Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’ten Bilgi Üniversitesi'nin kapatılmasına tepki: Daha fazla hukuk, daha fazla adalet, daha fazla akademik özgürlük...
Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Bilgi Üniversitesi'nin kapatılmasına tepki gösterdi.
Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Bilgi Üniversitesi'nin kapatılmasına tepki gösterdi. Çelik, X hesabından konuyla ilgili bir paylaşım yaptı:
Daha fazla hukuk, daha fazla adalet, daha fazla akademik özgürlük...
İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin kaldırılmasına ilişkin karar, sadece bir yükseköğretim kurumunu değil; öğrencileri, akademisyenleri, idari personeli, mezunları ve Türkiye’de üniversite özerkliği fikrini doğrudan ilgilendiren son derece vahim bir gelişmedir.
Geçmişte Şehir Üniversitesi’nin kapatılması ne kadar yanlış ve vahim idiyse, bugün İstanbul Bilgi Üniversitesi hakkında alınan bu karar da aynı ölçüde hukuk devleti, akademik özgürlük ve yükseköğretimin kurumsal güvencesi bakımından ciddi şekilde tartışılmalıdır.
Bir üniversite, herhangi bir idari tasarrufun konusu yapılabilecek sıradan bir yapı değildir. Kanunla kurulan bir yükseköğretim kurumuna ilişkin her işlem, hukuk devleti ilkesi, ölçülülük ve kazanılmış hakların korunması çerçevesinde değerlendirilmelidir. İdari tedbir başka şeydir; bir üniversitenin hukuki varlığını, akademik kimliğini ve binlerce öğrencinin geleceğini fiilen yok saymak başka şeydir.
Burada üzerinde hassasiyetle durulması gereken temel ilke şudur: “Tüzel kişilikler suç işlemez; suçu kişiler işler.” Eğer İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde hukuka aykırı bir işlem, mali veya idari bir usulsüzlük varsa; bunun sorumluları mütevelli heyeti başkanı, mütevelli heyeti üyeleri, ilgili yöneticiler veya işlemde kusuru bulunan şahıslardır. Hukuk devleti, suçu şahsileştirir; kurumu, öğrencileri, akademisyenleri ve çalışanları topluca cezalandırmaz.
Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı da siyasi parti kapatmaları konusunda geçmişte yaptığı değerlendirmelerde, tüzel kişilik olan siyasi partilerin suç işlemeyeceğini; suçu işleyenlerin her zaman kişiler, yani şahıslar olduğunu; bireylerin hatalarından dolayı parti tüzel kişiliğinin kapatılmaması gerektiğini ifade etmiştir. Aynı ilkenin üniversiteler için de geçerli olması gerekir. Hukukun temel prensipleri kişi ve kuruma göre değişmez.
Bir üniversiteyle ilgili meselede esas olan; öğrencilerin eğitim hakkını, akademik ve idari personelin kazanılmış haklarını, mezunların hukuki statüsünü, akademik özgürlüğü ve üniversite özerkliğini korumaktır. Aksi yöndeki her uygulama, sadece bir kuruma yönelik idari tasarruf olmaktan çıkar; doğrudan doğruya yükseköğretim düzenine, akademik hayata ve gençlerin geleceğine müdahale niteliği kazanır.
Bu nedenle Yükseköğretim Kurulu ve ilgili kamu makamları, öğrencilerin eğitim hakkı, diploma süreçleri, akademik personelin statüsü, idari çalışanların hakları ve üniversitenin tüzel kişiliği konusunda kamuoyunu derhal, açık ve tatmin edici biçimde bilgilendirmelidir.
Devletin görevi, hukuksuzluk iddialarını soruşturmak kadar, masum insanların mağdur edilmesini önlemektir. Üniversiteler siyasi, idari veya dönemsel tartışmaların nesnesi haline getirilmemeli; bilimsel özerklik, hukuki güvenlik ve eğitim hakkı her şart altında korunmalıdır.
Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla belirsizlik değil; daha fazla hukuk, daha fazla adalet, daha fazla akademik özgürlük ve daha güçlü kurumsal güvencedir.
Daha fazla hukuk, daha fazla adalet, daha fazla akademik özgürlük...
— Hüseyin Çelik (@hc_huseyincelik) May 22, 2026
İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin kaldırılmasına ilişkin karar, sadece bir yükseköğretim kurumunu değil; öğrencileri, akademisyenleri, idari personeli, mezunları ve Türkiye’de üniversite… pic.twitter.com/OfszxysNh4
HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.