Erol Çevikçe
HALKÇI KARAOĞLAN ECEVİT
Haftalık yazılarımda, güncel olaylar üzerinde patinaj yapmak yerine, yaşadığım ve yakını olduğum önemli kişileri ve olayları anımsatmak istediğimi belirtmiştim. Bu hafta sevgili Genel Başkanım Bülent Ecevit ile devam ediyorum;
30 Mart 2000’de gazetelerde şu haber yer alıyordu: “Başbakan Ecevit şair yönünün oluşmasında köklü bir etkisi olan Hintli aşk şairi Rabindranath Tagore’un gizemli ülkesine gidiyor”. Daha 16 yaşında iken Tagore’un kitabını Türkçeye tercüme eden Bülent Ecevit, benim bildiğim demokratik ülke liderleri arasında en duygusal siyaset adamıydı.
Böyle olması, politikada olumlu olduğu kadar gerçeklerle bağdaşmayan bazı kararlarını etkiledi. Gerçi CHP’de olduğunda partiyi ilk ve iki kez, DSP’de de partisini bir kez birinci parti yaptı. CHP, B. Ecevit’ten sonra bir daha hiç birinci parti olmadı ve Başbakan çıkaramadı.
Kıbrıs Barış Harekatından sonra geniş halk kitleleri indinde “Halkçı-Karaoğlan” olarak 1977 seçiminde CHP, yüzde 42 oy aldı. 1999’da da DSP-ANAP-MHP Koalisyonunun Başbakanı oldu. Üç başbakanlığı da, dünya ekonomik konjonktürünün en çetrefilli evreden geçiyor olması nedeniyle kısa sürdü. Yine de geniş halk katında, sade yaşamı, dürüstlüğü ve halkçılığı eşsiz bir örnek kaldı.
Ben siyasette kısa sürede çıkışımı elbette Bülent Ecevit’e borçluyum. 1972’de Ankara Bade sokaktaki evine çağırıp, CHP’nin seçim bildirge çalışmalarına katılmamı istediği gün duyduğum gurur ve heyecan hala gözlerimin önünde. O günden beri birlikte olduğum ve hatta CHP’den ayrılıp DSP’yi kurduktan sonra ölümüne kadar hep sevgim ve saygım sürdü.
1973 seçiminde Adana’dan MV adayı olarak otobüsün ön camında yanında miting için Kuruköprü meydanına -coşkulu kalabalık dolaysı ile- 2 Km’yi 2 saate gidebildik. Seçimden bir hafta önce dönerken uçakta bana “ Sn. Çevikçe her halde iktidara geliyoruz” demişti.
O seçimde, CHP birinci parti oldu ama tek başına hükümet kuracak 226 sandalyeye erişemedi. Adeta zorunlu olarak iç yüzü henüz iyi bilinmeyen Milli Selamet Partisi (MSP) ile koalisyona gidildi.
Kıbrıs Barış Harekatından sonra CHP-MSP Koalisyonunun bozulması ve birinci ikinci Milliyetçi Cephe (MC) hükümetlerine neden olunması o tarihlerde yine Başbakan Ecevit’in Erbakan’a karşı olan olumsuz duygusallığı dense de, yakından bildiğim gerçek, Erbakan Hocanın, Milli Görüş davası için milli eğitimdeki baskısının artık dayanılmaz oluşu idi.
Bu gün ülkede laik demokratik cumhuriyete karşı varılan olumsuz siyasi iç durum, 1974-1980 arası Milli Görüşün banisi Necmettin Erbakan’ın milli eğitimin alt yapısını İmam Hatipleştirmek ve Eğitim Birliği sistemini kaldırmak savaşımına dayanır.
Kimine göre 12 Eylül darbesini de Generallerin o nedenle yaptığıdır. Ancak başta 1961 Anayasası ve birçok yasayı değiştirerek, özellikle çalışanların ve gençlerin canına mal olan antidemokratik bir düzen yıllarca kalıcı oldu.
12 Eylül 1980 Darbecileri, B. Ecevit ve S. Demirel’i tutukladılar. CHP G. Bşk. Ecevit tutukluluğu sonrası Hamzakoy’dan geldiğinde partinin başından ayrılacağı haberi çıktı. 1976 Kurultayındaki Deniz Baykal’la başlattığımız kadro değişikliğine bağlı çıkışımız dolaysıyla, Ecevit’in tedirgin olduğunu biliyorduk.
Baykal’la birlikte Orandaki evine gittik. Özetle, “Efendim yakın çevrenizin hakkımızda yarattığı algı yüzünden partiden ayrılmanızı asla doğru bulmuyoruz, çünkü bu 12 Eylül’cü Darbeciler gidici değiller, siz başımızdan ayrılırsanız bunlara karşı CHP Lideri olarak sizden başka kimse direnemez. Bize partide nasıl bir tutum önerirseniz sonuna kadar uymaya hazırız” dedik. Tek kelime karşı bir sözü olmadı ve duygusallığının göstergelerinden olan “köprüleri atım mı geri dönmem” inadı içinde olduğunu anladık.
Partilerin kapatılması O, CHP’den ayrıldıktan sonra oldu. “Taşların arasından çimen gibi çıkacağım” diyerek, darbecilere karşı yazarak, konuşarak savaş açtı. İki kez, kısa süre hapis yattı. 1987’den sonra siyasi yasaklarımız kalkınca da Demokratik Sol Partiyi (DSP) kurdu.
1992’de CHP yeniden açıldığında, başta CHP kapalı iken yerine kurulan Sosyal Demokrat Halkçı Partinin (SHP) Gen. Bşk. Erdal İnönü olmak üzere, bütün eski CHP’liler B. Ecevit’e “gelip CHP’nin başına geçmesi için çaba gösterdiler. Ancak Ecevit, “Ben DSP ile yoluma devam edeceğim” kararından dönmedi.
1994 belediye seçimlerinde İstanbul’da R. T. Erdoğan’ın, Ankara’da M. Gökçek’in kazanmalarında CHP’nin üçe bölünmesi sebep oldu. Yine de sağlık sorunlarına karşın seçmenin Ecevit’e olan güven ve inancı onun 1999’da Başbakan olmasını sağladı. 2000 ekonomik krizinin patlamasında B. Ecevit’in hiçbir dahli olmamasına karşın, 2003’de DSP tasfiye oldu.
YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.