ABDULLAH BAŞTÜRK

 

Ben, 1973’de mecliste acemi bir politikacı olarak omzunda paltosu ile Abdullah Baştürk’ü ilk gördüğümde sanki bir ağa mirasçısı sandım. Dik duruşlu, davudi sesli bir İstanbul Milletvekili olduğunu öğrenince, çekinerek selam verdiğimi anımsıyorum.

1974 hükümetinde acemi genç Bayındırlık Bakanı olarak beni ziyaretinde küçümser tavrına hak vermedim değil. Çünkü o tarihte çok bakan görmüş, en büyük sendikalardan olan Genel İş’in Başkanıydı.

Genel-İş’in DİSK’e katılma sürecine öncülük eden Abdullah Baştürk, 1977 yılında Kurucu Başkan Kemal Türkler öldürüldükten sonra DİSK Genel Başkanlığı’na seçildi.

12 Eylül askeri darbesinin ardından DİSK’le birlikte hedef alındı, tutuklandı, işkence gördü; ancak hiçbir koşulda geri adım atmadı. Cezaevlerinde ve mahkeme salonlarında sergilediği onurlu duruş, onun işçi sınıfına olan bağlılığının ve cesaretinin simgesi oldu.

Yıllar süren yargılamaların ardından beraat eden Baştürk, DİSK’in yeniden faaliyete başlaması sürecine de önderlik etti. Ulusal ve uluslararası sendikal alanda büyük saygınlık kazandı; emek, demokrasi ve özgürlük mücadelesi dünya ölçeğinde takdir gördü.

Elbette ayni dönemde CHP ile DİSK arasındaki ilişkiler de hem demokratik sendikacılık hem de CHP açısından yükselen bir trent çizmişti. Benim de parti içinde sola doğru eğilimimin artmasında da o dönem önemlidir.

İlke ve doğrularından hiç ödün vermedi. A. Baştürk’ün paltosunu omuzun düşürmemesi o karakterinin adeta bir şiarıydı. 

Abdullah Baştürk, sendikaların gasp edilen hak ve mal varlıklarının geri alınması için yürüttüğü çalışmalar sırasında geçirdiği beyin kanaması sonucu 21 Aralık 1991’de aramızdan ayrıldı. Saygıyla anıyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.