Hüseyin Özalp

Hüseyin Özalp

Provokasyonu derin PKK mı yaptı?

Türk bayrağını indirme provokasyonu açık ve net olarak Cumhur ittifakı ile PKK-DEM arasında ne idüğü belirsiz, henüz adı bile belirsiz sürecin sonlandırılmasına yöneliktir. Zaten üzerinden bir gün geçmeden amaca ulaşılmış ve sürecin, Erdoğan’ın deyimiyle beraber yürünen yolun sonucu görünmüştür

Görünen o ki, herkes eteğindeki taşları dökmek, takındığı maskeleri indirmek için apartta bekliyormuş. Kuzu postuna bürünmüş kurt, dişlerini gösterdi.

Olayı herkes “provokasyon” olarak tanımlıyor. Ancak asıl sorun bu provokasyonu kimin tezgahladığı ve sürecin rafa kaldırılması için kimin düğmeye bastığında.

Bu konuda hemen akla gelen dört ihtimal var:

İlki, Cumhur ittifakı yani iktidar.

İkincisi, devletin içinde sürece direnen kesim.

Üçüncüsü, DEM ve PKK.

 Dördüncüsü, DEM ve PKK içinde sürece direnen kesim.

Gelinen noktada yukarıda saydığım bütün kesimlerin süreci sonlandırmak için yeterli gerekçesi var.

İktidardan başlarsak, zaten sürece istekli ve kendi dinamikleriyle değil, ABD’nin dayatmasıyla başladı. Daha önceki açılım denemesinin başarısız olması nedeniyle Erdoğan uzun süre sürece sahip çıkmadı ve temkinliliği hiçbir zaman elden bırakmadı. Devlet Bahçeli tek başına sürecin savunuculuğu ve öncülüğünü üstlendi.

AKP’nin süreçten üç somut beklentisi vardı. Birincisi, CHP ile Kürt seçmen arasında son dönemde kurulan kırılgan gönül bağını koparmak. CHP, Meclis süreç komisyonuna girerek ilk salvoyu atlattı. Apo’yu İmralı’da ziyarete gitmediği için belli ölçüde bu amaca ulaşıldı. Cumhur ittifakının ikinci hedefi ise CHP’nin açılıma karşı olan milliyetçi seçmen ile bağını koparmaktı. CHP, İmralı’ya gitmeyerek bu oyunu boşa çıkardı. İktidarın süreçten asıl beklentisi ise Erdoğan’ın yeniden seçilmesini sağlayacak anayasa değişikliği için destek sağlamaktı. DEM bu konuda şimdiye dek hiç yeşil ışık yakmadı ama pazarlıklarda bu konunun nasıl yürüdüğünü şimdilik bilmiyoruz.

Kendini iktidara değil ittifaka ortak gören MHP ise süreçten vazgeçmesi için en fazla gerekçesi olan parti. Soğuk savaşın sona ermesinden sonra mücadele potasına komünizm yerine PKK terörünü koyan ve bütün ekmeğini buradan yiyen MHP, iktidar yancılığına başladığından beri pusulasız bir gemiye döndü. Ciddi bir baraj tehlikesinin yanında azalan kamuoyu desteği nedeniyle AKP farklı payanda arayışını çoktan başlattı.

Provokasyonun Suriye’deki gelişmelerle paralel olması dikkate alınması gereken başka bir konu. DEM Parti de olan biteni provokasyon olarak nitelemektedir. Ancak bu açıklamalar yeterli ve tatmin edici değildir. DEM, provokasyonu kendi yapmadıysa kimin yaptığını da açıklamak zorundadır.

DEM bu olaya provokasyon dediğine göre iki ihtimali kastediyor olmalı: Ya PKK ya da istihbaratın kontrolündeki derin PKK. Derin PKK’nın kökünün Öcalan’a kadar dayandığı artık sır değil.

Her iki ihtimalde de DEM kendi kontrolünde olmadığı ortada olan tabanını sokağa dökerken sonuçlarını da iyi hesaplamalıdır. Böyle bir provokasyonun sorumluluğundan, bu bir provokasyondur diyerek kurtulamazsınız.

Konuya iktidar açısından bakıldığında, Apo’nun, “Mazlum Abdi beni dinler” palavralarına artık ihtiyaçları kalmamıştır. AKP iktidarına meşruiyet vadeden Trump, sadakati ödüllendirmiştir.

Cumhur ittifakı Suriye’deki tehdidi şimdilik bertaraf ettiğini düşünüyor olmalı ki iç cepheyi tahkim etmek önemini yitirmeye başlamış, iltifatlar yerini suçlama ve tehditlere bırakmıştır.

Kürtler, şimdilik ABD’ye kızgın olsalar da bölgedeki rolleri küçük İsrail olmaktan öteye gitmeyecektir.

İktidar cephesi ise “barışın başkanı” payesi sarhoşluğu içindedir.

Türk bayrağına saldırı, sürecin sonlandırılması için en kestirme provokasyon yoludur.

Başta söylediğimiz gibi sürecin patronu ne Cumhur ittifakı ne DEM-PKK’dır.

Sürecin patronunun ABD olduğu ve diğerlerinin verilen rolleri oynadığı hesaba katılırsa, sürecin bu minvalde ilerlemesinin kimseyi tatmin etmediği açıktır.

Bölgede kartlar yeniden dağıtılırken, Türkiye’deki sürecin etkilenmemesi düşünülemez.

Kısacası sürecin sürüncemede kalması herkesin çıkarına gibi görünüyor.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.