Ertuğrul Özkök
Yılın açılışında “Cocktail Chic” kıyafetimle neler gördüm
Otelin ışıklandırılmış giriş kubbesinin altına üç eski araba sıralanmış.
Üçü de siyah.
Üçü de döneminin “araba estetiğini” yansıtıyor.
En öndeki, yanılmıyorsam bir 1952 “Mercury Eight” modeli.
Amerikan araba tasarımında “Jet Estetiği Çağı” denilen dönemin son örneklerinden biri.
Bana göre ise “Mike Hammer’ın” “Noir” çağının son sembollerinden biri.
Altı yıl sonra, 1958’de Amerikan arabasında “Pony Car” dönemi gelecek.

DAVETİYEDE COCKTAIL CHIC
YAZIYORSA NE GİYERSİNİZ
Biraz sonra İstanbul Bosphorus Hilton Oteli'nin “yeniden açılış” daveti başlayacak.
Davetiyenin “Dress Code” (giyim) kısmında “Cocktail Chic” yazıyor.
Ben lacivert üzerine çizgili bir kıyafetle gittim.
Milimetric’in benim için diktiği özel bir kostüm.
Floransa’daki “Pitti Uomo Erkek Giyim” fuarına giderken dikilmişti.
Kravatım ise Koç Holding’in “100’üncü Kuruluş Yıldönümü” için verilen davette hediye edilen bir Ferragamo idi.
Bir kere daha anladım ki bu kavramlar konusunda ortak bir görüş yok.
Davetlilerin yüzde 70’i koyu renk takım elbiseyle gelmişti.
Bazıları “Cocktail Chic” diye kravat takmamış veya koyu bir blazer tercih etmişti.
Kendimi biraz “lüks giyinmiş Gonzo gazeteci” gibi hissettim.

71 YIL SONRA ÇOK BAŞARILI
BİR RENOVASYON
İstanbul Bosphorus Hilton 71 yıl sonra tamamen renove edildi.
Otel baştan sona yenilendi.
Projeyi yapan “Autoban” harika bir iş çıkarmış.
Zaten onların ve Tabanlıoğlu’nun yaptığı işleri hep seviyorum.
Çok güzel bir geceydi.
Birazdan anlatacağım.
Ama önce sizi tam 71 yıl önceye döndüreceğim.
KAPIDA 1950’LER TARZI
BİR “ZERO MUSTAFA”
Daha kapıdaki karşılama sizi 71 yıl öncesine götürüyor.
Arabanızın kapısını, o yıllarda Hollywood filmlerinde gördüğümüz ünlü otellerin girişindeki “doorman”ler açıyor.
Biraz içeride resepsiyonun arkasında, o yılın ilk kapı anahtarları.
Karşılayan kızların kıyafetleri, saç stilleri, makyajları aynı yılın tarzında.
“Bellboy” kıyafetleri derseniz…
Her biri Wes Anderson’ın “Grand Budapest Hotel”indeki “Zero Mustafa”nın 1955 versiyonu.
Kapıda zaman geriye sarmış.
1955’teyiz…
İKİ UÇAK GELİYOR BİRİ “UÇAN
HALI” ÖTEKİ “SİHİRLİ HALI”
10 Haziran 1955…
O akşam Türkiye için çok önemli bir gündür.
Ülkenin ilk “beş yıldızlı” oteli açılacaktır.
Bu aynı zamanda dönemin ilk küresel otel zinciri Hilton’un ilk büyük adımlarından biridir.
İşte o geceden iki gün önce, yine dönemin en önemli ve efsanevi havayolu şirketi olan Pan Am’ın özel olarak kiralanan iki uçağı İstanbul Yeşilköy Havaalanı’na inmiştir.
Uçaklardan birinin adı “Flying Carpet” (Uçan Halı), ötekinin ise “Magic Carpet”tir (Sihirli Halı).
UÇAKTAN “RÜZGÂR GİBİ
GEÇTİ”NİN SÜPER STARI İNİYOR
O uçaklardan inenlerden biri Hilton Otelleri’nin kurucusu ve başkanı Conrad Hilton’dur.
Yanında dönemin çok ünlü 8 Hollywood yıldızı bulunmaktadır.
(*) Rüzgâr Gibi Geçti’nin Melanie Hamilton’u Olivia de Havilland
(*) O günlerde lakabı “Hollywood’un First Lady’si” olan Irene Dunne
(*) Artistik buz pateninden bir Hollywood efsanesi yaratan Sonja Henie
(*) Makinalı tüfek gibi tap dansı yapan, “Kiss Me Kate” müzikalinin yıldızı Ann Miller
(*) Dönemin efsane filmlerinden “Peyton Place”in oyuncusu Terry Moore…
Onların dışında Mona Freeman, Diana Lynn ve Merle Oberon gibi ünlüler de var.
Hepsi Hollywood’un “Altın Çağı”nın süper starları.
BU OTELİN TEMELLERİNDEKİ
BÜYÜK AŞK HİKÂYESİ NEYDİ
Tabii o gece gözler bir başka Hollywood starını daha arıyor.
Zsa Zsa Gabor…
Çünkü…
Hilton’un İstanbul’da kurulmasının arkasında, bir ucu Hollywood’a uzanan karmaşık bir aşk hikâyesi vardır.
Zsa Zsa Gabor, Conrad Hilton’un eski eşidir.
Ama geçmişte Türk devlet adamı ve Murat Belge’nin babası Burhan Asaf Belge ile evliyken İstanbul’da yaşamış ve bir Türk pasaportu taşımıştı.
Gabor, “İstanbul’a mutlaka bir otel açmalısın” fikrini daha sonraki kocasının aklına sokan asıl isimdi.
KIRMIZI KURDELAYI TÜRKİYE
CUMHURİYETİ DEVLETİ KESİYOR
Açılış gecesi Türkiye “devlet” olarak orada.
Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başvekil Adnan Menderes, İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Fahrettin Kerim Gökay törende.
TÜRKİYE’Yİ JET SET OLAYI
İLE BU OTEL TANIŞTIRDI
Hilton’un açılışı Türkiye’nin ilk “küresel jet set (jet sosyete) olayıdır.”
Jet Set kavramı Türkiye’ye bir anlamda bu otelin açılışı ile girdi.
Ben o yıl 8 yaşındaydım.
O tarihte evimize Yeni Sabah gazetesi giriyordu.
Ama benim ilk magazin ilgim İzmir Fuarı’na gelen Türk ünlülerle başladı.
Hilton’un açılışı ile ilgili magazin olaylarını ise sonradan birçok kaynaktan okudum, orada bulunanlardan dinledim.
Bu otel, gerçek anlamda bir “dünya jet set” mekânıdır…
Çok ilginç olaylar yaşanmıştır bu 71 yıl içinde.
HAVUZ BAŞINDA ÇEKİLEN
FOTOĞRAF DÜNYAYI KARIŞTIRIYOR
“Magazin Gazetecileri Derneği” üyesi bir gazeteci olarak size kısa bir “potpuri” yapayım.
Açılışın en çok konuşulan magazin olayı, Hollywood yıldızı Terry Moore’un otelin bahçesindeki havuz başında bacak bacak üstüne atarak verdiği poz oldu.
Birden acayip bir şehir efsanesi yayıldı.
Dönemin muhafazakâr basın algısı nedeniyle Milliyet gazetesi fotoğrafı basarken Moore’un bacak kısmını gazete tasarımında fırça ve mürekkeple boyayarak (sansürleyerek) yayımladı.
EN ÜNLÜ JAMES BOND FİLMİNİN
MEŞHUR RESEPSİYON SAHNESİ
Otel açılışından 8 yıl sonra dönemin en iz bırakan filmlerinden birine dekor oldu.
Sean Connery’nin oynadığı ve James Bond dizilerinin en akılda kalan filmlerinden biri olan “From Russia with Love” (Rusya’dan Sevgilerle) filminin meşhur resepsiyon sahnesi burada çekildi.
Çekimleri sırasında Sean Connery otelde konakladı.
Ama benim için en önemli magazin hikâyesi Brigitte Bardot ile ilgili olanıydı.
OTELE SİYAH CADILLAC’LA GELEN
KÜRK MANTOLU MONIQUE DUMAS
Bardot, 1956’da ünlü “Ve Allah Kadını Yarattı” filmini çekmişti.
1958 yılında İstanbul’a geldi.
Kimliğini gizlemek amacıyla uçaktan kürkünün içinde yüzünü saklayarak indi.
Hilton’un tahsis ettiği siyah Cadillac ile otele geldi ve resepsiyona kendisini “Monique Dumas” sahte ismiyle kaydettirdi.

YEŞİLKÖY’DE GENÇ BİR GAZETECİ
“BRIGITTE” DİYE SESLENİNCE NE OLDU
Ancak havaalanında genç bir gazeteci onu fark eder ve arkasından “Brigitte” diye seslenir.
Başını çevirince onun Brigitte Bardot olduğu anlaşılır.
Bu noktadan sonra iş biraz “Babıali muamması”na döner.
Anlatılanlara göre Brigitte Bardot genç gazeteciye, “Bu fotoğrafı yayımlamazsan yarın sabah kahvaltıda sana özel bir poz veririm, ben gittikten sonra yayımlarsın” demiş.
UÇAK MERDİVENİNDEKİ KÜRK
MANTOLU KADIN FOTOĞRAFI GERÇEK Mİ
Bu olayı çok araştırdım.
Dönemin Hayat dergisinde üzerinde kürkle uçaktan inen bir kadın fotoğrafı yayımlanmış ve altına da muhabirin “Hey Brigitte” diye seslendiği yazılmış.
Yani hikâyeye uygun.
Ancak kadın siyah saçlı ve Bardot’ya hiç benzemiyor.
O tarihte bu fotoğrafın sahte olduğu, oradaki kadının bir Türk baleti olduğu yazılmıştı.

“ALLAH’IN YARATTIĞI KADIN” ELİNDE
TERCÜMAN GAZETESİ İLE POZ VERİR Mİ
Ayrıca bir de elinde Tercüman gazetesiyle poz verdiği bir fotoğrafını daha buldum ama onun da fotomontaj mı değil mi olduğunu pek çıkaramadım.
İkinci muamma ise Brigitte Bardot’nun Hilton’da buluştuğu gizli aşkının kim olduğuydu.
Bugüne kadar o da hiç öğrenilemedi.
O da hiçbir zaman bilinemedi ve Türk magazin tarihinin muammalarından biri olarak kaldı
O OTELDEN SOPHIA LOREN DE
MARLON BRANDO DA GEÇTİ
Hilton Bosphorus’un hafızasında birçok başka dünya starı da var.
Sophia Loren, Grace Kelly, Marlon Brando, Frank Sinatra, Louis Armstrong (1959’da otelde unutulmaz bir gala gecesi verdi), Michael Douglas, Anthony Quinn, Tina Turner ve Pavarotti otelde konaklayan ve etkinlik düzenleyen diğer dev isimlerdi.

EFSANE MUHAMMED ALİ, BOKSU
BIRAKTIĞINI BU OTELDE AÇIKLADI
Dünyanın en büyük boks efsanesi Muhammed Ali de bu otelin hafızasına tarihi bir olayla geçmişti.
1976 yılında Türkiye ziyareti sırasında bu otelde kalmış ve boksu bıraktığını otelde düzenlediği basın toplantısıyla dünyaya duyurmuştu.
Bosphorus Hilton’un, tarihi liderlerle ilgili de zengin bir hafıza dolabı var.
İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth; ABD Başkanları John F. Kennedy, George H. W. Bush ve Bill Clinton, İtalya Başbakanı Berlusconi, prens olduğu dönemde şimdiki İngiltere Kralı III. Charles da otelin misafirleri arasındaydı.
İLK 5 YILDIZLI
KLİMALI OTEL
1950’lerin Türkiye’sinde bu yalnızca bir otel açılışı değildi.
Cumhuriyet’in Batı’ya açılma vizyonunun bir sembolü olarak görüldü.
Otel açıldığı anda Türkiye’nin ilk uluslararası standartlardaki beş yıldızlı oteli oldu.
Klima sistemi, merkezi sıcak su ve modern yangın güvenliği gibi birçok yenilik ilk kez bu ölçekte kullanıldı.
MİMARI EN ÖNEMLİ MİMARLIK
ÖDÜLÜ PRITZKER’İ KAZANDI
Bina mimari açıdan da çok önemli bir hikâyeye sahip.
Bina, Türk mimarlık tarihinin en önemli isimlerinden biri olan Sedad Hakkı Eldem ile Amerikan mimarlık firması Skidmore, Owings & Merrill’in ortak çalışmasıydı.
Projede Amerikan tarafını, daha sonra dünyanın en ünlü mimarlarından biri olacak Gordon Bunshaft temsil etti.
Bunshaft, 1988 yılında mimarlığın Nobel’i sayılan Pritzker Mimarlık Ödülü’nü kazanmıştı.
71 YIL ÖNCEKİ AÇILIŞ
5 GÜN 5 GECE SÜRMÜŞ
Biraz da dün geceyi anlatayım…
71 yıl önceki ilk açılış 5 gün 5 gece sürmüş.
Bu defaki bir gecelikti.
Davetin dört sahibi vardı.
Hilton ve alanı bugün Doğan Ailesi'nin.
Gecede aileyi Aydın Doğan, Sema Doğan, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Vuslat Sabancı ve Hanzade Doğan Boyner temsil etti.
Ayrıca Mehmet Ali Yalçındağ ve oğlu Alihan Yalçındağ da oradaydı.
HİLTON’UN DÜNYA BAŞKANI VE
AVRUPA KIDEMLİ BAŞKAN YARDIMCISI
Karşı tarafta ise bütün Hilton Grubu’nun Başkanı ve CEO’su Christopher J. Nassetta ile Hilton Avrupa Kıtası Operasyonları’ndan sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı David Kelly vardı.
Nassetta, 2007’de grubun başına geldikten sonra büyük atılımlar yaptı.
Soldan:
Hilton Avrupa Kıtası Kıdemli Başkan Yardımcısı David Kelly
Paige Nassetta (CJN eşi)
Hilton Başkanı ve CEO’su Christopher J. Nassetta
Hilton Başkan Yardımcısı ve Avrupa, Orta Doğu ve Afrika Başkanı, Simon Vincent CBE
AYDIN DOĞAN’IN MASASINDA
DÖRT ESKİ SİYASETÇİ
Çok güzel bir geceydi.
Bir masada Aydın Doğan, eski Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan, eski Devlet Bakanı Cavit Çağlar ve eski milletvekili, gazeteci Nazlı Ilıcak vardı.
CHP Milletvekili İlhan Kesici de aynı masadaydı.
Aslında açılışa siyasetçiler çağrılmamıştı.
O masadakiler, Aydın Doğan’ın yıllardır arkadaşı olan insanlardı.
O sıfatlarıyla oradaydılar sanıyorum.
Zaten ben de oradayken masada siyaset konuşulmadı.
İş insanı Erman Yardelen de bir ara onlara katıldı.
Ben davete kızım Gülümsün Özkök’le gitmiştim.
Bir ara biz de o masada oturduk.

DUAYEN GAZETECİ
OLARAK HASAN ABİ
Rastlayıp sohbet ettiğim gazetecilere gelince…
Hasan Cemal, Zafer Mutlu, Mehmet Yılmaz, Nazlı Ilıcak, Doğan Şentürk, İsmet Berkan, Nagehan Alçı, Necla Dalan, Elif Soyseven, Nilay Örnek, Şirin Sever’i sayabilirim.
Masadaki siyasetçilerin aksine gazeteciler bol bol siyaset konuştu.
GÖREBİLDİĞİM
İŞ İNSANLARI
Faruk - Füsun Eczacıbaşı, Bülent - Oya Eczacıbaşı, Tuncay Özilhan, Çiğdem Simavi, Cem Hakko, Mustafa Taviloğlu, Hamdi Akın, Erdal Aksoy, Rıfat Elhadef, Güler Sabancı, Bekir Ağırdır, Leyla Alaton, İzzet Roksi, Garih, Zeynep Miraç, Melkan ve Özdem Gürsel görebildiklerimdi.
SEVAN BIÇAKÇI: BÖYLE
GECELERİ ÖZLEMİŞİZ
Bir ara Türkiye’nin önde gelen küresel takı tasarımcısı Sevan Bıçakçı’yı gördüm.
Sevan, insana hep olumlu duygular veren bir sanatçıdır.
“Böyle geceleri özlemişiz” dedi.
Gece boyunca aynı duyguyu paylaşan birçok insanla sohbet ettim.
GECENİN YILDIZI
CANDAN ERÇETİN’Dİ
Ama gecenin yıldızı Candan Erçetin’di.
Abartılmamış, renkleri ve dekoru tam kıvamında tasarlanmış bir sahne.
Abartılmamış, kaliteli, ses volümü çok iyi ayarlanmış ve çok temiz çalan bir orkestra.
Ve Candan Erçetin…
Geceye çok uygun bir repertuvar seçmiş.

BOB AZZAM’IN ŞARKISINI
SÖYLERKEN 12 YAŞIMA GİTTİM
Özellikle Bob Azzam’ın “C’est Écrit Dans Le Ciel” şarkısını söylerken İzmir’e, Kahramanlar Mahallesi’ne gittim.
12 yaşımdaydım ve sevdiğim ilk yabancı şarkılardan biriydi.
Fransızca bilmediğim hâlde sözlerini ezbere söylüyordum.
Tabii Fecri Ebcioğlu’nun Türkçeleştirdiği hâliyle, İlhan Gencer’in ağzından “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş” diye de epey dinledik.

BÖYLE GECELERDE CANLI MÜZİK
BAŞLAYINCA SALON BOŞALIR AMA
Böyle gecelerde canlı müzik başlayınca salonun yarısı gider.
Bu defa herkes oradaydı.
Candan Erçetin “Elbette”yi söylerken kendimi tutamadım, ben de katıldım.
Anladım ki o, böyle gecelerde hepimize iyi gelen bir sanatçı.
“CLOUD 9” DİSCO YERİNE
MODERN CAZ KULÜBÜ
Gece, bu muazzam yenilenmeden sonra açılan caz kulübünde devam etti.
1960’lı yıllarda dünyada disko dönemi açıldığında, Hilton’un tepesindeki kubbeli salonda da “Cloud 9” adlı bir disko açıldı.
Yaşayanlar hâlâ anlatır.
Adı bana New York’un ünlü Studio 54’ünü hatırlatır.
Şimdi imza mekân olarak bir caz kulübü var.
Orayı çok merak ediyorum ama bir akşam sadece caz dinlemeye gideceğim.
OTELİN YEPYENİ SUİTİNDE
İKİ PATRONUN KUTLAMASI
Hilton Bosphorus şimdi bu renovasyonla bana göre bir üst kategoriye geçti.
Davetten önce Aydın Doğan ve Hilton Başkanı süitlerden birinde görüşmüşler.
Güzel bir sohbet olmuş.
Tahmin ediyorum bu yenilenmeden iki taraf da mutlu olmuştur.
HİLTON’UN TEMELİ BU 52 MERCURY
ARABA İLE AYNI YIL ATILMIŞ
Çıkarken kapıda yine o 1952 model Mercury arabaya baktım.
Hilton’un temeli o tarihte, yani 1952’de atılmış ve 21 ay gibi kısa bir sürede bitirilmiş.
Bazı oteller vardır; sadece otel değil, aynı zamanda sürüp giden ve bitmeyen bir tarih, bir kültür ve tarzdır…
Bir anlamda şehrin sürekliliğini anlatır.
COCKTAIL CHIC FARKIYLA
BEN VE BELALI EGOM
İstanbul Hilton Bosphorus işte bu tarihi, kültürü ve bu eşsiz konumuyla adeta “taçtaki mücevher…”
Arabaya bir daha baktım.
Sonra “Cocktail Chic” kıyafetimle önünde poz verdim.
Ah benim belalı egom…
Belki ileride bir gün, bir başka gazeteci bir başka yenilenme açılışında bu fotoğrafı da bulur ve Hilton tarihinin magazin köşesine beni de iliştirir diye dürttü beni…
Belki ben de orada, bir köşede olurum.
Ne diyordu “Vanilla Sky” filminin kahramanı, final sahnesindeki, sık sık yazdığım o harika son tiradında…
“Bir gün belki ikimizin de kedi olacağı bir başka hayatta…”
Ben, kendim ve kedim…
Tabii yine “Cocktail Chic” farkıyla. ☺️
YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.