Ertuğrul Özkök: Bu tarihi barış gününde “Bölücü Balarılarına” da bir yer olsa
Ertuğrul Özkök bugünkü köşesinde "Bu tarihi barış gününde “Bölücü Balarılarına” da bir yer olsa" başlıklı yazısını kaleme aldı.
Türkiye, 16 Ağustos 1984 sabahı, son 40 yıllık tarihinin en büyük travmalarından biriyle uyandı.
O sabahı çok iyi hatırlıyorum.
Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi’nde öğretim üyesiydim.
Hâlâ 12 Eylül askeri darbesinin gölgesindeydik.
Bir yıl önce Türkiye tarihinin en büyük ekonomi reformcularından biri Turgut Özal yüzde 45 oy alarak, askerlere rağmen iktidar koltuğuna oturmuştu.
TRT RADYOLARINDAN
DUYDUĞUMUZ BASKIN
O sabah TRT radyolarından şunu dinledik.
Bir gece önce saat 21.30’da Siirt’in Eruh, Hakkâri’nin Şemdinli ilçelerinde Jandarma Komutanlığı ve bazı kamu binalarına saldırı olmuştu.
Bu saldırılarda Jandarma Onbaşısı Süleyman Aydın şehit edilmişti.
Çok sayıda yaralı vardı.
Bizler Kurtuluş Savaşı’ndan sonraki Kürt isyanlarını görmemiş bir nesiliz.
Kürt meselesinin terör boyutuna geçtiğini o sabah bu travma ile fark etmeye başladık.
O GECEDEN 42 YIL SONRA
TARİHİ BİR FIRSAT
Aradan 42 yıl geçti…
Şimdi yaşadığım 79 yıllık vatandaşlık tarihimin en önemli ve güzel gelişmelerinden birinin sabahındayız.
Türkiye 1984 yılında açılan bu terör parantezini, uygar bir ülkeye yakışan bir kanunla kapatmak için en güzel adımı atıyor.
Bu gelişmenin adı “Terörsüz Türkiye…”
Ama hepimiz biliyoruz ki bu kod adı altında atılan adımlar, Türkiye’nin Kürt sorununun silahlı değil demokratik biçimde çözümü için atılan adımlardır.
İLK ADIMIN TÜRKİYE’NİN EN MİLLİYETÇİ
PARTİSİNDEN GELMESİ ÖNEMLİ
Bugüne kadar Kürt sorununun çözümü için atılan her adımı bütün kalbimle destekledim.
Bugün çok daha büyük umut ve coşkuyla destekliyorum.
Beni daha da sevindiren şey, ilk adımı Türkiye’nin, adında “Milliyetçi” kelimesi bulunan MHP’nin Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin atmış olmasıdır.
Kendisi ve partisi açısından çok cesur, aynı zamanda çok riskli bir adımdı bu.
Vatandaş olarak teşekkür borçluyum.
Türkiye’nin Meclis’teki en büyük partisinin ve özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bütün siyasi risklerini göze alarak destek olmasını ve adımları atmasını da unutamayız.
Cebinde T.C. kimliği taşıyan bir vatandaş olarak ona teşekkür ediyorum.
İnşallah bu adım Türkiye’yi 42 yıllık bu kolektif travmamızdan kurtaracak ve Türklerle Kürtler sevinçte ve tasada bir olmayı, bir millet hâline gelmeyi nihayet gerçekleştirecekler.
Eminim ülkemizin gelecek kuşakları bu adımlar için Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi hayırla anacaklardır.
BENİM GÖZÜMDE ATILAN BU
TARİHİ ADIMIN ANLAMI NEDİR
Ben İzmir doğumlu bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım.
Türk'üm.
Benim için bu vatan, yani Türkiye, Türklerin, Kürtlerin, farklı hayat tarzlarına ve inançlara, farklı kültürel özelliklere sahip insanların T.C. vatandaşı kimliği altında yaşadığı coğrafyadır.
Adı da Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Atılan bu adımın adı “Terörsüz Türkiye” ve amacı ülkemize barışı getirmek.
Benim gözümde ise biraz daha geniş bir anlamı var.
Amacımız, “Hem Türklerin hem Kürtlerin kendini güvencede, haklarının korunduğuna emin olduğu, haksızlıkların ortadan kaldırıldığı, insanların düşüncelerini özgürce söyleyebildiği bir ülkeye kavuşmak olmalıdır” diye düşünüyorum.
BEN BİR TÜRK’ÜM VE TÜRK
OLARAK HİSSİYATIM ŞUDUR
Şimdi bu denklemin Kürtlerle ilgili bölümünde tarihi bir adım atılıyor.
Ama bu vatanın bir Türk vatandaşı olarak ben şunu da düşünüyorum:
“Bu barış girişiminin gayesi samimiyse; ki öyle, nihai amacı bu ülkenin bütün vatandaşlarına aynı barış umudunu vermesini beklemek hakkımızdır.”
Önümde bana bunu düşündüren bir olay var, onu hatırlatmak istiyorum.
OSMAN KAVALA’NIN CEP
TELEFONUNDAKİ “BÖLÜCÜ HARİTA”
Osman Kavala T.C. kimliği taşıyan bir Türk vatandaşı.
Sekiz yıldır hapishanede yatıyor. Hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası var.
Onun yanında aynı suçlamalarla cezaevlerinde yatan daha yüzlerce insan bulunuyor.
Bazılarının adını unutabilirim diye yazmıyorum.
Osman Kavala’nın mahkûm olduğu davanın iddianamesinde, cep telefonundan çıktığı iddia edilen bir harita duruyor.

HARİTANIN ALTINDAKİ
YAZIDA NE DENİYOR
İddianamede bu harita ile ilgili şu yazıyor:
“Yine şüphelinin cep telefonunda yapılan incelemede, 27/02/2016 tarihinde çekilmiş, Türkiye Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünün bozularak sınırların yeniden çizildiği şüphelinin cep telefonu ile çekildiği tespit edilen fotoğrafının ele geçirildiği…”
Yani “Osman Kavala’nın, Türkiye’yi bölmek isteyen bir bölücü” olduğu iddia ediliyor.
BİR ALMAN ARI BİLİMCİNİN
YAPTIĞI BAL ARISI HARİTASI
Peki neydi Osman Kavala’nın cebinden çıkan bu harita?
O harita, Avusturyalı/Alman arı bilimci Prof. Friedrich Ruttner’in 1988 tarihli “Bal arılarının biyocoğrafyası ve taksonomisi” adlı çalışmasında yer alan “Anadolu bal arısı kolonilerinin bölgesel dağılımını” anlatan bir haritaydı.
Evet Anadolu bal arısı kolonilerinin haritası…
Bu cümleler hâlâ iddianamede duruyor.
AYNI İDDİANAMEDEKİ
BÖLÜCÜBAŞI ÖCALAN FOTOĞRAFI
Aynı iddianamede bir fotoğraf daha var.
Onun altında da şu yazıyor:
“Yine şüphelinin cep telefonunda yapılan incelemede 27/12/2012 tarihinde çekilmiş bölücü terör örgütü PKK elebaşısı Abdullah Öcalan’ın yüzü kapalı şahıslarca posterinin açıldığı…”
İddianamede ona atfedilen suçlardan biri de bu…

ARADAN 14 YIL GEÇTİ VE O
ELEBAŞI ŞİMDİ “KURUCU BAŞKAN”
O fotoğrafın çekildiği 2012 yılından bugüne 14 yıl geçti.
İddianamedeki “Bölücübaşı Öcalan” şimdi “Kurucu Başkan…”
“Bölücülük” sıfatı ortadan kalktı.
Bu demektir ki 42 yıldan bu yana ona yöneltilen “Bölücülük” suçlaması da artık geçersiz.
Ama Osman Kavala’nın iddianamesindeki “Bölücü bal arıları” hâlâ “Bölücü” olarak orada duruyor.
KAVALA 8 YIL 9 AY
10 GÜNDÜR HAPİS YATIYOR
Kavala “ağırlaştırılmış müebbet” hapis cezası ile Silivri’de yatıyor.
Bugün onun cezaevine girişinin üzerinden 3205 gün geçti.
Yani 8 yıl, 9 ay 10 gündür hapiste.
Onun gibi birçok arkadaşını da aynı akıbet bekliyor.
Bir başka cezaevinde de Selahattin Demirtaş yatıyor.
BU BULUNMAZ TARİHİ
FIRSAT EKSİK KALMAMALI
Bu insanların hiçbiri, hiçbir zaman eline silah almadı. Hiçbir terör eylemine kalkışmadı.
Bir güvenlik görevlisine, başka bir insana silah doğrultmadı.
Hepsi barışçı insanlar.
Ben de bu ülkenin bir Türk vatandaşı olarak kendi kendime soruyorum.
Madem önümüzde tarihi bir barışma fırsatı var.
Hazır bu işe başlamışken, Türk/Kürt demeden bütün bu insanlar için bir barışın yolu açılamaz mı…
Bugün PKK’nın silah kullanmış 3.500 üyesi için şartlı tahliyenin yolları açılırken, eline hiç silah almamış bu insanlar için de aynı şey düşünülemez mi…
52 YIL ÖNCE PARİS’TE
RASTLADIĞIM BİR TÜRK
Bunları düşünürken gerilere, 52 yıl öncesine döndüm.
Paris’te öğrenciydim.
1973 yılının başıydı.
Fransa Türkiyeli Öğrenciler Birliği yönetim kurulu üyesiydim.
O günlerden birinde Saint Michel Caddesi’nde yürürken, Siyasal Bilgiler’den tanıdığım bir Türk’e rastladım.
Yanımdaki arkadaşıma gösterip “Bu Cengiz Çandar değil mi?” diye sordum.
“Hayır … isminde bir Türk” dedi. (Kullandığı takma adı unuttum.)
“Yok yahu, bu bizim Mülkiye’den Cengiz Çandar” dedim.
Parmağını dudaklarına tutarak, “Sus” diye işaret etti.
Gördüğüm kişi Cengiz Çandar’dı.
12 Mart yarı askeri döneminde Türkiye’den kaçmış ve takma isimle Paris’e gelmişti.
TÜRKİYE’NİN İLK SOSYAL DEMOKRAT-
MUHAFAZAKÂR KOALİSYONU NE YAPTI
O yılın Ekim ayında yapılan seçimlerde CHP birinci parti çıktı ve Başbakanlık görevi Bülent Ecevit’e verildi.
Ecevit, bugünkü AKP’nin o dönemdeki başlangıç partisi olan MSP’nin genel başkanı rahmetli Necmettin Erbakan’la koalisyon hükümeti kurdu.
O Sosyal Demokrat/Muhafazakâr koalisyon Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli askeri müdahale kararını aldı ve Türk Ordusu Kıbrıs’a çıkarak soydaşlarımıza bugüne kadar gelen özgürlüğünü ve yaşama hakkını sağladı.
O GÜNKÜ BARIŞ OLAYINDAN
KİMLER VATANINA DÖNDÜ
O koalisyon aynı zamanda Türkiye’ye bir dönem barışı getiren bir af kanununu da çıkardı.
Ancak, MSP ve öteki sağ partilerin girişimi ile, “komünizm suçluları” kapsam dışında bırakıldı.
Ne var ki, Anayasa Mahkemesi bunu iptal edince af sürgündeki T.C. vatandaşlarını da kapsadı ve 12 Mart yarı askeri rejimindeki baskılar nedeniyle yurtdışına kaçan birçok insan ülkesine dönebildi.
Bunlar arasında Behice Boran gibi tarihi bir kişilik de vardı.
İsmail Beşikçi, Musa Anter gibi Kürt aydınları da o aftan yararlananlar arasındaydı.
O af hem Türklere hem Kürtlere vatanlarına dönme yolunu açmıştı.
CEM KARACA VE ZÜLFÜ LİVANELİ
SÜRGÜNDEN NASIL DÖNDÜ HATIRLAYALIM
Türkiye buna benzer bir süreci 12 Eylül’den sonra iktidara gelen Turgut Özal döneminde yaşadı.
O zaman bir af çıkmadı ama Özal’ın güçlü şahsi karizması ve kararlılığı ile oluşan özgürlük ortamından sonra birçok aydın vatanına dönebildi.
Bunların başında Cem Karaca ve Zülfü Livaneli vardı.
Abidin Dino, Şanar Yurdatapan, Melike Demirağ gibi aydınlar ve sanatçılar o sayede tekrar vatanlarını görebildiler.
O özgürlük ortamı Türkiye’ye büyük prestij kazandırdı.
74 AFFINDAN DÖNENLER
ARASINDA İLGİNÇ BİR İSİM
1974 affının yarattığı ortamda yurda dönenler arasında Cengiz Çandar da vardı.
O Cengiz Çandar bugün DEM Partisi milletvekili.
Meclis’in önündeki kanunun getirileceği haberini Türkiye’ye ilk o verdi.
Şimdi bugün yine böyle tarihi bir barışma fırsatı ile karşı karşıyayız.
Bunu sadece PKK’lılar için geçerli bir adım olarak görmek bu tarihi fırsatı eksik bırakmak olur.
BU TARİHİ BARIŞ ADIMINI
İKİNCİ ADIMLA TAMAMLAMAK
Bir Türk vatandaşı olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Bahçeli’den bu güzel barış hareketini bütün topluma yaymalarını bekliyorum, umut ediyorum.
Eminim bu adım, önümüzdeki tarihi olaya çok daha geniş bir destek sağlayacaktır.
Kendisi bu kanundan yararlanamayacak olan Selahattin Demirtaş, en küçük bir alınma iması olmadan bu kanuna bütün kalbiyle destek verdiğini açıkladı.
Sadece bu bile içerideki insanların niyetini göstermesi bakımından çok önemli.
Çok önemli bir nokta daha var.
YENİ ANAYASA İÇİN İLK
İYİ NİYET ADIMI OLABİLİR
Hepimizin içine sinecek yeni ve demokratik bir anayasa yapmanın ilk adımı da bu olabilir.
Bu adımı da atmaları eminim toplumdan çok olumlu destek görecektir.
Tabii ki “Bölücü ve teröristbaşı” sıfatlarından “Kurucu Önder” sıfatına terfi eden Abdullah Öcalan’ın da “Bölücü Bal Arıları” için bu adımı atıp, bugün yargılanan ve hapis cezası almış öteki insanlara da hiç olmazsa aynı şartlı tahliye imkânının sağlanmasına, böyle açık cümlelerle destek vermesini bekliyorum.
Eminim bu adım barış girişimini çok daha güçlü hâle getirecektir.
Bu adım Türklerle Kürtlerin ortak bir vatanda barış ve kardeşlik içinde yaşamaları için çok güzel ve sağlam bir psikolojik zemini oluşturabilir.
Türk milliyetçileri üzerlerine düşeni yapıyor.
Şimdi sıra Abdullah Öcalan’da…
HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.