CHP bölünmedi, saldırı altında!

Tarsus’ta CHP’nin Belediye Başkanı Ali Boltaç ile yaptığımız güzel bir etkinlikten sonra kaleme aldım bu yazıyı. Çok değerli bir sanat galerisini hizmete açan Tarsus Belediyesi’nin önümüzdeki yıl için projesi de harika bir amfitiyatro ve geniş bir kültür merkezi. Sayın Başkanı, bütün duyarlı ve aydın Tarsus halkını tebrik ediyorum…

Sonunda kim vurduya gitmesin diye baştan söyleyeyim: Lütfen siz de onlardan biri olmayın! Yani “CHP bölündü. Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel de birbirlerini yiyorlar!” gibi çok ilginç (!) yorumlar yapmaya kalkışmayın! Futbolda mesela bazen bir futbolcu diğerini arkadan sertçe itip hakaret eder; diğeri de haklı olarak diklenerek ayağa kalkar. “noluyorsun sen?” diye! Eyyamcı hakem de hışımla aralarına girip ikisine de sarı kart gösterir. İşte bu tavır dürüstlükten çok uzaktır. CHP’nin yaşadığı teorik iki başlılık durumu da bir gerçek. Genel merkezi ele geçiren butlancı Kılıçdaroğlu’nun CHP’si bir yanda, CHP örgütünün ve seçmeninin “ezici çoğunluğunu” temsil eden Özgür Özel’in liderliğini yaptığı “gerçek” CHP ise diğer yanda… Mutlak butlan rezaleti baştan beri ortada! Örgütle değil, saman altından su yürüten ve baskı mekanizmasına paralel hareket eden, akıl almaz derecede yalnızlaşmış ve ufalıp gitmiş Kılıçdaroğlu karşımızdayken, “partinin iki ismi durup dururken birbirini yiyor” muş gibi genellemeler yapamazsınız. “İşte yine birbirlerine girdiler” diye ortalığı keyifle ateşe veremezsiniz! Eğer bu şekilde davranıyorsanız, ortalık yerine lütfen kendi politik kimliğinizi ateşe verin ve aradan çekilin! Çünkü yalnızca ayıp etmekle kalmıyor; aynı zamanda konuyu yeterince detaylı takip edememiş yaşlı ya da genç veya kararsız kitlelerin aklını daha da karıştırıyorsunuz. Hani Erdoğan yaşananlar hakkında “yeni kayıkçı kavgası” diyor ya? Ortada böyle bir durum yok! CHP, iktidarın saldırısı altında; Kılıçdaroğlu ise bu saldırının yeni maşası! NOKTA! AKP doğal olarak bu durumdan faydalanmak isteyebilir. Ama sözde muhalif ve CHP’li olup böyle yorumlar yapan hiç kimseyi affetmek mümkün değil!

Bir de “Kavgaya gerek yok, uzlaşsınlar” diyen çokbilmişler var. Onlara da önerim şu: 200 ml sütün içine 200’er ml kemik suyu, şalgam, kola ve boza karıştırıp içmeyi denesinler! Bunu afiyetle başarabiliyorlarsa, o zaman böyle bir uzlaşma da ufukta görülebilir! Yani demek istiyorum ki boş rüyalar görmesinler! (Sakın bu karışımı içmeyi denemeyin; vallahi hiçbir sorumluluk almam!)  

BAY KEMAL’İN CHP’Sİ, ŞAYET ÖZGÜR ÖZEL SEÇİME GİREMEZSE BAYRAM YAPAR!

Bu durumun giderilmesi için bir an önce gerçeğe dönülmesi gerekiyor. Madem böyle bir kararla kurultay iptal edildi, hemen yenisinin yapılması gerekmez mi? İlk saniyeden itibaren maalesef net olarak gördüğüm kadarıyla Kılıçdaroğlu’nun böyle bir niyeti yok. Nasıl Erdoğan’ın ülkeyi erken seçime götürmeye niyeti yoksa, Kılıçdaroğlu da aynı şekilde talepleri görmezden gelerek sistematik bir bahane üretme merkezi görevi yürütecek! Zaten Bay Kemal’in yeni sözcüsü Müslüm Sarı, ufukta bir kurultay görünmediğini buyurmuş! Uzun lafın kısası, halkın dev desteğini almış şekilde ülkenin liderliğine koşan Özgür Özel’in başarısının ne erken seçimde ne de kurultayda tasdik edilmesi istenmiyor! İS-TEN-Mİ-YOR! (Vazgeçtik sürekli çelme takarak sabote edilmesini, Özel’in grup toplantısı yapamama olasılığı bile konuşuluyordu! Neyse, o kadarına bu hafta cesaret edemediler.)

Türkiye neyi öğrendi? CHP, şayet Temmuz 2026’ya kadar kurultayını toplamazsa önümüzdeki seçimlere girme şansı tehlikeye düşüyor… Çünkü, 2023’teki kurultay artık olmamış sayıldığına göre, 2020’de yapılan son kurultaydan 6 yıl sonra hâlâ yeni kurultayını yapmamış oluyor. Sizce CHP’ye yönelik bu kadar kötülüğü örgütleyen bir yargı-yorum mekanizması böyle bir fırsatı kaçırır mı? Tabii ki hayır! Tebrikler, doğruları görmeye başladınız!

O zaman azıcık daha zor bir soru soralım: Kılıçdaroğlu ve taze-küflü MYK’sı, “Aman Tanrım, acele edelim, hemen Temmuz’da kurultayı toplayalım, partiyi böyle bir tehlikeden derhal koruyalım” mı der? Yoksa “yok öyle yağma” deyip ellerini ovuşturarak, bu geciktirme gerekçelerini tam bilemedikleri hukuki gerekçelere bağlayarak, zamanı sündürüp 900 veya 1000 rakamını zorlayan delege imzalarını boşa mı çıkarırlar? Cevabınızı duyabilir miyim? 

KILIÇDAROĞLU’NUN HAYALİNDEKİ PARTİ(!)

Kılıçdaroğlu zaten “Genel başkanı 2 milyon üye seçsin” önerisinin üstünü çoktan çizdi. Şayet üyeler “Başkan seçimini biz yapacağız” diye ısrar edecek olsalar, emin olun başkanlık yetkilerini kullanıp onları da bir şekilde partiden ihraç eder ve yola kendi çevresindeki 40-50 kişi ile kapalı devre olarak devam etmeyi tercih eder! Hatta elinden gelse, kendi “atayacağı yeni delegelerle” (!) kurultaya gider, çünkü onun alışık olduğu ve kendisine yakışan parti içi mekanizma böyle işler! Parti bu yüzden seçime giremezse, Kılıçdaroğlu misyonunu başarıyla tamamlamış bir insan olarak huzur ve gurur içinde vereceği röportajları bekler!

Değerli arkadaşlar, ne zannettiniz? Lütfü Savaş “sayesinde” 2 yıl önce başlayan uyduruk mutlak butlan senaryosunu bugüne taşıyanlar ve onun yeni sıfat kovalayan uzantıları, bütün emeklerini (!) hiçe sayıp parlak ve önü açık bir CHP’yi, Özel, İmamoğlu ve Yavaş ekibine öyle 45 gün sonra geri verir mi? Onların zihniyeti, aynen Adalet Bakanlığı ve yargı mekanizmasından alıştığımız gibi, teorik-pratik-lojistik-hukuki her planda Özel’in CHP’sinin önüne her türlü engeli çıkarmak! İşin gizli iktidar kanadı, malum sebeplerle, bunu zaten keyifle yapar. Ama işin acıklı tarafı, Kılıçdaroğlu tarafının aynı hazzı alarak ve milyonların, yani ay sonunu getiremeyen ve öfkeden hayata küsmüş halkın, önündeki seçim umudunu batırmak için sabotaja devam edecek olmalarıdır… Çünkü Kılıçdaroğlu, şayet gemiyi karaya oturtacak kişi kendisi olacaksa, bunda sorun görmez, yeter ki Kaptanlık Köşkü’ne Özel ve ekibi giremesin!

İKİ UYARI

Son olarak, iki uyarı yapmak istiyorum. İlki, önümüzdeki Salı günkü grup toplantısı hakkında: Geçtiğimiz Salı yapılan başarılı toplantı, bütün iktidar kanadını ve Kılıçdaroğlu’nu sarstı ve rahatsız etti; bunun tekrarlanmasını istemeyecekler. Özel önümüzdeki hafta grup toplantısını Ferdi Zeyrek anma günü nedeniyle (büyük ihtimalle) yapamayacağını söyledikten hemen sonra, Kılıçdaroğlu’nun sözcüsü Sarı, haftaya grup toplantısı yapacaklarını söyledi; tabi bu iki bilgi ne kadar birbirine bağlı bilemeyiz. Bu çok önemli anma töreni erkene veya çok geç saate veya ertesi güne alınsaydı, o boşluk yaratılmasaydı belki Kılıçdaroğlu’ndan bu hamle gelemezdi. Sarı, bir diyalog heyeti oluşturmaya karar verdiklerini de ekledi dün. Butlan liderinin, kitleleri hafif uyutarak tepkisizleştirme kapasitesini biliyoruz. Belki grup toplantısı ve heyet hamlelerinin, kamuoyu tepkileri ile aksi takdirde baş edemeyeceklerinin farkına varmış olmaları ile bir ilgisi vardır.

İkinci bir ikaz: Yeni bir partinin sesi uzaktan hoş gelebilir. Ama ona karşı da çok daha kolay hukuki engeller çıkarılır; “Doğum belgelerinde muhtarlık damgası lazımdı, o eksik” (!) denebilir mesela! Gerekirse her kural baştan yazılır. Çünkü maçı kaybetmek istemeyen rakip takımın başkanı, kendisini maçın hem hakemi hem MHK hem de federasyon başkanı olarak görüyor, bu gerçeği göz ardı etmeyelim… 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.