Muzaffer Ayhan Kara
“Doğrudan Demokrasi ve Katılımcı Bütçe”
Yazının başlığını tırnak içine almamın nedeni, Gönen Orhan’ın Otonom Yayınları’nın Politika dizisinden çıkan son kitabının adı olması... Otonom’un kurucusu Ali Cengiz Baysoy, 50. Yıl Çağlayan Lisesi’nden arkadaşım-dı, abisi Müslüm de Şişli Siyasal’dan okul arkadaşımdı (aradaki tirenin bir nedeni var, belki de çok ilginç bir yazı konusu olur). Gönen Orhan da Ali Cengiz Baysoy gibi çok eski bir arkadaşım ve ikimizi tanıştıran da 1980’li yılların ortalarına doğru Ali Cengiz, lise yıllarındaki lakabıyla “Şişko Cengiz”. O tanışmanın da ilginç bir hikayesi var! Fakat iyi ki tanıştırmış bizi...
BİR YEREL YÖNETİM GURUSU: GÖNEN ORHAN
Gönen, çok uzun yıllardır yerel yönetimler alanında çalışmalar yürüten bir Mülkiyeli. Yerel seçimler için Ceren Tanıtım üzerinden siyasi iletişim kampanyalar yapan, bu alandaki deneyimlerini kitaplara dökerek aktaran, 2003-2004'te bir süre Antalya Büyükşehir’de başkan danışmanlığı sıfatıyla görev alan; başka bazı belediyelerde de özellikle iletişim-halkla ilişkiler, çevre ve kültürel miras projesi katkılarında bulunan bir “yerel yönetim gurusu”. Gönen ile CHP’nin 2009’daki Antalya-Kepez ve İstanbul-Silivi yerel seçim kampanyalarında beraber çalıştık. İkisi de başarıyla sonuçlandı ve Kepez’deki farkı çok aşağı çekince AK Partili mevcut başkan Menderes Türel’i devirerek hem Antalya Büyükşehir’i hem de Döşemealtı’nı kazandık. Aynı şekilde Silivri’de de mevcut AK Partili başkanı devirerek seçimi kazandık. Birlikte çalıştığımız projeleri örnek vermemin nedeni, Gönen’i işin içinde de tanıdığımı, izlediğimi belirtmek. Tabii onun yürüttüğü seçim kampanyaları arasında 1989 ve 1999 Antalya Büyükşehir ile 2014 ve 2019 Muratpaşa ve 2019 Şişli de var.
Dahası var; Gönen Orhan, 2023’ün Ağustos’unda Murat Karayalçın’ın başkanlığında kurulan Yerel Reform Girişim Derneği’nin kurucularından ve başkan yardımcısı. Dernek yaklaşık bir buçuk yıldır İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana gibi kentlerde yerel yönetimler bağlamında fikri planda bilhassa merkezi yönetim-yerel yönetim ilişkisi ve mali-idari özerklik bağlamında ufuk açıcı paneller düzenledi.
BAŞKA BİR YEREL YÖNETİM MÜMKÜN
Söz konusu kitabın adından da anlaşılacağı gibi Gönen Orhan uzun süredir “başka bir yerel yönetim mümkün” mottosu ile “doğrudan demokrasi” ve “katılımcı bütçe” alanında çalışıyor.
Gönen, “doğrudan demokrasi” boyutuna kitabın arka kapağında şöyle yaklaşıyor:
“Farkındayız, seçim, sandık, parlamento, hükümet vb. yerleşik demokratik-kültürel kodlarımız doğrudan demokrasiyi hava gibi, su gibi, ekmek gibi bir insani ihtiyaç olarak görmemizin önünde büyük bir engel. Ama hayatımızı, kentimizi, mahallemizi, sokağımızı sahiplenme arzumuz ondan da büyük. Dünyamızın iç karartıcı görünümüne rağmen, doğrudan demokrasiler çağının belki de kıyısındayız.”
(Bu noktada şu notu düşmeliyim; tabii meseleye Türkiye açısından bakıldığında, öncelikle ucube cumhurbaşkanlığı sisteminin yerine parlamenter sistemi getirmek gerekiyor ki doğrudan demokrasinin önü açılabilsin.)
DEMOKRASİ SADECE SEÇİM VE SANDIKTAN MI İBARET?
Gönen, demokrasinin sadece seçim ve sandığa indirgenmesine kitabın arka kapağına çıkan şekilde şöyle itiraz ediyor:
“Tuhaf zamanlardan geçiyoruz. Temsili demokrasi halkın katılımını sağlar gibi görünürken aslında onu sınırlandırıyor. Eşit oy hakkı üstüne bina edilmiş temsilin tam da kendisi, demokrasiyi demokratik olmaktan çıkarıyor. Öyle ya, bugün dünyanın pek çok yerinde aşırı sağcı ve otoriter yönetimler seçimle iş başına gelmiyorlar mı? Hükümet biçimlerindeki ya da ideolojilerindeki farklılıklara rağmen, mevcut tüm temsili demokrasiler aslında çoğunlukçuluk ile elitizmi türlü biçimlerde bir araya getirmiyor mu? Demokrasinin anahtarını yalnızca seçim ve sandık olarak görmekten vazgeçmemizin vakti gelmedi mi?
Temsili demokrasinin bu otoriter çıkmazı, hem de bu çıkmazdan kurtulmanın olanakları en çok yerel yönetimlerde somutlaştığı için, bu kitapta temsil yerine katılıma dayalı katılıma dayalı bir demokratik anlayışın ve yaşamın inşasına kent ölçeğinden başlamayı öneriyoruz. Temsilin yabancılaştırıcılığının karşısına katılımın doğrudanlığını, vesayetin hiyerarşisi ve keyfiliğinin karşısına yerinden ve özerk yerel yönetimi, mikro tek adam yönetimine dayalı bir belediyeciliğin karşısına aktif komşularla mahalle esaslı ve katılımcı ortak yönetimi, bürokrasinin erişilmez zirvelerinde bizim için bize rağmen hazırlanan bütçelerin karşısına akitf yurttaşların söz ve karar hakkına dayalı katılımcı bütçeyi koyuyoruz.”
YAZAR, KİTABIN GEREKÇESİNİ ŞÖYLE İZAH EDİYOR
Buradan kitabın “Giriş”ine dönüp, yazarın kitabı kaleme alma gerekçesine mercek tutalım:
“Bu kitabın yazılma nedenlerinden biri ve başlıcası, Temsili Demokrasinin dünyada ve Türkiye’de yaşadığı tıkanıklık. Temelinde siyasi partilerin olduğu seçim-sandık-oy sistemine mutlak bağlılık ve bunun sonucunda siyaseti meslek haline getiren seçilmiş temsilcilerin doldurduğu yasama ve yürütme organlarının temsil etme gücünün yetersiz kalması karşısında, Genel ve Yerel Seçimler dışında Doğrudan Demokrasi ve onun öncelikli ilkesi Katılımcı Demokrasiye dikkat çekmek ve böyle bir demokrasinin hangi formlarda gerçekleşebileceğini tartışmak. Katılımcı Bütçe böyle bir anlayışın en güçlü araçlarından biri. (...)
Katılımcı Bütçe, Doğrudan Demokrasi adına mevcut yasal formları zorlayarak da olsa, en yaşamsal ve etkin katılım araçlarından birifolarak dünyada epey zaman önce, Türkiye’de ise daha yakın geçmişte yerel yönetimlerin gündemine girdi. Ülkemizde gerek merkezi gerek yerel yönetim yasalarında doğrudan yer almasa da, uygulanmasının önünde hukuki ve teknik bir engel olmamasıyla da bir fırsat olarak önümüzde duruyor.
İlk kez 1989 yılında Porto Alegre’de hayata geçirildikten sonra, bütün kıtalarda yaklaşık 12 bin kentte (sırf Çin’de 2800 yerleşim yerinde) uygulanan katılımcı bütçe yalnız mali açıdan değil, katılımcı formu sayesinde de demokrasinin demokratikleşmesinin yolunu açıyor.
Bu çalışma her şeyden önce yerel yönetimlerdeki teorik okuma ve kabullerin uygulamada adeta ters yüz olması gerçeğinden hareketle düşünüldü ve ve kaleme alındı. Yerel yönetimlere ilişkin bakış açısı, kültür ve normların topyekun değişmesine, yapılması kaçınılmaz Yerel Yönetim Reformuna bir nebze de olsa katkı sağlayabilmek amacıyla, Temsili Demokrasinin sorgulanması ve Doğrudan Demokrasi anlayışı ve formlarının yaygınlaşabilmesi için yola çıktım.”
BENİ ÇOK ENTERESE EDEN BAŞLIKLARAN BİRİNCİSİ, “GERİ ÇAĞIRMA”
“Doğrudan Demokrasi ve Katılımcı Bütçe” beş bölümden oluşuyor, Şişli Belediyesi “Katılımcı Bütçe Yönergesi” de ek olarak sonda yer alıyor:
1)Temsili Demokrasi ’Temsil’, Ediyor mu? 2) Vesayet İle Demokrasi Bağdaşabilir mi? 3)Temsili Demokrasiden Doğrudan Demokrasiye, 4)İktidarın Mahalleye İnmesi mi Yoksa İktidarın Paylaşılması mı? 5)Katılımcı Bütçe, Dünya ve Türkiye.
Kitapta beni en çok enterese eden başlıklardan birisi üçüncü bölümün sonundaki “geri çağırma” oldu. Türkiye’de belediye başkanlığı ve meclis üyeliklerinde geri çağırma olsaydı örneğin geçen yılın sonlarına doğru Aydın’da yaşanan rezalet söz konusu olamazdı. Öteden beri bir kriz vardı Aydın’da ve büyükşehir belediye başkanı geri çağrılabilirdi. Aynı şekilde, geri çağırma olsaydı AK Parti de geçmişte İstanbul, Ankara, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlarını direktifle istifaya zorlamak yerine demokratik hakkını kullanıp geri çağırabilirdi.
Gönen Orhan’ın ortaya koyduğu kitabı ülkemizdeki bütün yerel yöneticiler; belediye başkanları ve bürokratları, meclis üyeleri; bu göreve talip olmayı düşünenler; Yerel Reform Girişimi üyeleri; ayrıca konuya meraklı olanlar okuyup incelemeli.
Doğrudan Demokrasi ve Katılımcı Bütçe, Gönen Orhan, Otonom-Politika, Mayıs 2025
YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.