Ergün Aydoğan

Ergün Aydoğan

Cumhuriyet Halk Partisi'ne karşı...

                             

Cumhuriyet Halk Partisi 1950’den beri çeşitli baskılara maruz kalmış, ülkenin kurucu partisidir. Dünyada yüz yaşın üstünde birkaç partiden biridir. CHP’nin ülkeye, demokrasiye, siyasete katkıları değil, kendisine yönelik iktidar operasyonlarıdır konumuz.

1950 Demokrat Partili yıllarda, Meclis çalışmaları engellendi, tahkikat komisyonlarına maruz kaldı, genel başkanları saldırılara uğradı, mal varlıklarına el kondu, kapatılmak istendi. DP’nin yapamadığını 12 Eylül askeri darbesi yaptı CHP’yi kapattı, genel başkan ve üst düzey yöneticilerini Zincirbozan’a hapsetti, kadrolarını siyasi yasaklı hale getirdi. Uzun yıllar iktidar olmasa da; bütün olumsuzlukların kaynağı gösterildi. Siyasal İslamcı yapıların hedefi oldu. Demokrasi mağduru olduğunu iddia eden siyasi yapılar iktidarı ele geçirip güçlendikten sonra ilk işleri siyasi alanları daraltmak, iktidarlarını sürdürmek için CHP’yi ortadan kaldırmak veya etkisizleştirmek oldu.

CHP’YE YÖNELİK OPERASYONLAR…

22 yıllık iktidar karşısında, 31 Mart yerel seçimlerinden birinci çıkan ve kamuoyu araştırmalarında AKP’nin önünde sürekli birinci olarak gözüken CHP’yi iktidar seçeneği olmaktan çıkarmak için cumhur ittifakı CHP’yi hedef haline getirdi.

Devletleşen ittifak CHP’li belediyeleri silkeleyin talimatından sonra iktidar, kamu gücünü CHP karşıtlığına dönüştürdü, CHP’yi kamu kaynaklarından mahrum bıraktı, çalışma alanlarını daralttı, bütün bunlardan sonuç alamadığını görünce bir başka faza geçerek; yargı operasyonları başlattı…

CHP’YE YARGISAL BASKI…

AKP/MHP, diğer belediyelerin yaptığı işler suç olarak görülmezken CHP’lilerin yaptığı her iş yargı operasyonunun gerekçesi haline geldi. CHP’li belediyelere dönük son operasyonların merkezinde suç örgütü lideri olarak tanımlanan Aziz İhsan Aktaş var.

15 yıl önce Diyarbakır’da kantinci iken biranda Kamu İhalelerinin gözdesi haline gelen Aziz İhsan Aktaş, 12 şirketiyle 594 ihale almış. Bunların 473 ihale kamu ve AKP’li belediyelerden, 121’i ise CHP’li belediyelerden. Suç örgütü lideri olarak tanımlanan Aktaş itirafçı oldu, CHP’li 16 belediye başkanı tutuklanırken, AKP bürokratlarına ve belediyelerine hiçbir işlem yapılmadı. Yani CHP’lilere suç olan, AKP’liler için suç sayılmadı.

Suç örgütü liderliği, rüşvet vermek, ihaleye fesat karıştırmakla suçlanan adı geçen kişi serbest kalırken hatta bir iddiaya göre devlet koruması altına alınırken, seçilmiş onlarca belediye başkanı tutuklu. Tutukluluk bir tedbir, esas olanın tutuksuz yargılama iken, CHP’li belediye başkanlarının tutukluluk hali devam ediyor, ortada iddianame yok, ne zaman olacağı da belli değil. Ağır sağlık sorunları yaşayan Mehmet Murat Çalık ‘itirafçı’ olması baskısıyla cezaevinde tutulmaya devam ediliyor.

İTTİFAK ORTAĞI DEVLET BAHÇELİ DE CHP’YE…

Bu rejimin mimarı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’de CHP’ye yönelik çok ağır sözlerle karşıtlık oluşturuyor. CHP’li üst düzey yönetici ve bazı demokrat çevreler Bahçeli’nin yargılamalarla ilgili açıklamalarından umutlandı, Bahçeli’nin uzun tutukluluğa karşı olduğu, yargılamaların biran önce bitmesi istediği düşüncesiyle AKP ile arasında bir anlaşmazlık mı var diye umut besledi. Bahçeli önce Ekrem İmamoğlu ve belediye başkanlarına yönelik suçlayıcı ağır ifadelerle ‘’yargılama biran önce başlasın, hüküm verilsin’’ açıklaması yaptı. Sonra Bahçeli, CHP’ye yönelik ‘’CHP hastadır, ezik ve yenik bir siyaset anlayışıyla hatıralarını ve haysiyetini haraç mezat elden çıkarmıştır. Organize suç şebekelerinin yatağı, hırsızlık çetelerinin üreme sahası, soygun ve vurgun düzenin sevk ve idare merkezine dönüşmüştür.’’ Sözleriyle kendisinden beklenen demokrat tavrın tam aksine rejimi tahkim eden sert açıklama yaptı.

İktidar blokunda çatlak bekleyenlere ‘ittifak vazo değil ki çatlasın’ göndermesi yaptı!

Bu kadar ağır sözlerle rejimin yanında olduğunu gösteren birini barış elçiliğine yakıştırmak, her hareketine bir mana, anlam yüklemek gerçekçi değildir.

İktidar ittifakının terör elebaşı ile işbirliği içine girip, mafya lideri olduğu iddia edilenleri ülküdaşım diye sahiplenirken ülkenin kurucu siyasi partisini ‘’suç şebekelerini yatağı’’ ilan etmesi ‘’barış, kardeşlik, dayanışma’’ arayışı değil, kutuplaşma siyasetini tercih etmedir.

CHP İKTİDAR BASKISI ALTINDADIR!

CHP’li belediyelerin halka dokunan hizmetlerinin karşılığı olarak yerel seçimlerde birinci olması ve halkta yarattığı iktidar seçeneği, 23 yıllık AKP iktidarını ve rejimden beslenen yapıları tedirgin etmiştir. Rejimle var olan, rejimle birlikte yok olacağını düşünen, iktidardan gitmek istemeyen ve iktidar olanaklarını hoyratça kullanan çevreler CHP’ye karşı hat/blok oluşturma çabası içindedir.

Sadece belediyelere düzenlenen operasyonlar değil aynı zamanda kurultay davası ve İstanbul
İl Kongresi’nin iptali davası üzerinden CHP tartıştırılmaktadır. CHP, iktidar güçlerince topyekûn saldırı altındadır.

İktidar baskılarına karşı CHP’nin kitleleri harekete geçiren direnci, Özgür Özel’in Ekrem İmamoğlu’nu terk etmemesi iktidarı şaşırtmış, planlarını bozmuştur. İktidar operasyonlarla CHP içinde derin çatlaklar oluşmasını, Özgür Özel’le, Ekrem İmamoğlu arasında derin ihtilaflar oluşması planlarının aksine Özel ile İmamoğlu dayanışmasının güçlü biçimde devam ettiğini görünce,  sıklıkla Özgür Özel’e ‘’ Silivri’den kurtul, özgürlüğünü ilan et’’ ve ‘’Ankara merkezli siyaset yap’’ baskısı kurmuştur.

Daha da ileri giderek Özgür Özel’in ‘sabırları’ zorladığı, haddini aştığı iddialarıyla, dokunulmazlığının kaldırılması konuşulmaya başlanmıştır.

Rejimin amacı çözemediği sorunlara demokratik çözüm üretmek değil, bedeli demokrasiyi askıya olmak bile olsa her ne olursa oldun iktidardan gitmemektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.