Ergün Aydoğan
Yeni Devlet Kuruyoruz... Ne Demek?
24 yıldır kesintisiz iktidar olan AKP, 25. kuruluş yıl dönümünü kutladı. Son yerel seçimlerde ilk kez ikinci olan AKP; seçmenin vermediği "yönetme" yetkisini millî iradeyi yok sayarak "teklif" ve "tehdit" yoluyla belediye başkanı ve milletvekili transferleriyle, hâlâ siyasi "çekim" merkezi olduğu hissiyatını toplumda oluşturmak için geçmişte karşı olduğu siyasi transferleri aralıksız sürdürüyor.
Son günlerde siyasi kulislerde, siyasi projeksiyon yapanlar ile Erdoğan’ın yerine Bilal Erdoğan, damat Berat Albayrak veya Hakan Fidan mı arayışında olanların gerçeklikten ne kadar kopuk, ne kadar anlamsız olduğunu Erdoğan’ın "Sağlığımız elverdiği sürece milletimin hizmetindeyim." sözleriyle bir kez daha anlamış olmalılar. Eğer gündemi meşgul etmek, dikkatleri başka bir yöne çekmek değilse esas amaç; Erdoğan sonrası projeksiyon planlayanlar, Erdoğan benzeri siyasi karakterlerin siyasetten çekilmeyeceğini bilmiyor olamazlar!
Devletleşen iktidar gücüyle görsel şovların öne çıktığı 25’inci yıl dönümü etkinliklerinde yaptıklarından söz ederken geleceğe dair planlamaları da dikkatlerden kaçmadı. Her ne kadar enflasyon, faiz, döviz gibi ekonomik hedeflerin birçoğunda çok önemli sapmalar olsa da siyasi hedeflere ulaşmanın verdiği özgüvenle yeni siyasi hedefler belirlendi!
Gelecek 50 Yıl…
Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurduğu çok iddialı bir cümleyle şunu belirtti: "Gelecek 25 yılı da planladık. Gelecek 50 yılı da planladık."
Öyle bir seçim sonrasını değil, 50 yıllık bir plan…
Doğal olarak sorulması gereken; bu planı kim hazırladı, planlanan nedir ve bu planı kim, hangi kadrolar uygulayacak?
AK Parti’nin 25. Yıl Vizyon Belgesi’ndeki dikkat çekici ifade: "Önümüzdeki çeyrek asır, inşa ettiğimiz kapasitenin kurucu bir etkiye dönüşeceği dönem olacak."
Peki "kurucu etki" ile kastedilen nedir?
Hafızalarınızı tazelediğinizde, AKP yöneticisi Ayhan Oğan’ın söylediğinde çok tartışılan "Biz yeni bir devlet kuruyoruz… Bu yeni devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan’dır." sözleri akıllara gelecektir.
Kamuoyunda yükselen tepkiler karşısında Erdoğan o gün bu sözleri "Türkiye Cumhuriyeti devletinden başka devletimiz yok." diyerek reddetmişti.
Aradan geçen dokuz yılda rejim dâhil çok şey değişti. AKP ile devlet iç içe geçti; parti devletleşti, devlet partinin kontrolüne geçti. Bağımsız, özerk kurumlar kalmadığı gibi, başta yargı olmak üzere bütün kurumlar daha da siyasallaştı.
Gelinen noktada bir tarafta "kurucu etki", diğer tarafta "gelecek 50 yılı planladık" sözleri!
Hele ki iktidarı daha da güçlendiren "Terörsüz Türkiye" sürecinde çıkan "çerçeve yasa" tartışmalarının sürdüğü bir dönemde.
Peki bu öngörülen 50 yıllık planda nasıl bir Türkiye’nin öngörüldüğü; nasıl bir Cumhuriyet, nasıl bir anayasa, nasıl bir devlet-millet ilişkisi var?
Avrupa’dan uzaklaşan, güler yüzlü monarşi arayışıyla yönünü Orta Doğu’ya dönen bir Türkiye mi? Kurumsal kapasitesi gelişmiş, demokratik, çağdaş, temel hak ve özgürlüklerin öncelendiği modern bir cumhuriyet mi yoksa öykünülen Orta Doğu ülkelerinin yönetim anlayışı mı? Kararlarına uyulan çağdaş, demokratik bir anayasa mı yoksa kararlarına istendiği zaman uyulmayan, gerektiğinde yok sayılan bir anayasa mı? Milletin sesine kulak veren, milletin siyasi tercihlerine saygı duyulan, milletin seçtiğine müdahale edilmeyen, milletin yaşam biçimine karışılmayan bir devlet-millet ilişkisi mi yoksa millet adına her şeye karar veren bir devlet-millet ilişkisi mi?
Ekonomide, hukukta, eğitimde (dindar ve kindar bir nesil mi!) ve dış politikada istikamet ne?
"Terörsüz Türkiye" ve yeni anayasa bu 50 yıllık planın neresinde?
Esas mesele bu planı uygulama meselesi!
AKP önümüzdeki 50 yıl iktidarda kalacağını mı öngörüyor? İktidarlar değiştiğinde bu planı kim uygulayacak, "devlet" mi; hangi "devlet?"
Kim bu devlet, hangi kurum, hangi yetki ve hangi siyasi meşruiyet!
Nedir bu "kurucu etki"?
Kurulması veya değiştirilmesi düşünülen nedir, nedir bu yeniden!
Türkiye’nin gelecek 50 yılı planlandıysa millet bunun neresinde? Milletin kendisi için neyin planlandığını ve buna kimin, nasıl karar verdiğini bilmesi, haberi olması gerekmez mi?
Gelecek 50 yılı planladık, öyle mi…
Devlet siyasi partilerin değil, milletindir. Cumhuriyet bir siyasi partinin istediği şekle sokabileceği değil, milletin ortak iradesidir. Siyasi partiler ve iktidarlar geçici, millet kalıcıdır. İktidarlar değişir, Cumhuriyet kalır. Siyasi programlar partilere göre değişir; anayasa ve milletin egemenliği kalıcıdır.
YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.