Raziye Özdemir Tüfekçi
Fast Fashion: Sadece Bir Stil Meselesi Değil
Bir tişört asılı vitrinde. Etiketi küçük, bedeli büyük. Çünkü o pamuklu kumaş, doğadan çekilmiş 2.700 litre suyun hatırasını taşıyor. Bir kot pantolon, yalnızca bir stil değil; 10 bin litre suyun suskunluğunu giyiyoruz üzerimize.
Moda çok hızlı, gezegenimiz yavaş ve bu iki tempo artık birbirini yakalayamadığı gibi yaralıyor. Bugün moda endüstrisi, dünyanın karbon yükünün yaklaşık %10’unu sırtlıyor. Her sezon, her yeni koleksiyon atmosfere biraz daha yük bırakıyor. Uçaklar kadar kirleten ama alkışlanan bir sektör bu. Işıklı vitrinlerin ardında, kararan bir gökyüzü var.
Sentetik kumaşlar yıkandıkça çözülüyor. Gözle görünmeyen lifler, denizlere karışıyor. Okyanuslardaki mikroplastiklerin %35’i kıyafetlerimizden kopup gidiyor. Sonra balıklara, tuza, suya… Ve sessizce geri dönüyor bize. Dolabımızdan tabağımıza.
Her yıl 92 milyon ton tekstil atığı… Bu yığın bir dağ gibi birikiyor. Üstelik bu kıyafetlerin yaklaşık %30’u hiç giyilmeden çöpe gidiyor. Etiketleri üzerinde, hikayeleri yarım. Bir heves, bir indirim, bir unutuluş…
Artık nehirlerin rengi değişiyor; çünkü bazı ülkelerde, moda sezonu hangi renkteyse, su da o renge bürünüyor. Kimyasallar, boyalar, arıtılmamış atıklar… Şıklık, bir yerlerde zehir oluyor. Giyecek hiçbir şeyim yok derken, dolaplarımız taşarken… Asıl eksik olan ne? Belki de kendimize asıl bu soruyu sormalıyız.
Bir de insan boyutu var. Ucuzluğun arkasında, uzun saatler çalışan, güvencesiz, çoğu zaman çocuk işçiliğine varan bir emek zinciri bulunuyor. İndirim kelimesi kulağa hoş gelirken, o indirim bir başkasının hayatından eksilen pay olabiliyor.
Belki de çözüm, daha yavaş bakmakta saklı. Bir kıyafeti almadan önce durup sormakta: “Benim buna gerçekten ihtiyacım var mı?” Çünkü bir parçayı iki kat uzun giydiğimizde, onun karbon ayak izi %40 azalıyor. En sürdürülebilir kıyafet, zaten sahip olduğumuzdur.
Daha az almak. Daha kaliteli seçmek. İkinci eli utanç değil, bilinç saymak. Bir söküğü onarmak, bir elbiseyi dönüştürmek. Bakımın da bir çevre eylemi olduğunu bilmek: Daha az yıkamak, düşük ısıda, acele etmeden…
Sentetiğin yerine nefes alan kumaşları koymak. Trendlere değil, zamana dayanacak parçaları seçmek. Markalara soru sormaktan çekinmemek. Şeffaflığı talep etmek. Çünkü tüketici sorduğunda, sistem cevap vermek zorunda kalır.
Fast fashion sadece bir stil meselesi değil. Bir hız meselesi ve hız, her zaman bir şeyi geride bırakır: Bu kez doğayı. Belki de gerçek şıklık; dolabın doluluğu değil, dünyanın hala yaşanabilir olmasıdır.
YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.