Bu ek belgelerden ilki, İstanbul 26'ncı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hakkında verilen ve Yargıtay'da temyiz aşamasında olan 4 yıl 8 aylık hapis cezasına ilişkin dökümanlar, Diğer ek belgeler ise 6-8 Ekim Kobani olaylarına ilişkin bilgi ve belgeler.
4 yıldan fazla süredir tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş'ın Bizim TV Yayın Yönetmeni Şaban Sevinç'e gönderdiği mektup şöyle:
''Sayın Şaban Sevinç,
İyi olduğunuzu umuyor, diliyorum.
Bildiğiniz gibi, dışarıda HDP üzerinden, özellikle de benim adım üzerinden zaman zaman yoğun tartışmalar yürütülüyor. Sizin de bu tartışmalardan haberdar olduğunuzu biliyorum.
Cezaevi imkanları ölçüsünde, tüm gelişmeleri takip etmeye çalışıyorum. Elbette bana ve HDP‘ye yönelik eleştirileri büyük bir saygıyla karşılıyor, eleştirilere değer veriyor, onları anlamaya çalışıyorum. Geçmişteki siyaset tarzımız, söylememiz, pratiklerimiz konusunda özeleştirel yaklaşmak gerektiğine de samimiyetle inanıyorum.
Ayrıca bunu tüm siyasetçilerin yapması gerektiği kanaatindeyim. Bizler dört dörtlük siyaset yaptığımızı iddia edersek sadece kendimizi kandırmış oluruz. Nihayetinde Türkiye bugün bu haldeyse her siyasi aktörün kendi ölçüsünde sorumluluğu var, buna muhalefet de dahil. Barışı sağlayamadık, demokrasi getiremedik, ekonomi çöktü, toplum ağır bedeller ödüyor. Başarılı olsaydık bunların hiçbiri yaşanmayacaktı. Durum bu kadar nettir. Bence bu saatten sonra mazeretlerin arkasına sığınmanın da bir anlamı yok. Muhalefet topluma güven vermek istiyorsa özeleştiriden kaçmamalı, olgun bir şekilde
özeleştiri verebilmelidir.
Sayın Sevinç,
Bütün bunlarla birlikte, ben ve HDP üzerinden, son beş yıldır, hükümetin sistematik şekilde yürüttüğü kampanya bir eleştiri kampanyası değil, iftira ve kumpasa dayalı, medya ve yargı eliyle yürütülen bir linç kampanyasıdır. Benimle ilgili medyada yazılan, çizilen, söylenen neredeyse her şey, bariz bir yalan ve iftiraya dayanmaktadır. Bazı sözlerim bağlamından koparılarak algı oluşturulmaya çalışılmıştır.
Hakkımdaki tüm kumpas suçlamalarını mahkemelerde bir bir çürüttük ve bunları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde de ortaya koyup haklı bir şekilde davayı kazandık.
Bana yönelik temel suçlamalarda işin aslının ne olduğunu detaylı bir şekilde görebilmeniz için, avukatlarımın hazırladığı bir dosyayı ekte size sunuyorum. Dosya belki biraz uzun olacak ama zaman ayırıp tümünü okuyabilirseniz kumpasın ciddiyetini (veya ciddiyetsizliğini) daha net görmüş olacaksınız. Bu dosyayı, mesleki çalışmalarınızda yardımcı olmasını umarak da iletiyorum.
Benimle ilgili son beş yıldır o kadar yoğun şekilde ve korkunç bir algı operasyonu yürütüldü ki, mahkemeler, dışarıda üretilen algı ile dava dosyamın gerçeği arasındaki uçurumda sıkışıp kalmış durumdalar. Biat etmiş yargıçlar, hakkımda üretilen algıya uygun şekilde yargılama yapıp bir an önce iktidarın beklediği ağır cezaları vermeye çalışıyor ve bunu yaparken Anayasa’yı, yasaları yerle bir ediyorlar. Birazcık hukuk vicdanı taşıyanlar ise korkudan ne yapacakları bilemez durumdalar. Çünkü
koskoca Cumhurbaşkanı’nı yalancı çıkaracak bir karar vermenin maliyetine katlanmaktan çekiniyorlar.
Ve elbette bütün bunlar seçim kazanmak uğruna yapılıyor. AİHM Büyük Dairesinin hakkımda verdiği kararda da belirtildiği üzere, Cumhuriyet tarihinin en önemli referandumu ve cumhurbaşkanlığı seçiminde, Erdoğan rakiplerini hapse attırarak kendine siyasi üstünlük sağlayıp seçimleri öyle kazanmıştır. Bu karar bile başlı başına, 16 Nisan referandumu ile cumhurbaşkanlığı seçiminin meşruiyetini tartışmalı hale getirmiştir.
Şimdi sırada, aynı yöntemlerle 2023 seçimlerini kazanma hesabı var. Beni ve HDP’yi “terörist” ilan edip kriminal hale getirerek, belki de göstermelik bir yargılama sonucunda “hükümlü” pozisyonuna düşürerek ya da partiyi kapatarak muhalefet bloğunu iyice sıkıştırmak hedefleniyor. ”Bağımsız Türk yargısı“ tarafından verilecek olası bir karara saygı duymayıp HDP’ye selam veren herkesi daha ağır bir saldırı dalgasına tabi tutarak “terör destekçisi” ilan etme kampanyasını üst boyuta taşıyacaklar. Bu nedenle ekte size sunulan bilgiler, hakikatin bilinmesi açısından olduğu kadar Türkiye’nin geleceğini
ilgilendiren son derece önemli bir seçime giderken oluşacak siyasi dengeler açısından da hayati önemdedir.
Bizler her koşulda, barışın ve özgürlüklerin savunucusu olmaya, içeride veya dışarıda bunun mücadelesini yürütmeye kararlıyız. Bugüne kadar bir kez olsun mahkemelerden tahliyemi talep etmedim çünkü beni tutuklayanlar onlar değildi. Bu tutumumda herhangi bir değişiklik de olmayacaktır. Sizden ricam halkın, ezilenlerin, yoksulların, ötekilerin, yarınlarımızın yararına bir tutumla hukukun, adaletin, haklının yanında olmaya cesaretle devam etmenizdir. Er veya geç, ülkemizi hep birlikte düze çıkaracağımıza yürekten inanıyorum.
Sözleriyle mektubunu sonlandıran Demirtaş'ın avukatları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararını gerekçe göstererek Kobani bahanesiyle 6-8 Ekim 2014'te düzenlenen eylemlere ilişkin soruşturma kapsamında tutuklu bulunan müvekkillerinin tahliyesi için başvuruda bulundu.
Başvuruyu değerlendiren Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliği, şüphelinin hukuki durumunda bir değişiklik bulunmadığına kanaat getirerek tahliye talebini reddetti ve Demirtaş'ın tutukluluğunun devamına hükmetti.
Mahkeme kararında, şüphelinin müdafilerinin tahliye talepli dilekçenin ekine AİHM'nin 22.12.2020 tarihli kararının İngilizce suretini koydukları belirtilerek, "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca mezkur kararın Türkçe tercümesinin dosyaya gönderilmesi için Adalet Bakanlığına müzekkere yazılmış olup henüz cevabın gelmediği anlaşılmıştır. Şüpheli müdafileri tarafından ekte sunulan kararın tercüme metninin bulunmadığı, bu haliyle AİHM'nin kararının hangi başvuruya istinaden hangi suçlara yönelik, hangi kapsamda olduğu bilinemediğinden söz konusu kararın hukuken denetime elverişli olmadığı anlaşılmıştır." ifadesine yer verildi.
Mektubun yanında 20 farklı dosya var bu dosyalarda Demirtaş'ın “kumpas” olarak adlandırdığı yaşadıklarının belgeleri var. Dosyalarda; gizli tanık, gerçek olmayan hesaplardan atılmış mesajlar, içeriği değiştirilmiş resmi tutanaklar, FETÖ iltisaklı 29 yargı mensubunun hazırladığı fezlekeler, katılmadığını söylediği 107 eylem ve dava sürecinde yaşadığı haksızlıklara eleştirileri de var.
Bu mektup bir haber Bizim TV haberi okuyucusuyla buluşturdu ancak bu mektubun Demirtaş'ın kendi yaptığı özeleştirinin fazlasına ihtiyacı var;
Bizim TV mektubun yorumlamasını da sizlerle canlı yayınında buluşturacaktır