Ergün Aydoğan

Ergün Aydoğan

Kuralı kaldıran iktidardan kural beklenmemeli

                          

2019 yerel seçimlerinden sonra CHP’li belediyeler özellikle İstanbul için ‘’topal ördek’’ benzetmesi yaparak CHP’li belediyelerin çalışmalarını ‘’engelleyen’’ iktidar 2024 yerel seçimlerinden sonra ‘’silkeleme’’ kararıyla yargısal operasyonlara hız verdi. Bir taraftan da, CHP kurultay davasıyla ‘’mutlak butlan’’ ve ‘’kapatma’’ tartışmaları başlattı. CHP’li belediyeler çalışamaz hale getirilirken Özgür Özel’li CHP üzerinde ‘’mutlak butlan’’ ve ‘’kapatma’’ baskısı oluşturdu.

Muhalefetin en temel yanılgısı sanki rejim değişmemiş, parlamenter sistemdeki gibi kurumların işleyişinin devlet hiyerarşisi ve düzeni içinde yürütmenin yani Erdoğan’ın baskısı altında değilmiş; normalmiş gibi davranması. Oysa Türkiye normalini kaybedeli çok oldu; normalini kaybeden işleyişte normali aramak gerçekçi değildir.

Bu baskı ve kuşatma altında CHP Genel Başkanı Özgür Özel TBMM’deki boşalmalar için ara seçim önerdi. Ara seçimi zorlayan hamleler yapacaklarını dile getirdi. Yani TBMM’nin boşalan 8 üyesi için veya yüzde beş olan 30 milletvekiline tamamlamak için 22 milletvekilinin daha istifa ettirilerek ara seçime zorlamak. İstifalar Meclis onayına tabi olduğuna, Meclis çoğunluğu da AKP-MHP iktidarında olduğuna göre; iktidar kendisini zora sokacak bu istifaları kabul eder mi, kabul edeceğini düşünmek biraz saflık olur!

Nitekim yürütmenin başı olarak R. T. Erdoğan, yasamayı yok sayarak, yasamayı tahakküm altına alacak şekilde ‘’hükümetimizin gündeminde erken seçim yoktur’’ dedi.

MUTLAK BUTLAN DAVASI ERTELENDİ

Süreç odaklı denilen dava bir kez daha ertelendi. Bu siyasi bir dava olduğuna göre neye göre karar verilecek; Erdoğan’ın isteğine göre.

Cansu Çamlıbel’in başlattığı önemli bir tartışma ‘’seçimli otoriter’’ mi ‘’hegemonik’’ mi?

Seçimli otoriterlik ne demek. Türkiye uzun süredir seçimli otoriter kavramı üzerinde birleşti. Adil olmayan ama sandığın hala sonuç verebildiği bir rejim Türkiye. Sandık var, adil olmadığını hissediyoruz, oylama devam ederken kural değişiyor; mühürsüz oyların kabul edilme kararı alınması gibi bir takım sorunlar var. İstanbul seçimleri iptal ediliyor. İmamoğlu’nun tekrar kazanması hala sandıkla sonuç alınabileceğini; seçimli otoriteri gösterdi. Artık bu hegemonik otoriter bir modele kaymıştır.

19 Mart bir kırılmadır. 19 Mart’ta İmamoğlu’nun gözaltına alınması Türkiye’nin tam otoriterleşmesi noktasında önemli bir kavşaktı. O kavşak dönüldü, geçmiş olsun! Rakibin seçimi kazandı ne yaptın ‘’hile’’ var dedin daha seçimler sonuçlanmadan gece yarısı seçimi ben kazandım diye ilan ettin, İstanbul’un her bir tarafını billboardları seçimi ben kazandım duyurularıyla donattın; seçimleri manipüle etmekle suçlanan İmamoğlu değil aslında seçimleri sen manipüle ettin.

Seçimleri iptal ettin. Yasa gereği bir kez daha seçime gidildi. İptal edilen seçimi İmamoğlu ezici çoğunlukla bir kez daha kazandı. Vatandaş dedi ki; bak demek ki kazanabiliyor, değiştirebiliyoruz! Bu sefer ne yaptın bir takım gerekçelerle karşında üç kez seçim kazanmış Ekrem İmamoğlu’nu aldın. İmamoğlu’nun başlattığı değişim hareketiyle partinin başına gelen Özgür Özel’den Kılıçdaroğlu kadar memnun olmadın. İmamoğlu Özel ikilisi farklı! Ne yapmak lazım ‘’mutlak Butlan’’la partiyi Özel’den alıp Kılıçdaroğlu’na vermek lazım. Bunu kim istiyor Erdoğan. Kararı verecek hakimler kime bağlı; Adalet Bakanı Akın Gürlek’e! Akın Gürlek kime bağlı; Erdoğan’a!

31 Mart seçimleri üzerinden 2 yıl geçti. CHP’nin aldığı oy 37,81. O günden bu yana yapılan dalga dalga operasyonlar, kayyımlar, atamalar. Eşit oyun alanı ihlali var, eşit halde yarışıyoruz diyebileceğimiz bir alan kalmadı. Bir sonraki seçimin seçim olma özelliği sürekli iddia edildiği gibi Özgür Özel’in dokunulmazlığı kaldırılırsa, mutlak butlanla Kılıçdaroğlu geri gelir veya kayyım atanırsa. Yine iddia edildiği gibi Mansur Yavaş’a operasyon yapılarak adaylığı engellenirse. Muhalefetin lider ve aday kadrosu iktidar tarafından belirlenirse. Bırakınız adil, eşit seçimi; seçim olma özelliğinden söz edilemez.

Bütün bu tablo karşısında muhalefetin her şey normalmiş gibi ara seçim tartışmalarıyla vakit kaybetmesi ne kadar gerçekçi. Sanki ortada adil bir saha, adil bir oyun var, tarafların adil kurallar üzerinde anlaştığı bir zemin var. Hayır, kuralları belirlenmiş bir oyun yok, düdük istediği zaman çalıyor. İstediği oyuncuyu saha dışına, istediği oyuncuyu saha içine alıyor. Kırmızı karta, kurala, kural ihlaline gerek yok çünkü ortada kural yok.

Eğer muhalefet bu dayatılan alanı reddeden, ben senin dayattığın bu alanı reddediyorum. Senin seçimlerin meşruiyetini ve mahiyetini sorgulayan, daha güçlü bir direnç alanı, direnç hattı oluşturulmazsa. Mesele muhalefet olarak adayların ve kuralların iktidar tarafından belirlendiği bir sürece hala seçim demeye devam edecek misiniz, etmeyecek misiniz?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.