Ertuğrul Özkök

Ertuğrul Özkök

Rubio onu derken, aynı akşam Duman grubunun solisti neden gözaltına alındı

İki hafta önce Londra’da, artakalan iki kitapçı dükkânını gezdim.
Kitapçıları sadece kitap almak için değil, aynı zamanda “Günün ruhunu” anlamak için de farklı bir gözle geziyorum.
Çünkü hemen girişte ve best seller raflarında, bana günün ruhunu anlatan çok önemli bilgiler var.
Nitekim çok dikkatimi çeken bir şey gördüm.

RUBİO’NUN KONUŞMASI
GELİNCE PLANIM DEĞİŞTİ

Bunu hafta sonuna yazayım diyordum ama, dün ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşmayı okurken, araya sıkıştırılmış bir cümle, kitapçı vitrinindeki o gözlemle öylesine çakıştı ki…
“Günün en önemli konusu bu” deyip yazmaya karar verdim.
Çünkü aynı gece Duman grubunun solisti Kaan Tangöze gözaltına alındı.
Önce kitapçıdaki gözlemimden başlayayım.

2ca11769-6be3-480f-8941-4159564a3d07.jpg

 

BİR: “GÜNÜN RUHU” POPÜLİSTLERDEN
UZUN SÜRELİ DİKTATÖRLERE KAYMIŞ

Her iki kitapçıda da “Günün ruhunu” anlatan üç grup kitap dikkati çekti.
Birinci grup, “Diktatörlerle” ilgili kitaplardı.
İnsanlar özellikle Stalin dönemi diktatörlüğü ile ilgileniyorlar…
Ama bu defaki yenilik, bu kitapların arasına eski İspanya diktatörü Franco’nun da girmesi.

60692df8-c419-4876-99aa-827f53a73e77.jpg

TRUMP’TAN STALİN VE
FRANCO’YA YATAY GEÇİŞ

Stalin diktatörlüğü de 26 yıl sürmüştü.
Franco ise 36 yıl iktidarda kaldı.
Oysa daha önce gittiğimde ilgi daha çok Trump ve öteki popülist liderlere yönelikti.
Demek ki insanların ilgisi ve tabii ki endişeleri de bugünün popülist liderlerinden, Hitler ve Mussolini gibi kısa süreli diktatörlerden, uzun süreli diktatörlere doğru kaymış.
Geleceğe nasıl bir karamsarlıkla baktığımızın çarpıcı bir göstergesi.
Nitekim Türkiye’ye döndüğümde evde beni sürpriz bir kitap bekliyordu.
Taha Akyol’un, Doğan Kitap’tan çıkan, “Dünyayı Bölen Devrim” adlı yeni kitabı.
O da Sovyet Devrimi’nin yükselişi, çöküşü ve bir anlamda 26 yıl sürmüş Stalin diktatörlüğü üzerineydi.

İKİ: ARTIK EN ÇOK
MERAK EDİLEN İKİ ÜLKE

İkinci grup kitaplar “İlgi duyulan ülkelerdi…”
Orada da iki ülke ön plana çıkıyordu.
Çin ve İran…
Demek ki ne ABD, ne Rusya, ne Avrupa, ne Türkiye…
Gözler bu iki ülkede…
Ama asıl ilgimi çeken üçüncü grup kitaplardı.

0ac0ec30-40ce-47cf-af9a-6d344e4fb5ab.jpg

ÜÇ: “GÜNÜMÜZ RUHUNUN”
İKİ DEVRİMCİ KARAKTERİ

Bütün kitapçılarda “69’lu yılların ünlü rock grupları ve şarkıcılarına ait kitaplar” çok dikkat çekici biçimde çoğalmış.
Bu döneme büyük bir ilgi patlaması var.
Ama bütün o isimler içinde özellikle ikisi çok ön plandaydı.
Beatles ve David Bowie…
Beatles daha çok müziğe getirdiği devrimle, Bowie ise daha çok yarattığı tarz ve artık bir aziz haline gelen ikonikleşmiş yüzü ile.
İkisi üzerine adeta bir yayın patlaması vardı.

178a16bd-044b-4f97-ba66-f075cabe899c-002.jpg

BATI COĞRAFYASININ MEDENİYET
HARİTASI NEREDE BAŞLAR VE BİTER

İşte bu konu üzerinde düşünürken ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun konuşması geldi önüme.
Bence de gördüğüm yorumlarda da çok önemli olarak değerlendirilen bir konuşmaydı.
Çünkü “Biz” diyerek tarif ettiği “Batı Medeniyeti”nin coğrafi haritasını çiziyordu.
Ve bu medeniyeti, çok açık biçimde “Hristiyanlık dini” üzerinden tarif ediyordu.
Tıpkı bizde de son 23 yılda “Medeniyet”, İslam aidiyetiyle tarif edilmeye başlanması gibi.
Yani ikisi arasında yaklaşımda bir fark yok.

KONUŞMADA ÖYLE BİR CÜMLE
VAR Kİ PARADİGMA KIRAR

Ancak Rubio’nun konuşmasında öyle bir cümle var ki, “Batı medeniyetini”, üzerinde pek durmadığımız, özellikle muhafazakâr siyasilerin hiç ciddiye almadığı yeni bir olgu ile tarif ediyordu.
O cümle aynen şöyle:
“Mozart’ı, Beethoven’ı, Dante’yi, Shakespeare’i, Michelangelo’yu, Da Vinci’yi ve Beatles’ı ve Rolling Stones’u yaratan kıta burasıydı (Avrupa).”
Londra kitapçısının vitrinindeki gözlemimle, “MAGA’cı” bir Amerikalı’nın “Batı Medeniyeti”nin geçmiş ve günümüz sınırlarını çizen haritası bir anda birbirinin üstüne yapıştı.
Demek ki Rubio’nun gözünde bile “Rock’n Roll”; din ve Rönesans kadar önemli bir yere gelmiş.

RUBİO’NUN GÖÇMEN HEMŞERİSİ
TONY MONTANA NE DİNLERDİ

Bunu söyleyen Marco Rubio, Küba göçmeni bir ailenin çocuğu.
Yani Brian De Palma’nın “Scarface” (Yaralı Yüz) filminde, Al Pacino’nun oynadığı Küba göçmeni Tony Montana adlı karakterin hemşehrisi.
O Dışişleri Bakanı oldu.
Tony Montana, Miami’nin ele avuca sığmaz uyuşturucu kaçakçısı ve mahalli mafyası genç bir adam.
İki zıt göçmen ve içlerinden biri, göçmen karşıtı “MAGA Hareketi”nin kaotik “medeniyet” tarifini yapıyor.
Ama ikisini birleştiren bir şey var.
Müzik…
Tony Montana, filmin özellikle Babylon Club sahnelerinde, E.G. Daily’nin “Shake It Up”, “I’m Hot Tonight”, Amy Holland’ın “She Is on Fire” gibi şarkılarını dinliyor.
80’lerin elektronik sound’u yani…
Yeni kaotik medeniyetin yeni mesihleri…

080f7d89-7e0f-4413-993d-d0deaf245b49.jpg

 

JOHN LENNON’UN 60 YIL
ÖNCE TARİHİ KEHANETİ

Rubio’nun bu sözü beni tam 60 yıl önceye götürdü.
4 Mart 1966…
Beatles ilk plağını çıkaralı sadece 4 yıl olmuş.
John Lennon o gün, Evening Standard gazetesinin yazarı Maureen Cleave’a kelimesi kelimesine şunu söylemişti:
“Hristiyanlık gidecek… Şu anda biz İsa’dan daha popüleriz…”
Dünya birbirine girmişti.

EKSİK BİR KEHANET: GİDEN
SADECE HRİSTİYANLIK DEĞİL

Bu yıl o kehanetin 60’ıncı yılı…
Hristiyanlık geriliyor.
Giden sadece o değil.
“Günümüzün ruhu” önümüze şöyle bir gerçek daha koyuyor.
23 yıldır Türkiye’de “İslami hassasiyeti yüksek”, otoritesi ondan da yüksek bir iktidar dönemi yaşıyoruz.
Ve son 23 yılda dinle ilgili bütün göstergeler dibe doğru gidiyor.

ZAMANIN RUHUNU TAYİN
EDECEK EN DERİN SORU

Böylece geliyoruz, “Zamanın Ruhu”nun en derin sorusuna…
Bu “medeniyet belirleyicilerinin” hangisi daha bölgesel ve kısmi, hangisi daha küreseldir?
“Zamanın ruhunu” tayin edecek en derin soru artık işte budur…
Çünkü streaming teknolojisi, müziği bugün dinlerden daha küresel hale getirdi.
Bugün üç ülke dünyanın “en büyük müzik ihracatçıları” sıralamasında ilk 5’te yer alıyor.
Güney Kore, İsveç ve 3,5 milyonluk Porto Riko.
Yani fiziki, ekonomik ve coğrafi büyüklükten öte bir şey bu.

MİT BAŞKANI İBRAHİM KALIN’IN KABUL
EDEMEYECEĞİ BİR “ZAMANIN RUHU”

Bu yazıyı yazarken önümde geçenlerde Paris’te satın aldığım Jean Brun’un “La Philosophie Grecque” (Yunan Felsefesi) adlı kitabı duruyor.
Alt başlığı şöyle:
“Sokrat Öncesinden, Yeni Platonculuğa…”
Rubio, Batı medeniyetini hâlâ büyük ölçüde “Hristiyanlık dini” ile tarif ediyor ama bu kitap bana, o medeniyetin Hristiyanlık öncesi Roma-Yunan temellerine de sahip olduğunu söylüyor.
Ve bugün Avrupa’nın çoğunda Hristiyanlık ve din, “medeniyet belirleyici” gücünü hızla kaybediyor.
Benim iddiam şu.
İslam âleminde de din giderek belirleyiciliğini kaybetmeye ve iktidarını küresel başka olgularla paylaşmaya başladı.
Bizim coğrafyamızın medeniyetini daha çok “İslami tefekkür” üzerinden açıklayan MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın pek kabul edebileceği bir tez değil.
“Zamanın değil”, “Günün Ruhu”na bakan bana göre ise çok kabul edilebilecek bir tez.

BUGÜN ARTIK “HRİSTİYAN” VE
“İSLAM” DİYE İKİ ÂLEM YOK

Bugün artık “Hristiyan âlemi” ve “Müslüman âlemi” diye iki çok belirgin olgu yok.
Farkında olmadan, birçok konuda küresel bağlarla iç içe geçmiş, “magma” bir medeniyete doğru gidiyoruz.
Bizi, “hâlâ böyle bir ayrım varmış gibi” oyalamaya çalışanlar ise, 21’inci yüzyıl tarihine birer “outsider” olarak giren “popülist liderler” oldu.
Oysa popülizm, kendisini istediği kadar dinle tarif etsin, dayandığı temel, Wilhelm Reich’ın kavramıyla “küçük insan psikolojisi” ve miadını doldurmakta olan “siyasallaşmış bir din tasavvuru…”

BÖYLE BİR GÜNDE DUMAN GRUBUNUN
SOLİSTİNİ GÖZALTINA ALMAK NE DEMEK

İşte böyle bir günde önümüze, “Günün ruhu”na taban tabana zıt bir haber düşüyor.
Duman grubunun solisti Kaan Tangöze gözaltına alınmış.
Yani “Senden Daha Güzel”, “Her Şeyi Yak” şarkıları ile bu ülkenin geleceğini temsil eden genç ve şu anının orta ve üstü yaşını yaşayan insanların; konser salonlarında, statlarda milli marş gibi bir “millet şarkısı” haline getirdikleri o şahane parçaları söyleyen grubun solisti…
“Günün ruhu”nu hiç okuyamamanın örnekleri…

AYNI GÜN MANİFEST GRUBUNUN
YENİ ŞARKISI İLK 3’E GİRİYOR

Nitekim;
Aynı gün, bir süre önce sahnelerden indirilen ve 2 yıl hapse mahkûm edilen “Manifest” grubunun, “birinci yılını kutlamak” amacıyla çıkardığı “Başrol Sensin” adlı şarkısı, “Spotify Türkiye En İyi 50” listesine 3 numaradan giriyordu.
Bir hafta önce Tarkan, sahnede susturulan Manifest ve Mabel Matiz’e sahip çıkan konuşmalarını yaparken, 10 gece boyunca o aynı insanlar çılgınca alkışlıyordu.
Bugünün iktidarının anlayamadığı “yeni bir Türkiye”nin işaretleridir bunlar…
Diyeceğim, o sanatçıları böyle gözaltına alarak, şunla bunla suçlayarak, bu “yeni Türkiye”nin gözünde itibarsızlaştıramazsınız…

TÜRKİYE’DE DİN 23 YILDA
NEDEN 20 PUAN GERİLEDİ

Geçen hafta yazdım.
Bakın aynı günlerde, bu anlattıklarımı doğrulayan göstergeler ardı ardına gelmeye başladı.
Bir hafta önce yayımlanan bir çalışmaya göre Türkiye’de “Hiçbir dini vecibemi yerine getirmiyorum” diyen insanların oranı, 2001’de (AKP öncesinde) yüzde 13,7 iken, 2018’de yüzde 34,8’e çıkmış.
Yani 20 puan yükselmiş…
Bugün aynı araştırma yapılsa, bu oranın yüzde 50’yi geçmesi beni hiç şaşırtmaz.

İKİ ÜÇ GÜN ÖNCE ÖĞRENDİK Kİ
ARINÇ VE CÜBBELİ HAKLIYMIŞ

Duman’ın solistinin gözaltına alınmasından üç beş gün önce öğrendik ki;
Bülent Arınç ve Cübbeli Ahmet haklıymış.
Çünkü aynı dönemde “Camiye giderim, namaz kılarım” diyen insan oranı yüzde 15,6’dan yüzde 9’a inmiş.
Yani bu ülkede, her 10 kişiden sadece 1’i “Camiye gider, namaz kılarım” diyormuş…
AKP 2001 yılında iktidara geldiğinde Türkiye’de 75 bin cami vardı.
Bugün resmî olarak 90 bin (tahminime göre 100 binden fazla) cami var.
Böyle bir ülkede hâlâ “dindar nesil” hedefine göre politika yapılır mı…
2027’de göreceğiz…
Ama aynı şey bugün “Hristiyan dünyası” denilen coğrafya için de geçerli.

BUGÜNKÜ REJİMLER “DİNDAR
POPÜLİZMİN” SON NESLİDİR

O yüzden şunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Bugünkü otoriter rejimler, “dindar popülizmin” son neslidir.
Yeni bir dünya kuruluyor.
Ve o dünyada siyasallaşmış ve kurumsallaşmış dinin etkisi giderek azalacak.
“Lego inanç” biçimleri gelişecek.
İnanç, nihayet, diktatörlerin ve popülist liderlerin baskı ve ihtiraslarının payandası olmaktan kurtulacak…
İnanç gerçek anlamda özgürleşecek.

HEP DİYORUM YA; İYİ Kİ
ROCK’N ROLL VAR

Hep diyorum ya…
İyi ki Rock’n Roll var…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.