Ergün Aydoğan
Ekrem İmamoğlu ''Erken öten horoz'' mu?
Türkiye iç ve dış önemli gelişmelerin gölgesinde R. T. Erdoğan için ‘’siyasi tehdit’’ oluşturduğu düşünülen İBB Başkanı, CHP Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve Erdoğan sonrası yerine oğul Bilal mi, damat Albayrak mı yoksa Hakan Fidan’ın mı geçeceği tartışmaları yoğun olarak gündemi meşgul etmektedir. Bu konudaki kişisel kanaatim Erdoğan’ın sağlığı elverdiği sürece güven veya güvensizliğin ötesinde oğul-damat dahil kimseye bırakmayacağı yönünde!
Özgül ağırlığı olduğunu iddia eden AKP kurucularından, 22. Dönem TBMM Başkanı Bülent Arınç katıldığı Sözcü TV Senem Tolunay’a gündeme dair ses getiren önemli açıklamalar yaptı. Arınç’ın bu iki konudaki tespitleri kamuoyunda dikkate değer ses getirdi.
Arınç, AKP’de Erdoğan sonrasına yönelik ‘’2007’de ‘kardeşim Abdullah Gül’dür diyen bir insan, seçimler yaklaştığı zaman ‘kardeşim falandır’ diyebilir. Bunu da yabana atmayın.’’ Diyerek, Erdoğan’ın sözlerinin bağlayıcılığının olmadığını ifade etmektedir.
Arınç, ‘’Burası bir Azerbaycan değil veya Irak’ta İran’da Libya’da olan bir şey görülmemiş. Olmaz mı istenirse olur. Halk buna karar verir. Halk tarafından hemen alkışlarla ve olumlu karşılanacağını da düşünmem.’’
Sözleriyle iktidar muktedirlerinin bu yönde istekleri, arzuları olabilir ama ‘’bizim’’ halkımız bunu olumlu karşılamaz, onay vermez diyerek cumhuriyetle birlikte halkımızın babadan oğula geçen ‘’saltanat’a olur vermeyeceği vurgusu oldukça kıymetlidir. İktidar muktedirleri elbette iktidardan gitmek-bırakmak istemeyebilir veya dönemlerinin sorgulanması kaygısıyla kendilerinden sonrasını garanti altına alma planları yapabilir ama halkın böylesi bir anlayışa onay vereceğini düşünmek halkın demokrasi erdemini göz ardı etmek olur.
GELELİM ERKEN ÖTEN HOROZ MESELESİNE
Bülent Arınç, kamuoyunda oluşan yaygın kanaate benzer bir kanaatle ‘’Ekrem İmamoğlu’nun adaylığı çok erken açıklandı. Erken adaylık açıklanmasaydı belki tutuklanmazdı. Siyasette erken öten horozun başını keserler.’’ Ve tutuksuz yargılanmamasına işaret ederek İmamoğlu’nun yurt dışına ‘’kaçma’’ tehlikesi varsa engel olunabileceğini vurgulayıp ‘’Ben, Erbakan, Erdoğan geçmişte çok yargılandık. Ama o gün bize düşman olanlar bile bizi tutuklu yargılamadı. Ekrem İmamoğlu da tutuksuz yargılanmalı’’ diyor.
Öncelikle Arınç’ın erken adaylık dışındaki tespitleri çok kıymetli. Hukukçu kimliğiyle ‘’tutuksuz’’ yargılanmalı derken kendilerini ‘’düşman’’ olarak görenlerin bile kendilerini tutuklu yargılamadığı vurgusuyla iktidarın İmamoğlu’na düşmanlık yaptığını kabul ediyor.
MESELE ADAYLIĞIN ERKEN AÇIKLANMASI MI?
Kesinlikle hayır…
Bülent Arınç’ın bu tespitine katılmak mümkün değil. Bu açıklamadan da anlaşılmaktadır ki İmamoğlu ile ilgili ahmak davasıyla başlatılan davalar sürecinin siyasi saiklerle başlatılmış siyasi bir süreç olduğunun iktidarca da kabul edilmesidir. Burada temel mesele ne adaylığın erken açıklanmasıdır ne de salt İmamoğlu meselesidir. Mesele iktidardan gitmek istemeyenleri iktidardan gönderecek bir siyasi aktör-lerin ortaya çıkmasıdır.
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın grup toplantısında ‘’Bakalım Cumhurbaşkanlığı hevesi yolunda daha kaç CHP’li telef olup gidecek’’ sözleri her şeyi açıklamıyor mu? Bu sözler öylesine rastgele siyaseten söylenmiş sözler midir; tabi ki hayır.
Erdoğan’ın bu sözleri ve AKP içinde etkili Arınç’ın tutuklanmayı erken adaylığa bağlaması yaşanılan bütün bu davalar sürecinin, 300 günü geçen tutukluluğun, 4 bin sayfanın üzerindeki iddianamenin, yıllarca süreceği planlanan davanın erken adaylığa bağlı, siyasi tehdit oluşturmasından kaynaklandığı açıkça dile getirilmektedir.
Bir başka deyişle, İmamoğlu cumhurbaşkanlığı hedefi koymasa, erken adaylık açıklamasa, tehdit oluşturmasa; 2019 öncesi ve AKP’li belediyelerle ilgili suç oluşturmayan iş ve işlemler İmamoğlu ve arkadaşları için de oluşturmaz, tutuklanmazdı sonucu çıkmaktadır.
Birçok siyasetçinin ‘ahmak’tan çok daha ağır sözler sarf ettiği halde siyasi yasak davası açılmamışken… 2019 sonrasını milat koyup, hiçbir AKP’li belediye başkanına soruşturma izni vermeyen… başta bazı bakanların, bakan çocuklarının, çalınan sorular ve sahte diplomalarla yüzlerce kişinin kamuda ve siyasette etkin noktalardaki kişilerle ilgili hiçbir işlem yapılmanın ötesinde; üstü örtülüp, unutturulurken…
Gelin İmamoğlu’nun 31 yıllık diplomasını iptal ettiren, yolsuzluk soruşturması yapan, siyasi yasak getiren adaletin ‘’tarafsız’’ ve ‘’bağımsız’’ olduğuna inanın!!!
Tam bu noktada hukukçu kimliğiyle Bülent Arınç’ın yaşanan bu ağır siyasi darbeyi ‘’erken öten horoz’’ ifadesiyle hafifletmek yerine hukukun araçsallaştırılarak siyasi rakipleri tasfiyeye yönelik iktidar uygulamalarına itiraz etseydi, iktidarın içinden çıkan vicdani bir ses olarak acıya muhatap olanlar için bir umut, acıya sebep olanlar içinde etkili bir uyarıcı olabilirdi.
YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.