Prof. Hikmet Sami Türk

Prof. Hikmet Sami Türk

İMAMOĞLU’NUN DİPLOMA DAVASINDAKİ İSTİNAF KARARI

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!

 

“Mahkemelerin hiçbir biçimde siyasî mücadelelere alet olmaması gerekir. Anayasa’mıza göre ‘Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.’ (m. 9) ‘Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.’ (m. 138/I). İmamoğlu’nun, 32 yıllık üniversite diplomasının iptaline karşı açtığı davayı reddetmek, bu hükümlere aykırı olarak açık bir haksızlığı onaylamak demektir. Devletin temeli olan adaletin gereği bu değildir.”

Hâlen Silivri’deki  Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan, bu nedenle İçişleri Bakanlığı’nca  geçici olarak görevinden uzaklaştırılmış olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Üniversitesi (İÜ) İşletme Fakültesi’nden 1994 yılında aldığı diplomanın 32 yıl sonra İÜ Yönetim Kurulu kararıyla  iptal edilmesine karşı  İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nde açtığı dava, 23.1.2026 tarihinde oybirliğiyle reddedilmişti. İmamoğlu’nun avukatlarınca  5. İdare Mahkemesi kararına karşı İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ne yapılan istinaf başvurusu da, 7. İdarî Dava Dairesi’nce 13.5.2026 tarihinde avukatların  duruşma istemi yerinde görülmeyerek dosya üzerinde yapılan inceleme  sonucunda reddedildi.  Her iki mahkemece de  kararlar, kısa bir süre önce gerçekleşen heyet değişikliğinden sonra verildi. 

Bu konuda eski Devlet, Millî Savunma ve Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, yazılı bir değerlendirme yaptı:

“Her şeyden önce duruşma isteminin reddi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın  ‘Hak arama hürriyeti’ kenar başlıklı 36. maddesinde yazılı ‘Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.’ hükmüne aykırıdır. Gerek ilk derece, gerek istinaf mahkemesinde İmamoğlu’nun açtığı  davadaki hâkim değişiklikleri de Anayasa’nın 37. maddesinde yazılı ‘kanunî hâkim güvencesi’ ile bağdaşmıyor.

  İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nin kararı, İmamoğlu’nun 1990 yılında KKTC’deki Girne Amerikan Üniversitesi’nden İÜ İşletme Fakültesi’ne yatay geçişinde ‘açık hata’ bulunması gerekçesine dayanmaktadır. 

İmamoğlu’nun Girne Amerikan Üniversitesi’nden İÜ İşletme Fakültesi’ne yatay geçişindeki usulsüzlük iddiası, anılan Üniversite’nin o tarihte henüz Yükseköğretim Kurulu  (YÖK)  tarafından  tanınmamış olmasına dayanmaktadır. Yatay geçiş, Anayasa’nın 130. maddesi uyarınca bilimsel özerkliği olan İstanbul Üniversitesi tarafından kabul edilmiş ve İmamoğlu, öğrenimini İşletme Fakültesi’nde tamamlayarak diplomasını almıştır. Bu diploma, İşleme Fakültesi programındaki bütün derslerin sınavları verilerek 1994 yılında alınmıştır.      

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 32 yıl önce İÜ  İşletme Fakültesi’nden aldığı diplomanın İÜ Yönetim Kurulunca iptali, her şeyden önce yetki gaspı niteliğinde bir işlemdir Çünkü Yükseköğretim Kanunu’nun Üniversite Yönetim Kurulunun görevlerini sıralayan  15. maddesine göre  böyle bir  yetkisi yoktur. Aynı Kanun’un 17. maddesine göre ‘akademik bir organ’ olan Fakülte Kurulunun görevlerinin başında ‘Fakültenin, eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve yayım faaliyetleri ve bu faaliyetlerle ilgili esasları, plan, program ve eğitim-öğretim takvimini kararlaştırmak’ gelir. İmamoğlu’nun diplomasını veren İÜ İşletme Fakültesi’nin bu diplomanın geri alınması ile ilgili bir kararı yoktur.

 Kaldı ki olağan koşullarda bir idarî işlem, İdarî Yargılama Usulü Kanunu’na göre iptal davası süresi olan 60 gün içinde geri alınabilir (m. 7/1). İşlemin yok hükmünde olması, açık hataya dayanması veya gerçek olmayan beyan ve belgelerle, hile ile elde edilmiş olması durumunda bu süre geçtikten sonra da geri alınabileceği, Danıştay  tarafından kabul edilmektedir. Ama olayda bu durumlardan hiçbiri yoktur. İmamoğlu’nun diplomasını böyle aldığı, ispattan yoksun bir iddiadır. İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nin hiçbir kanıta dayanmayan böyle bir iddiayı kabulü, bu karara karşı İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ne yapılan istinaf başvurusunun 7. İdarî Dava  Dairesi’nce reddi, yargıya ve adalete olan güveni sarsacak niteliktedir. 

Böyle bir diplomanın iptali, kazanılmış hakların ortadan kaldırılması demektir. Hukukî istikrar ve hukukî güvenilirlikle bağdaşmayan bu karar, açıkça Anayasa’nın 2. maddesindeki ‘insan haklarına saygılı, demokratik hukuk devleti’ ilkelerine aykırıdır.

 Diplomanın verildiği tarihten 32 yıl sonra iptali, İstanbul’un başarılı Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Cumhuriyet Halk Partisi tarafından önümüzdeki seçimler için Cumhurbaşkanı adayı gösterilmesindendir. Anayasa’nın 101. maddesine göre Cumhurbaşkanının ‘yükseköğrenim yapmış’ olması gerekir. Kamuoyu yoklamalarından en güçlü Cumhurbaşkanı adayı olarak çıkan İmamoğlu’nun diplomasının  iptalindeki amaç, O’nun önünü kesmek, seçilmesini engellemektir. İÜ Yönetim Kurulu’nun yetkisi dışında yaptığı diploma iptali, Türkiye’nin en eski üniversitesinden beklenmeyen, siyasî etkiler altında verilmiş bir karardır.   

 Bu kararın iptali için başvurulan mahkemelerin de hiçbir biçimde siyasî mücadelelere alet olmaması gerekir. Anayasa’mıza göre ‘Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.’ (m. 9) ‘Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.’ (m. 138/I). İmamoğlu’nun, 32 yıllık üniversite diplomasının iptaline karşı açtığı davayı reddetmek, anılan hükümlere aykırı olarak açık bir haksızlığı onaylamak demektir. Devletin temeli olan adaletin gereği bu değildir.”  

(19.5.2026)

Önceki ve Sonraki Yazılar