Naim Babüroğlu
Maduro’yu Trump devirmedi
Dünyanın başına, bugüne kadar yaşanan en büyük felaketi getirdi. Dinleyenleri büyüleyen hitabet yeteneğini çok iyi kullandı. 12 ay kaldığı hapiste, insanlığı ikinci kez bir dünya savaşına sürükleyen ideolojinin kutsal kitabı, “Kavgam”ı yazdı. ★★★ Demokrasiyi, tramplen olarak kullanmayı prensip edinmişti. Seçimlerden galip çıktı ve Başbakanlık görevini aldı. Parlamentoyu saf dışı bıraktı. ★★★ Kendi ordusunu kurdu. Karşıtlarının korkulu rüyası olan SS (Koruma Gücü), siyah üniformalarıyla muhalifleri ezen bir çekice dönüştü. ★★★ Ve Hitler, 1934’te ülkesinin tek lideri, diktatörü oldu. Artık devlet demek, o demekti. ★★★ Basın, Hitler’in emir bülteni gibiydi. Öyle ki... İkinci Dünya Savaşı’nda Rus birlikleri Berlin kapılarına dayandığında bile; Alman basını, savaşı kazanmak üzere olduklarını yazıyordu. ★★★ Hitler, 12 Şubat 1938’de halka şöyle sesleniyordu: “Benim tarihî bir misyonum var... Çünkü Tanrı, bu misyonu yerine getirme görevini bana verdi. Benimle beraber olmayanlar ezilecektir.” Bu inanışın bedeli çok ağır oldu: Yaşamını yitiren 60 milyon insan ve harabeye dönen ülkeler... ★★★ Hitler’e “biat” zirvedeydi. Gestapo Şefi Göring: “Vicdansızım ben, benim vicdanım Adolf Hitler’dir”, diyordu. ★★★ Fakat zamanla... Hitler’in dağıttığı güç sayesinde, kendisine yakın duranlar bile ondan korkmaya başlamışlardı. ★★★ Tek bir diktatörün sınırsız ihtirası, dünyaya çok ağır bedeller ödettirdi. 30 Nisan 1945’te intihar ettiğinde, Nazi İmparatorluğu da hayata veda etmişti. ★★★ Geride yaklaşık 60 milyon insan kaybı, enkaza dönüşen bir Almanya ve harabe şehirler kalmıştı. Savaş sonunda Alman halkı, yıkıntılar içinde buldukları ölmüş at eti yemeye başlamıştı. ★★★ Almanlar, Hitler için şöyle der: “Biz Führer’den kurtulmak için koca bir Dünya Savaşı yaşadık. Führer, bize bir Dünya Savaşına mal oldu.” ★★★ İtalya’nın başına geçen Mussolini de Hitler gibi, parlamenter sistemi uygulanamaz duruma getirdi. Okul ve üniversitelerdeki öğretmenlere, faşist rejimi koruma ve kollama yemini ettirdi. Gazete yöneticilerini bizzat kendisi seçti. ★★★ Hitler ve Mussolini gibi diktatörler, “düşman ve savaş üreterek” iktidarlarını bir süre için korudular. Sonrası felaket... ★★★ 80 yıl sonra... ABD Başkanı Trump, 20 Ocak 2025’te yemin etti ve göreve başladı. İlk konuşmasında, “Amerika’yı yeniden büyük yapmak için, Tanrı hayatımı kurtardı” dedi. Tanrı tarafından gönderildiğine inanan bir Başkan... Tıpkı Hitler gibi... Dünyanın en güçlü ordusuna sahip ve dünyanın en güçlü ülkesini yöneten Trump... ★★★ Otoriter liderler; devletin kurumlarını, medyayı, sivil toplum örgütlerini kayıtsız şartsız kontrol etme ihtirası ile yanıp tutuşurlar. Kendi hırsları uğruna, toplumsal kalkınmayı ve gelişmeyi baltalamaktan bile geri durmazlar. ★★★ Devletin kaynaklarını, iktidarı sürdürebilmek uğruna kişi ve gruplara aktarırlar. Ve iktidarı kayıtsız şartsız savunan medya ile kurumlar kök salar. ★★★ Yaratılan rant ve oluşturulan biat zinciri, bir sonraki seçim için otoriter yöneticilere önemli avantaj sağlayan bir alt yapı oluşturur. Ve bu sistemde, sorgulama ve düşünme zahmetine katlanmayan mutlu bir kitle ortaya çıkar. Tıpkı, Venezuela’da son 15 yılda olduğu gibi... Mesela, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun yüksek rütbeli generalleri, petrol şirketleri yönetiminde etkili konumlara getirildi. ★★★ Maduro, 3 Ocak 2026 günü sabah saatlerinde, bir paket gibi kendi konutundan kaçırıldı. Aslında kaçırılmadı... Ülkenin Devlet Başkanı, ordunun ve istihbaratın önemli yetkilileri tarafından; en yakınındakilerin ortak operasyonuyla CIA’ya teslim edildi. Özetle... Devlet çarkı, artık katlanılamaz olarak gördüğü liderini feda etti. ★★★ 2003’te Irak lideri Saddam Hüseyin’e ihanet eden yapı, orduda en güvendiği generallerdi. ★★★ Gerçekte... Otoriter liderler dışarıdan değil, içeriden yıkılırlar. Maduro’nun ya da Saddam’ın en sadık kurumları, yardımcıları, generalleri, çok güvendiği istihbaratı bir gecede buharlaşmadı. Yılların birikimiyle, devlet mekanizması liderlerini gözden çıkardı ve sistemin dışına itti. Çünkü, imtiyazlı ve himaye edilen sınıf, artık kendini güvende görmemeye başlamıştı. ★★★ Ve Trump’ın haydutluğu, işte bu tür liderlere sahip ülkelerde karşılığını buluyor. ★★★ Ne demişti İsrail Başbakanı Netanyahu, 13 Kasım 2023’te? “Arap liderlere söylüyorum, eğer çıkarlarınızı korumak istiyorsanız, tek bir şey yapmak zorundasınız: Sessiz kalın!..” ★★★ Dünyanın en zengin enerji kaynaklarına sahip Arap ülkelerinden herhangi biri, bu söze karşılık verebildi mi? Hayır!.. Peki, Neden?... Çünkü, demokrasi yerine, otoriter yönetimin hüküm sürdüğü bir rejim... Çünkü, küresel güçlerin tehdidine açık, halkının çıkarları yerine iktidarını önceleyen bir yönetim... ★★★ Bir ülkede yozlaşma ve adam kayırmacılık yaygınlaşırsa, liyakat sistemi çökerse, orada artık güneş batıyor demektir. İşte böyle bir ülke, dış güçler için “kolay hedef” konumuna gelir. Hele hele, Trump ve Netanyahu için...
YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.