Naim Babüroğlu

Naim Babüroğlu

Laiklik mi, ara ki bulasın!

Kemalizm altı ilkeye dayanır. Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Lâiklik, Devrimcilik ve Devletçilik. ★★★ Devlet hayatına yön veren, Bütünleyici İlkeler de vardır: Milli Egemenlik, Milli Bağımsızlık, Milli Birlik ve Beraberlik, Yurtta Barış Dünyada Barış, Çağdaşlaşma, Bilimsel ve Akılcılık, İnsan ve İnsanlık Sevgisi. ★★★ Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İkinci Büyük Kongresi, 15-20 Ekim 1927’de toplanır. Bu kongrede, Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik ve Halkçılık partinin temel ilkeleri olarak kabul edilir. 1928’de, 1924 Anayasası’nda yer alan laikliğe aykırı, “Devletin dini İslam’dır” ifadesi çıkarılır. 1932 CHP Kongresi’nde, Laiklik, Devletçilik ve Devrimcilik eklenir. Ve “Altı Ok” oluşur. ★★★ 5 Şubat 1937’de Altı İlke (Altı Ok), Anayasa maddesi haline getirilir. Ve “Altı Ok”, devletin de temel ilkeleri olur. ★★★ “Altı Ok”, sadece yakaya asılan bir sembol değil... Türk Devrimi’nin çağdaşlaşma programıdır. Ezilen ulusların tümüne örnek oluşturan, bir kalkınma modelidir. “Altı Ok”un temelinde, tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik anlayışı vardır. ★★★ Altı İlke, birbirini tamamlayan bir zincirin halkalarıdır. Biri ya da birkaçı yok sayılırsa, birbirinden kopuk değerlendirilirse, “Kemalizm’den söz edilemez. Mesela, Milliyetçilik ilkesini göz ardı ederseniz, “Altı Ok”u yok edersiniz. ★★★ Eski Türk geleneklerinde din, çıkar amaçlı kullanılmamış, siyaset dışında tutulmuştu. Hiçbir eski Türk devletinde; din ve mezhep devlet siyasetine yön vermemişti. Eski Türklerin yaşamlarında laik bir düzen vardı. ★★★ Oysa... İslam inancında peygamber; öğüt verici, devlet kurucu ve yasa koyucuydu. Din ve devlet işleri birbirinden ayrılmamıştı. ★★★ Osmanlı Devleti’nde Padişah ve ona yakın dar çevre, ayrıcalıklı konumlarını sürdürmek için, dini vatana ihanet aracı olarak da kullandılar. Ümmeti oluşturan ve eşit haklara sahip halk, hızla “tebaa” haline getirildi, yönetime katılan değil, yönetilen bir kitle oldu. Yöneten “çoban”, yönetilen “kul” oldu. ★★★ Halkın yönetime katılması, uzun bir dönemden sonra ilk kez, Mustafa Kemal’in kurduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleşti. “Ümmet” millet, “kul” değerli birey oldu. ★★★ Laiklik ilkesi, elbette birden ortaya çıkmadı... İstiklal Savaşı’yla başlayan, ardından devrimlerle süren uygulamalar sürecinde oluşturuldu. Saltanat, hilafet, medrese ve tarikatlara karşı mücadelede olgunlaştı. ★★★ Saltanata karşı Cumhuriyet, hilafete karşı diyanet, medreseye karşı çağdaş okullar, tarikatlara karşı halk örgütlenmeleri kuruldu. Bu çağ atlamayı, ancak Mustafa Kemal yapabilirdi. Ve başardı. ★★★ Ve hâlâ bazıları, Atatürk devrimlerinin dine karşı olduğunu söyleyip dururlar. Çünkü, cehalet bilinçli bir tercih... Türk devrimi, dine karşı değil, dinle ilgisi bulunmayan kokuşmuş, çürümüş kurumlara karşı yapıldı. ★★★ Laiklik, Türk Devrimi’nin temel taşıdır. Lâiklik, yasa önünde ayrı dinlere bağlı olanların eşitliği kadar, aynı dine bağlı olanlar arasında mezhep eşitliğine de yer verir. Çünkü, Türkiye’yi bölmek ve parçalamak isteyenler, mezhep ayrımını sürekli kışkırtırlar. Lâiklik bu nedenle, Türkiye için bir güvenlik ve iç huzur sorunudur. Lâiklikle, milli birlik sağlandı. ★★★ Mustafa Kemal, dini çıkarı için kullananlardan ve alet edenlerden nefret ederdi: “Sofa sınıfının din simsarlığına izin verilmemelidir. Dinden maddi menfaat sağlayanlar, iğrenç kimselerdir. Bu duruma karşıyız ve buna izin vermiyoruz.” ★★★ Atatürk, sonsuzluğa adım atıncaya kadar, dinin çıkar aracı olarak kullanılmasını önledi. Fakat 15 yıllık iktidar, bu devrimler için çok kısa bir süreydi. Dinî siyaset için kullananlar, onun döneminde seslerini çıkaramadılar. Ancak, sonrasında laikliğin dinsizlik olduğu ve yıkılması gerektiği söylemleri yaygınlaştı. Büyük bir cüretkarlıkla dini duygular, çıkarlar uğruna kullanılmaya başlandı. Ve hatta dini siyasete bulaştıranların önü açıldı. Ve din simsarları, eski güçlü konumlarına tekrar kavuştular.  ★★★ Atatürk, Kemalizm’in altı ilkesinden, en çok laiklik konusunda duyarlıdır. Çünkü, laiklik, “devletçilik” dışındaki diğer dört ilkenin de ön koşuludur. ★★★ Mustafa Kemal, kendinden sonra, din tüccarlarının yeniden harekete geçeceklerini öngördüğü için milletini uyarır: “Bizi yanlış yola sürükleyen alçaklar, biliniz ki, çoğu kere din perdesine bürünmüştür... Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, milleti mahveden, tutsak eden, harap eden kötülükler, hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir.” ★★★ Ve 2026 Türkiye’si... “Değerler eğitimi”, “manevi gelişim” gibi konular için, Millî Eğitim Bakanlığı tarikat, cemaat, vakıf ve derneklerle protokoller yapıyorsa... Cemaat ve vakıflardan gelenler, öğrencilere bu eğitimi veriyorsa... Laikliği ara ki bulasın... ★★★ İlk mecliste, üyelerden biri laikliğin ne anlama geldiğini sorar. Mustafa Kemal, çok sinirlenir... Elini kürsüye vurarak, bir din bilgini olan üyeye cevap verir: “Adam olmak demektir hocam, adam olmak!” ★★★ Devlet işleriyle din işlerini karıştırırsan devlet yıkılır, ne vatan kalır ne de makam...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.