Ergün Aydoğan

Ergün Aydoğan

Cumhurbaşkanlığı; kaybederek kazanmak!

                                

Adaylık için aranan şartları sağlayanların belli olmasından sonra, YSK’nın çektiği kura ile oy pusulasında 1-R.T. Erdoğan, 2-Muharrem İnce, 3-Kemal Kılıçdaroğlu, 4-Sinan Oğan sıralamasıyla 4 adayın yarışacağı cumhurbaşkanlığı seçimleri kesinleşmiş oldu. Vatana, millete hayırlı olsun…

Sistem gereği seçimi kazanabilmek için elli artı bir seçmen desteğini bulmak gerekiyor. Eğer ilk turda hiçbir aday bu oranı bulamazsa en yüksek oyu alan iki adayın 15 gün sonra bir kez daha yarışacağı seçimde en yüksek oyu alan aday ülkenin 13’ncü cumhurbaşkanı olarak seçilmiş olacak. Sistemin zorlayıcı şartı gereği 21 yıldır ülkeyi yöneten Erdoğan seçilme riskini görmüş olmalı ki YRP ve HÜDA-PAR gibi partilerle ittifakını genişletirken. Muhalefet de 6’lı olarak başladığı ittifakına dışarıdan destek arayışını ‘bu sofra Halil İbrahim sofrası’ diyerek daha da genişletme arayışlarını sürdürüyor.

İktidar yönetim anlayışı gereği ülkeyi siyasi, ideolojik Saiklerle ve ‘taraf olmayan bertaraf’ olur anlayışıyla bloklaştırırken. Bu bloklaşmadan rahatsızlık duyan partiler-kitleler ise buna karşı siyasi ve ideolojik farklılıkları dikkate almaksızın ülkenin yeni bir siyasi başlangıç yapması adına bir araya geldiler. Bir taraf aman ne pahasına olursa olsun iktidarımızı koruyalım kaygısıyla, muhalefet bloku ise farklılıkları dikkate almadan oluşturdukları blokla seçimi kazanmak için süreci yönetmektedir.

Bu bağlamda muhalefet çevrelerinin oluşturduğu baskınında etkisiyle, sosyal medyanın ve kamuoyunun gündemi, son günlerin en çok konuşulan konusu haline gelen CHP’den ayrılarak Memleket Partisini kuran Muharrem İnce’nin adaylıktan çekilip çekilmeyeceği konusuydu. Artık gerilerde kaldı! Adaylıkların kesinleşmesine çok az bir süre kala Kemal Kılıçdaroğlu’nun Muharrem İnce’yi Memleket Partisi Genel Merkezindeki ziyaretten de kamuoyunun beklediği sonuç çıkmadı. Daha çok akıllarda kalan Muharrem İnce’nin ‘ayaklarınıza sağlık, hoş geldiniz, güle güle’ söylemi oldu.

Muharrem İnce’nin kendini haklı gören adaylık gerekçelerinin haklılığını öne süren söylemleri ziyaret sonrası da aynen devam etmektedir. Adaylıkların kesinleşmesinden sonra Muharrem İnce sosyal medya hesabından ‘Bana aday oldum diye kızan kardeşlerime’ başlığıyla uzun bir paylaşım yaptı. Bu paylaşımda öteden beri söyleyegeldiği kendisine yapılan ‘yanlışları, haksızlıkları’ tekrarlayarak ‘’seçimlere girerek, her iki tarafın da adaylarına oy vermek istemeyen seçmenlere bir seçenek sunuyorum’’ diyor. Ve ‘’Ortak amacımız olan iktidarı göndermeye odaklanalım’’ diye devam ediyor.

Hilafsız bütün kamuoyu anket araştırmaları üç aşağı beş yukarı seçimin Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Cumhur İttifakı adayı arasında geçeceğini göstermekte, ilk turda seçimin biteceğini gösteren anketler olduğu gibi. İki ittifak dışında kalan iki adayın alacağı özellikle Muharrem İnce’nin alacağı oy oranına göre seçimlerin yine bu iki aday arasında ikinci tura kalabileceğini gösteren anketlerde çoğunluktadır. Peki o zaman iktidarı gönderme ortak amacı nasıl gerçeğe dönüşecek?

Elbette Muharrem İnce CHP yöneticilerine dönük eleştirilerinde haklı olabilir, iddialarının birçoğu doğru da olabilir. Gel gelelim 2018 seçimlerinde kendisine yüzde 30’un üzerinde oy veren seçmen ve bugün oy istediği seçmen nasıl bakıyor. Geçmişte yaşanan parti içi tartışmalarda haklı haksıza bakarak mı oy verecek yoksa şimdi bunları konuşmanın zamanı değil öncelik 21 yıllık sıkışmışlığa son vermenin, yeni bir başlangıç yapmanın zamanı mı diyecek. Hadi farklı anketlerin verileri yüzde 2-3-5-7’yi değil kendisinin iddia ettiği yüzde 16’yı dikkate alalım bu seçim kazanmaya yeter mi, elbette yetmez.

Tabi ki bu oranda alınacak oy seçim kazandırmaz ama İnce siyasetin kaybederken kazananı olur.

Hiç kuşku yok siyasetçinin duygu dünyası ve düşünce dünyası sokaktaki seçmenden farklıdır. Onun gündemi ve öncelikleri sokakla örtüşmez nasıl mı bakalım. Her gün karşılaştığımız onlarca talebin-olayın dışında en son yaşadığımız bir gelişmeyi kısaca paylaşmak isterim.

Kemal Kılıçdaroğlu ve Muharrem İnce görüşmesinin ertesi günü akşam telefonumuz çaldı, baktım arayan çok sık aramayan ortaokul öğretmenimiz. Çok müsait olmasam da açtım. Sn hocamla hal hatır sorma faslından sonra ‘ya bu kadar iktidara yaklaşmışken ne yapıyor bu Muharrem’ diyerek konuya girdi.  O anlattı, biz dinledik, sorularına dilimiz döndüğünce cevap verdik. Ama o oldukça kararlı, onunla konuşurken arkadan eşi hoca hanımefendinin aynı minvaldeki sözlerini duyuyoruz. Konuşmanın finalinde bizde kendisiyle konuşsak, görüşlerimizi iletsek etkisi olur mu dediler ‘siz bilirsiniz’ dedik. Sonra tekrar aradı, aradıklarını ama telefonla kendilerine ulaşamadıklarını söylediler.

Buradan sakın Muharrem İnce neden aday oluyor, adaylıktan çekilmeli demek istediğimiz gibi bir sonuç çıkmasın, zaten de böyle bir şey mümkün değil. Seçimlerden sonra hangi sonuç çıkarsa çıksın ülke dinamiklerinin farklı olacağı gibi, siyasetin dinamiklerinin de bugünkü gibi olmayacağı kesin.

Yılgın, yorgun, usanmış, bezgin ‘kazanmaya bu kadar yakın’ olduğu hissiyatındaki kitleler inancının aksine bir seçim sonucu beklemiyor; beklenmeyen bir sonuç karşısında ne yapar, yaşayıp göreceğiz!

‘’Seçmiş olduğunuz ve karar verdiğiniz şeylerin bedelini siz ödersiniz; size akıl verenler değil’’ T.S.Eliot

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.