Ertuğrul Özkök
Dün, dünyanın en ünlü ikinci kırmızı halısı için alınan çok şaşırtıcı bir karar
Haberi dün öğrendik ama olay geçen mayıs ayında New York’un ünlü Metropolitan Müzesinin bir salonunda başladı.
O gün gözlerden uzak salonda ilginç bir kalabalık vardı.
Masanın başında Anna Wintour oturuyordu.
Moda dünyasının en etkili ve tanınmış siması diyebilirsiniz.
Vogue Dergisinin küresel editörü ve aynı zamanda MET Gala adıyla her yıl biraz daha ünlenen meşhur gecenin baş aktörü…
MET Mütevelli Heyeti üyesi olduğundan beri o galanın önemi zirve yapmıştı.

MASADAKİ ÖTEKİ
İLGİNÇ KİŞİLER
Masada oturan bir başka kişi de MET “Kostüm Enstitüsü”nün küratörü Andrew Bolton’du.
Ama toplantının asıl ilginç mensupları öteki kişilerdi.
Masanın öteki tarafında New York Yahudi cemaatinin en etkili temsilcileri oturuyordu.
Aralarında bir haham vardı.
Ve karşılarında, şu günlerde kimsenin hayal edemeyeceği çok tanınmış bir sima…
John Galliano…
Dünya moda tarihinin en önemli ve tartışmalı tasarımcısı.

2011 YILINDA PARİS’İN MARAIS
SEMTİNDEKİ BİR KAFEDE YAŞANAN OLAY
Onu Yahudi cemaatinin temsilcileri ile aynı masada görmek tabii ki çok şaşırtıcıydı.
Çünkü Galliano, Dior’un başında kariyerinin zirvesindeyken bir gece Paris’in Marais semtinde bir kafede başına bir iş gelmişti.
İçkiyi kaçıran Galliano, kafedeki iki Yahudi kadına açıkça ırkçılık kokan laflar etmiş ve aşağılamıştı.
Bu onun parlak kariyerinin sonu oldu.
Önce Dior’dan kovuldu.
Sonra moda dünyasının öteki markalarından silindi.
Ve bu dâhi tasarımcı için unutulma yılları başladı.

O MASADA ALINAN KARARI ÇOK
ÜNLÜ BİR MODA YAZARI DÜN DUYURDU
O gün o masada Oscar’dan sonra dünyanın en ünlü ikinci kırmızı halısı olan MET Gala için çok önemli ve şaşırtıcı bir karar alındı.
Bu karar dün New York Times’ın prestijli moda yazarı Vanessa Friedman tarafından duyuruldu.
(*) Metropolitan Museum of Art’ın Costume Institute’ü, 2027 ilkbahar sergisini John Galliano’ya adayacağını açıkladı.
(*) Serginin adı “John Galliano: Horizons” olacak ve 2027 MET Gala ile birlikte açılacak.
MET’İN YAŞAYAN TASARIMCILAR ARASINDA ONURLANDIRDIĞI ÜÇÜNCÜ KİŞİ
Galliano, yaşayan tasarımcılar arasında bu onura erişen üçüncü isim olacak. Ondan önce bu ayrıcalık yalnızca Yves Saint Laurent ve Rei Kawakubo’ya verilmişti.
Bu haber dün moda dünyasına bomba gibi düştü.
MET cesur bir karar almıştı, bu yıl ortalığı ayağa kaldıracak bir şey yapıyordu.
Anna Wintour’un çok cesur ve riskli bir girişimiydi.
GALLIANO’YU AKLAMIYORUZ
ONU DÜRÜST BİÇİMDE ANLATIYORUZ
Hiç şüphesiz bu olay, Galliano’nun dönüşüydü…
Ama aynı zamanda onun “aklanması” anlamına da geliyor muydu?
Kararı alanlar bunu çok dikkatli biçimde planlamıştı.
Küratör Andrew Bolton, serginin amacının Galliano’yu aklamak değil; olağanüstü yaratıcılığı ile kişisel hatalarını aynı çerçevede dürüst biçimde incelemek olduğunu söylüyor.
SERGİ GALLIANO’NUN
“DÜŞÜŞÜ” İLE BAŞLIYOR
Bu nedenle sergi üç ana bölümden oluşacak:
(*) Bearings: Düşüşü, skandalı ve sonuçları.
(*) Horizons: İlham kaynakları ve yaratıcı dünyası.
(*) Atlas of Transformation: Tasarım teknikleri ve modayı dönüştüren yaklaşımı.
MAMDANİ’NİN NEW YORK’UNDA
BUNUN ANLAMI NE OLABİLİR
Ancak bu kararın siyasi anlamı dünden itibaren New York’un en tartışmalı konularından biri oldu.
Bütün dünyada ve ABD’de İsrail karşıtı duyguların büyüdüğü ve kuvvetlendiği bir dönemdi.
Hatta antisemitik bir havanın kuvvetlendiği bile söylenebilirdi.
New York Belediye Başkanı Mamdani’nin Netanyahu’yu tutuklatma demeçleri ortamı daha da germişti.
Böyle bir konjonktürde, “antisemitik nefret söylemi” ile tanınan bir tasarımcıyı o galaya sokmak ve sergisini açmak cesurca bir karardı.
FUTBOLDA LAMİNE YAMAL’IN YAPTIĞINI
MODADA ANNA WİNTOUR MU YAPIYOR
MET bu kararı ile bu yıl küresel galasında adeta meydan okuyordu.
Bu aynı zamanda bugüne kadar moda sektöründe çok ağırlıklı yere sahip olan Yahudi sermayesinin tutumunu da ortaya koyuyordu.
İsrail, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en güçlü pozisyonlarından birinde yeni bir dönemin kapandığını gösteriyordu.
Futbolda Barcelona otobüsünün üzerine Filistin bayrağı ile çıkan Lamine Yamal ne yaptıysa, şimdi Anna Wintour ve MET modada bunu mu yapıyordu…
Yok, bence ikisi aynı şey değil.
Galliano özür dilemiş, Yahudi cemaatinin liderleri de kendileri açısından doğru bir şey yapmıştı.
2014 PARİS MAISON MARGIELA
DEFİLESİNİN KULİSİNDEKİ TÜRK
Bu haberi okurken gerilere, 2014 yılına döndüm.
O yıl yükselen marka Maison Margiela’nın defilesi herkesi şaşırtıyordu.
2011 yılındaki o talihsiz olaydan sonra 3 yıl ortadan kaybolan Galliano, Margiela tarafından yine podyuma davet edilmişti.
Oradaki ilk koleksiyonunu sergiliyordu.
Mankenler podyumda yürürken, Galliano kulisteki odasında heyecanla izliyordu.
O sırada yanındaki iki üç kişiden biri de bir Türk’tü.
Rıfat Özbek.
Galliano onu özel olarak davet etmişti.

1980’LER LONDRA ALTIN
ÇAĞININ 5 DEVRİMCİ İSMİ
2014’te o haberi okuduğumda 1980’li yıllara dönmüştüm.
İngiltere’nin tasarımda Fransa ve İtalya’yı yerle bir ettiği yıllardı.
Manş’ın öteki tarafındaki 4 yeni tasarımcı, 20’nci yüzyıl sonu modasının taşlarını yıkıyor ve o sokağın kanunlarını yeniden yazıyordu.
Londra’nın 1980’ler moda patlamasını anlatan V&A Müzesi sergilerinde ve moda tarihi yayınlarında Vivienne Westwood, Katharine Hamnett, John Galliano ve Rıfat Özbek aynı kuşağın temsilcileri arasında gösteriliyordu.
Onların takipçisi olarak da Alexander McQueen gelmişti.

CENTRAL SAINT MARTINS’İN
İKİ ÜNLÜ TASARIMCISI
Rıfat Özbek ile John Galliano arasında bilinen bir iş ortaklığı ya da ortak moda markası bulunmuyor. Ancak ikisi de 1980’ler ve 1990’larda Londra’dan çıkan, uluslararası moda dünyasını şekillendiren en önemli tasarımcılar arasında yer aldı ve aynı çevrelerde çalıştılar. Aynı kuşağın yıldız tasarımcılarıydılar.
İkisi de Londra moda sahnesinde yükseldi; Galliano Central Saint Martins mezunuydu, Rıfat Özbek de aynı okulda moda eğitimi almıştı. Aralarında arkadaşlığın ışığında karşılıklı mesleki saygı vardı.
LONDRA’DA “ETNİK ŞIK”
ÇAĞINI AÇAN TÜRK
Rıfat Özbek, 1953’te İstanbul’da doğdu. Saint Martin’s School of Art’ta eğitim gördükten sonra kendi markasını kurdu.
Tasarımlarında Osmanlı ve Anadolu motiflerini, Orta Asya, Afrika ve Hint kültürlerini, parlak renkleri, işlemeleri ve boncukları Batı modasıyla birleştirdi.
Bugün “etnik şıklık (ethnic chic)” diye anılan akımın öncülerinden biriydi Özbek.
Ay yıldızı tasarımın gözde çizgisine çevirmeyi başarmıştı.
PODYUMUN BURLESK
OPERA TASARIMCISI
Galliano ise kıyafet tasarlamaktan çok, podyumda adeta tiyatro sahneliyordu. Tarihten, Fransız Devrimi’nden, operadan ve sinemadan ilham alıyordu.
1984’te mezuniyet koleksiyonu Les Incroyables, Londra moda dünyasında büyük yankı uyandırmıştı.
İKİSİNİ DAVID BOWIE İLE BİRLEŞTİREN
ŞEY: LONDRA’NIN KULÜP KÜLTÜRÜ
İkisini buluşturan şey, Londra’nın kulüp kültürüydü. 1980’lerin Londra’sında Blitz, Taboo ve Heaven gibi kulüpler sadece eğlence mekânı değil, yeni modanın laboratuvarlarıydı.
David Bowie, Boy George, Spandau Ballet, Sade, Billy Idol gibi sanatçılar bu kulüplerin müdavimleri arasındaydı.
Tasarımcılar, müzisyenler ve performans sanatçıları burada buluşuyor, ertesi gün bu fikirler podyuma taşınıyordu.
PUNK’I PODYUMLA
BULUŞTURAN KADIN
Bu “Altın Çağ” dörtlüsünün her birinin kendine ait yolu da vardı.
Vivienne Westwood, bu kuşağın en büyük ilham kaynaklarından biriydi. Punk estetiğini modaya taşıdı.
Rıfat Özbek, çok kültürlülük ve süsleme fikrini öne çıkardı.
John Galliano, modayı dramatik bir hikâye anlatımına dönüştürdü. Alexander McQueen ise bu üç ismin açtığı yolu daha karanlık, daha provokatif ve teknik açıdan daha ileri bir noktaya taşıdı.
Moda tarihçileri hâlâ bu dört ismi, İngiliz modasının altın çağının en önemli figürleri arasında birlikte anıyor.
MET GALA 21’İNCİ YÜZYILIN POPÜLİST
ALACAKARANLIĞINA TEPKİ Mİ
21’inci yüzyıl maalesef insanlık tarihine karanlık bir ilk çeyrekle girdi.
O nedenle her yerde 1980’lere, 90’lara özlemin rüzgârları esiyor.
Bu yıl MET Gala sanki bize o rüzgârı yeniden getirecek gibi.

O GECE GÖRMEYİ ÇOK
İSTEDİĞİM BİR FOTOĞRAF
Ben modada bu dörtlünün en büyük hayranlarından biriyim.
O nedenle merak ediyorum.
2014’te Maison Margiela defilesinde, kuliste Galliano ile birlikte oturan Rıfat Özbek, MET Gala’da da yanında olacak mı…
Vivienne Westwood ve Alexander McQueen artık yok.
“Keşke” diyorum, Londra Altın Çağı’nın geriye kalan 2 üyesi o gece orada birlikte yan yana olsalar.
1980’lerin masum yıllarını hatırlamak için güzel bir fırsat olurdu.
Umarım birileri benim bu hayalimi Anna Wintour’a iletir.
YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.