'Soma artık bir maden faciasının değil, AKP’nin utanç düzeninin adıdır'
CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Soma Maden Faciası’nın 12’nci yılında yaptığı açıklamada, iş cinayetlerinin “fıtrat” değil siyasi tercihlerin sonucu olduğunu belirterek, 'Türkiye’de emeğin değersizleştiği bir ucuz emek rejimi yaratıldı. Soma artık bir maden faciasının değil, AKP’nin utanç düzeninin adıdır' dedi.
CHP İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Büroları’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, Soma Maden Faciası’nın 12’nci yılı nedeniyle yazılı açıklama yaptı. Karasu’nun açıklaması şöyle:
“Soma katliamının üzerinden tam 12 yıl geçti. Aradan geçen 12 yılda işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında bir arpa boy yol alınamadığı gibi; Ermenek’te, Amasra’da, İliç’te, Zonguldak’ta ve ülkenin dört bir yanında yeni Soma’lar yaşanmaya devam etti. Her katliamın ardından aynı cılız açıklamalar yapıldı. ‘Tedbir alacağız’ denildi. Birkaç göstermelik yargılamayla süreç kapatıldı. Geride ise parçalanmış hayatlar, yarım kalmış aileler ve ömür boyu dinmeyecek acılar kaldı. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin verilerine göre, 2013-2025 yılları arasında en az bin 267 madenci hayatını kaybetti. Yaşamını yitiren madencilerin 403’ü sendikalı, 864’ü ise sendikasızdı. Bu tablo, Türkiye’de emeğin nasıl sistematik biçimde örgütsüzleştirildiğini ve korumasız bırakıldığını açıkça göstermektedir.
İŞ CİNAYETLERİNDE “SİYASİ SORUMLULUK” VURGUSU
Bugün Türkiye’de iş cinayetleri, ‘münferit olaylar’ veya ‘fıtrat’ olarak açıklanamaz. Biz iş cinayetlerine ‘fıtrat’ diyenleri çok iyi bilir ve tanırız. Bu tablo, doğrudan doğruya AKP iktidarının yarattığı çalışma rejiminin sonucudur. Denetimsizlik sistematik hale gelmiş, cezasızlık olağanlaştırılmış, yeraltı ve yer üstü kaynaklarımız yandaş sermayeye peşkeş çekilmiştir. Madenler kamusal sorumluluğun, bilimsel denetimin ve insan yaşamının merkezde olduğu alanlar olmaktan çıkarılmış, ucuz emek ve yüksek kâr düzeninin sahalarına dönüştürülmüştür. Akademik çalışmaların ve emek örgütlerinin yıllardır ortaya koyduğu gerçek çok açıktır: İş cinayetleri kader değildir. İş cinayetleri kuralsızlaştırılmış çalışma hayatının, taşeronlaştırmanın, sendikasızlaştırmanın ve siyasi tercihlerle büyütülen sömürü düzeninin sonucudur.
MADEN İŞÇİLERİNİN DİRENİŞİNE DESTEK
Daha birkaç hafta önce Bağımsız Maden-İş üyesi Doruk Madencilik işçileri, hakları için Eskişehir’den Ankara’ya yürüdü. Geçtiğimiz yıl Fernas işçileri direndi. Bu yıl ülkenin dört bir yanında maden işçileri hakları, ücretleri ve gelecekleri için direnmeye devam ediyor. Peki karşılarında ne gördüler? Kendi yarattıkları sermayeyi koruyan bir AKP düzeni gördüler. Cop gördüler, gaz gördüler, sıkıyönetim gördüler... Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı burnunun dibindeki grevlere, direnişlere ve emek sömürüsüne karşı kafasını kuma gömmekten başka hiçbir şey yapmadı. Ülkemizde 500 günü aşan grevler, 200 günü bulan direnişler yaşanıyor. Bu insanlar keyiflerinden greve çıkmıyor. Hepsinin ortak derdi geçinebilmek, insanca yaşayabilmek ve gelecek kaygısından kurtulabilmek. Çünkü bu ülkede insan onuruna yaraşır çalışma koşulları kalmadı. İşçi sağlığı ve iş güvenliği kağıt üzerinde bırakıldı. Asgari ücret ise ortalama ücretin dahi üzerine çıkarılarak ülke genelinde bir ‘ucuz emek rejimi’ yaratıldı.
SOMA’DAN DİLOVASI’NA “CEZASIZLIK” ELEŞTİRİSİ
Soma ülkemizde artık yalnızca bir maden katliamının adı değildir; AKP’nin Türkiye’deki utanç anıtlarından biridir. Ve ne yazık ki Soma’daki yangın hala sürmektedir. Daha kısa süre önce Dilovası’nda altı kadın, üç çocuk olmak üzere yedi yurttaşımız yanarak can verdi. Sonuç yine aynı: Cezasızlık, denetimsizlik ve sorumluluktan kaçış. Bu düzen emekçiyi korumuyor. Çünkü AKP’nin yarattığı bu kara düzende emeğin, alın terinin ve insan hayatının gerçek bir değeri bulunmuyor. Sonra çıkıp sempozyumlar düzenliyorlar, paneller yapıyorlar, işçi sağlığı-iş güvenliği üzerine nutuklar atıyorlar. Ama dönüp ülkenin gerçeğine bakmıyorlar. Çünkü yaratmak istedikleri Türkiye tam olarak budur. Emeğin değersizleştiği, hak arayanın baskılandığı, işçinin güvencesiz bırakıldığı, gençlerin ve çocukların geleceksizleştirildiği bir ‘yoklar ülkesi.’
"EMEĞİN TÜRKİYE’Sİ” MESAJI
Bizler, buna teslim olmayacağız. Kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaş almışıyla, işçisiyle kamu emekçisiyle, beyaz yakalısıyla esnaf kurye modeli dayatılmışlarıyla, güvencesiziyle emeklisiyle omuz omuza; emeğin korunduğu, iş cinayetlerinin son bulduğu, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin olduğu, sendikal hakların güvence altına alındığı, insan onuruna yaraşır bir çalışma hayatının kurulduğu adil bir Türkiye mücadelesini büyüteceğiz. Çünkü önümüzde iki yol vardır: AKP’nin yarattığı kara düzen ya da emeğin, adaletin, özgürlüğün ve aydınlık yarınların Türkiye’si. Biz tercihimizin hangi tarafta olduğunu biliyoruz. Hep birlikte emeğin Türkiye’sini kuracağız.”
HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.