Muzaffer Ayhan Kara

Muzaffer Ayhan Kara

Ortadoğu yanarken BM inisiyatif almalı, Türkiye tuzağa düşmemeli

ABD' nin hem de müzakere masasındayken İsrail'le birlikte İran'a vahşice saldırısından bir iki hafta kadar önce Birleşmiş Milletler'i (BM) irdeleyerek gittikçe işlevsiz hale geldiğini,  reform çabalarının hızlandırılarak tıkanmanın aşılmasının dünya için yaşamsal önem taşıdığına dikkat çekmiştim. 

İşte yine ABD-İsrail'in oldubittisi,  yine BM'ye karşın de facto bir koalisyon girişimi ve İran'a yönelik saldırı ile bütün Ortadoğu'yu saran barut kokusu... 

Neredeyse bir dekor durumuna düşen BM'nin genel sekreterinden savaşın altıncı günü (yazıyı perşembe öğlen kaleme alıyorum) daha bir cümle duymadım (Ben kaçırmış olabilirmiyim diye de düşünüyorum ama öyle olsa bile haber bültenlerinde duymadım doğrusu)! 

YENİ SALDIRI DALGASI SÜRPRİZ DEĞİL 

ABD ve İsrail'in 12 gün savaşından sonra İran'a yeni bir saldırı başlatacağı sürpriz değildi. İran'ın dünya ilişkisini daha da zayıflatacak tehditler,  askeri abluka, psikolojik savaşın tırmandırılması gibi açık göstergeler vardı. Trump ve Bibi'sinin ağzı sulanmış, salyaları akmaya başlamıştı! 

ABD'NİN SAVAŞTAN MURADI NE?

Sonrasına maddeler halinde bakalım...

1)Her savaşın bir siyasi amacı vardır. Savaş dışı yollarla,  diplomasi ile halledilmesi mümkün olmayan noktada ABD 'büzükdaşı' İsrail'le birlikte İran'a savaş açtı. İran liderliğini başta dini otoritenin,  velayet-i fakih sisteminin başı olmak üzere vurdu hemen. 160 kız öğrencinin de canına kıyarak acımasızca neler yapabileceğini göstermek istedi! Peki ABD-İsrail'in amacı neydi? Komplocu ABD, saldırıyı İsrail'in başlattığını,  onları korumaya mecbur kaldığı yalanını ileri sürdü! Oysa,  bu saldırı "geliyorum" diye bas bas bağırıyordu! Nasıl? ABD ve İsrail,  önce İran'ın bölgedeki vekil güçlerini bertaraf etti. Ardından,  bölgedeki başlıca müttefiki Suriye'deki Esad rejimini tasfiye ederek kendine bağlı bir yönetim oluşturdu. Yani,  İran'ı sınırlarına iteledi. 

2)ABD ve İsrail'in saldırısının siyasi amacı katmanlı: ABD, için İran'ın rejiminin ne olduğu hiç önemli değil. Önemli olan elindeki zengin doğalgaz ve petrol kaynaklarını nasıl, kimin lehine kullandığı... Yani amaç,  İran'da kendisine yanaşık (embeded) bir yönetim alternatifi oluşturmak suretiyle enerji kaynaklarını kendisinin istediği şekilde kontrol altına almak; Basra Körfezi ve devamındaki enerji nakli için stratejik önemdeki deniz yolunu kontrol altına almak (1954'te petrolü millileştiren Musaddık, Amerikan ve İngiliz petrol şirketlerinin girişimi ile devrildi. Yerine gelen Şah, uysal koyun oldu. Fakat İranlılar bu durumdan rahatsız olunca Şah, 20 yıl için petrolü tek başına sahiplenmek istedi,  bu defa petrol tròstleri onun fişini çekti. Mollalar da enerjiyi ABD ve İngiliz şirketlerine vermeyince,  üstelik Çin'e verince Trump da Mollaların fişini çekmek istiyor!).

Nükleer silaha erişimini durdurmak amacı bir "bahane". Hep belirttiğim gibi,  mesele oysa,  o zaman BM gözetiminde dünyada kimde nükleer silah varsa eş zamanlı olarak imhası için hemen görüşmelere başlansın! Bende olsun,  ama sende olmasın! Sadece sende olsun,  sen de "Ali kıran,  baş kesen" ol! Atom bombasını patlatmak suretiyle 80 sene önce Japonya'yı felç eden İran değil,  ABD değil miydi? ABD bu fenalığı tek yapan devlet! 

Geçen cumartesi saldırı başlamadan bir hafta kadar önce önce TV 5'te katıldığım bir programda ABD'nin İran'da siyasi alternatif oluşturacak bir olanaktan yoksun olduğunu,  bu yüzden Velayet-i Fakih sistemine dayalı yönetimin sarsılmasının hiç de kolay ve çabucak gerçekleşmesinin neredeyse olanaksız olduğunu belirtmiştim. Batılı propaganda unsurlarının dezenformasyonu ortada; İran'da rejime destek gösterileri dışında bir aksiyon yok. İran direniyor ve sosyalist TUDEH bile ABD-İsrail saldırısına karşı vatanını savunuyor. 

İsrail'in amacı da etrafta önünü daha da açarken,  Gazze'ye çökmüşken,  Lübnan'ın bir kısmına ve Batı Şeria'ya sulanırken,   Şam'ın bacasına konuşlanmışken çekindiği İran'ın dişinin,  tırnağının iyice sökülmesi... 

İRAN'DA MOLLALARIN ALTERNATİFİ ŞİMDİLİK YOK

Sonuç olarak ABD'nin bir kara harekatı söz konusu değil,  liderlerin bir kısmı şehadete erse de arkası geliyor. Alternatif yok. Şah Pehlevi'nin sürgündeki oğlunun İran'da karşılığı yok. Zaten İran'daki yönetimin alternatifi olabilecek laik kesim İslam Devrimi sonrasında oluk gibi alarak milyonlarla yurt dışına çıktı. Bazı aklıevvellerin ileri sürdüğü ya da Amerikan propaganda aygıtlarının rüzgarına kapılarak zannettiği gibi İran'da bir Azeri-Acem fay hattı da oluşmayacak. İki kesim de inanç temelinde aynı ve üstelik Azeriler İran'ı kendi devleti olarak görüyor. Son olarak hayatını saldırıda kaybeden dini otoritenin başı Hamaney Azeri. Mevcut Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan Azeri. Daha ne diyeyim? 

3)ABD'nin siyasi amacına ulaşamayacağını öngörüyorum. Bu durumda ABD'nin hesabı,  İran'ın enerji tesislerini vurarak bir süre  çıkarmasını,  nakletmesini, ticaretini vb. baltalamak olarak gözüküyor. Böylelikle  Çin'in gereksinimi olan enerjiyi de bir süre için de olsa engellemiş olacak. 

İRAN'IN STRATEJİSİ VE SAVAŞIN SÜRESİNİN ROLÜ 

4)İran'ın 12 gün savaşının arkasının geleceğini öngördüğü ve buna göre hazırlık yaptığı anlaşılıyor. Stratejik hamlesi,  füzelerle Ortadoğu'da Türkiye dışındaki bütün ülkelerdeki ve Körfez'deki denizde bulunan ABD üslerini; ayrıca İsrail'i stoktaki füzelerle vurmak. Böylece,  ABD üssü bulunan devletlerin ABD'yi durdurmasını 

 amaçlıyor. Bu ne kadar etkili olur,  zamanla göreceğiz. Tabii bunda İran'ın savaş olanakları,  kapasitesi,  araçları,  füze yığınağı belirleyici olacak. Savaş ne kadar uzarsa maalesef ABD ve İsrail avantajlı duruma geçecek ve İran'daki tahribat maalesef artacak. 

TÜRKİYE,  TUZAĞA DÜŞMEMELİDİR 

5)Çarşamba sabahı Doğu Akdeniz'deki NATO hava savunma sistemlerince Türkiye'deki Kürecik üstünden alınan sinyalle İran çıkışlı bir füzenin havada imha edildiği; savunma unsurunun bir parçasının da Dörtyol'a düştüğü açıklandı. Fidan,  İran'lı mevkidaşı ile görüşüp uyardı,  İran'ın Ankara'daki büyükelçisi de bakanlığa çağrıldı. İran ordusu ise yaptığı açıklamada söz konusu füzenin Türkiye'de herhangi bir yeri hedef almadığını deklare etti. 

Tabii hemen yanıbaşınızda,  komşunuzda savaş varsa sıcaklığı sizi de etkiler. Bu kaçınılmaz. Öte yandan GKRY'deki İngiliz üssüne yapılan saldırıda füzenin sapma ile KKTC'ye düşmesi de söz konusu olabilirdi. 

Bu noktada 1639'dan bu yana birbirinin egemenliğine,  toprak bütünlüğüne saygı duyan: asla bir çatışmaya girmeyen iki devlet olarak (iki imparatorluk bakiyesi devlet) Türkiye ve İran'ın aynı yaklaşımı sürdürmesi çok önemlidir. İran'ın bu bağlamda dikkatli olması,  Ankara'nın da NATO bağlamında ABD'nin 'gazına gelmemesi' gerekir. Suriye'deki işbirliği bağlamında ABD ve İsrail, Türkiye’yi İran'a yönelik saldırıya bir şekilde ortak etmek isteyebilir. Ankara bu 'tufaya' asla gelmemelidir. Hatta ABD 1 Mart'ın telafisini İran'da isteyebilir! Irak'taki kuyruk acısının telafisini isteyebilir. Aman dikkat! Hem de çok dikkat! 

6)Maalesef iktidar Trump’a, ABD'ye oldukça hizalandığı için İran'a dönük saldırıda Vaşington'u eleştiremiyor! Okları İsrail'e çevirip,  İran'ı eleştiriyor! Dışişleri Bakanı Fidan'ı TRT'de dinledim,  İran'ı neredeyse ABD'yi 'kışkırtmakla' suçlamaya kaçan cümleler kurdu ama açıktan ABD ve İsrail'i saldırılar nedeniyle kınamadı! 160 kız öğrencinin katline ilişkin bir cümle kurmadı. 

TÜRKİYE'NİN TERCİHİ İSTİKRAR OLMALI

7)Türkiye,  istikrar içinde hareket edebilen bir devlet. O yüzden aşırı istikrarsızlığa neden olan bu savaşın bir an önce sona ermesi ve müzakere masasının yeniden kurulması için taraf olmaksızın azami çaba harcamalıdır. Dibimizdeki bu istikrarsızlık sadece bölgeyi değil, küresel ölçekte de ciddi sorunlara yol açacak boyuttadır. Bu bağlamda Ankara, bölge ülkelerini de istikrarı yeniden tesis için harekete geçirmeye; BM'yi de barış için çalışmaya yönlendirici faaliyete yönelmelidir. Ankara'nın tavrı,  İran'ın geleceğine kendi vatandaşlarının karar vermesi yönünde olmalıdır. 

BM DERHAL HAREKETE GEÇİP İNİSİYATİF ALMALIDIR 

8)BM hiç durmaksızın barış için harekete geçmeli,  uluslararası hukukun işlerliğini sağlamalıdır. BM'nin böylesi saldırılar karşısında sessiz kalması asla kabul edilemez. BM,  ABD ve İsrail'in 'önleyici saldırı' gibi çılgınca ve hukuk dışı saldırılarını gemlemelidir! BM derhal ateşkes çağrısı yapmalı,  ardından müzakere için genel sekreter de inisiyatif almalıdır. 

9)Öteyandan başta Dubai olmak üzere Körfez ülkelerinde çok sayıda Türk vatandaşı da zor durumda kalmıştır. Gerek Türklerin, gerekse başka devlet vatandaşlarının bölgeden kendi ülkelerine gidebilmesi için BM devreye girerek bir insani tahliye zamanı almalı taraflardan ve hava sahası bu süre zarfında uçuşlara açılmalıdır. 

"YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ"

Umarım bu savaş uzamadan sonlanır,  sağduyu galip gelir. Aksi takdirde kırılgan bir ekonomiye sahip,  üstelik enerjide dışa bağımlı olan bir memleket olarak halimiz yaman olur.  Zaten kötü durumdaki ekonomi iyice çıkmaza girer. Enflasyon azar. Halkın geçim zorluğu dayanılmaz hale gelir. İstikrarsızlık Türkiye'nin manevra kabiliyetini zayıflatır. En kötüsü de; Trump’ın aklında Ortadoğu'da İsrail,  Azerbaycan ve Türkiye'yi S.Arabistan ile birlikte aynı gemiye almak var; Gazze’de bunun ilk adımı atıldı; işte bu Türkiye'nin bölgedeki ana aktör olma vasfını yitirmesi demektir. Ankara, bu tuzağa düşmemelidir. Muhalefet,  başta CHP olmak üzere Türkiye'nin bu tuzağa düşmemesi için uyarıcı rolünü oynamalıdır iş işten geçmeden. Türkiye'nin bakacağı yer; Atatürk’ün kurduğu Balkan ve Sadabad Paktı'dır. "Yurtta Barış Dünyada Barış" veciz sözüdür. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.