Ergün Aydoğan
Türkiye yüzyılı, sefalet yüzyılı
İktidarın en büyük başarısı algıyı iyi yönetiyor olmasıdır. Muhalefetin asgari ücret tartışmalarından sonra emekli aylıkları üzerinden de yoğun bir tartışma sürerken emekliler meydanlarda geçinememe şikayetini haykırırken, iktidar ‘’sıkın dişinizi’’ daha büyük hayallerimiz var.
İlk kez açlık sınırı olan 30 bin liranın altında kalan 28 bin liralık asgari ücret ve emekli maaşlarına razı olmayı salık veren iktidar dış politikayı öne çıkarıyor, dünya lideri olmakla övünüyor, Nasrettin Hoca misali ‘’sabredin’’ ileride doğalgaz ve petrol rezervleri bulduğumuzda ondan gelecek payla maaşlarınız artacak! Bu açıklama rasgele yapılmış bir açıklama değil; AKP seçim stratejisidir. Muhtemelen seçimlerden önce ‘’gaz-petrol’’ bulduk bundan halka pay veriyoruz diyerek ücretlerde bir miktar artış yaparak; hem gaz bulmuş, hem de ücretleri artırmış olacaklar.
Bir AKP’li yönetici yüksek kiraları savunurken ‘’Biz şimdi S-400’leri aldık, niye? Çatımız sağlam olsun, hanelerimize bomba düşmesin diye. ABD bize yaptırım uyguladı, bu da ekonomiye yansıdı’’ diyor.
O AKP’li anlaşılan dostum Trump gelişmesini göz ardı etmiş! O dostum Trump olmanın bedeli olarak tek taraflı gümrük vergi indirimlerini, ABD’dan daha pahalı gaz-petrol alım işlerini bilse ne diyecekti acaba!
Ver yetkiyi, gör etkiyi diye başlayan başkanlık sistemi yoksula yaramadı, 2017’den sonra ücretlerde reel olarak ciddi bir gerilme var.
TÜİK’e göre Kasım’da % 0,87, Aralık’ta 0,89 olan enflasyon, ne olduysa Ocak ayında % 4,84 oluverdi! Eğer TÜİK yönlendirmeli, makyajlı rakamlar yerine Aralık enflasyonun 4,84 olduğunu gizlemeseydi; İşçi ve bağ-kur emekli aylıkları zam oranı yüzde 21,2, memur ve memur emeklilerinin enflasyon farkıyla zammı da yüzde 28,1 olacaktı. Bu durumda çalışanlar ve emekliler TÜİK eliyle yoksullaştırılmış, sefalet ücretine mahkum edilmiş oluyor.
Ocak enflasyon bahanesi neymiş derseniz, Maliye ve Hazine bakanı Mehmet Şimşek’e göre rasyonel ekonomi politikalarında sorun yokmuş, sorun; Ocak’ta havalar aralık ayına göre daha soğuk olmuş, o yüzden artmış! Oysa uzun süredir gıda enflasyonu dünya ölçeğinde en yüksek ülke durumundayız!
TOPLU İĞNE YOK, KÖPRÜ VERELİM!
Cumhuriyet ve Türkiye’nin kendileriyle var olduğunu iddia eden Erdoğan iktidarı kendilerinden önce ‘’toplu iğne’’ bile üretilmediğinden dem vururlar...
Oysa 24 yıllık devri iktidarlarında (yandaşlara; yok pahasına!) 65 milyar dolarlık özelleştirme yani yok dediklerini satarak gelir elde ettiler. Satıp savacak elde bir şey kalmayınca; hazine arazileri satılmaya devam ediliyor. Sıra geldi Demirel ve Özal zamanında yapılmış Boğaz Köprüleri ve otoyolları satmaya; yani işletme hakkı-gelir hakkını devretmeye. Hep AKP’den sonra yeni bir iktidar işbaşına geldiğinden acil hazır kaynağa ihtiyaç duysa satabileceği, bu iktidar döneminde yapılmış ne var dendiğinde akla gelen tek şeyin KÖİ ile yapılan Yavuz Sultan Selim, Osman Gazi, Çanakkale Köprüleri ve otoyollar, hastaneler dışında bir şeyin olmadığı gerçeği. Kaldı ki bunların işletme hakkı-gelirlerinin hepsi çok uzun yıllara dayalı olarak yabancı sermaye ortaklı gruplara ait olduğu için henüz bize ait olmadığı; satılmak istense de satılamayacağı...
Rahmetli Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ‘’Babalar gibi satacağız’’ diyordu, sata sata bitirilmeyen kalan varlıklar babalar gibi satılmaya devam ediliyor. Peki yapılmak istenen bu satışlar toplum menfaatine, çalışan, emekli yararına bir durum söz konusu mu elbette değil. Bu satışlardan sonra geçiş ücreti 73 TL olan, 1993’te yapılan Aydın-İzmir Otoyolu, Boğaz Köprüleri ve diğer otoyollar bugünkü fiyatın çok üzerinde bir fiyat olacağı için vatandaş kullandığında bugün ödediğinden çok daha fazla para ödeyecek. Çünkü alacak olan yabancı veya yerli sömürgenler 15-20 yıllık geliri peşin ödeyecekleri için.
Bunun anlamı en basit haliyle müflis tüccarlıktır. Şöyle düşünelim, bir ticaret erbabının elinden ileri tarihli çek-senet var, gelirler azalmış, harcamalar artmış, büyük bir açık oluşmuş, sıcak paraya ihtiyaç var ne yapması lazım; eldeki ileri tarihli çek-senetleri nominal bedelin altında ‘’kırdırmak!’’ yani daha az bir miktara razı olmak demektir. Elbette bunu bilen banka veya tefeci normal piyasa faizinden değil, tefeci faizi uygulayarak nominal değerin çok altında çek-senedi nakde çevirecektir. Müflis tüccarda acil yakıcı sorunları ötelemiş, günü kurtarmış olacaktır.
Köprü ve otoyolların satışıyla ilgili iktidar cenahı ‘’sessiz’’ ama bir yalanlamada yok. Boğaz Köprüleri ve otoyolların özelleştirilmesiyle ilgili İngiltere merkezli Ernst-Young’a yetki verildiği bilgisi var. Özelleştirmenin İngiltere üzerinden yapılacak olması, kimin aldığının gizli kalması ve gelirlerin iktidar yakınlarına akıtılması hesabı olabilir mi acaba!
İktidar ve iktidardan geçinmeli hazine kemirgenleri için Türkiye yüzyılı, çalışanlar ve emeliler içine sefalet, çile yüzyılıdır; 24 yılda düzelmeyen, bundan sonra düzelir mi?
YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.