“TEK ADAM’a karşı BAY KEMAL”?

CHP Genel Başkanının Balıkesir konuşmasında ve evinden yaptığı bireysel-popülist ÖTV vaadindeki üç yanlışının altını çizmeyi, parti üyesi sorumluluğum görüyorum; 

Adet haline getirdiği video çekimi ile “Bay Kemal” olarak seçmenin, CHP’ye değil de, kendi vaadine daha çok inanacağı vehmine(!) kapıldığı anlaşılıyor. R.T. Erdoğan, tapusu eline olduğu AKP’ye bunu reva görebilir ama cumhuriyetle yaşıt halkın partisi CHP’ye, kimse asla…

İkincisi, 12 Eylül 1980 Anayasası ile partiler yasasında yapılan değişiklikle, bütün kademelerde -özellikle milletvekili aday belirlenmesinde- parti üyelerinde ve/veya delegelerde olan yetki, Genel Merkeze (daha açıkçası Genel Başkana) devredildi. 

ANAP Genel Başkanı ile başlayan ve merkez sağ partilerde genişleyerek süren bu uygulama bu gün artık örneğin AKP’de tümüyle tek başına R.T. Erdoğan’ın eline geçmiş durumda.

2004’e kadar kısıtlı olan Merkez Yoklama uygulaması, 2004 tüzük değişikliğiyle CHP’de de yaygınlaşmaya başladı. O tüzük değişikliği ile daha önce Kurultaydan gelen Parti Meclisinin seçme yetkisindeki Merkez Yönetim Kurulunu -MYK- (Genel Başkan Yardımcılarını) da atama yetkisi Genel Başkana verildi.

Son seçime kadar bu yetkiyi kullanırken gösterdiği duyarlılığı, (bu son patinin en güncel ve önemli konularını evden bireysel açıklamalarla yaptığı gibi), aday belirleme de göstermeyeceği anlaşılıyor.

Böylece, CHP’de de AKP’de olduğu gibi Tek Adam uygulamasının varlığını tartışılır duruma getirmiştir. Üstelik CHP Genel Başkanının da, “Parti içi demokrasi olmadan, ülke demokrasisi asla gelişmez” davasını da artık bıraktığı açıkça belli oluyor.

Üçüncüsü, son iki yıldır AK Saraya karşı bir araya gelen muhalefetin gittikçe en ciddi sorunu durumuna gelen “Ortak Cumhurbaşkanı Adayı” belirleme yolunda, bu konuşmasındaki kullandığı bireysel ve popülist üslupla, temelini kendi attığı 6’lı Masada içsel ve sinsi bir güven bunalımı yarattığını kimse yadsıyamaz.

CHP Genel Başkanının tersine, ben başından beri, R.T. Erdoğan’a karşı bu Masadan güçlü bir sonuç çıkmayacağını, yazıp durdum. Artık inanmıyorsa O’nun da, kendi partisine ve Masadakilere karşı daha açık olması gerekiyor.

Şimdi AK Saraydan kurtulmak için varını yoğunu ortaya koyan Aş-İş derdindeki halkımız adına okurlarım diyecek ki, “sırası mı Genel Başkanı tartışmanın, kol kırılır yen içinde kalır”.

Ben 1970’lerde B. Ecevit’le, 1980-90’larda E. İnönü ve D. Baykal ile ve 2010 sonrası K. Kılıçdaroğlu’yla öyle çok kol kırılıp yen içinde kalmadığını yaşadım, gördüm ki… 

CHP artık yüz yaşında. Beyni ve kalbi sap-sağlam da, kolları artık inceldi, inceltildi. Bu kırıklar asla yen içinde kalmaz, kalamaz, temizlenmeli.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.