Ertuğrul Özkök

Ertuğrul Özkök

Geçen Cuma Hameney’le birlikte enkazın altında kalan dekolte gelinlik ve duvak

48 saattir televizyonlar, Tahran’da yan yana iki binanın vuruluşu ile ilgili görüntüleri veriyor.
İran’ın ruhani lideri Ali Hamaney’in öldüğü saldırının hava görüntüleri bunlar. Yan yana iki bina bir anda ortadan kalkıyordu.
O bombardımanda, İran’ın sivil ve askeri en üst komuta kademesi neredeyse tamamen yok edilmişti.
Tabii en ağır kayıp, 40 yıldır rejimin başında bulunan ve daha bir ay önce bir gecede 10 bin gencin katledilmesi kararını veren Hamaney’di.
O olaylarda özgürlük isteyen gençleri “Allah’ın düşmanları” ilan edecek kadar kendinden geçmiş zalim bir ruhani liderdi.

43742eaf-741f-46d3-a753-be7af45bb1e8.jpg

O SABAH ENKAZIN ALTINDAN
ÇIKARILANLARDAN BİRİ KİMDİ

O sabah, onun yanında hayatını kaybeden en üst düzey İranlı yöneticilerden birinin adı Ali Şamkani’ydi.
“Ben bu ismi bir yerden hatırlıyorum” dedim, duyduğum an.
Ve sonra hatırladım. O isme haziran ayından beri iki defa ve çok ilginç iki olayda rastlamıştım.
Birincisi 13 Haziran 2025 günüydü.

4152acdf-3b4e-4ca9-886e-b9652a2aad78.jpg

ZENGİN SEMTTE PENTHOUSE
KATINA İSABET EDEN FÜZE

13 Haziran 2025 gecesi İsrail, Tahran’da bazı hedeflere saldırmıştı.
O saldırıda hedeflerden biri, Tahran’ın kuzeyinde varlıklı ailelerin yaşadığı lüks bir binaydı.
O gece binanın en pahalı “penthouse” katına bir füze isabet etti.
İsrail, İran’daki molla rejiminin askeri ve sivil kanadının en üst ve güçlü temsilcilerinden birini hedef almıştı.
Füze daireyi dümdüz etmişti.
Ancak kurtarma ekipleri o binanın enkazından bir kişiyi sağ olarak çıkardı.

ENKAZ ÖNÜNDEN TWEET: “BENİ
TOPRAĞA GÖMEMEDİNİZ PİÇLER..”

Çıkarılan kişi Amiral Ali Şamkani’ydi…
İran rejiminin en güçlü adamlarından biriydi.
Enkazın altından çıkarıldığında sosyal medyadan Farsça ve İbranice şu paylaşımı yapmıştı:
“Beni toprağa gömemediniz piçler…”
İsrail’e böyle meydan okumuştu…
Geçen cuma sabahı, Hamaney’in yanında enkazın altından çıkarılan cesetlerden biri onundu.
“Piçler bu defa onu toprağa gömmüştü…”

TAHRAN MOLLA KLIKASININ EN
GÜÇLÜ İNSANLARINDAN BİRİ

Tahran’ın “Molla Nomenklaturası”nın en tepesindeki isimlerden biriydi.
Üstelik bir değil, üç-beş çeşitli şapkası vardı.
İran’ın en üst dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in başdanışmanıydı.
Yeni kurulan Milli Savunma Konseyi’nde bizzat Hamaney’i temsil ediyordu.
Geçen haziran ayına kadar Milli Güvenlik Kurulu’nun genel sekreteriydi.
Bu görevleriyle İran’ın iç ve dış politikasını en çok etkileyen kişilerden biri sayılıyordu.
Daha önce Savunma Bakanlığı yapmıştı.
Yani hem İran Deniz Kuvvetleri’nin hem de Devrim Muhafızları’nın başıydı.

OĞULLARI İLE BİRLİKTE
İRAN’IN “ARMATÖR OLİGARKI”

Sadece askeri ve idari güce sahip değildi.
Oğulları ile birlikte çok büyük bir deniz taşıma filosu kurmuştu.
İran petrolünü dış ülkelere onların tankerleri taşıyordu.
Anlayacağınız, tam Orta Doğu ve Asya cumhuriyetlerinde görülen “hanedan oligarklardan” belki de en büyüğüydü.
İsrail, o saldırıları sırasında İran’ın en üst askeri komutanlarını, cumhurbaşkanının yardımcısını ve birçok nükleer uzmanını öldürdüğü hâlde onu öldürememişti.
Onun adına ikinci defa 17 Ekim günü rastlamıştım.

17 EKİM 2025: SOSYAL MEDYAYA
SIZAN BİR DÜĞÜN VİDEOSU

Molla rejiminin bu en güçlü insanı, geçen 17 Ekim günü hiç beklemediği bir yerden en öldürücü füze saldırısına uğradı.
Bu defa gelen İsrail füzesi değil, bir video kaydıydı.
Ama ne kayıt…
Şamkani’nin kızı Fatma’nın düğününde çekilen bir videoydu bu.
O günlerde bu olayı şöyle yazmıştım.

8df0bb41-9ae2-41f5-a20f-90ba76fdd0d8.jpg

14 MİLYON RİALLİK
BİR DÜĞÜN HİKÂYESİ

Düğün geçen yılın 24 Nisan akşamı, Espinas Palas Otel’de yapılmıştı.
Naryam Sinaire isimli bir İranlı gazeteciye göre düğün 14 milyon rial’e mal olmuştu.
Bu da 21 bin dolar civarında ediyordu.
Ama İran’ı ayağa kaldıran, düğünün maliyeti değil, oradan gelen görüntülerdi.
Görüntüler sanki Amerika veya Avrupa’da yapılan bir düğünde çekilmiş gibiydi.

SANKİ “FATHER OF THE BRIDE”
FİLMİNİN BİR SAHNESİ

İnsan seyrederken gözünün önüne Steve Martin ve geçenlerde kaybettiğimiz Diane Keaton’un oynadığı “Gelinin Babası” filminin sahneleri geliyordu.
Gelinin üzerinde dekoltesi hemen dikkati çeken bir gelinlik vardı.
Yani Orta Doğu’nun en zengin düğünlerinde gördüğümüz gelinliklerden çok daha dekolteydi.
Damadın üzerinde yine Batı’da gördüğümüze çok benzeyen bir smokin vardı.
Kravatı “Batılı” diye reddeden İran’da papyonlu bir smokin görüyorduk.

f623c176-2306-40e7-bd42-33270fa462d6.jpg

BABA SANKİ KIZINI PAPAZIN
ÖNÜNE GÖTÜRÜYOR

Babaya gelince…
Onun davranışı, Türkiye’de modern ailelerde bile görmediğimiz bir fotoğraf karesi koyuyor önümüze.
Aynı Amerikan filmlerinde gördüğümüz gibi, gelin salona babasının kolunda giriyor ve baba ona nikâhın kıyılacağı yere kadar eşlik ediyor, orada bekleyen damadın yanına bırakıyor.
Sahnede dinî nikâh anlamına gelecek bir kişi yok.
Üstelik salonda gördüğümüz kadınların çoğunun başı ya açık ya da saçları görünecek şekilde yarı örtülü.
Yani manzara tam anlamıyla bir Batı düğünü.

ÇIPLAK BİR İKİYÜZLÜLÜK MÜ
DEKOLTE BİR ÇELİŞKİ Mİ

Bu görüntüler sosyal medyaya sızınca İran bir anda karıştı.
Yıllardır başlarını açmak için mücadele veren insanlar seslerini yükseltti.
Bazı muhalifler bunu “çıplak ikiyüzlülük” olarak niteledi.
Bence “çıplak” demek doğru değil. Kız çıplak değil.
Ama ortada “dekolte bir çelişki” var.
Gelinin babası, kamusal hayatında başka babaların başını açan kızlarına karşı en sert cezanın verilmesini isteyenlerin başında bulunuyordu.
O nedenle en tarafsız insanlar bile bunu “rejimin ikiyüzlülüğü” olarak görüyordu.

ONLARIN GELİNLERİ SARAYDA,
BİZİMKİ TOPRAĞIN ALTINDA

Tabii herkesin hafızasında yine Mahsa Amini canlanmıştı.
Başı açık diye ahlâk muhafızları tarafından içeri alınıp orada döve döve öldürülen Kürt kız…
Genç bir kadın aktivist, “Onların gelinleri saraylarda, bizim gelinlerimiz toprak altında” diyen bir paylaşım yapmıştı, o düğün fotoğraflarını gördükten sonra.

5866b664-d444-45ad-a455-1cdf558cc9e0.jpg

KIZIN BABASI: BENİ YİNE
GÖMEMEDİNİZ PİÇLER

Ama rejimin eski tüfekleri kolay teslim olma niyetinde değildi…
Önce kızın “rejim muhafızı” babası bir paylaşım yaptı.
“Beni yine gömemediniz piçler…”
İsrail füzesinden kurtulduğu gece yaptığı paylaşımın aynısıydı.
Ve yine hem Farsça hem İbranice yapmıştı bu paylaşımı.
Ona göre kaseti sızdıran İsrail istihbaratıydı.
İran fena karışmıştı…

YAŞLI AHLAK BEKÇİLERİNİN
İKİYÜZLÜ AHLAKÇI KARARI

Rejimin yaşlı tüfekleri için kritik bir karar zamanıydı.
İçlerinden birine karşı başlayan kampanyada, kendilerini kurtarmak için onu yalnız mı bırakacaklardı…
Yoksa “O giderse biz de sallanırız” diye düşünüp onu savunacaklar mıydı?
İkincisini seçtiler.

GÜYA AHLAKÇI MOLLALAR
İNSAN HAKKINI HATIRLIYOR

Hem de İran’da. Bugüne kadar rejimin gözünde zerre kadar önemi olmayan bir gerekçeye sımsıkı sarılarak…
“Özel hayatın gizliliğini korumak…”
Geçmişlerinden utanmasalar “insan hakları” falan da diyecekler.
Düğün onun özel hayatıydı ve kimsenin oraya müdahale etme hakkı yoktu.

REJİMİN “GODFATHER”LARININ
İDEOLOJİSİ VE İNANCI KALMAMIŞ

Bu videodan anlıyorsunuz ki, İslamcı rejimin en kuvvetli üç-beş adamından biri olan babanın “inancı”, “ideolojisi” kalmamış.
İslami ahlâk diye savunduğu şey, feci bir baskı aparatının bahanesi hâline gelmiş.
Bu olay da gösteriyor ki, bu “ahlâkçı zorbalığı” kadınların başlarını açma özgürlüğünü bastırmak için kullanan “İslamcı otoriterlik” artık her yerde sapır sapır dökülüyor.
Sırrı dökülen bu ahlâkçılığın arkasından pespaye bir ikiyüzlülük fışkırıyor.

KIZLARIN BAŞINI ZORLA ÖRTEN
REJİMİN KENDİ SARIĞI FENA DÜŞTÜ

Yakası açık gömlek giymeyi, sakal bırakmayı “İslami vecibe” sayıp bunun üzerinden hayatın her türlü keyfini bastırmaya uğraşan bu adamların, kapalı kapılar ardında nasıl olduğunu bu düğünde çok iyi görmüştük.
Bu olay da bir kere daha göstermişti ki, dünyanın her yerinde “İslamcı” siyaset ve rejimlerin “inancı” ve “ideolojisi” kalmamış.
İşte böyle…
Bir dekolte gelinlik, 45 yıllık bir molla rejiminin siyasetle kirlettiği cüppesini üzerinden çekip alıvermişti.
Geriye, özgürlük isteyen 10 bin insanı bir gecede katledip, ceset torbaları üzerinde bir korku imparatorluğu yaratacak kadar pespayeleşmiş riyakâr bir baskı aparatı kalmıştı.

O PİÇLER BU DEFA ONU
TOPRAĞA GÖMDÜLER

Evet, kendileri kadar acımasız ve katliamcı Netanyahu, onu ilk iki defada toprağa gömememişti.
Üçüncüsünde rejim kendi kendini toprağa gömdü.
Hem de ellerindeki 50 bin İranlının kanı gibi, 70 bin zavallı Filistinlinin de kanı olan, kendileri kadar acımasız bir katil tarafından.
Neticede bir kötü, bir başka kötüyü gömdü.

BİRİ TAHRAN’DA GÖRKEMLİ, ÖTEKİ
BİR KASABADA MÜTEVAZI İKİ MEZAR

Ali Şamkani şimdi toprağın altında.
Muhtemelen rejim ona da büyük ve görkemli bir tören ve “kabir” yapacak.
Mahsa Amini ise İran’ın batısında bir kasabanın küçük ve mütevazı bir mezarlığında yatıyor.
Başucundaki taşta, özgürlük isteyen kadınların koydukları çiçeklerin arasında şu okunuyor:
“Jina can ölmedin, adın bir sembol olacak…”
Artık ikisi de toprağın altında.
Biri; halk mezarlığında yatan, başını açma özgürlüğü için ölümü göze alan Mahsa Amini…
Öteki; şaşaalı devlet töreni ile yaldızlı kabirlere gömülecek olan, kızına dekolte gelinlikle düğün yapıp bir gecede 10 bin Mahsa’nın katledilme emrini veren enkazın altındaki rejim oligarkı…
Sizce hangisi cennetlik…
Hangisi cehennemlik…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.