CHP’nin geçmişine doğru bakmak!

Tarihsel olaylara iki bakış açısı vardır. Biri retrospektif, diğeri de prospektif bakış. Daha anlaşılır biçimde retrospektif görüşü geçmişe bugünün gözlüğüyle bakmak ve dünü bugünün değer yargılarıyla yorumlamak olarak tanımlayabiliriz. Prospektif görüş ise yakın veya uzak tarihteki olayları o günün koşullarında incelemek, irdelemek ve yorum yapmaktır. Vikipedi de retrospektif kavramını şöyle tarif ediyor: “Retrospektif yaklaşım, tarihi olay ya da olguları günümüz şartlarıyla değerlendirmek şeklinde yanlış yöntemdir.” İki örnek verelim. 20. Yüzyıla uzanan zaman diliminde devlet yönetiminin kral, padişah, imparator gibi unvanlarla belirli aile mensuplarının başa geçmesi o dönem koşullarına göre olağandır. Ama bu yöntemi antidemokratik buluyorsanız düne bugünün gözlüğüyle bakıyorsunuz demektir. Savaşlarda yenilen tarafın insanlarını esir almak ve esir pazarlarında satmak da bugünün değer yargılarına göre insan haklarına aykırıdır elbette… Ama o çağlarda böyle bir hakkın söz konusu olmadığını göz ardı ediyorsanız yanlış sonuca gideceğiniz kesindir! Orta çağda çek, senet suçu aramak gibi! Günümüze gelelim. TBMM geçmiş darbeleri incelemek ve araştırmak amacıyla bir komisyon kurmuştu. Komisyon üyeleri bilgi, görgü ve tanıklıklarını almak için eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e gittiklerinde aldıkları yanıt hem ilginç hem de öğreticidir: “Bugünün güneşiyle dünün çamaşırını kurutamazsınız!” İkinci Cumhuriyetçi görüşler de tamamen retrospektif bakış açısına oturmuştur. “Türkiye Cumhuriyeti asker ve sivil bürokrasi tarafından kurulmuştur” cümlesi doğrudur elbette… Ama 1923 yılında, bağımsızlığını güç belâ, batan Osmanlı’nın külleri arasından çıkarmış Türkiye’de devrim yapacak proleterya mı vardı? Veya dünya sömürgelerinden nemalanan ve kendi ülkesinde sanayi devrimini gerçekleştiren burjuvazi vardı da bizler mi bilmiyorduk! “Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî ideolojisi vardır. Bunun adı da Kemalizmdir. Cumhuriyetin kurucusu Atatürk devlet koruması altındadır; hatta devlet dairelerinde resimleri asılıdır.” Bu tez de düne bugünün gözlüğüyle bakmanın somut örneğidir. Elbette her devletin kurucu babaları ve kurucu ideolojisi vardır. Türkiye’de yürürlükte olan anayasaların tümünde, değiştirilemeyeceği güvence altına alınan maddeler ve Anayasaya aykırılık savında bulunulamayacak “Devrim Kanunları” bunun göstergesidir. Bu gerçeklere karşın Cumhuriyetle takıntısı olanlar yıllardır düne bugünün gözlüğüyle bakıyorlar; bakmayı sürdürüyorlar. Avrupa Birliğinden gelen politikacılar, Türkiye’de istasyon şefliği yapmış CİA görevlileri Atatürk’ün resimlerinin devlet dairelerinden indirmemizi ve Kemalist ideolojiyi terk etmemizi söylüyorlar; söylemekle kalmıyor kitap yazıyorlar! Çok şükür AKP sayesinde Atatürk devlet korumasından çıktı ve sine-i millete döndü de bu can sıkıcı söylemlerden kurtulduk. Atatürk duvarlardan inerek milletin gönlündeki yerini aldı. Gülünç kısıtlamalara hatta yasaklamalara karşın Anıtkabir her 19 Mayıs, her 23 Nisan, 29 Ekim ve 30 Ağustos’ta kullarla değil özgür Cumhuriyet yurttaşlarıyla dolup taşıyor! CHP Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran partidir. Önümüzdeki 9 Eylül’de 99. yaş gününü kutlayacak ve yine önümüzdeki yıl 100 yaşına dalya diyecek. Bugünlere kolay gelinmedi. 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleri en büyük zararı CHP’ne verdi. NATO ve CİA emriyle darbe yapan generaller CHP’ni kapattılar. Ama CHP kuruluşunun 69. Yılında 12 Eylül 1992 günü, külleri arsından yeniden doğdu; doğmayı başarabildi.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.