
Hüseyin Özalp
Darbenin arkasında Trump mı var?
--16 Mart 2025, Erdoğan ile Trump telefonda görüştü.
--17 Mart 2025, İmamoğlu’nun diplomasının iptalinin kesin olduğu yazıldı.
--18 Mart 2025, İmamoğlu’nun diploması iptal edildi.
--19 Mart 2025, İmamoğlu gözaltına alındı. Saraçhane direnişi başladı. AB’den gözaltına tepkiler gelirken ABD ve Rusya, bunun Türkiye’nin iç meselesi olduğunu açıkladı.
--23 Mart 2025, İmamoğlu tutuklandı.
--24 Mart 2025, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ABD’ye sürpriz bir ziyaret yaptı.
--25 Mart 2025, Alman basını Trump yüzünden Batı’nın tepkisinin yetersiz kaldığını yazdı.
--26 Mart 2025, ABD Dışişleri, Hakan Fidan’a endişelerin aktarıldığını açıkladı.
Yukarıdaki ajandayı, manzaranın netleşmesi için hazırladım.
Zira demokrasiye darbe için, Erdoğan-Trump görüşmesinden bir gün sonra düğmeye basılmasının tesadüf olduğunu düşünmek fazla saflık olur.
Bütün çabalarına rağmen Biden döneminde muhatap alınmayan AKP iktidarı, Trump’un zaferi ile level atlamış oldu.
Peki, Erdoğan-Trump görüşmesinde İmamoğlu konusu gündeme geldi mi? Bilgimiz yapılan açıklamalarla sınırlı olduğu için kesin bir şey söylemek mümkün değil. Ancak göstergelere bakarak yorum yapabiliriz.
Zamanlamadaki paralellik, en azından “ABD’de ile güven tazelemenin verdiği cesaret ile harekete geçildiği izlenimi veriyor.
Benim anladığım, BOP eş başkanlığı görev süresinin bir dönem daha uzatıldığıdır. Türkiye, bölgesinde ABD, NATO ve İsrail’in askerliğini yapacaktır. ABD, bölgedeki planları için henüz daha elverişli birini bulamadı.
Erdoğan ile Trump arasında “demokrasiye darbe” konusunun ele alınma ihtimalini güçlendiren işaretlerinden biri ise, AB ülkelerinden yetersiz bile olsa tepkiler gelirken, ABD’nin tepkisizliğidir. Tepkisizlikten de öte, “Türkiye’nin iç sorunu” denilerek dolaylı destek verilmesidir.
Manzaranın daha da netleşmesi için gazeteci Süheyla Kaplan’ın Alman medyasından aktardığı yoruma bakalım:
Alman basını: Erdoğan'a Batı'nın eleştirisi zayıf kalıyor.
Türkiye'de demokrasi talebiyle başlayan gösteriler, Alman basınında da yakından takip ediliyor. Yorumlarda Trump'ın iktidarda olması sebebiyle Erdoğan'a Batı'dan gelen eleştirisinin zayıf olduğu fikri dile getiriliyor.
Neue Osnabrücker Zeitung, ABD'de Donald Trump yönetiminin Erdoğan'a destek verdiğine dikkat çekiyor:
"Türkiye'de 2028 yılına kadar bir daha seçim yapılmayacak, ancak Erdoğan açısından zamanlama çok uygun: ABD Başkanı Donald Trump'ın zaten otokratlara karşı bir zaafı var ve konuyla çok ilgilenmiyor. Avrupalılar da Türkiye'ye güçlü bir NATO ortağı olarak ihtiyaç duyuyor. Erdoğan'ın şu anda güvendiği her şeyden önce bu ikincisi. Şu ana kadar Avrupa'dan gelen eleştiriler fazla yüksek sesli olmadı. Ama bu, nüfusun protestolarda ne kadar cesur olduğuna ve devlet aygıtının bu protestoları ne kadar acımasızca bastırdığına göre değişebilir. Avrupa artık inandırıcı olmalı ve ister NATO içinde isterse de dışında olsun her türlü otokrata kararlılıkla karşı çıkmalıdır. Ve kim bilir, belki de sonunda yanlış hesaplamıştır, yaşlı adam."
Avrupa basını, Türkiye’de yaşananları Trump’ın yanlış hesabı olarak görüyor.
Erdoğan-Trump görüşmesinin aksine, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın sürpriz ABD ziyareti sırasında İmamoğlu konusunun gündeme geldiğini görüyoruz. ABD Dışişleri Sözcüsü, Bakanlarının Hakan Fidan’a son dönemde yaşanan tutuklamalar ve protestolar ile ilgili endişelerini dile getirdiğini bildiriyor.
Bu gecikmiş tepkinin AB basınından gelen eleştiriler sonucu verilmiş olma ihtimali yüksek.
Dostlar alışverişte görsün hesabı.
Sonuç olarak;
Her darbe bildirisinde mutlaka ABD müttefikliği ve NATO’ya bağlılık vurgusu vardır.
ABD’nin onaylamadığı ve desteklemediği darbe başarılı olamaz.
"Bizim çocukların" yardımı olmadan demokrasi askıya alınamaz.
Yaşadıklarımız, ABD güdümlü yerli ve milli kötülüğün eseridir.
Halkın mücadele azmi yaşlı adamın (Trump) yanlış hesabını Bağdat’tan döndürür mü?
Yaşayıp göreceğiz.
YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.