"AYRIŞTIRMA YUKARIDAN, AŞAĞIDA AYRIŞTIRMA YOK"
Muğla'ya CHP'li belediyeler 148 araç ve personel gönderdiler. CHP'li olmayan belediyeler de gönderdi. Aslında toplumsal birlikteliğimiz var. Antalya'da aynı şekilde. Yukarıdakiler bizi ne kadar ayrıştırsa da aşağıda ayrışmıyoruz.
Göçmen sorununu Türkiye'nin başına kim bela etti? Dış politikayı yürüten kimdi? Her şeyi anlayan, kadının giyimine müdahale eden, dış politikayı çıkmazın içine sokan kim? 3 milyon 600 bin Suriyeliyi getiren ben miyim? Bu dış politika Türkiye'ye, bölgeye, Avrupa'ya, dünyaya zarar veriyor. Bu dış politikayı 180 derece değiştireceğim. Ortadoğu'ya barışı ve huzuru getireceğim. Ortadoğu Barış ve İş Güvenliği'ni kuracağız. Gittiler oraya burunlarını soktular, Suriye'yi karıştırdalar. Biz barışı sağlayacağız. AB'ye gittim yetkililerle konuştum. Mültecilerden niye şikayet ediyorsunuz dedim. Orada kan akıyordu, rahatsız olmuyordunuz. Bu adam nereye gidecek? Bu adam demokrasi istiyor sizde var sözde. İyi bir yaşam istiyor. Buraya gelecek, siz buna duvar çekseniz de engel olamazsınız.
"SURİYELİLERİ DAVULLA ZURNAYLA GÖNDERECEĞİZ"
Elinizi cebinize atacaksınız. Hastanesini, evini yapacaksınız. Okulunu yapacaksınız. Benim söylediğim bir söz var, davulla zurnayla göndereceğiz. Hiç kimse asgari ücretin yarısıyla burada dilenci konumuna düşmek istemez. Elbette yüzde 100'ü gitmeyecek. Zaten bir kısmına vatandaşlık verilmiş. Ama burada günün 12 saati çalışan, asgari ücretin yarısıyla gelir elde eden, sigorta primi ödenmeyen insanları kendi ülkelerinde ev sahibi yaptınız zaman, fabrika kurduğunuz zaman giderler. Gaziantep'teki işadamlarına 'Buradaki fabrikalardan bir tane de oraya yapın' diyeceğiz. İlk yapacağımız iş Suriye'de büyükelçiliği açacağız, diplomatik ilişkileri kuracağız.
"SURİYE'DE DE DEMOKRASİ OLACAK BURADA DA OLACAK"
Hiç tedirgin olmasınlar, ırkçılık sözkonusu değil. Suriye'de yaşam standartını sağlayacağız. Bize turist olarak gelsinler. Bizim iş dünyamız sadece orayı değil Irak'ı ve her yeri ayağa kaldırır. Suriye'de de kişi başına gelir artacak, bizde de artacak. Orada da demokrasi olacak, burada da olacak.
"SOYLU BU KADAR AFGAN GELİYORSA ADINI DEĞİŞTİRSİN"
27,5 yıl devlette çalıştım. Devletin ve bürokrasinin nasıl çalıştığını bilirim. Bir bakan veya bürokrat yabancı bir devletle görüştüğünde büyükelçilikte mutlaka birisi olur. Bu kuralı da yerle bir ettiler. Dışişleri Bakanlığı devletin namusudur. Yapılan her görüşmenin tutanakları devletin arşivine konur. Cumhurbaşkanı, yanında diplomasiyle hiç alakası olmayan birisini götürüyor. Dışişleri'nin haberi yok. Erdoğan'ın Türkiye Cumhuriyeti'nden sakladığı nedir? Yaptığın her görüşmenin tutanakları Dışişleri'nde kaydı olur. Tercüman bile dışarıda. Arkasından Amerikalılar açıklama yapıyor. Biz oradan öğreniyoruz. Gelecekler Türkiye'ye bekleyecekler, buradan ABD seçecek bazılarını götürecek. Bekledim bir açıklama gelsin. Dışişleri'nden yok, Erdoğan'dan da yok. Onun üzerine tweet attım, nedir bu diye! Sonra Dışişleri 'çok üzüntülüyüz, niye böyle bir açıklama yaptınız' diye. Afganistan'dan gelenler tamamı askerlik yapmış veya o çağda olanlar. Nasıl geliyorlar peki? Süleyman Soylu Bey'in sizinle yaptığı görüşme var. Bu kadar Afgan geliyorsa adını değiştir kardeşim. Yapılanın önemini tek anlayan lider Merkel. Sınırda 'sınır namusumuzdur' diye tabela vardır. Yol geçen hanına döndü.
"BUNU ERDOĞAN SÖYLEYEMEZ, BEN SÖYLERİM"
Hiçbir zaman ırkçılığı kabul etmeyiz. Her insanın başımızda yeri var. Savaştan kaçıp gelmişse ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Alırsınız kontrol altında tutarsınız, gıdasını, eğitimini, sağlığını her türlü şeyini yapabilirsiniz. Bunları yapan sivil toplum örgütleri var. Ama Türkiye bunu yapmadı. Türkiye'yi göçmen deposu haline getiren bir siyasi iktidar var. Batılılar demeç veriyor, ne kadar Türklere minnetarız, bütün göçmenler burada, biz size para verelim, orada tutun. Beyler rahatsız olmasın diye. Biz size para verelim siz tutun. Bunu Erdoğan söyleyemez, ben söylerim. Erdoğan paranın tutsağı olmuş durumda.
"BOLU'DAKİ KARAR DOĞRU DEĞİL, KİMSEYİ AÇ BIRAKAMAYIZ"
Tanju Özcan bulunduğu bölgenin politik iklimi içinde öyle bir şey söylemiş olabilir. Erdoğan'a defalarca Suriye konferansı yap dedim, sonuçta biz yaptık. Göçmenlerle ilgili, yangınlar ve iklim konusunda çalışma yapacağız. Burası bir göçmen deposu olmayacak. Bolu Belediyesi'nde öyle bir karar çıkacağını zannetmiyorum. O doğru değil, kimseyi susuz ve aç bırakamazsınız. Hiçbir canlıyı bırakamazsınız. Doğa ormana yağmur veriyor. Düşmanınız dahi olsa aç bırakamazsınız. O politik atmosfer içinde, kendi seçim bölgesinin getirdiği politik atmosfer içinde söylemiş olabilir. Ama CHP'nin politikası asla ve asla ırkçı olamaz. İnançlara, kimliklere saygı gösteririz. Temel hedefimiz budur.
"İKİ TARAF DA TÜRKİYE'YE SAYGILI GİDİP KONUŞACAKSIN"
Afganistan'da barışı sağlayacak da biziz. Gidersin Taliban'la mevcut hükümeti barıştırırsın. İki taraf da Türkiye'ye saygı duyuyor. Pakistan'ı devreye sokarsın. Sen gidip Hindistan'la, Çin'le konuşacaksın. Ben son MGK hariç diğer üç toplantıda bu konunun ele alındığını dahi tahmin etmiyorum. Temel sorunumuz Türkiye Cumhuriyeti devletinin yönetilmeme sorunudur.
"CUMHURBAŞKANI ÜLKENİN SİGORTASI OLMASI LAZIM"
Nasıl bir Cumhurbaşkanı istiyoruz? Tarafsız olması lazım. 83 milyonu kucaklaması lazım. Erdoğan Cumhurbaşkanı değil bana göre Erdoğan AK Parti'nin genel başkanı. Toprumu ayrıştıran Cumhurbaşkanı olamaz. Özal'a, Demirel'e bakın ayrıştırmadı. Elbette gönüllerinde parti yatar ama toplumu ayrıştırmazlar. Bu sistem Türkiye'yi uçuracaktı değil mi? Evet, yokuş açağı uçtuk, üstelik şoför kabininde kimse yok. Hep 'Allah sonumuzu hayreylesin' diyorum. Bu sistem değil. Cumhurbaşkanı tarafsız olacak. Cumhurbaşkanı devletin sigortasıdır. Yani her zaman sigortaya elimiz gitmez, elektrik söndüğü zaman gider. Devletin sigortası yok şu anda. Afganistan olayı ciddi bir olay değil mi? Bu konuda siyasi parti liderlerine bilgi vermeniz lazım. Siz bir karar alıyorsunuz parlamento devre dışı.
"İLKELER ÜZERİNDEN ANLAŞILIRSA SORUN ÇÖZÜLÜR"
100-150 sayfalık kamuoyuna açıklanmasının yararı yok. Burada önemli olan ilkeleri belirlenmesi lazım. Bu ilkelerin kamuoyuna duyurulması lazım. Bu ilkeler üzerinde anlaşabilirsek, sorun kendiliğinden çözülmüş olur.