Muzaffer Ayhan Kara
Siyasette karmaşık bir denklemin bilinmedik labirentleri
Kasım 2023 CHP 38. Olağan Kurultayı ile Erdoğan-Kılıçdaroğlu dengesinin bozulması, CHP'nin Mart 2024'teki yerel seçim zaferinden de 47 yıl sonra birinci parti çıkması 23 yılı geride bırakan AK Parti-Erdoğan iktidarını 22. yılında sarstı. AK Parti, normalleşmenin aleyhine geliştiğini görünce de yeni bir değerlendirme yaparak iktidarın bütün olanakları ve enstrümanlarıyla sertleşme-otoriterleşme yoluna saptı. İktidarın yeni yönelimi, CHP'nin tüzel kişiliğine ve başta İstanbul olmak üzere yerel yönetimlerine saldırı oldu. CHP içinde ikilik çıkarma 'şeytanlığına' başvuruldu! Gizli tanıkları olan zorlama adli süreçler devreye girdi. Mali idari kıskaç 'silkeleme' komutuyla ivme kazandı.
Kısacası, demokratik yollarla, seçimle işbaşına gelen AK Parti, 'tek adam' haline gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan siyaseten zayıflasa da iktidarını bırakmak istemeyen, sapa yollara başvuran bir konuma sürüklendi. Üzücü ve ilginç olan ise iktidarın 'rehinesi' durumundaki MHP de Erdoğan'ın yönetimine "embeded" oldu. Özgün duruşunu sürdüremedi.
"İKİLİ İKTİDAR" GÖRÜNÜMÜ İKTİDARI ÇILDIRTIYOR
Cumhurbaşkanlığı anketlerinde İmamoğlu da, Yavaş da, "bugün seçim olsa" Erdoğan'a fark atıyor! Aynı şekilde dokuz ayrı kuruluşun yaptığı anketlerde de 31 Mart 2024'ten bu yana CHP'nin birinci parti olma vasfı sürüyor. CHP bazen 8 puan, bazen 2 puan önünde gözüküyor AK Parti'nin fakat hep birinci. Sonuçta yerelde Türkiye'nin hemen hemen 2/3'ünü yöneten bir parti CHP.
İşte, AK Parti-Erdoğan buna dayanamıyor! Bu tabloyu bir "ikili iktidar" olarak okuyor! CHP'nin yereldeki çalışmaları ve ilişkileri ile genel iktidarı da alacağı paranoyası sarmış durumda cari iktidarı.
CHP HERŞEYE KARŞIN DİK DURUYOR
CHP ise onca saldırılara karşı yürüyüşünü sürdürüyor; iktidarın salvolarına karşın iki olağanüstü bir de üstüne 39. Olağan Kurultayı yaptı. 18 yıl sonra programını yeniledi. Mevcut sisteme uygun şekilde seçim ve hükümet programını da oluşturduğu kurullar ile çalışıyor. Bir yandan da seçmeni sandığa hazırlayan mitinglerini hız kesmeden 19 Mart 2025'ten bu yana aralıksız sürdürüyor.
ERKEN SEÇİM OLACAK MI?
CHP'nin talebi bu aşamada "erken seçim"; daha doğrusu epeydir bu talep ileri sürülüyor. Özel'in tavrı, "2026'da geldin, geldin" idi erken seçim için. Sanki bu çıkış yerini "2027 ilkbaharında geldin, geldin"e bırakmış gözüküyor. En azından bendeki algı bu yönde. Kısacası CHP, seçime çok kısa süre gidilecek bir seçimi erken seçim olarak görmüyor. O yüzden gerçekten de erken sayılacak bir seçim istiyor. AK Parti ise renk vermiyor ancak göstergeler 2027 Kasım ya da 2028 Mart'ını işaret ediyor. Bu noktada kritik durum, erken seçim için TBMM'nin 3/5 çoğunluk araması. Yani, muhalefet istemezse erken seçim olamıyor. Burada muhalefetin handikapı ise iktidarın vaktinden şu veya bu kadar önce isteyeceği bir momentumdaki seçimden kaçamayacağı gerçeği. Çünkü iktidar o zaman bütün iletişim araçlarını kullanarak, "erken seçim istiyordun, İşte sandık, gel bakalım" diyecektir. Kanımca muhalefetin o yüzden erken seçim için date-line vermek yerine, "Biz hazırız, getir sandığı" demesi daha yerinde olacaktır. İktidarın bir kozu da TBMM'de 360'ı bulup referanduma başvurmak ama orada bir tokat yiyebilir diye ödü kopuyor! Ki, yer, hem de fena yer! İktidarın başka bir kozu ise TBMM'de anayasa değişikliği ile Erdoğan'ın dördüncü kez cumhurbaşkanı seçilmesinin önünü açmak. Bunun için 400 milletvekilinin el kaldırması gerekiyor. Bana kalırsa bir yandan da buna çalışıyor Erdoğan gerek transferler gerekse DEM ile "Terörsüz Türkiye" yönelimi sayesinde yanaşıklık politikası izleyerek.
HANGİ ERDOĞAN? BABA MI, OĞUL MU?
Bu uzun girizgah-değerlendirmeler ardından sözü "Bilal Erdoğan mı, R. Tayyip Erdoğan mı?" sorusuna getirmek istiyorum. Aslında yukarıdaki değerlendirmelerimde Erdoğan'ın devam niyetini de ortaya koymuş oldum. Peki o zaman soru şu: Eğitim kurumları ve vakıflar üzerinden olsun iş dünyası üzerinden olsun zaten görünür olan Bilal Erdoğan'ın görünürlüğü aylardır neden artırılıyor? Bilal oğlan, Erdoğan'ın diğer oğlu ve iki kızı dururken neden bu kadar parlatılıyor? Önemli bir siyasi figür, aktör muamelesi görüyor pekçok iktidar mahfilinde. Adam bir bakıyorsun Gazze konusunda önde, bir bakıyorsun Şam'da Emevi Camii’nde. Uluslararası planda da varlığı hissettiriliyor. Aslında son günlerde ekranlarda da çok konuşulan bu konuya ilişkin fikrimi daha üç ay kadar önce ben de ekranlarda dile getirmiştim. Şöyle düşünüyorum: Erdoğan, bir dönem daha seçilmek üzere aday olmak istiyor ve bunun örgüsünü yapmaya çalışıyor. Fakat sistemin tepkilere yol açan kimi boyutlarının da farkında ve bunlara çözüm arayışı içinde. Bunlardan birisi de hem cumhurbaşkanı hem de AK Parti Genel Başkanı olması; devlet ve hükümet işleri yanında partiyi de yönetmesi.
12 TEMMUZ 1947 FORMÜLÜ MÜ?
Gördüğüm kadarıyla Erdoğan kendisine mesafeli seçmenin en azından bir kısmının oyunu alabilmek için 1947'de partili cumhurbaşkanı İnönü'nün yaptığı gibi bir manevra hazırlığı içinde. Bilal Erdoğan'a gittikçe daha fazla rol verilmesi ve görünürlüğünün artırılması büyük olasılıkla bu yüzden olsa gerek.
İsmet İnönü, 1947'de yayınladığı bir beyanname ile (12 Temmuz Beyannamesi) CHP'yi bilfiil yönetmeyi bıraktığını deklare etmiş, yerine bir genel başkan vekili atamıştı parti işlerini yürütmek için. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da elini rahatlatmak için belki oğlunu "güçlü genel başkan vekili" yapacağı, belki de direk genel başkanlığa oğlunu getireceği kanaatindeyim. Yani bazıları gibi kendisinin yerine cumhurbaşkanı adayı olarak oğlunu hazırladığı kanaati taşımıyorum.
POKER SURATLI AK PARTİ
Velhasıl, muhalefet, siyasette son derece karmaşık bir denklemin bilinmeyen labirentleri arasında çıkış yolunu arıyor. Cumhur İttifakı'nın küçük ortağı MHP açıkça "ne erken seçimi?" gibi açık konuşmalar yaparken, asıl iktidar sahibi AK Parti ise tam bir "poker surat" görünümü veriyor.
Son bir önemli not; Erdoğan'ın izinden giden GENAR da bir yandan sanki kapıda savaş varmış gibi, "Olası bir savaş durumunda Türkiye’yi hangi lider yönetsin?" anketi yapıyor! Haliyle ne olur? Dere geçilirken at değiştirilmez! Bakar mısınız algı yönetimine!
×××
Ben bu satırları yazarken radyoda,
"Pencere açıldı Bilal oğlan, piştov patladı" türküsü çalıyordu ne tesadüf ki... Televizyonda da Bilal Erdoğan'ın "Ya Hak!.." repliğiyle ok atışı vardı iyi mi?!.. Zaten bu sahne sıklıkla söz konusu replik duyulacak şekilde gösteriliyor ekranlarda.
Fakat birşey söyleyeyim mi? Tarzan zor durumda! Doluya koysa olmuyor, boşa koysa olmuyor.
Yeter ki CHP de, muhalefetin samimi bütün unsurları da, seçmen de dişini sandık gelene kadar ve o sandık sayılana kadar sıksın.
YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.