BİLGE SİYASET İNSANI ERDAL İNÖNÜ

 

2007’de sonsuzluğa yolcu ettiğimiz Erdal İnönü, çoğumuzun varlığından güç aldığı, en son değer yargımızdı.

Genel Başkanım olarak partide, insan olarak çevremde, hiç kimseye onun kadar özenmemiştim.

SHP'de 1989’da Genel Başkan Erdal İnönü ile beraber görev yapmaktayız. Çin'i dünyaya açtığı için tutucu komünistlerce düşürülen Devlet Başkanı Zao Zi Yang’ın çağrılısı olarak birlikte Pekin’ne gittik. Başkan Yang, görüşmeye başlarken, siyasal ideolojilerin sonunun geldiğini, bütün ülkelerin ortak hedefinin barış ve insanlığın mutluluğu olması gerektiğini ve bunun sorumluluğunun önder devletlere düştüğünü söylediğinde, Erdal İnönü’nün o sıcak ve imalı gülüşünü hiç unutmadım.

Yıllar sonra en son yolculuğuna çıkarken de yakın çevresinin üzüntüsüne karşılık, o her zamanki anlamlı "gülüşü" yine yüzündeydi.

Ve şimdi yine, 1989'da Zao Zi Yang’ın o sözlerine karşı Erdal İnönü’nün söylediklerini anımsıyorum:

"Barış ve kalkınmanın birer soyut sözcük olarak kaldığını" belirterek, "ülkeler arası gelir dağılımının gittikçe daha da dengesizleştiğinin" altını çizmişti. "Endüstrileşmenin önünde çok önemli bir enerji sorunu var. Orta Doğu’da süren savaşlar ve batının önde gelen devletlerinin bu bölgedeki emelleri dünya barışı için kaygıları artırıyor" dediğinde, Başkan Yang’ın sanki Konfüçyüs okulundan gelmiş bir bilge gibi Erdal İnönü’yü dinleyen tavrı bizleri gururlandırmıştı.

Bilim adamı olmasından daha çok benim yakından tanıdığım Erdal İnönü, aslında son çeyrek yüzyılın Türkiye'sinin en saygın siyaset insanıydı.

12 Eylül'den sonra demokrasiye geçiş sürecinde CHP'nin yerine kurulan ilk parti SODEP’te siyasete adım atarken ortaya koyduğu sorumlu ve saydam tutumu ile eskilerden çok farklı olduğunu açıkça göstermişti. Sıkça dile getirdiği, "ben politikacı değilim" sözünde, Türkiye'nin bugün de mevcut eskimiş, ilkel, içten pazarlıkçı ve güvenilmeyen politikacılarını yadsıyan, kınayan ve aşan bir anlam vardı.

Halk aslında, Erdal İnönü gibi özverili, sorumlu ve saydam politikacı özlemi içinde olagelmiştir. Bu nedenle benim için son dönemin örnek politik önderlerinin en başında Erdal İnönü vardır.

1990 öncesi o yıllarda, örgüt işlerinde alışılagelmiş yöntemlerle partiyi yönetmeyi sürdürüyoruz. Trabzon'un bir ilçesine atadığımız başkanı istemeyen o tarihteki il başkanı, beni suçlayarak Genel Başkan’a şikâyet etmiş. Erdal İnönü, Yönetim Kurulu'nda beni eleştirdi ve istifamı istedi. Ben de görevi bıraktığımı açıklayarak toplantıdan ayrıldım. 

O olay Genel Sekreter Deniz Baykal’ın da istifası ile yıllarca süren İnönü - Baykal kurultaylarının başlangıcı oldu. Ertesi günü karşılaştığımızda Erdal İnönü’nün bana gösterdiği sevecen ve saygılı tutum, genç yaşıma karşın bende, ondan çok daha eskimiş bir politikacı olduğum duygusunu yaratmıştı.

Bunu niye yazıyorum: Toplum olarak anlayabilseydik, hep bir ağızdan "keşke bugün Türkiye'nin başında bir Erdal İnönü olsaydı" diyeceğimizden hiç kuşkum yok.

Erdal İnönü’nün Sovyetler Birliği’nin (bugünkü Rusya) çöküşü ve ABD'nin tek büyük güç kalışı karşısında söylediği şu sözler çok önemliydi: "İkinci büyük savaş sonrası kurulan “siyasal kutuplar arası denge sayesinde sağlanan barış içinde birlikte yasama düzeni” şimdi yok olmakla karşı karşıyadır." Bu öngörüsü ne acı ki gerçek oldu. ABD'nin herkesi kendi ekseninde yönetme ve yönlendirme gücü, dünyayı barıştan ve demokrasiden gittikçe uzaklaşan bir olumsuz çizgiye getirdi.

Türkiye'de de ayni nedenle onun gibi daha eski yetkin politikacılar bile etkisizleştirildiği için bence Erdal İnönü de zamanından önce eylemli politikayı bırakmaya zorlandı. Ama düşünce ve görüşlerini yeri geldiğinde yüreklice açıklamayı hep sürdürdü. Ne var ki ülkenin ve CHP'nin bu duruma gelmesinden sorumlu olanlar, Erdal İnönü’yü anlamak ve ondan ders almak yürekliliğini gösteremediler. Arkasından övgü dolu nutuk atan çok kişi, Erdal İnönü’den şimdi artık, ancak bağışlanma dilemek durumundadır.

Erdal İnönü’yü unutmayanlar olsun hepimizin onu daha doğru ve iyi anlamamızı ve hala dersler çıkarmamızı diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.