Ertuğrul Özkök: 70 yıllık bir taraftar olarak neden yine ve yeniden Aziz Bey’e oy vereceğim

Ertuğrul Özkök: 70 yıllık bir taraftar olarak neden yine ve yeniden Aziz Bey’e oy vereceğim

Ertuğrul Özkök bugünkü köşesinde "70 yıllık bir taraftar olarak neden yine ve yeniden Aziz Bey’e oy vereceğim" başlıklı yazısını kaleme aldı.

Önceki akşam Bayern Munich-PSG maçını seyrederken aklım kulübüm Fenerbahçe’deydi…
Hatırlayabildiğim tarihten beri, 9 yaşımdan bu yana Fenerbahçe’nin sadık bir taraftarıyım.
10 veya 11 yaşımda, üzerimde Lefter’in efsane çubuklu forması, tozlukları ile çekilmiş fotoğrafım hâlâ gurur kaynağımdır ve albümümün baş köşesinde duruyor.
Avrupa liglerinde üçüncü maçta Nice’e yenilip elendiğimiz gece, İzmir’in rutubetli bir gecesinde buz gibi yatağımı sabaha kadar gözyaşlarımla ısıttığımı, rahmetli anneciğimi de nasıl üzdüğümü hâlâ dün gibi hatırlıyorum.

whatsapp-image-2026-05-07-at-21-07-38.jpeg

ÖNCEKİ GECE FRANKOFON BEN VE
“ALMANCI HASAN” AYNI GÖRÜŞTEYDİK

Önceki gece olağanüstü bir maç seyrettik.
Son yıllarda seyrettiğimiz en… en güzel futbol karşılaşmalarından biriydi…
Sadece ben değil, Galatasaraylı Hasan Cemal de aynı görüşteydi.
Ben eski bir Paris vatandaşı olarak PSG’yi; o, babadan kalma Almancılığı ve orada yaşadığı yıllarda Werder Bremen’in amatör takımının eski bir futbolcusu olarak Bayern’i destekliyordu.

TÜRKLERİN ÇOĞU BARCELONA’YI
DESTEKLER AMA BEN REAL MADRİD’İ

Bu arada belirteyim.
Türkiye dışında sempatizanı olduğum iki takım var.
Türklerin çoğu Barcelona’yı destekler, bense Real Madrid sempatizanıyım.
Türklerin çoğu Arsenal’i destekler, bense işçi sınıfı ve Alex Ferguson’un takımı Manchester United sempatizanıyım…
Hem de çok eskiden beri…
“Busby Babies” diye bilinen takım, 1958’de bir uçak kazasında neredeyse yok olduğunda da ağlamıştım.
Beatles yaşlarımın efsanesi George Best’in de takımıdır MANU.

EKRANDA ALLIANZ ARENA’YI
SEYREDERKEN AKLIMA GELEN

Önceki gece o maçı imrenerek seyrettim…
Bayern Munich’in, dünya stat konseptini değiştiren Allianz Arena’sını seyrederken aklıma bizim stat geldi.
Benim için hâlâ Türkiye’de maç izlemenin en zevkli olduğu stattır.
Nedense bana MANU’nun Old Trafford’unu hatırlatır.

TÜRKİYE FUTBOLUNUN MAKUS
TALİHİNİ DEĞİŞTİREN STAT

Türkiye’de futbolun makus talihini değiştiren stattır o…
Futbolun sadece zeminde oynanan bir “şey” olmadığını, bunun aynı zamanda bir “entertainment eko-kültürel sistemi” olduğunu Türkiye’ye gösteren ilk adımdır o.
Rahmetli Özal’ın Bolu Stadı’nı çimlendirmesiyle başlayan futbol altyapısını yenileme devriminin ikinci ayağıdır.

BU STATIN ÜZERİNİ HÜZÜNLÜ
BİR TOZ ÖRTMEYE BAŞLADI

Buraya her adımımı attığımda tabii ki aklıma Aziz Yıldırım gelir.
Ama sadece geçmişte yaptıkları için gelmez…
Önümüzdeki dönem için de gelir.
Stadımız bu hâliyle ilk açıldığında Türkiye’nin açık ara en ileri spor alanıydı.
Ama artık üzerine yavaş yavaş hüzünlü bir toz örtülmeye başladı.
Yenilenmesi gerekiyor stadımızın.
Yine açık ara ön sıraya geçmesi gerekiyor.

BİZ FENERBAHÇELİLERİN BİR
“HOMO FABER’E” İHTİYACI VAR

İşte bunu düşündüğüm anlarda aklıma yine Aziz Yıldırım geliyor.
Yine bir “Homo Faber’e” ihtiyacımız var.
Yani “yapan, üreten bir insana…”
Bir lidere…

ÜLKER ARENA’DA JACK NICHOLSON
GİBİ KENARDA OTURMANIN HAZZI

Fenerbahçe basketbol takımının en tutkulu taraftarlarından biriyim.
Kim bilir kaç maçta, Jack Nicholson’un Lakers’in eski adıyla “Staples Center”ında oturduğu parke zeminin kenarındaki koltuklarda Aziz Bey’le yan yana maç seyrettik.
Onun basketbol bilgisine, Avrupa’daki bütün oyuncuları tek tek tanıyışına biraz da hayretle tanık olmuştum.
Bir Fenerbahçeli olarak kişisel albümümde, çubuklu forma ile fotoğrafımın yanında bir kare daha var.
Basketbol takımımızın İstanbul’da ilk EuroLeague şampiyonluğunu aldığı maçta, stadın ortasındaki kutlama fotoğrafının arka sırasında ben de vardım.
O gece soyunma odasına giren şanslı Fenerbahçelilerdendim.

whatsapp-image-2026-05-07-at-21-07-38-1.jpeg

SEYİRCİSİ YÜZDE 40 KADIN
OLAN BİR ARENAYA BAKARKEN

Ne yazık ki Aziz Bey ayrıldıktan sonra takımımın maçlarını hep ekranda izledim.
O arenanın yapılmasında Murat Ülker’in büyük katkısı vardır.
Aziz Bey’le onun vizyonu yan yana gelince EuroLeague’in en heyecan verici salonlarından biri ortaya çıktı.
Sadece takımımızla değil, seyircimizle de gurur duyuyorum.
Yüzde 40’a yakını kadın ve genç, hatta çocuk olan müthiş bir seyircimiz var.
Holiganlığa zerre kadar itibar etmeyen, yüzde 100 Avrupalı bir seyirci bu.
Ama o arena artık bize yetmiyor.
Bir NBA arenası kadar olmasa bile ona yakın yeni bir arenaya ihtiyacımız var.
Ekrandan o salona her baktığımda aklıma yine Aziz Bey geliyor.
Bir “Homo Faber’e”; yapan ve üreten bir insana, bir lidere ihtiyacımız var yine.

whatsapp-image-2026-05-07-at-21-07-39.jpeg

BEN DE ŞAMPİYONLUK ÖZLÜYORUM
AMA İÇİMDE BİR DE MANU VAR

Her Fenerbahçeli gibi ben de elbette şampiyonluk özlemi içindeyim.
Ama bazı Fenerbahçeliler gibi şampiyonluğu tek takıntı hâline getirmiş bir taraftar değilim.
Manchester United, Sir Alex’in ayrıldığı günden beri şampiyonluk yüzü görmedi.
Ama MANU yine dünyanın en kıymetli takımlarından biri.

BU PAZAR BARCELONA’DA
ŞUNU DÜŞÜNECEĞİM

Real Madrid bu yıl dökülüyor.
Ama bu pazar Barcelona’da yine onu aynı keyifle izleyeceğim.
Ve orada, stadın yenilenmiş koltuklarında otururken şunu da düşüneceğim.
Bu stadı yapan da bir zamanlar Aziz Yıldırım’ın yönetim kurulundan bir insandı.
Nihat Özdemir…
Tabii ki o statta otururken yine Aziz Yıldırım’ı hatırlayacağım ve içimden şu geçecek:
Bizim bir “Homo Faber’e”, yani yapan, üreten bir lidere ve onun gibi düşünecek yöneticilere ihtiyacımız var.

ÖNCEKİ GECE PSG VE BAYERN’DEN SADECE
BİRER FUTBOLCUNUN ADINI BİLİYORDUM

Dün Bayern-PSG maçını izlerken şunu da düşündüm.
Futbola bu kadar meraklı bir insanım ama önceki gece bence gerçek finali oynayan iki takımdan da adını bildiğim futbolcu sayısı bir elin beş parmağı kadar bile değildi.
PSG’den Dembele…
Bayern’den de bir tek Harry Kane…
Oysa daha önce elenen Real Madrid takımının neredeyse ilk 11’inin tamamının ismini biliyorum.

ÖNCEKİ GECE ALEX’İN
GELDİĞİ İLK YILI HATIRLADIM

Ama benim gözümde anonim isimlerden oluşan iki takım, bu yılın en güzel futbol oyununu ortaya koydular…
Demek ki bu oyunda “takım ruhu” denilen bir şey var…
Yani Fenerbahçe’nin epeydir kuramadığı, yaratamadığı bir şey…
Tabii bunları düşünürken şunu da düşündüm.
Alex’in Fenerbahçe’ye geldiği ilk günleri…

BİZİM AYNI ZAMANDA BİR “HOMO
INVENTOR’A” İHTİYACIMIZ VAR

Alex’in adını hiç duymamıştım.
Aziz Bey onu buldu ve getirdi…
Yani bizim Latincedeki deyişiyle bir “Homo Inventor’a” da ihtiyacımız var.
“Bulan, keşfeden bir insana….”
İşte bütün bunları düşündüğüm bir maç gecesiydi.
Bayern ve PSG bütün dünyaya futbol denilen oyunun nasıl mükemmel bir şey olduğunu, bir storyteller gibi anlatıyordu.

İŞTE O MAÇI SEYREDERKEN KARAR
VERDİM: OYUM AZİZ YILDIRIM’A

O maçı seyrederken karar verdim.
Bu kongrede gidip Aziz Yıldırım’a oy vereceğim.
Çünkü onun bir iki yıllığına da olsa yeniden bir “Homo Inventor” olarak gelip takıma rekabetçi ruhunu vermesini ve bir “Homo Faber” olarak da spor altyapımızı 21’inci yüzyıla taşımasını istiyorum.
Ve sonra bir iki yıl içinde takımı, Fenerbahçe’nin yeni nesillerinin yönetimine bırakmak…
Yani arkadaş;
70 yıldır Fenerbahçe’yi destekleyen bir taraftar ve kongre üyesi olarak oyum yine, yeniden Aziz Yıldırım’a…

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.