Ertuğrul Özkök: Bir tarafta önceki geceki o “kayyım”; bu tarafta 15 Temmuz gecesindeki “silah arkadaşınız”
Ertuğrul Özkök bugünkü köşesinde "Bir tarafta önceki geceki o 'kayyım'; bu tarafta 15 Temmuz gecesindeki 'silah arkadaşınız'" başlıklı yazısını kaleme aldı.
Pazar günleri siyaset dışı yazıyorum.
Cuma gecesi o kayyımı televizyonda seyretmedim.
İçim kaldırmadı yüzünü görmeye…
Ama oradan buradan söyledikleri gelmeye başlayınca…
Hele hele, haklarındaki iddiaların bile daha neler olduğu anlaşılmadan fezlekeleri TBMM’ye gönderilen CHP’lilerle ilgili o sözlerini duyunca kan beynime sıçradı…
Hani, artık yüzüne maske gibi oturan o habis ihtirasla, “Onların dokunulmazlıkları kaldırılmalıdır” dediği an var ya…
İmkânı yok, yazamazdım başka bir konuyu…
O FEZLEKELER ŞİMDİ 30 AKP VE
MHP’Lİ MİLLETVEKİLİNİN ÖNÜNDE
Şimdi o fezlekeler “Gazi Meclis’e” geldi.
Komisyona gönderildi.
54 kişilik komisyonun 30 üyesi Cumhur İttifakı'nın…
Bu pazar günü alışkanlığımı bozarak, işte o komisyonun üyesi AKP’lilere ve MHP’lilere seslenmek istiyorum.
Ve onlara diyorum ki;
Hadi gelin, 15 Temmuz gecesinin o pek bilinmeyen anına dönelim.
ÇANKAYA KÖŞKÜNDE
TOPLANAN AKP’LİLER
Uçaklar Ankara üzerinde uçmaya başlamıştır.
Bir grup AKP milletvekili, kendiliğinden Çankaya Köşkü’ne gelir. O tarihî bina Başbakanlık Ofisi olarak kullanılmaktadır.
Başbakan Binali Yıldırım o sırada İstanbul’dadır ve biraz sonra darbeci askerlere, “Size emrediyorum, üslerinize dönün” emrini verecektir.
Aralarında o günün TBMM Başkanı İsmail Kahraman, milletvekilleri Süleyman Soylu, Hüseyin Kocabıyık, Abdülhamit Gül ve Başbakanlık Müsteşarı Fuat Oktay da vardır.
HEMEN MECLİS’E GİDİP
MECLİSİ AÇIK TUTMALIYIZ
Hüseyin Kocabıyık, “İspanya’da darbeye karşı Meclis’te ne yapıldıysa aynısını yapmamız lazım, hemen Meclis’e gidelim” der.
Fuat Oktay bir noktaya dikkatlerini çeker:
“Gidemeyiz, bütün yollar tutuldu.”
Kocadağ, “Ara yollardan gidelim” der ve giderler.
Süleyman Soylu da, “Evet, gideriz” der.
BİZ BİR KAPIDAN GİRERKEN
ÖTEKİ KAPIDAN 4 CHP’Lİ GİRİYORDU
Gerisini o dönemin AKP milletvekili Hüseyin Kocabıyık’dan aktarıyorum:
“TBMM binasına girdik ve Genel Kurul Salonu’nun önünde toplandık.
Genel Kurul Salonu’nun kapısını ben açtım.
Tam biz salona girerken bir başka kapıdan 4 kişinin daha girdiğini gördük.
Dört CHP milletvekiliydi. Başlarında Özgür Özel vardı. Ceketini bile almadan çıkıp Meclis’e gelmişti. İlk gelen bu CHP’lilerden öteki ikisi İlhan Cihaner ve Bülent Tezcan’dı. Dördüncünün kim olduğunu hatırlayamadım…”
O 106 MİLLETVEKİLİ O
MECLİSİ GAZİ MECLİS YAPTI
O gece o Yüce Çatı’nın altında 80 AKP’li, 16 CHP’li, 10 MHP’li milletvekili vardı.
Darbecilerin uçakları TBMM’yi bombalarken, onlar milletin temsil edildiği bu kutsal sembolü savunuyordu.
O insanlar o gece o Meclis’i “Gazi Meclis” yapan kahraman milletvekilleriydi.
O gece aynı saatlerde CHP’nin şimdi kayyım olarak o koltuğa oturtulan eski genel başkanı ortalıkta yoktu.
Ataşehir’de bir yerlerde saklanmıştı adeta…
TBMM BAŞKANI ÖZGÜR’E:
“O BİZİM SİLAH ARKADAŞIMIZ”
Dönemin AKP’li Meclis Başkanı İsmail Kahraman daha sonra bir 15 Temmuz’u anma gününde o gece gömlekle oraya gelen Özgür Özel için şöyle diyecekti:
“O bizim silah arkadaşımız…”
Şimdi bugünün komisyonunda o Özgür Özel ve arkadaşlarının “dokunulmazlıklarının kaldırılması” için gönderilen fezlekeleri değerlendirecek olan AKP ve MHP’li komisyon üyelerine ve ileride oylayacak milletvekillerine seslenmek istiyorum.
Kararınızı verirken, kimin sesine kulak vereceksiniz?
15 Temmuz’un o kayıp genel başkanına mı…
Yoksa o gece Yüce Meclis’i kahramanca savunan ve Meclis’i “gazilik” mertebesine çıkartan silah arkadaşınıza mı…
79 YAŞINDA BİR VATANDAŞIN
HATIRLADIĞI EN KARANLIK GÜN
Sayın AKP’li ve MHP’li milletvekilleri…
Ben 79 yaşında bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım.
Benim gözümde Yüce Meclis, demokrasimizin ve halk egemenliğinin en yüce sembolüdür.
O Meclis’in bir vatandaş olarak bana gurur verdiği anlar olmuştur.
Gurur vermediği anlar olmuştur.
O Meclis’ten aklımda kalan en kara günlerden biri 2 Mart 1994 günüydü.
LEYLA ZANA VE ARKADAŞLARININ MECLİS
KAPISINDA POLİSE TESLİM EDİLDİĞİ GÜN
O gün, aralarında Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan, Ahmet Türk ve Sırrı Sakık gibi DEP mensubu milletvekillerinin bulunduğu isimlerin dokunulmazlıkları kaldırıldıktan sonra Meclis kapısında polise teslim edilmişti…
Meclis tarihinin en kara günlerinden biridir o…
Hâlâ unutmadık…
MECLİS’İN EN
AYDINLIK GÜNÜ
Ama o Meclis’in bize gurur veren şanlı günleri de vardır.
Mesela 13 Aralık 2002 günü…
Şiir okuduğu için hapse giren ve “muhtar bile seçilme hakkını kaybeden” Tayyip Erdoğan’a siyasal haklarının iade edilmesi için Anayasa değişikliğinin kabul edildiği gün…
O gün oylamaya 465 milletvekili katıldı.
440 milletvekili “evet” oyu verdi.
18 milletvekili “hayır” oyu kullandı.
4 milletvekili çekimser kaldı.
3 oy geçersiz sayıldı.
MECLİS’TE DEMOKRASİNİN VE
MERTLİĞİN YERİNE GETİRİLDİĞİ GÜN
O gün Anayasa’nın siyaseti yasaklayan maddesi AKP ve CHP’nin ortak oyları ile değiştirildi.
Türk siyasetinin en şerefli günlerinden biridir.
Siyasette mertlik kuralının işlediği gündür o gün…
CHP’li milletvekilleri, seçilmiş iktidar partisinin genel başkanına başbakan olma yolunu kendi oylarıyla açmışlardır.
Demokrasinin ve mertliğin gereğini yerine getirmişlerdir.
Tıpkı 15 Temmuz 2016 gecesi gibi…
“Silah arkadaşlarının” o Yüce Çatı’ya “Gazi Meclis” unvanını kazandırdığı gece gibi…
ŞİMDİ ÖNÜNÜZDE BİR “MUHTAR
BİLE SEÇİLEMEZ” KARARI VAR
Şimdi önünüzde tarihî bir oylama var…
31 Mart seçiminde yüzde 36 oyla CHP’yi Avrupa’nın en büyük sosyal demokrat partisi hâline getiren genç bir siyasetçi ve arkadaşlarını “muhtar bile seçilemez” hâle getirecek bir fezlekeyi oylayacaksınız.
Bir eliniz oyunuzda, öteki eliniz vicdanınızı temsil eden kalbinizin üstünde…
Ya gözleriniz?
Onlar kimin üzerinde olacak, kime bakacak?
GÖZLERİNİZ HANGİSİNE
BAKIP KARAR VERECEK
Bir tarafta;
Milletin önünde 13 kere, kendi partisinin kendi seçtiği delegelerin önünde de bir kurultay seçimini kaybetmiş, hiçbir etik duygusu kalmamış muhteris bir siyasetçi…
15 Temmuz gecesinin kayıp figürü…
Öteki tarafta, 15 Temmuz gecesi sizlerle omuz omuza Gazi Meclis’i savunmuş mert bir siyasetçi…
EN KARANLIK VE EN AYDINLIK
GÜNLERE BAKARAK KARAR VERMEK
Ve önünüzde yakın tarih;
TBMM tarihinin en karanlık ve en aydınlık üç günü…
DEP’lilerin Meclis kapısında polise teslim edildiği o meşum 1994 günü…
Ve seçimi kazanmış ama siyaset yasağı bir mahkemece elinden alınmış bir siyasetçinin haklarının iade edilmesi için omuz omuza “evet” denilen o güzel 2002 günü…
Bir de o umut verici, “silah arkadaşlığı” gecesi…
VİCDAN, AHLAK, MERTLİK VE VEFA
YAN YANA GELİRSE KARAR BELLİ
Umarım kimse bir yerden gelecek işarete bakmaz;
Kendi vicdanı, kendi siyasi ahlakı, kendi mertlik ve vefa duygusu ile oyunu özgürce kullanır.
Vicdan, ahlak, mertlik ve vefa yan yana gelince…
O Meclis tarihe geçecek güzel bir sicil daha kazanır.
HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.