Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, KARAR TV’de soruları yanıtladı.
Türkiye bu yönetimi 2023’e kadar taşıyamaz. Cumhurbaşkanı iki dönemini dolduruyor. Yeni bir şaibe yaratmak istemiyorsa 2022’nin 23 Haziran’ından önce mutlaka seçim yapması gerekir.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN GERÇEKLİKTEN KOPTU
Cumhurbaşkanı Erdoğan vatandaşdan, gerçek hayattan kopuk. Kendi kendinize iman ettiğiniz ‘Ben çok iyi şeyler yaptım’ dediğiniz bir dönem başlıyor liderlerde. Tayyip bey şimdi bu aşamada.
ONLARINKİ ÇOCUKSU, BİZİMKİ OLGUN MİLLİYETÇİLİK
Benim birleştirici tavrım Türkiye’yi germek isteyenler için çok rahatsız edici. Bahçeli de o yüzden rahatsız. Bu çocuksu ve olgun milliyetçilik arasındaki fark. Biz herkesi kapsamaya çalışıyoruz.
AK PARTİ'Yİ EN ÇOK ELEŞTİRENLER GENÇ MUHAFAZAKARLAR
İdeallerine inanıp AK Parti’yi desteklemiş ama artık geleceklerini Türkiye’de göremeyen bir genç muhafazakâr kesim var. Annesi, babası parti yönetimde olan bu gençler en ağır eleştirileri getiriyor.
SAVCI İSİMLERİ TEK TEK ÇAĞIRIP KAYIP SİLAHLARI SORMALI
Suç örgütü lideri Peker’in ‘kayıp silahlar’ iddiasına da değinen Davutoğlu “İhtimal bile olsa ciddiye alınmalı” dedi. Savcılara çağrıda bulunan Gelecek lideri “İddialarda tek tek isimler var. Savcı onları çağırıp sormalı. Yanlışsa yanlışlığı ispat edilecek” ifadesini kullandı.
TÜRKİYE 2023'E KADAR BU YÖNETİMİ TAŞIYAMAZ
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, KARAR TV’de soruları yanıtladı. Erken seçim için tarih veren Davutoğlu “2023’e kadar Türkiye bu yönetimi taşıyamaz. Hatta Cumhurbaşkanı yeni bir şaibe yaratmak istemiyorsa, 2022’nin 23 Haziranı’ndan önce mutlaka seçim yapması gerekir. Cumhurbaşkanı kesinlikle iki dönemini dolduruyor” dedi.
Davutoğlu, ittifak sorusunu şöyle cevapladı: “Üçüncü ittifak demek için birinci ittifakı kabul etmek gerekiyor. Ben onun kalıcı olmayacağına inanıyorum. Cumhur ittifakı da büyük ihtimalle seçim öncesi dağılır. ‘Cumhur İttifakı’nı bozmaya hiç kimsenin gücü yetmez’ demeye başlanmışsa... İyi giden bir evlilikte ‘Bizim evliliğimiz iyi gidiyor’ diye devamlı söylemezsin. Haftada bir nikah tazeliyorlar. AK Parti-MHP ittifakının kalıcı olacağına inanmıyorum. Bu ittifak dağıldığında Türk siyasetinin doğası değişir. MHP’nin oy desteği, kaybedilen oyların çok gerisinde kaldığında Erdoğan ‘Neyi kazandım, neyi kaybettim’ demeye başlayacak.”
Bütün partiler ile temas halinde olduklarını belirten Davutoğlu “Konjonktüre teslim olmayız, o konjonktür değişecek, nehrin altından çok sular akacak, dolayısıyla önümüze bakalım ama DEVA ile de Saadet Partisi ile de bütün partiler ile de en iyi ilişkileri geliştirmeye hazırız” dedi.
Davutoğlu, darbe girişimine ilişkin hakkında ‘güvenli oda’ iddiaları ile ilgili de ilk kez konuştu. İddialara cevap verirken sert ifadeler kullanan Davutoğlu “Ben ne tünelde saklandım, ne de etrafımda koruma ordularıyla bir yerden bir yere hareket ettim. Etrafımda bir tek koruma amirim vardı. Ülkenin başbakanı tünelde saklanmaz darbe teşebbüsünde” diye konuştu.
15 Temmuz’da direnen AK Partililerin şu an Gelecek Partisi’nde çalıştığını savunan Davutoğlu “Ucuz kahramanlıkla olmaz, AK Parti’de görevli olup da 15 Temmuz’da alanda direnen arkadaşların büyük çoğunluğu bizim partimizde şu anda. Benimle birlikte olup da 15 Temmuz’da direnmiş arkadaşların hiçbirisi FETÖ borsalarının parçası olmadı, 1 kuruş rant almadı. O gece sağda, solda saklanıp sonra FETÖ borsalarını yönetenleri de halk biliyor. 15 Temmuz şehitlerimizin, gazilerimizin kanları üzerinden, FETÖ borsaları üzerinden para kazananların hepsinin burnundan getireceğiz, açık söylüyorum. Bu paraların hepsini alacağız ve 15 Temmuz şehitlerinin hakkı hukuku için Hazine’ye devredeceğiz” dedi.
“Erdoğan 2023’e kadar ekonomiyi toparlayamaz. Faiz-enflasyon-kur denklemini anlamamış bir zihin bugün ülkeyi yönetiyor” ifadelerini kullanan Davutoğlu, iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi: “Şu anda enflasyonun en büyük sebebi; kurun artışıdır. Faizin düşmesi için enflasyonun da aşağı inmesi lazım. Ülkeye güven olması lazım. Faiz; güvensizliğin fiyatlandırmasıdır. Dünyada faizler yüzde 0 ile 1 arasında. Türkiye’de faiz yüzde 19. En üst sıralardayız. Bunun sebebi ne? Faiz yüksekse; kurun düşük olması lazım.”
Türkiye’nin Afganistan’da kalıcı hale gelmemesi gerektiğini belirten Davutoğlu, iktidarın Kabil planını da eleştirdi: “Geçmişte Afganistan’ın demokratikleşmesi ve istikrara kavuşması projesi içinde, NATO’nun içerisinde Türkiye’nin rol alması hem doğru hem gerekliydi. Şimdi ise herkes çekiliyor ve Türkiye’ye ‘Kabil Havalimanı’nın muhafızlığını yap’ diyorlar. Bu doğru değil. Ben görevde olsaydım buna şiddetle karşı çıkardım. Burada da maalesef ABD yaptığı hatalarla Taliban’ın önünü açtı. Havalimanı onlara lazım çünkü yakınlarında ABD Büyükelçiliği ve diğer büyükelçilikler var. Taliban bir baskınla orayı ele geçirirse, tahliye için bir koridoru tutmak istiyorlar. Kusura bakmasınlar Türkiye onların bekçileri değil. Tutacaklarsa kendileri tutsunlar.”
YOLSUZLUK GİBİ OTORİTERLİĞİ KALICI KILMAYA ÇALIŞIYORLAR
TRT atamalarına da tepki gösteren Davutoğlu “Gelecek Partisi’nin şu ana kadar TRT’de hiçbir haberine rastlanmadı. Bir-iki habere rastlandı, o da olumsuz olduğu düşünülen. Kime ait bu TRT? TRT artık troll kurumu oldu” dedi.
Davutoğlu, Erdoğan’ın ‘gece yarısı’ atamalarını da eleştirdi ve “Merkez Bankası Başkanı’nı ata, 4 ay sonra görevden aldı. Rektörü ata, 7 ay sonra görevden al. TRT zaten başlı başına bir vaka” ifadelerini kullandı. Meclis’e gelecek olan OHAL yasasına tepki gösteren Davutoğlu “Devleti yönetemedikleri için OHAL’i daimi kılma çabası içindeler. Bu, ‘Ben devleti olağan hukuk kuralları içinde yönetemiyorum’ demektir. Otoriterliği kalıcı kılmaya çalışıyorlar. Tıpkı yolsuzluk gibi” diye konuştu.
Prof. Dr. Melih Bulu’nun görevden alınmasını değerlendiren Davutoğlu “Boğaziçilileri takdir etmek lazım, özellikle akademisyenleri. Hiçbir şiddete başvurmadan, nezaketsizlik yapmadan bunu kabullenmeyeceklerini gösterdiler. Erdoğan’ın Melih Bulu’yu görevden alması direnişe teslim olmak değil, belki de Bulu’nun yeterince sert olduğunu düşünmediği için almış da olabilir. Bu ihtimali yabana atmayın. Nasıl bir atama yapacağına göre göreceğiz. PKK’yı öven, FETÖ’yü açıkça öven, her türlü şahsiyet suikasti yapan bir troliçeyi TRT yönetim kuruluna atayan kafa, Boğaziçi’ne bakalım şimdi kimi atayacak? dedi.
CUMHURBAŞKANI'NIN ARTIK GERÇEKLİKLE BAĞI KALMADI
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerçeklik ile bağının kalmadığını iddia eden Davutoğlu “Gerçek hayattan kopuk, kendi kendinize iman ettiğiniz, ‘ben çok iyi şeyler yaptım’ dediğiniz bir dönem başlıyor liderlerde. Tayyip bey bu aşamada. Gerçeklikten bağını koparmamış olması mümkün mü?” ifadelerini kullandı.
Erdoğan’a da sert ifadelerle yüklenen Davutoğlu “Reel dünyadan kopuş şu; bir ülkeyi yönetiyorsanız sizin meseleniz, şirketlerin değil devletin çıkarının düşünmektir. Öyle bir sürreal dünyada yaşıyor ki; kamu bankalarının mevduatlarını kendi şahsi mülkü zannediyor. Tayyip Bey şu an herkese nankör olarak bakıyor. Dün 5,8 milyar euroluk İGA’nın kredileri ertelendi. 2 yıl ertelemenin faizlerle bedeli 5,8 milyar euro. Ülkeyi yönetiyorsanız; kamu bankalarının sürdürülebilirliğini sağlamanız lazım. Aslında bu iktidarı kaybedeceğinin işareti. Bu gerçek dünyanın ötesinde bir dünyanın içinde olduğunu gösteriyor. Boğaziçi rektörünün geri çekilmesi... FETÖ borsası... Hazine kaynakları... Liderler tarihin kendine sundukları imkanları şahsileştirmemeli. AK Parti yönetimi, Erdoğan, bütün olarak bu tarihin akışını hızını anlayabilecek durumda değil. Her krizde bu yüzden panik halindeler. Cumhurbaşkanı yaşanan hayatın çok dışında” diye konuştu.
Şehir Üniversitesi’nin kapatılmasına tepkisini yineleyen Davutoğlu “Üç tane firmanın 5,8 milyar dolar kredisini erteleyen Cumhurbaşkanı, Şehir Üniversitesi’ni boğmak için gerekçe üretti. Vakti gelmemiş borçları için ‘Kamu bankalarına gidin alın’ dedi ve o cinayetin içinde kamu bankalarının başında olan Berat Albayrak vardı. Barbarca bir kin ile Şehir Üniversitesi’ni yok ettiler. Bir de riyakarca, Mehmet Genç hocanın ismini Marmara Üniversitesi’nde kampüse verdiler” dedi.
SAVCI O İSİMLERİ TEK TEK ÇAĞIRMALI
Davutoğlu, Sedat Peker’in ‘kayıp silahlar’ iddiası hakkında konuştu: “Peker’in bütün iddiaları, başbakanlığım sonrası. Esenyurt olayı, Sezgin Baran Korkmaz iddiaları ve Marina’ya çökülmesi. Bunları hepsi benden sonra, bunları bilmem mümkün değil. 15 Temmuz’dan sonra dağıtılan silahlarla ilgili doğrudan bir bilgim yok. Fakat bu iddiaları ciddiye alırım, bu ihtimal yüzde bir bile olsa ciddiye alınmalı. Meşru güçler dışında kimsenin silah kullanma yetkisi yok. Buna asla izin vermemek lazım. Bunun lafının edilmesi bile milleti silahlanmaya teşvik eder. ‘Kontrol edebilirim’ diyerek ayrı bir yapı kurmak, ‘kamu düzeni bitti’ anlamına gelir. Devleti yönetenlerin bir B planı olmaz, devleti yönetenlerin hep A planı olması gerekiyor. Sedat Peker’in iddialarında tek tek isim var. Savcı o isimleri çağırıp sormalı. Yanlışsa yanlışlığı ispat edilecek. Aksi takdirde Türkiye önü açılmaz bir döneme girer.”
BÜYÜK BİR DİP DALGA GELİYOR ERDOĞAN ANKETLERDEN RAHATSIZ
“Son 1 yıl içinde 41 vilayete, 150’yi aşkın ilçeye gittim. Büyük bir dip dalga geliyor, büyük bir sosyolojik değişim yaşanıyor. Bunun sürükleyici unsurları var; genç muhafazakarlar, genç işsizler, kadınlar, Kürtler ve değişik segmentlerden gelen insanlar” diyen Davutoğlu, Erdoğan’ın Diyarbakır ziyareti için “Erdoğan’ı, Diyarbakır’a götüren şey nedir? Bahçeli’nin düşünceleri mi yoksa... Erdoğan’ın götüren sebep; bizim Diyarbakır’da ve doğuda hızlı bir şekilde teşkilatlanmış olmamız” yorumunda bulundu. “Bir sosyal bilimci olarak anketlere güvenmiyorum. Açıkça anketi rant sektörü haline dönüştürenler var. Zaten siyasi olarak bir yere angaje olanlar da var. Benim anketim alandadır. Alanda gördüklerimdir. Gördüğümüz ilgidir” diyen Davutoğlu, Erdoğan’ın son anketlerden rahatsızlık duyduğunu iddia etti.
Davutoğlu, şunları söyledi:
“Erdoğan’ın önüne birkaç ilde bizim birinci ya da ikinci parti olduğumuza dair anketler konulduğunu biliyoruz. Zaten bu yüzden telaşı. Ben alanda gördüklerime mi inanacağım, masa başı anketlerine mi? Biz o anketleri kıra kıra geleceğiz. Bizi göz ardı etmenin kendi mesleki kariyerlerini nereye düşürdüğünü o anketçiler de görecekler. Eğer Erdoğan’ın önüne gelen anketler veya alan gözlemleri Bahçeli’nin desteğiyle Cumhurbaşkanı seçileceğini bilseydi, Diyarbakır’a da gitmezdi, Kürt seçmene de selam vermezdi. Bahçeli de eğer Erdoğan’la seçilebileceklerinden emin olsaydı, Erdoğan’a dönüp ‘Diyarbakır’da ne yapıyorsun, otur Ankara’da, ne çözüm süreci, Serok ne oluyor?’ derdi. Mesele ne muhafazakarların kazanımlarını korumak, ne de Kürtlere hak vermek. Onları kullanarak Erdoğan bir sonraki seçimde Cumhurbaşkanı olmak istiyor, Bahçeli de Meclis’teki varlığını korumak istiyor. Oyun bundan ibaret.” Bahçeli ile yaşadığı ‘Serok’ tartışmasına değinen Davutoğlu, şunları söyledi: “Tayyip Erdoğan’ın ekonomik sorunları anlayamaması nedeni; halktan kopuşu. Aynısı Bahçeli için de yeterli. Bahçeli de kendi kafasındaki millet kavramını dikte ediyor ve gerçek milletten kopuyor. Benim birleştirici tavrım; Türkiye’yi germek isteyenler için çok rahatsız edici. Bahçeli de o yüzden benden rahatsız. Kürtlerin Serok Ahmet demesine sevinmek lazım. Aslında bu çocuksu milliyetçilik ile olgun milliyetçilik arasındaki farktır. Biz herkesi kapsamaya çalışıyoruz. Aramızdaki fark; budur.” “Türkiye’de Türkçülük veya Kürtçülük adına aşırı uçlarda bulunanlar, Türklerin sevdiği Kürt’ten ve Kürtlerin sevdiği Türk’ten nefret ederler. Çünkü onlar birleştirir” diyen Davutoğlu, şöyle devam etti: “Bahçeli’nin beni hedef almasının sebebi; ben onun kendi doğal havzası olarak gördüğü Toroslar’daki Yörük Türkmen havzasında doğdum. Çok rahat provoke edebileceği bir kitle olarak gördüğü Yörük-Türkmen kitlesinin içindeki popülaritemi gördükçe rahatsız oluyor. Halbuki ben o kitleyi Diyarbakır’daki, Dicle’nin çocuklarıyla birleştirebilen biriyim. Birleştirdiğim zaman Bahçeli’yi rahatsız ediyor, bir tehdit olarak algılamaya başlıyor.”
Türkiye’de özellikle bir zamanlar AK Parti’ye güvenen fakat şu an düş kırıklığı yaşayan gençlerin olduğunu hatırlatan Davutoğlu “’Genç muhafazakar’ tabiri önemlidir. Genç muhafazakarlar şu anda AK Parti’ye en ağır eleştirileri getiren kesim. İdeallerine inanarak AK Parti’yi daha önce desteklemiş ama artık kendi geleceklerini bile Türkiye’de göremeyen bir genç muhafazakar kesim var. Annesi, babası AK Parti’de üst düzey yönetimde olan gençlerin çoğu, oylama yapsanız şu anda AK Parti’ye oy vermeyecek. Bu bir tahmin değil, bilgi. Hangi AK Partili ile konuşsam ‘Biz kendi çocuklarımızı bile ikna edemiyoruz artık’ diyorlar” diye konuştu.