Yoksulluk büyüyünce sağlık elden gitti!

Yoksulluk büyüyünce sağlık elden gitti!

TÜİK’in Türkiye Sağlık Araştırması verileri, derinleşen yoksulluğun halk sağlığı üzerindeki etkilerini ortaya koydu. Verilere göre obezite oranı yüzde 21,8’e çıktı. Şeker, tansiyon, depresyon gibi hastalıklar artışa geçti.

Derinleşen ekonomik kriz ve hızla düşen alım gücü, yurttaşların sağlıklı gıdaya erişimini her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2025 Türkiye Sağlık Araştırması sonuçları, yoksulluğun toplum sağlığı üzerindeki ağır etkilerini gözler önüne serdi. Araştırmaya göre 15 yaş ve üzeri nüfusta obezite oranı son üç yılda yükseldi. 2022 yılında yüzde 20,2 olan obezite oranı, 2025 yılında yüzde 21,8’e çıktı. Böylece Türkiye’de yaklaşık her 5 yetişkinden biri obez hale geldi. Veriler, sağlıklı beslenmeye erişimde yaşanan sorunların da büyüdüğünü gösterdi. Hiç sebze ve meyve tüketmediğini belirtenlerin oranı 2022’de yüzde 53,3 iken 2025’te yüzde 62,3’e yükseldi. Uzmanlar, bu tablonun derinleşen yoksulluğun ve sağlıklı gıdaya erişememenin sonucu olduğuna dikkat çekti.

HASTALIKLARDA ARTIŞ

BirGün’den Sibel Bahçetepe’nin haberine göre, 2025 yılında kadınların yüzde 24,8’i obez, yüzde 32,2’si ise fazla kilolu olarak sınıflandırıldı. Erkeklerde ise obezite oranı yüzde 18,7 olurken fazla kilolu olanların oranı yüzde 43,1’e ulaştı. Araştırma sonuçları kronik hastalıklardaki yükselişi de ortaya koydu. Son 1 yıl içerisinde görülen sağlık sorunları incelendiğinde, bel bölgesi rahatsızlıkları ilk sırada yer aldı. Hipertansiyon, diyabet, depresyon, koroner kalp hastalığı gibi sağlık sorunlarında artış kaydedildi. Çocuklarda son altı ayda en sık görülen sağlık sorunu üst solunum yolu enfeksiyonu oldu.

 

YOĞUN STRES KİLO ALDIRIYOR

CHP Bursa Milletvekili, Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Kayıhan Pala, ülkede artan obezite sorununun arkasında derinleşen yoksulluk, gelir eşitsizliği ve sağlıklı gıdaya erişimde yaşanan güçlüklerin bulunduğunu söyledi. Pala, yüksek enflasyon nedeniyle yurttaşların taze ve sağlıklı gıdalara ulaşmasının giderek zorlaştığını, bunun da kötü beslenme alışkanlıklarını yaygınlaştırdığını söyledi. Yüksek stres düzeyinin de yağ depolamasını artırabileceğini anımsatan Pala, Sağlık Bakanlığı’nın obeziteyle mücadelede etkili bir politika ortaya koyamadığını kaydetti: ‘‘Sokaklarda boy/kilo ölçerek şişmanlıkla mücadele edilemeyeceği TÜİK verileriyle de ortaya konmuş oldu. Bakanlık aşırı kiloluğu, obeziteyi önlemeyi, azaltmayı amaçlayan etkili bir halk sağlığı programını uygulamaya koyması gerekir.’’

 

HER 10 KİŞİDEN 9’U HAREKETSİZ

TÜİK verileri yalnızca beslenme değil, fiziksel aktivite açısından da alarm veriyor. Araştırmaya göre 15 yaş ve üzeri bireylerin % 86,6’sı düzenli fiziksel aktivite yapmıyor. Uzmanlar bu durumu kentlerde yeşil alanların azalması, güvenli yürüyüş ve bisiklet yollarının yetersizliği ile uzun çalışma saatlerinin hareketsiz yaşamı derinleştirmesi olarak değerlendirdi.

YETERLİ VE DENGELİ BESLENEMİYORUZ

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emel Sakınç Çağlar, obezitedeki yükselişin temel nedenlerinden birinin yoksulluk olduğunu söyledi. Alım gücünün düşmesiyle birlikte protein kaynaklarına erişimin giderek zorlaştığını belirten Çağlar, et, süt ve süt ürünleri gibi temel gıdalara ulaşamayan yurttaşların karbonhidrat ağırlıklı beslenmeye yöneldiğini ifade etti. Çağlar, “Bir kilo etin, kıymanın fiyatı ortada. İnsanların evine ne kadar et girebiliyor? Yeterli ve dengeli beslenemeyen bireylerde obezite kaçınılmaz hale geliyor” dedi. Obezitenin yalnızca beslenme sorunu olmadığını vurgulayan Çağlar, ekonomik kaygıların da tabloyu ağırlaştırdığını söyledi. Çağlar, şöyle devam etti: "Yoksulluk ve güvencesizlik kaygı bozukluğunu artırıyor. Son dönemde ciddi bir biçimde artmış durumda. İç hastalıkları uzmanıyım poliklinikte bunu hastalarımdan görüyorum. Obezite daha çok yoksul grupta görülüyor. Sürekli stres altında yaşayan bireylerde hormonal dengeler bozuluyor, uyku sorunları, halsizlik, yorgunluk, sabah kalkamama, isteksizlik gibi yakınmalar ortaya çıkıyor. Kaygı artınca kortizol hormonunun salgılanması artıyor. Bu durum hem obeziteyi hem de depresyonu tetikliyor. Yüksek kaygısı olan, uyku problemi olan, yeterince dinlenemeyen hastalarda da depresyon ve obezite kaçınılmaz son olarak karşımıza çıkıyor. Obezite yalnızca bir kilo problemi değil; diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve birçok kronik rahatsızlığın temel nedenlerinden biri. Fast food ağırlıklı beslenme de insülin direncine yol açar bu da kilo artışı açısından risktir. Buna rağmen iktidarın koruyucu sağlık politikalarına yeterli kaynak ayırmadığını görüyoruz. Aslında bu durum toplumun daha çok hastalanması, hastaneye başvurması ve sağlık harcamalarının artması anlamına gelir."

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.