmek, öldürmek, hapse atmak istiyor" gibi bir algı oluşturuluyor. Bu doğru değil. Hiçbir iktidar bir şekilde iktidarını riske atacak hiçbir kargaşayı istemez. Hatta, iktidarın kargaşa organize ederek etnik kırım yapacağı, karışıklıktan istifade şeriat girişiminde bulunacağı iddiaları bile dolaşıma sokuluyor. Yalan ne kadar büyük olursa inandırıcılığı ve etkisi de o kadar büyük olurmuş. Hitlerin propaganda bakanı Goebbels yöntemleri bunlar. İktidarın sokağa çıkılmasını istemesi değil, sokağa çıkılmasını beklemesi durumu var. Vatandaşı sıkboğaz ettiğini, başka çare bırakmadığını biliyor. Ev kirası maaşına yaklaşmış vatandaş evini nasıl geçindirecek, çocuklarını nasıl okutacak? İşsizlerin, emeklilerin, asgari ücretle geçinenlerin durumları daha da kötü. İktidar bunların hepsinin farkında ve sokağa çıkılması gerektiğinin de farkında, hem de mağdurlardan daha fazla farkında. Bu nedenle sokağa çıkılmasını bekliyor, belki de halen çıkılmamasına da şaşırıyor.
   Sokağa çıkılmasını istemez. Bu sefer çok büyük oranda kendi destekçisi kitlenin de minderinin tutuştuğunun farkında ve sokakta onlar da olacaklardır. Boğazına kadar hukuksuzluğa battı, uluslararası güvenilirliğini kaybetti, yabancı sermaye gitti ve bu nedenlerle güveni yeniden inşa etmek istiyor. Maliyenin başında bir İngiliz vatandaşının, hazinenin başında bir Amerikan vatandaşının bulunmasının nedenlerinden birisi de güveni inşa etmek ihtiyacının olması. Dışişleri Bakanı Fidan'ın Avrupa'da üyelik görüşmelerini yeniden başlatarak yeniden iyi ilişkiler kurmak çabası peşinde olması da bundan. Bu ve benzeri nedenlerden içerideki bir kargaşa, bir huzursuzluk iktidarın asla işine gelmez.  
   Sokağa çıkılacağını bekliyor ve bunu istemediği için korku salıyor. Bu korku yersizdir, korku salmak algı operasyonuyla toplumsal tepkiyi oluşmadan bertaraf etmek içindir. Yukarıdaki saydığım istememe nedenleri talepleri karşılaması zorunluluğunun da gerekçeleridir. Talep eden hakkını alır, bu iktidar hakkını talep etmeyene lütufta bulunmaz. İktidarını devam ettirmek için demokratik protesto hakkını kullananların taleplerini karşılamak ve krizin faturasını neden olanlara kesmek zorundadır.
   Demokratik protesto hakkını kullanacak olan vatandaşlar birlikte hareket edecekleri yasal partiler, sendikalar ve STK'lar ile birlikte uyanık olmalılar ve iktidarın protesto eylemlerini değersizleştirmesini sağlayacak provakasyonlara mahal vermemelidirler. Bugüne kadar öyle ya da böyle, vatandaşın her haklı mücadelesini değersizleştiren ve iktidara fırsat vererek "bunlar terörist" dedirten terör örgütü ve "yasal partisi" sokaktan dışlanmalıdır. İstihbarat örgütlerinin provakasyonlarına karşı da uyanık olunmalıdır.
   Bu durumlarda sokak hakkı korkulacak bir alan değildir. Vatandaşın haklı mücadelesi için protesto hakkını kullanmasına öncülük etme görevleri olan, ağalık sistemiyle yönetilen sendikaların, partilerin, STK'ların adları ise mücadele edilecekler arasına not düşülmelidir.
18 Ağustos 2023
Zeynel Bektaş
[email protected]

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.