Ergün Aydoğan
CHP'de Gidenler ve Kalanlar
Siyasette yaşananlar ve CHP’nin başına gelenler, Türkiye siyaseti bakımından önemli bir kırılma noktasıdır. Karşı karşıya kalınan tablo; siyasi rakibi eleme, felç etme, bölme, parçalama ve kontrol edilir hâle getirme stratejisinin bir sonucudur.
2024 yerel seçimlerinden sonra iktidar, yeni CHP yönetimiyle "yumuşama" veya "normalleşme" denemelerinin kendisi açısından olumsuz olacağını görünce "saldırı, böl, parçala, yönet" fazına geçti.
Yürütmenin başı Erdoğan, bakanlarına CHP’li belediyeleri "silkeleyin" talimatı verdi. CHP kurultayına dönük "şaibe" iddialarını ileri sürdü. Cumhurbaşkanı adayı olacakların "telef" olacağını söyledi. Bütün bunlar, 47 yıl sonra birinci olan CHP’ye dönük operasyonların habercisiydi. İktidar bütün bunları yaparken CHP içinde iktidar hırsıyla yanıp tutuşan butlancılardan güç alacaktı.
CHP’ye dönük operasyonlar Esenyurt’tan başladı; dalga dalga tüm belediyelere yayıldı. Üç kez İstanbul’u kazanan Ekrem İmamoğlu’na operasyon yapıldı. 15,5 milyon oyla CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olan Ekrem İmamoğlu, 16 aydır Silivri Cezaevi'nde tutuklu. Belediyelerle eş zamanlı kurultay davası başlatıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e Bahçeli ve Erdoğan, "Silivri’yi bırak, Ankara merkezli siyaset yap" çağrıları yaptı. Özel bu çağrılara uysa, "uysal" muhalefet rolüne razı olsaydı butlan kararı çıkmazdı. Özgür Özel, yola çıktıklarını yarı yolda bırakmadı!
Bu arada butlancı Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu’na Silivri ziyaretlerinde Özgür Özel’i bırakmasını, birlikte siyaset yapmayı teklif ediyordu. O süreçte "arınma"yı ağzına almayan Kılıçdaroğlu, bu tekliflerine karşılık bulamayınca bir anda Silivri ziyaretlerini kesti. İktidarla kayyum olarak değil, "mutlak butlan" kararı çıkması hâlinde görevi kabul edeceği pazarlıklarını yaptı. Beklenen oldu; mart ayında verilen butlan kararı 21 Mayıs’ta uygulamaya sokuldu.
Daha önce İstanbul ilinde olduğu gibi CHP Genel Merkezine de Kılıçdaroğlu’nun talebiyle polisler eşliğinde girildi. Polisler demir kapıları keserek, partililere biber gazı sıkarak, plastik mermi atarak "kıra döke" binaya girdi.
Butlancılar gelir gelmez, aylardır kullandıkları ağır suçlayıcı dille belediye başkanlarını ve milletvekillerini suçlamayı sürdürdü. Milletvekillerini ihraç etmeye; il ve ilçe örgütlerini görevden almaya başladı. PM’yi yok saydı. Kurultay için toplanan imzaları dikkate almadı. Açıkça tedbir kararı varken "kurultay yapamam" deyip gerçekliği olmayan "Eylülde kurultay takvimini başlatacağız" sözünü ortaya attı.
CHP, butlan kararıyla işgal altındadır! Savaş meydanlarında kurulan Cumhuriyet Halk Partisi, mahkeme salonlarında dizayn edilmektedir.
Butlancı yönetimin bir taraftan örgütsel tasfiye yaparken bir taraftan "Nereye gidiyorsunuz?" demesi gerçekçi değildir. Aslında butlancılar da bu gidişten şikâyetçi değildir.
GİDENLER…
47 yıl sonra CHP’yi birinci yapan kadroların iktidar olma iddiasıyla CHP’de siyaset yapma şansı kalmamıştı. Esas önemlisi; 2023 Mayıs seçimlerinden sonra seçmende ortaya çıkan "duygusal kopuş"un, butlan yönetimiyle "duygusal çöküş"e yol açması kaçınılmazdır. İktidarın çizdiği "dar alanda" siyaset yapmaya razı olan bir anlayışla toplumda umut yaratılması, iktidar olunması mümkün değildir.
CHP’de kalmak; iktidarın butlanına, işgale razı olmaktır. İktidarın üstünlüğünü kabul etmek, onun belirlediği alanda siyaset yapmaya razı olmak ve ülke yönetme iddiasında bulunmamaktır.
En önemlisi; 24 yıllık iktidardan bıkan halkın, iktidarın değişmesini isteyen kitlelerin butlana ve işgale razı olunmamasını, iktidar baskılarına karşı siyaset geliştirilmesini, umut olunmasını ve seçenek yaratılmasını isteyen talepleri görmezden gelinemezdi.
Toplumun talepleri ve ağır baskılar karşısında yeni bir yol, yeni bir çıkış için CHP’den ayrılanlar, CHP’nin ilkelerinden ve değerlerinden vazgeçmiş değillerdir. Her geçen gün aşındırılan cumhuriyet değerlerini hayata geçirmek adına bir iktidar yolculuğudur bu ayrılış. Bu ayrılış; iktidarın butlan ve işgal kararına onurlu bir direniştir. Bu ayrılış CHP mirasından vazgeçme değil; esas emanet olan Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetme iddiasıyla başlatılan kutlu bir yolculuktur.
GELELİM KALANLARA
Kalmaya karar verenler süslü, janjanlı cümlelerle neden kaldıklarını anlatma çabasındalar. Kalanların gerekçeleri neymiş? "Baba ocağı, Ata’mdan miras, kişiler için değil ilkeler için" kalıyorlarmış! Cumhuriyet Halk Partisi, Mustafa Kemal Atatürk’ün bıraktığı en önemli eser olduğu içinmiş! Cumhuriyetin, halkın, demokrasinin yanında oldukları içinmiş!
İleri sürülen görünüşteki bu gerekçeler, kalışlarını meşrulaştıran gerekçelerdir.
Gidenler bunlardan vazgeçtiği, bunlara inanmadığı için mi gidiyor? Kesinlikle hayır. Gidenler, en az kalanlar kadar bu ilkeleri savunduğu ve bu değerlere inandığı için gitmek zorundalar.
En büyük emanet Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetmektir. Cumhuriyet aşınmış, yok edilme aşamasına gelinmiştir. Gidenler iktidar olma iddiasıyla; cumhuriyete sahip çıkma, halkın sorunlarını çözme ve demokrasiyi hayata geçirmek için gidiyorlar.
CHP’de kalmak demek; iktidar iddiasından vazgeçmek, iktidar operasyonlarını ve iktidarın çizdiği alanda kalmayı, "uysal" muhalefet olmayı kabul etmek, butlanı ve işgali onaylamaktır.
Bu ayrılış bir kopuş veya "gömlek değiştirme" değil; milletin yüklediği sorumlulukla "ateşten gömlek giyme" kararlılığı içindeki bir iktidar yolculuğudur.
Ne diyor büyük usta Nâzım: "Dinleyip diyecek sözümüz çok, fakat uzun söze vaktimiz yok. Yürüyelim!"
YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.